6.SINIF TÜRKÇE KONULARI

SÖZCÜK TÜRLERİ

Sözcük Türleri şunladır :

AD ( İSİM )

ADIL ( zAMİR 

ÖNAD ( SIFAT )

BELİRTEÇ ( ZARF )

İLGEÇ ( EDAT )

BAĞLAÇ 

ÜNLEM 

EYLEM ( FİİL )

AD ( İSİM ) 

Canlı, cansız, tüm varlıkları, kavramları tanıtmaya yarayan kelimelere “isim(ad)”denir.

“koyun, kuzu, çeşme, kılıç, mızrak, Türk, Bursa, duygu, düşünce, pehlivan, Mustafa Kemal Atatürk” vb. birer isimdir.

VARLIKLARA VERİLİŞİNE GÖRE İSİMLER
1) Özel isim,
2) Cins isim.

ÖZEL İSİM
Tek olan, öteki varlıklar içinde tam bir benzeri olmayan varlıklara verilen isme “özel isim” denir.

* Kişi ad ve soyadları birer özel isimdir :
Ayşe ŞENTÜRK, Ali NEMUTLU, …

* Ülke ve ulus adları özel isimdir :
Türkiye, İngiltere, Türk, İngiliz, …

* Kurum, dernek ve okul adları özel isimdir :
Türk Dil Kurumu, Milli Eğitim Bakanlığı, Atatürk İlköğretim Okulu, …

* Dil ve din adları özel isimdir :
Türkçe, Müslümanlık, Hıristiyanlık, …

* İl, ilçe, köy, mahalle, sokak adları özel isimdir :
Bursa, Yıldız Sokak, Emek Mahallesi, …

CİNS İSİM
Aynı cinsten varlıkların ortak isimleridir :
Okul, ev, taş, yol, çocuk, su, sıra, kağıt, …

Cins isimleri herkes tarafından tanınır ve bilinirler. “Okul” dendiği zaman herkesin zihninde aşağı yukarı benzer bir varlık canlanacaktır.

Bazı cins (tür) isimleri :

* Vücudun bölümleri ve organ isimler :
Baş, kol, el, ayak, göz, …

* Akrabalık isimleri :
Ana, baba, kardeş, amca, dayı, teyze, …

* Hayvan ve bitki isimleri :
Kedi, köpek, tavşan, gül, lale, …
* Araç, eşya isimleri :
İp, makas, kaşık, bardak, dolap, …

ADIL ( zAMİR  )

Adıl Nedir ?

Cümlede ismin yerini tutan, ismin olmadığı hâlde isim gibi kullanılan kelimelere “zamir (adıl)” denir.

Örnek : Şunu bana yolla.

ZAMİR ÇEŞİTLERİ

Zamirler, isimlerin yerlerini tutma şekillerine ve yerlerini tuttukları isimlere göre gruplara ayrılır.

1) KELİME HALİNDEKİ ZAMİRLER
a) kişi zamirleri
b) işaret zamirleri
c) belgisiz zamirler
d) soru zamirleri

a) KİŞİ ZAMİRLERİ
TEKİL ÇOĞUL

1. kişi : ben 1. biz
2. kişi : sen 2. siz
3. kişi : o 3. onlar

ve “kendi” kelimesi de kişi zamiridir.

b) İŞARET ZAMİRLERİ
Varlıkların işaret yoluyla yerini tutan sözcüklerdir. “Bu, şu, o, bunlar, onlar” işaret zamirleridir.

ÖRNEK : “ Bu adamı dövmüşler.
işaret sıfatı isim

c) BELGİSİZ ZAMİRLER
Hangi isimlerin yerini tuttuğu açıkça bilinmeyen zamirlere “belgisiz zamir” denir. “Bazısı, birkaçı, kimisi, hepsi, hiçbiri” belgisiz zamirdir.

ÖRNEK : “ Kimi evler yıkılmış.
belgisiz sıfat isim

d) SORU ZAMİRLERİ
İsimlerin yerini soru yoluyla tutan zamirlerdir. “ Hangisi, kaçıncı, nere, ne, kim” soru zamirleridir.

ÖRNEK : “ Kimi gördüm?
soru zamiri

ÖRNEK : “ Hangisi güzel?
soru zamiri

2) EK HALİNDEKİ ZAMİRLER
a) İYELİK ZAMİRLERİ

İsimlerin sonuna eklenerek, onların ait oldukları kişileri bildiren eklerdir.

TEKİL ÇOĞUL
Ders – i – m Ders – i – miz
Ders – i – n Ders – i – niz
Ders – i Ders – leri

b) İLGİ ZAMİRİ
Belirtili ad tamlamalarında tamlananın yerini tutmak üzere tamlayana eklenen “ – ki” ekine “ilgi zamiri” denir.

ÖRNEK : “Benim kalemim ben – im – ki “
tamlayan tamlanan ilgi zamiri

ÖRNEK : “Bizimki gidiyor.”

ÖRNEK : “Seninki ders çalışıyor.”

FİİLLER ( EYLEMLER )

a. Fiiller (Eylemler) nedir?

b. Fiillerde kişi
c. Fiillerde zaman
d. Fiil kipleri
1) Haber kipleri
2) Dilek kipleri
e. Fiillerde olumsuzluk
f. Fiillerde soru
g. Yapılarına göre fiiller
1) Basit fiiller
2) Türemiş fiiller
3) Birleşik fiiller
4) Ek fiil

a. FİİLLER (EYLEMLER) NEDİR?
Varlıkların yaptıkları işleri, hareketleri, varlıklarla ilgili oluşları kişiye ve zamana bağlayarak bildiren kelimelere “fiil (eylem)” denir.

ÖRNEK : “Seneler var ki kuşlar gelmiyor.”

b. FİİLLERDE KİŞİ
Fiiller, varlıkların işleri, hareketleri ve oluşları kişiye ve zamana bağlayarak anlatan kelimelerdir. Öyleyse her fiilin bir kişisi vardır. Kişi fiillerdeki iş, hareket ve oluşu yapan varlıktır.

KİŞİ EKLERİ
Tekil
I. Kişi : – m , – ım geldi – m , gelmiş – im
II. Kişi : – n , – sın geldi – n , gelmiş – sin

Çoğul
I. Kişi : – k , – iz , (- lim) geldi – k , gelir – iz , gele – lim
II. Kişi : – nız , – siniz geldi – niz , gelir – siniz
III.Kişi : – ler , – sinler gelir – ler , gel – sinler

c. FİİLLERDE ZAMAN
Fiillerde anlatılan iş, hareket, oluş, bilinen ya da bilinmeyen bir zamana bağlıdır. Zaman geçmişe ait olabilir, gelecekte olabilir ve içinde bulunulan an olabilir. Birde bunları içine alan genel anlamda geniş zamanda olabilir.

d. FİİL KİPLERİ
1) Haber kipleri
2) Dilek kipleri

KİP NEDİR ?
Fiillerin zaman ve kişi özelliklerine göre çeşitli eklerle çekimlenmelerine “fiil kipleri” denir.

1) HABER KİPLERİ
Eylemin yapıldığını, yapılmakta olduğunu ve yapılacağını bildiren kiplerdir.

Haber kipleri, fiile zaman anlamı katan kiplerdir. Haber kipleri beşe ayrılır.

Kişi Görülen Geçmiş zaman
-di ‘li geçmiş zaman
(- dı , – di , – du , – dü) Öğrenilen Geçmiş Zaman
– miş ‘li geçmiş zaman
(- mış , – miş , – muş , – müş) Şimdiki
Zaman
( – yor ) Gelecek Zaman
(- ecek, – acak) GenişZaman
( – r , – ır , – ir , – ur , – ür , – or , – er , – maz )
Tekil I geldim gelmişim geliyorum geleceğim gelirim
II geldin gelmişsin geliyorsun geleceksiniz gelirsin
III geldi gelmiş geliyor gelecek gelir
Çoğul I geldik gelmişiz geliyoruz geleceğiz geliriz
II geldiniz gelmişsiniz geliyorsunuz geleceksiniz gelirsiniz
III geldiler gelmişler geliyorlar gelecekler gelirler

2) DİLEK KİPLERİ
Bir işin, bir hareketin yapılmasını ya da oluşun meydana gelmesini dilek anlamı vererek anlatan kiplere “dilek kipi” denir.

Dilek kipleri, işin yapılıp yapılmadığını ya da yapılıp yapılmayacağını kesin olarak bildirmez.

Dilek kiplerinde zaman anlamı da yoktur. Dilek kipleri dört çeşittir.

Kişi Dilek Şart Kipi
( – se , – sa ) İstek Kipi
( – e , – a ) Gereklilik Kipi
( – meli , – malı ) Emir Kipi
( – sin , – in (iz) , – sinler )
Tekil I gelsem gelem gelmeliyim —–
II gelsen gelesin gelmelisin gel
III gelse gele gelmeli gelsin
Çoğul I gelsek gelelim gelmeliyiz —–
II gelseniz gelesiniz gelmelisiniz geliniz
III gelseler geleler gelmeliler gelsinler

e. FİİLLERDE OLUMSUZLUK
Eylemin yapıldığını, yapılacağını bildiren fiiller olumlu, yapılmadığını, yapılmayacağını bildirenler olumsuzdur.

Geniş zaman dışındaki kiplerde (geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman) olumsuzluk, fiil kök ya da gövdesine getirilen “ – me , – ma “ olumsuzluk eki ile yapılır.

Olumlu Olumsuz
gelecek gelmeyecek
başladık başlamadık
görüyorlar görmüyorlar
almış almamış

f. FİİLLERDE SORU
İşin, hareketin, oluşun olup olmadığını, yani eylemin yapılıp yapılmadığını öğrenmek amacıyla kullanılan fiil şekilleridir.

ÖRNEK : Alkışladınız mı?

Alkışla + dı + n + ız mı?
Soru eki
II. çoğul şahıs
Kaynaştırma harfi
di ‘li geçmiş zaman
Fiil tabanı

g. YAPILARINA GÖRE FİİLLER
1) Basit fiiller
2) Türemiş fiiller
3) Birleşik fiiller
4) Ek fiil

1) BASİT FİİLLER
Yapım eki almamış, kök durumundaki fiillere “ basit fiil” denir.

ÖRNEK : “ Gör – mek, yaz – mak , oku – mak , gül – mek , …”

2) TÜREMİŞ FİİLLER
Çeşitli yapım ekleriyle anlam değişikliğine uğrayan fiillere “ türemiş fiil” denir.

3) BİRLEŞİK FİİLLER
Birden fazla kelimenin tek anlam verecek şekilde birleşmesiyle yapılan fiillere “birleşik fiil” denir.

ÖRNEK : “ arz etmek, inat etmek, sağ olmak, …”

4) EK FİİL
İsim cinsinden kelimelere eklenip onların yüklem almalarını sağlayan eklere “ek fiil” denir.

ÖRNEK : “Ben öğrenciyim.”

ZARFLAR (BELİRTEÇLER)

a. Zarf (Belirteç) nedir?
b. Zarf çeşitleri
1) Durum zarfları
2) Zaman zarfları
3) Yer (Yön) zarfları
4) Azlık – Çokluk zarfları
5) Soru zarfları

a. ZARF (BELİRTEÇ) NEDİR?
Fiilleri çeşitli yönlerden niteleyen, sıfatların ve diğer zarfların anlamını kuvvetlendiren kelimelere “zarf” denir.

b. ZARF ÇEŞİTLERİ
Zarflar görevleri bakımından beşe ayrılır.
1) Durum zarfları
2) Zaman zarfları
3) Yer (Yön) zarfları
4) Azlık – Çokluk zarfları
5) Soru zarfları

1) DURUM ZARFLARI
Fiilin nasıl yapıldığını ve ne durumda olduğunu belirten zarflardır. Durum zarfları “nasıl?” sorusunun cevabıdır.

ÖRNEK : “Annesi çocuğa sıkıca sarıldı.”
Nasıl sarıldı? Sıkıca

2) ZAMAN ZARFLARI
Fiilin anlamını zaman yönünden belirleyen zarflardır. Zaman zarfları, fiile sorulan “ne zaman?” sorusunun cevabıdır.

ÖRNEK : “Az önce gitti.”
Ne zaman gitti?  Az önce

3) YER (YÖN) ZARFLARI
Fiillerin yerini, yönünü belirten zarflardır.

ÖRNEK : “Yukarı çıkma, aşağı gel.”

4) AZLIK – ÇOKLUK ZARFLARI
Fiilleri, sıfatları ve başka zarfları azlık – çokluk yönünden belirleyen kelimelerdir.

ÖRNEK : “Yemeği biraz fazla yemiş.”

ÖRNEK : “Bu kadar çok çalışmamalısın.”

5) SORU ZARFLARI
Fiilleri soru yoluyla belirleyen ve diğer zarfların türünü bulmaya yarayan soru kelimeleridir.

ÖRNEK : “Fidanları ne zaman dikeceksin?”

EDATLAR (İLGEÇLER)

a. Edat (İlgeç) nedir?
b. Edat çeşitleri
1) “gibi”
2) “göre”
3) “kadar”
4) “ile”
5) “için”
6) “üzere”
7) “karşı”

a. EDAT (İLGEÇ) NEDİR?
Tek başına anlamı olmadığı halde, cümle içerisinde kelimeler arasında anlam ilgileri kuran kelimelere “edat” denir.

b. EDAT ÇEŞİTLERİ
“gibi, göre, kadar, karşı, yana, ile, dolayı, üzere; …”

1) “gibi”

Birlikte kullanıldığı kelimeye eşitlik, benzerlik anlamı katar.

ÖRNEK : “Buz gibi su.”

2) “göre”

Yönünden ve karşılaştırma anlamı katar.

ÖRNEK : “Anlatılanlara göre ikisi de suçluymuş.(Yönünden)”

ÖRNEK : “Zeynep, Gökçe’ye göre daha akıllıdır.(Karşılaştırma)”

3) “kadar”

Kullanıldığı cümlelerde benzerlik, karşılaştırma, yakınlık, ölçü anlamı katar.
ÖRNEK : “Beni kardeşi kadar sever.(Benzerlik, Ölçü)”

4) “ile”

Araç, alet, birliktelik, beraberlik, durum ve neden bildirir. Başındaki (i) düşerek genellikle eklendiği kelimeye bitişik yazılır.

ÖRNEK : “Öfkeyle yerinden fırladı.(Durum)”

5) “için”

Neden ve amaç bildirir.

ÖRNEK : “Sınavı kazanmak için çok çalışıyorum.(Neden)”

6) “üzere”

Kullanıldığı cümlelere “amaç, şart, zaman” gibi anlamlar katar.

ÖRNEK : “Akşama geri getirmek üzere kitabımı alabilirsin.(Şart)”

7) “karşı”

Kullanıldığı cümlelere “doğru, hakkında” anlamları katar.

ÖRNEK : “Yağmur sabaha karşı dindi.”

 BAĞLAÇLAR

a. Bağlaç nedir?
b. Bağlaç çeşitleri
1) “ve”
2) “de”
3) “ile”
4) “ki”
5) “ama”

a. BAĞLAÇ NEDİR?
Anlam yönüyle birbiriyle ilgili cümleleri ve aynı görevdeki sözcükleri birbirine bağlamaya yarayan kelimelere “bağlaç” denir.

b. BAĞLAÇ ÇEŞİTLERİ
“ne, ve, de, ki, öyle ki, yine, yoksa, nitekim, üstelik, hem, ama, fakat, ancak, lakin, ne var ki, oysa, madem ki, yeteri, ya da, demek ki, hem de, …”

1) “ve” BAĞLACI

Aynı görevdeki kelimeleri ve cümleleri birbirine bağlar.

ÖRNEK : “Köyünü ve okulunu özlemişti.”
2) “de” BAĞLACI

Cümleleri aynı görevdeki kelimeleri ve kelime gruplarını birbirine bağlar.

ÖRNEK : “Toplantıya ben de katıldım.”

3) “ile” BAĞLACI

Aynı görevdeki kelimeleri birbirine bağlar. Edat olarak da kullanılır.

İle “ve” karşılığı kullanılıyorsa bağlaçtır.

4) “ki” BAĞLACI

Anlam bakımından birbiriyle ilgili cümleleri birbirine bağlar.

ÖRNEK : “Öylesine üzüldüm ki anlatamam.”

ÖRNEK : “Çalış ki sınıfını geçesin.”

5) “ama” BAĞLACI

Aralarında zıtlık bulunan iki ayrı ifadeyi, iki ayrı cümleyi birbirine bağlar.

ÖRNEK : “Çok çalışıyor, ama başaramıyor.”

ÖRNEK : “Oyun oynayabilirsiniz ama kavga etmeden.”

ÖRNEK : “Eski, ama güzel bir yapıydı.”

ÜNLEMLER

a. Ünlem nedir?
b. Ünlem çeşitleri
1) Seslenme ünlemleri
2) Sorma ünlemleri
3) Cevap ünlemleri

a. ÜNLEM NEDİR?
Öfke, sevinç, şaşkınlık, acıma gibi duyguları; seslenme, reddetme, kabul etme gibi durumları ifade ederler.

b. ÜNLEM ÇEŞİTLERİ
SESLENME ÜNLEMLERİ

* Ey Türk gençliği!
* Ay!.. Vallahi düşeceğim!..
* Yeter be!
* Tüh be!

 SORMA ÜNLEMLERİ
“hani, acep, acaba, niçin,…”

 CEVAP ÜNLEMLERİ
“evet, hayır, yok, değil, peki, hay hay, …”

Asıl ünlemlerin yanında coşkulu söylenmiş sözler, emirler, hitaplar, cümleler, vurgu, ton ve söyleyişine göre ünlem olarak kullanılabilirler.

* Ne mutlu Türküm diyene!
* Bayramınız kutlu olsun.
* Çok korkunç!
* Hayır!
* Ah, bunu ben neden yaptım!

METİN ANA FİKRİ YARDIMCI FİKİRLERİ VE BAŞLIĞI

    Yazarın parçada anlatmak istediği düşünceye ana fikir denir. Yazıda birçok fikir bulunabilir. Ama asıl anlatılmak istenen fikir tektir. Ana fikir, kısaca, parçanın bir cümlelik özetidir. Ana fikir bazen parçanın içinde bir cümle halinde verilmiş olabilir. Bu durumda o cümleye ana fikir cümlesi diyebiliriz. Ana fikir parçada cümle halinde verilmemişse parçanın bütününden ana fikri kendimiz çıkarmamız gerekir.

    Bazı parçalarda birden çok ana fikir var gibi görünebilir. İyi hazırlanmış bir parçada kesinlikle tek ana fikir vardır. İkinci ana fikir dediğiniz ikinci görüş, esas ana fikri desteklemek için vardır.

Ana düşünce Nasıl Belirlenir?

  Ana düşünceyi belirlemek, bir sözcüğün cümlede kazandığı anlamı, yaptığı görevi, cümlelerin ilettikleri yargıyı kavramaya bağlıdır. Ana düşünceyi belirlemede yanılgıya düşmemek için parçayı bütünüyle kavramayı amaçlayarak okumak gerekir. Parça okunduktan sonra, “Bu parçada yazarın asıl anlatılmak istediği nedir?” sorusuna doğru bir cevap alınırsa, ana düşünce belirlenmiş olur.

Ana Düşünce Cümlesinin Yeri

  Ana düşünce cümlesi, yazarın amacını belirleyen cümledir. Paragrafta anlatılan her şeye bu cümle yön verir.

  Ana düşünce cümlesi yazarın tutumuna bağlı olarak paragrafın başında, ortasında ya da sonunda bulunabilir. Kimi paragraflarda ise ana düşünce somut olarak paragrafın herhangi bir yerinde görülmez; paragrafın tümüne sindirilmiş olur.

* Paragraf tümdengelim yöntemiyle oluşturulmuşsa ana düşünce cümlesi başta yer alır; ilk cümle hem konuyu hem ana düşünceyi yansıtır.

Örnek:

Dil, bir toplumu başka bir toplumdan ayıran en önemli öğedir. Şair ise dildeki sözcüklere yeni anlamlar, çağdaş yorumlar katan kişidir. Bir toplum, yeni şairlerini anladığı ölçüde daha çağdaş bir toplum olma çizgisine ulaşır. Kısacası şair, toplumun dilini, dolaylı olarak da duyarlığını zenginleştirir ve canlı tutar.

Verilen parçanın son cümlesi “Kısacası……” biçiminde başlıyor. Buradan anlıyoruz ki yazar, parçada anlattığı her şeyi burada kısaca belirtecek. Parçanın son cümlesi, ana düşüncedir.

METNİN BÖLÜMLERİ

GİRİŞ GELİŞME VE SONUÇ BÖLÜMÜ VARDIR

Metnin Giriş , Gelişme ve Sonuç Bölümü Nasıl Bulunur ?

  Giriş bölümü:

 Verilen bir konuyu açıklayabilmek için önce açıklanması gereken düşünce bulunur ve bu düşünce giriş bölümünde belirtilir. Giriş bölümü kompozisyonun en kısa bölümlerinden biridir. Bu bölümde sadece açıklanması gereken düşünce belirtilir. Bu bölümde örnek verilmez ve açıklama yapılmaz. Kısa ve öz bilgi verilmelidir. Ayrıca giriş cümlelerinde noktalama işaretlerine de dikkat edilmelidir.

  Gelişme bölümü :

Gelişme bölümünde, giriş bölümünde belirtilen düşünce geniş bir şekilde açıklanır. Bu bölümde örnek verilmesi gerekiyorsa örnek verilir. Ancak örneğin diye başlanılmaz, örneğin sözcüğü kullanılmaz. Verilen örnek birden fazla olmamalıdır. Gelişme bölümü bir paragraftan fazla olabilir. 1.paragrafta anlatılan konunun devamı gibidir ama daha geniş ve açıklayıcı bir şekilde olmalıdır.
  Sonuç bölümü :

Sonuç bölümünde, giriş ve gelişmenin ortak düşüncesi yani ana düşünce yazılır. Bu bölüm yazılı anlatımın diğer kısa bölümünden biridir. Bu bölümde de dikkat edilmesi gereken önemli özellik fazla ayrıntıya girmemektir.Yine kısa ve öz olmalıdır .

DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI:
Konunu işlenişinde amaca ulaşmayı, kavramayı kolaylaştırır.
Hangi anlatım biçimi seçilirse seçilsin bu yollardan biri ya da birkaçına başvurulur.
1. TANIMLAMA:
Herhangi bir varlığın, bir nesnenin ya da bir kavramın kendine özgü niteliklerini söyleyerek onu tanıtmaktır.
Tanımlama yöntemine kısaca “… Nedir? “ sorusunun yanıtıdır da diyebiliriz.

Örnek: Dostluk; kötülüklerden, saldırılardan, horlanmalardan sizi esirgeyenlerin yürek gücüdür. Dost güzeldir, iyidir, esirgeyendir, koruyandır. Dost, gönül kapılarını ardına kadar size açan, bir ölçüde hoş gören bağışlayandır; gerektiğinde de kötü yanlarınızı, eylemlerinizi, eleştirmesi gereken ama onurunuza hep saygılı kalandır.

2. KARŞILAŞTIRMA:
Bir kıyaslama söz konusudur.Kavramlar, kişiler, olaylar ve durumlar arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ortaya konulur.
Herkesçe bilinen bir gerçeğin bu bilinen yönlerinden hareket ederek düşüncesinin sonunla benzeşen ya da benzeşmeyen yönlerini sergiler.

Örnek: Sanatta biçim, sadece istif bir yerleştirmedir. Daha sağlam ve kapsamlı bir deyişle “kurgu”dur. Sanatta öz ve içerik ise sanatçının konuyu algılayışı ve konusuna kattığı bütünün parçasıdır. Sanatçı sonra yeteneği, zekâsı, bilgisi, kültür birikimi, dünya görüşü ile bunları kurgulayıp biçimlendirerek sanat yapıtını oluşturur.
Sonuç: Bu paragrafta sanatta biçim ile içerik karşılaştırılmıştır.
3. BENZETME:
Aralarında benzerlik bulunan iki şeyden zayıf olanın güçlü olana yakıştırılması yöntemidir.

Örnek: Maydanoz bir kere ekildi mi bir yere kökünü kurutamazsınız. Ben istemiyorum, artık sökmek istiyorum dersiniz ve sökersiniz. Toprakta kalan kılcal maydanoz kökleri bir müddet sonra tekrar yeşillenir, maydanoz olur. Çok arsız bir bitkidir. Kanser de öyledir, bir yere girdi mi bir daha onu kurutamazsınız.
Sonuç: Bu paragrafta maydanozun yayılışı kansere benzetilmiştir.
4. ÖRNEKLEME:

Soyut bir düşünceyi somut ve anlaşılır kılmak için bu yola başvurulur.
Daha çok açıklayıcı ve tartışmacı anlatım biçimlerinde kullanılır.

Örnek:

   Bence ölümsüzlüğün sırrı, başkaları için iyi işler yapmadadır. Atatürk’ü düşünelim. Ölümünün üzerinden yıllar geçtiği halde, yaptıkları ve başardıklarıyla dimdik ayakta duruyor. Sade bizim ülkemizde mi? Hayır, bağımsızlık savaşlarında yol gösterdiği nice mazlum ülkede aynı şekilde yaşıyor.

Sonuç: Bu paragrafta ölümsüzlüğün sırrına Atatürk örnek gösterilmiştir.
5. TANIK GÖSTERME:

  Anlatılmak istenen bir düşünceyi daha inandırıcı kılmak, daha iyi açıklamak için ünlü kişilerin sözlerinden yararlanarak düşünceler geliştirilebilir.

Örnek:

    Sanat, insanın doğada bulduklarıyla yetinmemesi, dünyayı istediği biçimde yeniden yaratmaya kalkışmasıdır, denebilir. Bunun içindir ki Bacon: “ Sanat, doğaya katılmış insandır.” der. Bununla hem sanatın doğadan ayrı bir şey hem de insanın kendi beğenilerinin, tutkularının, duygu ve düşüncelerinin, kısaca kendi kişiliğinin doğaya yansıması olduğunu anlatmak ister.

Sonuç: Bu paragrafta Bacon’ın adı ve sözü verilerek tanık göstermeden yararlanılmıştır.
6. SAYISAL VERİLERDEN YARARLANMA:
– Teknik ve istatistiğe dayalı bilgilerin anlatımında kullanılır.
– Daha çok açıklayıcı ve tartışmacı anlatımlarda kullanılır.

Örnek:

  Günümüzde sanat dergileri beş yüz ile iki bin beş yüz arasında satılıyor. En fazla üç bin satan dergi var. Kim bu üç bin kişi? Sanatçılar, sanata değer veren aydınlar ya da yazarlığa özenen kişiler. Halk, altı yedi kitabı olan yazarların çoğunun adını bile bilmiyor.

BİRİNCİ VE ÜÇÜNCÜ AĞIZDAN OLAYI ANLATMA 

BİRİNCİ AĞIZDAN ANLATMA 

Birinci ağızdan anlatım” yazının olay örgüsünde yazarın bizzat bulunduğu ve genellikle fiillerin “gördüm, yaptık, başlıyoruz” gibi yazarın da içinde bulunduğu kiplerle çekimlenen anlatım türüdür. Bu anlatım türünde yazar, anlatılan olayın bizzat kahramanlarından biridir. Yani yazar kendi başından geçen olayı anlatmaktadır.

Örnek:Kapıdan çıkarken soluk yüzlü, sert bakışlı, iri yarı bir adam karşımda dikildi ve gözleri benden hesap sorar gibiydi. Aldırmadan yoluma devam etmeye çalıştım. Çirkin suratını aklıma kazıdım ve onun bakışlarındaki derin anlamı çözme gayretiyle saatlerce yürüdüm.”

Örnek soru

“Şimdiye kadar seksen kitabım yayımlandı. Bunların hepsi bana, sanki yazacağım seksen birinci kitabımın müsveddesiymiş gibi geliyor.”

Bu parçanın anlatımı için hangisi söylenebilir?

a.Birinci kişi anlatımı kullanılmıştır.

b.Anlatım başkasının ağzından yapılmıştır.

c.Üçüncü kişi anlatımı kullanılmıştır..

d.Anlatıcı başka birine ait gözlemlerini anlatıyor

cevap  : A

ÜÇÜNCÜ AĞIZDAN ANLATMA 

Olaya tanık olanın veya olayı bize aktaranın ağzından yapılan anlatımdır. Bu anlatımda ifadeler görülen geçmiş zaman(-dı,-di) veya öğrenilen geçmiş zaman(-mış, -miş) ekleri kullanılır.

Örnek:

“Kapıdan çıkarken soluk yüzlü, sert bakışlı, iri yarı bir adam karşısına dikildi ve gözleri ondan hesap sorar gibiydi. Aldırmadan yoluna devam etmeye çalıştı. Çirkin suratını aklına kazıdı ve onun bakışlarındaki derin anlamı çözme gayretiyle saatlerce yürüdü.”

Görüldüğü üzere örnekteki parçada olayı anlatan kişi üçüncü kişinin bakış açısıyla anlatıyor.

ÖZNEL VE NESNEL ANLATIMLI CÜMLELER

Öznel Yargılı Cümleler:

  Öznede, yani söz söyleyen kişide oluşan; nesnelerin gerçeğine değil,gıl kişilerin duygu ve düşüncelerine bağlı olan, bu nedenle de kişiden kişiye değişebilen yarardır. Öznel anlatımda kişi, cümleye kendi duygularını katar, bir yorum yapar. Bu tür yargılar, “bence, bana göre” anlamı taşır.

Örnek :  İstanbul dünyanın en güzel şehridir.

  Örnekteki cümlede geçen İstanbul başkalarına göre okadar da güzel değildir. Bu yüzden kişi kendi görüşünü yani öznel yargısını dile getirmiştir.

Aşağıdaki örnekte de kişi kendi görüşünü söylemiştir. Genel geçer bir görüş değildir.

Örnek : İyi bir romancı, şiir yazamaz; ama iyi bir şair, roman yazabilir. (Öznel)

CÜMLEDE DUYGULAR

Sevinç Cümlesi

Arzu edilen bir şeyin gerçekleşmesinden duyulan mutluluğu ifade eden cümlelere denir.

Örnekler :

Yaşasın ! sınavı en yüksek notu alarak kazandım.

Yaz tatili başladığı için çok mutluyum.

Bugün hava çok güzel, içim kıpır kıpır.

Üzülme Cümlesi

Olumsuz bir olaya ya da istenilen bir şeyin gerçekleşmemesi karşısında duyulan kederi ifade eden cümlelere denir.

Örnekler :

Onu o halde görünce adeta yıkılmıştım.

Yüzüne bakınca yılların onu ne hale getirdiğini gördüm, yüreğim parçalandı.

Annesini kaybeden arkadaşımın dünyası başına yıkılmıştı

Begenme Cümlesi

Bir olaya ya da durum karşısında gerçekleşen ve memnuniyet ifade eden cümlelere denir.

Örnekler :

 Eserlerinde Anadolu insanının tüm yönlerini başarı ile yansıtmış.

İnsanlara karşı tavrı ve iletişim becerisi çok iyi.

 Üzerine giydiği gömlek çok yakışmıştı. 

Acıma Cümlesi :

Bir insan ya da varlığın içinde bulunduğu durum karşısında duyulan acıma hissini anlatan cümlelerdir.

Örnekler :

Çadırda yaşayan mevsimlik işçilerin hali içimi parçaladı.

Zavallı çocuk yaşının çok üstünde işlerde çalıştırılıyordu.

Sitem Cümlesi :

Bir kişinin tavırları karşısında duyulan alınganlığı ve kırgınlığı ifade eden cümlelere denir.

Örnekler :

– Gelemeyeceksen bile bir telefon edebilirdin.

– Geziye gitmişler de bize bir haber vermediler.

– Çok yavaş hareket etmeseydin uçağa yetişebilirdik 

Pişmanlık Cümlesi :

Yapılan bir davranışın sonucunda istenilmeyen bir durum ortaya çıkması ile duyulan üzüntülü haldir. Çoğunlukla “keşke” ifadesine başvurulur.

Örnekler :

– Keşke bana karşı olan duygularını anlayabilmeydim.

– Böyle karşılanacağımı bilseydim hiç gelmezdim yanına.

– Ödevlerimi bu saate bırakmakla iyi etmedim.

Özlem Cümlesi :

Bir kişiye ya da bir varlığa kavuşma isteği, o kişi ya da varlığı görme isteği bildiren cümlelere denir.

Örnekler :

– Çocukken ne güzel oyunlar oynardık.

– Yıllardır göremediğim memleketim burnumda tütüyor.

– Eski bayramları şimdi çok arıyorum.

Şaşırma Cümleleri

Hiç beklenmeyen bir olayla ya da kişiyle karşılaşma anında duyulan şaşırma hissini belirten cümlelere denir.

Örnekler :

– Bir anda karşımda onu görmeyeyim mi !

– Üç yıl içinde bu kadar değişmiş mi buralar ?

– Bu kadar iş yalnız başına nasıl yapılabilir ?

Uyarı Cümlesi :

Olumsuz bir durumun gerçekleşmemesi adına bir kişiyi bazı davranışları yapmaması konusunda ikaz etmeye denir.

Örnekler :

– Yeni boyandı banklara oturmayın.

– Biraz sessiz olmanız mümkün mü ?

– Soğuk havalarda ince giysilerle dışarı çıkma.

Hayıflanma ( Üzülme ) Cümlesi :

Bir işi yapamama karşısında duyulan üzüntüyü ifade eden cümlelerdir. Pişmanlık bildiren cümleler içerisinde de üzüntü anlamı vardır.

Örnekler :

– Boşa geçen yılları düşündükçe kendi kendimi yiyorum.

– Bu şehirde okumayı neden düşünmedim ki?

– Onun halini görünce yıllardır aramadığım için çok üzüldüm. 

Yakınma (Şikayet ) Cümlesi :

Olumsuz bir durumdan duyulan sızlanma, rahatsızlık, şikayet gibi durumları bildiren cümlelerdir.

Örnekler :

Sanat eserlerinin değerini kimse algılayamıyor.

nsanların bu kadar umursamaz olmasını anlamıyorum.

O kendi bildiğini yapar, kimseyi dinlemez.

ÖRTÜLÜ ANLAM

Örtülü Anlam Ne demektir?

 Söylenen ifadede yer almayan ancak cümlenin anlamından diğer yargıların gizlenmiş olarak belirtilmesine örtülü anlam denir.
Bu tip cümlelerde kıyaslamalara , aşamalı durumlara yer verilebilir. Ağırlıklı olarak “de” bağlacı kullanılır.

Örtülü anlam örnekleri:
Hava bugün daha güzel. (Bugünkü hava dünküyle kıyaslanmıştır.)
Artık seni sağlıklı görüyorum. (Aşamalı bir durumdan bahsedilmekte.)
Toplantıya müdür de gelmiş. ( De bağlacı kullanılmıştır.)

TÜRKÇE KURALLARINA UYMAYAN KELİMELER

 Dilimize özgü bazı özellikler vardır. Bunları kural olarak düşünürsek, bazı yabancı kelimeleri kolaylıkla ayırabiliriz.

 Dilimizde içinde J olan kelime yoktur: jandarma, jilet, Jale, jimnastik, müjde..

 H de yoktur: hediye, ahbap, zahmet, hayat, hayvan, hal, bahşiş, bahçe, hak, hüküm, hakim, hibe, hoş, her, …

Kelime başında R bulunmaz: Remzi, roman, raptiye, razı, …..

Kelime başında L de bulunmaz: Limon, lamba, loş, leğen, lake, lif, leblebi, …

İki sesli harf yan yana olmaz: Saat, ziraat, aile, saadet, …

İki sessiz harfle başlayan kelimeler de yabancı kökenlidir: stad, spor, klasik, tren, …

 Dilimizde sesli harf uyumu vardır. Yani hem ince sesli harf (e, i, ö, ü) hem kalın sesli harf (a, ı, o, u) aynı kelime içinde bulunmaz. Bu uyumun olmadığı kelimeler öz Türkçe değildir: minare, cami, sandalye, kanepe, divan, asker, fakir, kitap, kalem, vicdan, …

EŞ ANLAMLI KELİMELER 
Sesleri farklı, anlamları aynı olan sözcüklere eş anlamlı (anlamdaş) sözcükler denir. Türkçede söz­cükler arasında eş anlamlılıktan çok, yakın anlamlılık vardır. Bu nedenle Türkçede eş anlamlı sözcüklerin sayısı çok azdır. Türkçedeki eş anlamlılık, yabancı kökenli sözcüklerden kaynaklanır. Eş anlamlı kelimelere bakıldığında genellikle bunlardan birinin Türkçe, öbürünün yabancı kökenli sözcük olduğu görülür:

Bir sözcüğün eş anlamlısını cümledeki kul­lanımı belirler.

Örneğin:

“Çektiğimiz sıkıntının nedeni sevgisizlik, bencil­liktir.” cümlesinde geçen “sıkıntı” sözcüğü, “Bu seferki yolculuğumuz çileli geçti.” cümlesindeki “çile” sözcü­ğüyle eş anlamlıdır. Ancak;

Eline geçirmiş de çileyi evirip çevirip yumak yapıyor.

dizelerindeki “çile” ile eş anlamlı değlldir.

Aşağıda Alfabetik listelenmiş Eş Anlamlı Kelimeler Sözlüğünü sizler için listeledik:

abide :anıt
acele :çabuk
acemi :toy
aciz :güçsüz
adalet :hak
adet :sayı
aka :büyük
akıl :us
al :kırmızı
alelade :sıradan
aleni :açık
ara :fasıla
araba : otomobil
armağan :hediye
aşk :sevi
atik :seri
ayakkabı :pabuç
bağışlama :affetme
bacı :kız kardeş
baş :kafa
bayağı :adi
beyaz :ak
bonkör :cömert
cennet :aden
cevap :yanıt
cılız :zayıf
cimri :pinti
cümle :tümce
çabuk :acele
çağrı :davet
çamur :balçık
çare :umar
denk :müsavi
deprem :zelzele
dilek :istek :arzu
dizi :sıra
doktor :hekim
dost :arkadaş
edebiyat :yazın
edep :adap
ehemniyet :önem
elbise :esbap
emniyet :güven
eser :yapıt
ev :konut
fakir :yoksul
fayda :yarar
fena :kötü
fikir :düşünce ya da ide
gemi :vapur
gezmek :dolaşmak
gökyüzü :sema
gözlem :rasat
güç :kuvvet
hadise : olay
hareket :kinetik
hasım :düşman
hasret :özlem
hatıra :anı
hediye :armağan
hekim :doktor
hısım :dost
ırak :uzak
ırmak :nehir
idadi :lise
idare :yönetim
ihtiyar :yaşlı
ihtiyaç :gereksinim
ilan :duyuru
ilişki :münasebet
imtihan :sınav
isim :ad
istasyon :gar veya Terminal
istikbal :gelecek

ZIT ( KARŞIT) ANLAMLI KELİMELER
Karşıt anlamlı kelime nedir ?
   Karşıt kavramları karşılayan, birbirleriyle çelişen anlamlar içeren sözcüklere “zıt anlamlı sözcükler” denir.
  • Güzel – çirkin
  • İnce – kalın
  • Ağlamak – gülmek
  • İnmek – çıkmak vs
   Sıkça kullandığımız zıt anlamlı kelimelere örnekler vermeden önce bilmemiz ve dikkat etmeniz gereken şeylere değinelim.
dipnot :Her sözcüğün eş anlamlısı olmadığı gibi zıt anlamlısı da yoktur.  Özellikle nitelik ve nicelik bildiren sözcüklerin yani sıfatların ve zarfların zıt anlamlısı bulunur.
Örnek = Ekşi, kitap, sarı, masa, duvar…

AYNI KAVRAM ALANINA GİREN KELİMELER-SÖZCÜKLER

Ortak ya da benzer işler için kullanılan fakat farklı anlamlar taşılan kelimelerdir.

1. Tır, kamyon, kamyonet…

2. Sandalye, tabure, koltuk…

bu kelime grupları, benzer işler için kullanılır fakat aynı anlama gelmez.

KALINLIK -iNCELİK UYUMU

Kalın ünlüler: a, ı, o, u

İnce ünlüler: e, i, öü

Türkçe sözcüklerde kalın ünlülerden sonra kalın, ince ünlülerden sonra ince ünlülerin gelmesi kuralıdır.

Yani

a, ı, o, u‘dan sonra a, ı,o, u

e, i, öü‘den sonra e, i,ö, ü

Örnek verecek olursak :
Karşılaşmalar başlamıştı.

Görüşmelerin nasıl sonuçlandığını öğrenemedik.

*Verilen örneklerde Kalın-İnce uyumu görünmektedir.

HECE DÜŞMESİ (ÜNLÜ SES DÜŞMESİ)

Türkçe’de sözcüklerin özelliğinden ya da söyleyiş kolaylığından kaynaklanan hece düşmesi olayına rastlanır. Bu olgu üç nedenden kaynaklanır:

1. Kimi sözcükler sonlarına ünlü ile başlayan bir ek ya da sözcük (bileşik sözcüklerde) geldiğinde zayıf olan orta hecelerini (ünlülerini) yitirirler.
 
Bu oluşum yazıya da geçer. Buna uyulmazsa yazım yanlışı yapılmış olur.
Örnekler :
Akıl        ®      aklım
Şehir      ®      şehre
Nehir     ®      nehrin
Beyin     ®     beynimiz
2. Bileşik sözcüklerin oluşumu sırasında iki ünlü yan yana gelirse, bu ünlülerden biri ya da bir ünlüyle bir ünsüz düşer. Buna “ünlü aşınması” da denir.   Bu özellik yazıya geçebilir.
 
Örnekler :
Ne için          ®     niçin
Ne asıl           ®     nasıl
Pazar ertesi   ®    Pazartesi
Cuma ertesi  ®   Cumartesi
3. Kimi sözcüklerde söyleyiş kolaylığından kaynaklanan ünlü düşmeleri gözlenir. Buna “aşınma” da denir.
Örnekler :
Burada        ®    burda
Şura             ®    şurda
Orada          ®    orda

ÜNSÜZ SERTLEŞMESİ

  Türkçe veya yabancı bir kelimenin sonunda f, h, s, ç, ş, p, t, k ünsüzleri bulunuyor ve bu kelimelere, sert şekli de olan yumuşak bir ünsüzle (b, c, d, g) başlayan ek getiriliyorsa, ekin başındaki yumuşak ünsüz, kelime sonundaki sert ünsüzün etkisiyle sertleşir.

Ünsüz sertleşmesine örnekler : 

  • Kebap-cı…kebapçı
  • Yavaş-ca…yavaşça
  • Ayak-cak…ayakçak
  • ayak-da…ayakta
  • yurt-dan…yurttan
  • ses-deş…sesteş
  • yap-dı…yaptı
  • aç-dır…açtır
  • at-gı…atkı
  • seç-gin…seçkin
  • çalış-gan…çalışkan
  • kıs-gaç…kıskaç
KÖKLER VE EKLER 

  Sözcükleri yapıları bakımından incelediğimizde kimi sözcüklerin hiçbir ek almadan tek başına kullanıldığı; kimilerinin ise anlamını değiştiren ve cümledeki görevini belirleyen bir takım ekler alarak kullanıldığını görürüz.

        Sözcükler kök ve ek adı verdiğimiz bölümlerden oluşur.

KÖK: Bir sözcüğün aldığı bütün ekler atıldıktan sonra geride kalan anlamlı en küçük parçasına kök denir.

Kök parçalandığında anlam bozulur.

“yırt-ıcı-lar-ın”sözcüğünün aldığı ek atılınca geride “yırt”kökü kalır.

Sözcük kökleri 4’e ayrılır:

1)İsim Kökleri:Ad ve ad soylu olan köklerdir. Bunlar –mek,-mak ekleriyle okunamaz.

Göz, kitap, sarı, baş, çiçek, kalem…

2)Eylem Kökleri: Eylem olan köklerdir. Bunlar –mek,-mak ekleriyle anlamlı bir biçimde okunabilir.

Yat-,yürü-,oku-,bil-…

3)Sesteş Kökler: Yazılışları aynı ancak anlamları farklı olan; hem ad hem de fiil olarak kullanılan ve aralarında hiçbir anlam ilişkisi bulunmayan köklerdir.

Gül(gülmek)               diz(dizmek)

Gül(çiçek)                   diz(bacağın bir bölümü)

sol(solmak)                 düş(düşmek)

Sol(yön)                      düş(rüya)

4)Ortak Kökler: Aralarında anlam yakınlığı olan ve hem ad hem eylem olarak kullanabildiğimiz sözcüklerin köküdür.

Kuru(ıslak olmayan)               kuru(kurumak)

Boya(boyamaya yarayan madde)                  boya(boyama işi)

GÖVDE: Sözcük köklerine yapım ekleri getirilerek türetilen yeni sözcüklere gövde denir.

Yüksek(kök)>yükseklik(gövde)

Sev>sevgi

GÖVDE TÜRLERİ

Gövde türleri ikiye ayrılır

1.İsim Gövdeleri 

2.Fiil Gövdeleri

isim gövdeleri” ve “fiil gövdeleri” olmak üzere ikiye ayrılır. Eğer kök üzerine gelen yapım eki, isim türünde bir kelime oluşturduysa bu “isim gövdesi“; fiil türünde bir kelime oluştuduysa “fiil gövdesi” olarak kabul edilir. Örneğin “simit + çi” kelimesinde yapım eki yeni bir isim türetmiştir. Bu nedenle “simitçi” bir isim gövdesidir. “Gör-ün-” kelimesinde ise, “-ün” eki yeni bir fiil ortaya çıkardığı için “görün(mek)” bir fiil gövdesidir.

İsim Gövdelerine Örnekler : 

ezgi, bakış, dolmuş, kapıcı, gözcü, görüntü, gözlük, yaratık, bilim, sözcü, gelişim, kalemlik, oyuncu…

Fiil gövdelerine örnekler:

anlat-, gezdir-, söyleş-, bakın-, görüş-, bildir-, geçiştir-, sızla-, genişlet-, akıt-, okun-, belir-, çalış-, sözleş-…

ÖNEMLİ UYARI :  Bir kelime, aldığı yapım eki sayısı kadar gövdeye ayrılabilir. Yani bir kelimede birden fazla yapım eki varsa, o kelimede birden fazla gövde var demektir. Her yapım eki, yeni bir gövde oluşturur. Fakat çekim ekleri, gövde oluşturamaz veya bunu etkilemezler.

EK: Sözcüklerin sonuna ulanarak yeni sözcükler türeten veya sözcüklerin cümle içinde görev almasını sağlayan ses birlikleridir.(köklere eklenen parçalardır.)

A)YAPIM EKLERİ

Eklendiği sözcüğün anlamını ya da türünü değiştirerek yeni sözcükler oluşturan eklerdir.

a)İsimden isim yapan ekler:

—lık: yaz-lık, gençlik, tuz-luk, güzel-lik…

—sız: yol-suz, iş-siz, ses-siz, para-sız…

-ce:Türk-çe,kolay-ca,kadın-ca,ben-ce…

-ci:demir-ci,şaka-cı,Türk-çü…

-lı:akıl-lı,kir-li,tuz-lu…

-deş:öz-deş,çağ-daş,vatan-daş…

-cil:ev-cil,ben-cil…

b)Eylemden ad yapan ekler:

-ge:dalga,süpürge…

-gen:çekingen,atılgan,ısırgan…

-geç:süzgeç,utangaç…

-gi:silgi,bilgi,svgi,görgü…

-gin:yaygın,keskin,bitkin…

-giç:bilgiç,dalgıç…

-im:ekim,geçim,içim…

-ucu:tutucu,yapıcı

-it:geçit,umut,kesit…

c)Addan eylem yapan ekler:

-el-:düzel-,daral-,incel-…

-ar-:sarar-,morar-…

-len-:evlen-,söslen-,sulan-…

-leş-:iyileş-,beyazlaş-…

-imse-:benimse-,küçümse-…

-a-:yaşa-

ç)Eylemden eylem yapan ekler:

-il-:veril-,dikil-..

-in-:görün-,giyin-,sevin-…

-uş-:buluş-,tartış-,bakış-…

-it-:yürüt-,taşıt-…

-ir-:geçir-,yatır-,pişir-…

-dir-:yaptır-,bindir-…

NOT: Eylemsi ekleri eylemden ad türetme ekleri olarak kabul edilirler.

B)ÇEKİM EKLERİ

Eklendikleri sözcüklerin anlamını ve türünü değiştirmeyen; ancak cümle içindeki görevlerini belirleyen eklerdir.

a)Ad Çekim Ekleri

a1)Ad durum ekleri:

-i Hali(belirtme durum e.):Bu ek yapılan işten etkilenen varlığı belirtir. Bu eki alan sözcük cümlede nesne olur.

Kuşlar-ı gördüm.                    Şiir-i ezberlemiş.

-e Hali(yönelme durum e.):Yapılan işin neye, kime, nereye yöneldiğini belirtir. Bu eki alan sözcük cümlede dolaylı tümleç olur.

Okul-a gittim.

-de Hali(bulunma, kalma durumu e.)Yapılan işin nerede gerçekleştiğini belirtir. Bu eki alan genellikle dolaylı tümleç olur.

Okullar eylülde açılıyor.

-den Hali(ayrılma, çıkma durum e.)Yapılan işin nereden başladığını belirtir. Bu eki alan genellikle dolaylı tümleçtir.

Okuldan geldi.

a2)İyelik ekleri(sahiplik ekleri):Adın belirttiği varlığın kime ait olduğunu bildirir.

-m,-n,-i(-si),-miz,-niz,-leri

a3)Çoğul ekleri: Aynı türden olan varlıkların birden çoğunu anlatan eklerdir.

Çiçek-ler, odun-lar…

A4)Tamlama ekleri: Ad tamlamalarını oluşturan eklerdir. Tamlayana gelen “–in(-nin)”;tamlanana gelen ”-i(-si)”ekleridir.

Ali-n-in notlar-ı                      annem-in baba-sı

Zamirlerle yapılan ad tamlamalarında ekler değişebilir.

Ben-im ev-im              sen-in ev-in

b)Eylem çekim ekleri

B1)Olumsuzluk eki( -me,-ma):kip eklerinden önce gelerek eyleme olumsuzluk anlamı katar. Bu ekler ünlü daralmasına uğrayarak “-mı,-mi,-mu,-mü”olur.

Geldi>gelmedi

Geliyor>gelmiyor

B2)Kip ekleri: Yapılan işin zamanını bildiren(-di,-miş,-yor,-ecek,-re)ve dilek bildiren(-se,-meli,-e)ekleridir.

SÖZ SANATLARI 

BENZETME ( teşbih )

    Sözü daha etkili duruma getirmek için aralarında ilgi bulunan iki unsurdan güçsüzü olanı güçlü olana benzetmektir.
Benzetmede dört unsur bulunur:
a)Benzenen
b)Benzetilen
c)Benzetme Yönü
d)Benzetme Edatı
Bu öğelerin kullanılıp kullanılmaması açısından da üç çeşit benzetme vardır:
  • Çocuk tilki gibi kurnaz biriydi.
  • Minik yavrucak elma gibi kıpkırmızı yanaklarıyla gülücükler saçıyordu. Benzeyen
  • Bizim de kalbimizi kımıldatır yerinden Toprağa diz vuruşu dağ gibi zeybeğin
  • Binalar kale gibi olduğundan içeri girilemiyordu.  B.tilen B.nen B.E
  • Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? B.tilen B.yen
  •  Karısına yıllarca cehennem hayatı yaşattı. B.tilen B.yen

KİNAYE

Bir sözü hem gerçek hem de mecaz anlamda kullanmaktır.

Uyarı:Kinayede daha çok mecaz anlam kastedilir.

  • Mum dibine ışık vermez.
  • Hamama giren terler.
  • Taşıma su ile değirmen dönmez.
  • Yuvarlanan taş yosun tutmaz.
  • Ateş düştüğü yeri yakar.
  • Yaptığı hatayı anlayınca yüzü kızardı.

MECAZ-I MÜRSEL(AD AKTARMASI)

Benzetme amaç güdülmeden bir sözün ilgili olduğu başka bir söz yerine kullanılmasıdır.

  • İşe alınman için dün şirketle görüştüm.(İnsan)
  • Yarın sınıfı 9/H sınıfı yapacak.(Öğrenci)
  • Toplantıya Milliyet gazetesinin güçlü kalemleri de geldi.(Yazar)
  • Nihatın golüyle tüm stat ayağa kalktı.(Seyirci)
  • O evine çok bağlı bir insandır.(Ailesi)
  • Bu olay üzerine bütün köy ayaklandı.(Halk)
  • İstanbul’dan kalkan uçak az önce Adana’ya indi.(Havaalanı)

MÜBALAĞA (ABARTMA):

Sözün etkisini güçlendirmek için bir şeyi olduğundan daha çok ya da olduğundan daha az göstermektir.
  • Manda yuva yapmış söğüt dalına, Yavrusunu sinek kapmış.
  • Alem sele gitti gözüm yaşından.
  • Bir ah çeksem dağı taşı eritir, Gözüm yaşı değirmeni yürütür.
  • Bir gün gökyüzüne otursam, Evlerin tavanlarını birer birer açsam.
  • Sıladan ayrıyım,gözümde yaşlar, Sel olup taşacak bir gün derinden.
  • Sana olan aşkım dağı taşı eritir, Gözümdeki yaşlardan bir deniz olur.
  • Ben ki toz kanatlı bir kelebeğim, Minicik gövdeme yüklü Kaf dağı.
  • Sekizimiz odun çeker, Dokuzumuz ateş yakar Kaz kaldırmış başın bakar Kırk gün oldu ,kaynatırım kaynamaz.
  • Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? Gömelim gel seni tarihe desem,sığmazsın.
  • Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır.

KİŞİLEŞTİRME

Kişileştirme Nedir ?

İnsana ait özellikleri canlı ya da cansız başka bir varlığa aktarmaya denir.

Rüzgâr ağaçların yanağını okşuyor.

Kişileştirilen varlıkların konuşturulmasına intak denir.

örnek

kişileştirme örnek

Çözüm : ıı. cümlede insana ait arkadaşlık edinme özelliği kaldırımlara aktarıldığı için cevap II. cümledir.

TARİZ (TAŞ ATMA)
Bir kişiyi iğneleme,bir konuyla alay etme veya sözün tam tersini kastetmedir.
  • Müftü Efendi bize kafir demiş.
  • Tutalım ben ona diyem müselman.
  • Lakin varıldıktan ruz-ı mahşere, İkimiz çıkarız orda yalan.
  • Bu ne kudret ki elifbayı okur ezberden.
  • Tahir Efendi bize kelp demiş, İltifatı bu sözde zehirdir, Maliki mezhebim benim zira, İtikadımca kelp Tahirdir.
  • Bir nasihatım var zamana uygun, Tut sözümü yattıkça yat uyuma, Meşhur bir kelamdır sen kazan sen ye, El için yok yere yanma.
  • O kadar zeki ki bütün sınıfları çift dikiş gidiyor.

TEKRİR

Anlatımı güçlendirmek için bir sözü sık sık tekrar etmektir.

  • Beni bende demen,ben değilim, Bir ben vardır,bende benden öte.
  • Söz ola kese savaşı, Söz ola kestire başı, Söz ola oğlu aşı, Yağ ile bal ede bir söz.
  • Ben güzele güzel demem, Güzel benim olmayınca.
  • Seni tanımadan önce ben,ben değildim, Seni tanıdıktan sonra aslında bensizliğin sensizliğin olduğunu anladım.
  • Gece midir insanı hüzünlendiren, Yoksa insan mıdır hüzünlenmek için, Geceyi bekleyen? Gece midir seni bana düşündüren? Yoksa ben miyim seni düşünmek için, Geceyi bekleyen?

TENASÜP (UYGUNLUK)

Anlam yönünden birbiriyle ilgili sözcükleri bir arada kullanmaktır.
  • Deli eder insanı bu dünya, Bu gece,bu yıldızlar,bu koku, Bu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaç.
  • Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. (Yahya Kemal Beyatlı)
  •  Arım,balım,peteğim, Gülüm,dalım,çiçeğim, Bilsem ki öleceğim, Yine seni seveceğim,
  • Güller kızarır o gonca gül gülünce, Sümbül bükülür kıskancından kalül bükülünce
  • Bu akşam ışık olduk,renk olduk,ses olduk, Yeniden kışla olduk,asker olduk,tüfek olduk.
LEFF ÜNEŞR
Bir dizede iki ya da daha fazla kavramdan bahsettikten sonra diğer dizede onlarla ilgili açıklama yapmaktır.
  • Bakışların fırtına, Duruşun durgun su, Biri alabora eder, Biri boğar.
  • Gönlümde ateştin,gözümde yaştın, Ne diye tutuştun,ne diye taştın.
  • Ben bir sedefim,sen nisan bulutu, Ver damlaları,al yuvarlak inciyi.

İSTİFHAM(SORU SORMA)

Anlatımı daha etkili hale getirmek için cevap alma amacı gütmeden soru sormaktır.

  • Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? (Mehmet Akif Ersoy)
  • Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allahım bu çizgili yüz? (Cahit Sıtkı Tarancı)
  • Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
  • Şu karşıma göğüs geren Taş bağırlı dağlar mısın?
  • Hangi çılgın bana zincir vuracakmış?Şaşarım!
  • Her gün bu kadar güzel mi bu deniz? Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?

TEDRİC

Birbiriyle ilgili kavramların bir derece gözetilerek sıralanmasıdır.

  • İki asker,mızrak mızrağa,kılıç kılıca,hançer hançere vuruşmaya başladı.
  • Makbar,makber değil;bir türbe,türbe değil;bir mabet,mabet değil;bir küre,küre değil;bir sonsuz uzay.

NİDA (SESLENME)

Şiddetli duyguları,heyecanları coşkun bir seslenişle anlatmadır.Daha çok ay,ey,hay,ah ünlemleriyle yapılır.

  • Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü! (Arif Nihat Asya)
  • Ey benim sarı tamburam! Sen ne için inilersin?
  • Çatma kurban olayım ey nazlı hilal!

CİNAS

Yazılışları aynı,anlamları farklı sözcüklerin bir arada kullanılmasıdır.

  • Niçin kondun a bülbül kapımdaki asmaya Ben yarimden ayrılmam götürseler asmaya.
  • Göl kıyısındaki sazların arasında bir saz sesi geliyordu.
  • Kara gözler, Sürmeli kara gözler, Gemim deryada kaldı, Gözlerim kara gözler.
  •  Kalem böyle çalınmıştır yazıma, Yazım kışıma uymaz,kışım yazıma.
  • Böyle bağlar, Yar başın böyle bağlar, Gül açmaz,bülbül ötmez, Yıkılsın böyle bağlar.

 ALİTERASYON

Dize ya da mısrada ahenk oluşturacak şekilde,aynı sesin veya hecenin tekrarlanmasıdır.

  • Eylülde melül oldu gönül soldu lale Bir kaküle meyletti gönül geldi bu hale.
  • Seherde seyre koyuldum semayı deryayı.
  • Kara toprak içinde kara karıncayı karanlık gecede görür.
  • Beyaz gerdanında bir de ben gerek.

YAZIMI KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLER ( KELİMELER)

Günümüzde günlük olarak kullandığımız yazımı yanlış kullanılan sözcüklerden bazıları aşağıdaki tablomuzda gösterilmiştir.

yazımı karıştırlan sözcükler

Vurdum duymaz : Vurdumduymaz Ve ya : Veya Birgün :Bir gün Birşey : Bir şey

Bir çok şey Birçok şey Bir kaç şey : Birkaç şey Hiç bir şey : Hiçbir şey Pekçok : Pek çok

Pekaz : Pek az Arasıra : Ara sıra Makina : Makine vs…

EDEBİ TÜRLER 

ŞİİR

HİKAYE 

GÜNLÜK

ŞİİR : 

  Duygu, hayal ve düşüncelerin bir düzene bağlı olarak, çekici bir dil ve ahenkli mısralar içinde aktarılmasına şiir denir. Şiir, bir ana duygu etrafında yazılır. Diğer türler gibi şiir de bir plana sahiptir. Ancak her ölçülü ve kafiyeli metin, şiir değildir. Şiirde “duygu” temel unsurdur ama duygunun dışında “düşünce” ve “hayal” de vardır. Şiirde “sanat” ögesi ağır basar.

 Bu bakımdan şiirde sözcük seçimi öne çıkar. Aslında şiir, sözcüklerin ahenk oluşturacak şekilde bir araya getirilmesinden oluşur.

Her şiirin bir başlığı vardır. Başlığın, şiirde anlatılanlarla uyumla olması gerekir. Şiirde her bir satıradize (mısra) denir. Şiiri yazarken her dizenin başındaki harf büyük harfle yazılır.

Dört dizelik kümelere kıta (dörtlük) denir. İki dizeden oluşan kümelere de beyit adı verilir.

Şiir yazana şair denir. Halk şiiri yazan ve bunu çalıp söyleyene de ozan denir. Günümüzde ise şair yerine ozan sözü de kullanılmaktadır.

Örnek Şiir

Vedaların da bir canı var hem de cananı.
Ardından üzülür gözyaşına varlığının tâkadı.
Sevdiklerin aklındadır iki dirhem bir merhem.
Çözülür nakış tutmaz yaralarının feryadı. ( BİLAL ŞAKİ )

HİKAYE ( ÖYKÜ )

Hikaye Nedir ?

Olmuş veya olabilecek olayları belli bir plan çerçevesi içinde yer ve zamana bağlı olarak anlatan yazı türüne hikâye (öykü) denir.
» Yaşanmış ya da yaşanabilir olaylar anlatılır.
» Dar bir zaman dilimini kapsar.
» Olayla ilgili yer ve zaman bellidir.
» Romana göre kısa eserlerdir.
» Karakter sayısı azdır.
» Serim, düğüm ve çözüm bölümlerinden oluşur.
» Kısa soluklu eserlerdir.
» Olay, başlangıçtan sonra doğru giden bir olayın bir anlık parçasıdır.

Biyografi (Yaşam Öyküsü)

Biyografi Nedir ?

Tanınmış, eserler yazmış, ün bırakmış kişileri tanıtmak amacıyla yazılan yazılara biyografi denir.
» Önemli şahısların hayatı başkası tarafından anlatılır.
» Anlatılan kişinin hayatı tarih sırasına göre ele alınır.
» Kurgusal değildir, gerçekçidir.
» Üçüncü kişinin ağzıyla anlatılır.

Örnek Biyografi :

  “Cahit Sıtkı Tarancı, 4 Ekim 1910’da Diyarbakır’da doğdu. Galatasaray Lisesi’nden mezun oldu. Mülkiye Mektebi’ne devam etti, bir süre de Ankara Yüksek Ticaret Okulu’nda öğrenim gördü. Sümerbank’ta memur olarak çalıştı. 1939’da Paris’e gitti. Paris Radyosu’nda Türkçe yayınlar spikerliği yaptı. 2 Dünya Savaşı’nın başlamasıyla yurda döndü. Askerliğini yaptı, bir süre İstanbul’da babasına ait işyerinde çalıştı. Ankara’da Anadolu Ajansı’nda çevirmenlik yaptı Toprak Mahsulleri Ofisi ve Çalışma Bakanlığı’nda da bir süre görev yaptı. Geçirdiği kısmi felç sonucu konuşma yeteneğini yitirdi. Tedavi için götürüldüğü Viyana’da 12 Ekim 1956’da 46 yaşındayken yaşamını yitirdi.”

Anı (Hatıra)

Yaşanmış olayların, üzerinden zaman geçtikten sonra yazıldığı yazı türüne anı (hatıra) denir.
» Bir kişinin yaşadığı veya tanık olduğu olaylar anlatılır.
» Yazar, olayları kendi bakış açısından anlatır
» Geçmişe ışık tutar.
» Tarihsel olayların öğrenilmesine katkıda bulunur.

DİLEKÇE

Bir isteği, bir şikayeti duyurmak veya bir konuda bilgi vermek, bilgi istemek için yazılan başvuru yazısına dilekçe denir.

Dilekçe Yazarken Dikkat Edilmesi Gereken Kurallar:
» Dilekçeler,konularına göre uzun veya kısa olabilir. Konular kısa ve öz olarak belirtilir. Gereksiz ayrıntılara yer verilmez.
» Dilekçelerde ciddi, ağırbaşlı bir dil kullanılır. Anlatımın yalın ve duru olmasına özen gösterilir. Süslü, yapmacık, laubali ifadelerden kesinlikle kaçınılmalıdır.
» Dilekçeler; çizgisiz,beyaz dosya kağıdına daktiloyla (bilgisayarla) veya dolmakalemle,okunaklı el yazısıyla yazılmalıdır. Dilekçe yazarken kağıdı iyi ortalamak gerekir.
» Sağ üst köşeye (kağıdın üst kısmından belli bir aralık bırakıldıktan sonra) tarih yazılır.
» Dilekçe hangi kuruma veriliyorsa,bu makamın adı başa yazılır. Kurum adının sağ altına kurumun bulunduğu şehir adı yazılır.
» Daha sonra konunun belirlendiği metin bölümüne geçilir. Bu bir şikayet dilekçesiyse,şikayet sağlam kanıtlara dayandırılmalıdır. Eğer iş isteme dilekçesiyse, öğrenim durumu,yaş, kısa bir özgeçmiş, kurumca aranan seçkin nitelikler açık seçik belirtilmelidir.
» Ardından arz bölümüne geçilir. Bu bölümde dilekçede bir durum belirtiliyorsa, son cümle “… bilgilerinize saygılarımla sunarım/arz ederim.”, bir istek belirtiliyorsa “Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.” gibi ifadeler kullanılarak dilekçenin metin kısmı tamamlanır.
» Dilekçe bitiminde sağ alt köşeye dilekçe sahibinin ad ve soyadı yazılır ve altına imza atılır.
» Sol alt köşeye açık adres yazılmalıdır.
» Adresin altına eğer varsa dilekçemizde başvurulanla ilgili ekler “Ek 1:…,2…” şeklinde alt alta belirtilerek yazılır.

Dilekçe Örneği :

dilekçe örnegi

MASAL 

Masal Nedir ?

Olağanüstü olaylarla süslü, olağanüstü kişilerin başından geçen, zaman ve yer kavramları belirli olmayan hayalî olayların anlatıldığı yazılara masal denir.
» Masalda eğiticilik ve öğreticilik esastır.
» Masallardaki olaylar gerçeğe uymaz.
» Kahramanlar olağanüstü özelliklere sahiptir.
» Masalın geçtiği yer ve zaman belirsizdir.
» Masallar tekerlemeyle başlar.
» Masaldaki karakterler; cinler, periler, devler ve hayvanlar olabilir.
» Masalların sonunda iyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır.
» Ulusal konulara yer verilmez, evrensel konular ve mesajlar içerir.

FABL ( ÖYKÜNCE )

Fabl Nedir ?

İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıklara insan özelliği verilerek başlarından geçen olayların insanlara ibret dersi verecek şekilde anlatıldığı kısa yazılara fabl denir.
» Sonunda ders verme amacı güden yazılardır.
» Genellikle hayvanlar ve bitkiler konuşturulur.
» Fabl kahramanları insanlar gibi düşünür, insanlar gibi konuşur ve tıpkı insanlar gibi davranır.
» Dünyanın en ünlü fabl yazarları Ezop, La Fontaine ve Beydeba’dır.

Örnek

» Yengeç ana, yavrusunu sürekli uyarıyormuş:
– Şunu böyle yapma, bunu böyle yapma! Öyle eğri büğrü yürüme, doğru dürüst yürü!..
Canına tak eden yavru yengeç, anasına şöyle demiş:
– Peki, sen doğru dürüst yürü önümden de ben de yürümek nasılmış öğreneyim!

ROMAN

Toplumların ve fertlerin başından geçmiş veya geçmesi mümkün olayları geniş olarak, ayrıntılarıyla anlatan yazı türüne roman denir.
» Yaşanmış ya da yaşanabilir olaylar anlatılır.
» Geniş bir zaman dilimini kapsar.
» Olayla ilgili yer ve zaman bellidir.
» Hikâyeye göre uzun eserlerdir.
» Karakter sayısı fazladır.

Hikaye ile Roman Arasındaki Farklar:

» Hikâye türü, romandan daha kısadır.
» Hikâyede temel öge olaydır. Romanda ise temel öge karakter, yani kişidir. Hikâyeler olay üzerine kurulur, romanlar ise kişi üzerine kurulur.
» Hikâyede tek olay bulunmasına karşılık romanda birbirine bağlı olaylar zinciri vardır. Romandaki olaylardan her biri hikâyeye konu olabilir.
» Hikâyede kahramanların tanıtımında ayrıntıya girilmez, kahramanlar her yönüyle tanıtılmaz. Romandan farklı olarak hikâyede kişiler sadece olayla ilgili yönleriyle anlatılır. Bu yüzden hikâyelerdeki kişiler bir karakter olarak karşımıza çıkmaz.
» Öyküde, olayın geçtiği yer (çevre) sınırlıdır ve ayrıntılı olarak anlatılmaz. Romanlarda olaylar çok olduğu için olayların geçtiği çevre de geniştir. Bu çevreler çok ayrıntılı olarak anlatılır.
» Hikâyeler kısa olduğu için anlatım yalın, anlaşılır ve özlüdür. Romanlarda ise anlatım daha ağır.

GÜNLÜK (Günce)

Günlük Günce nedir ?

Düzenli bir biçimde yazılan, tarih atılan günlük notlara, bir yazarın yaşamı boyunca günü gününe yazdığı yazılara günlük denir.
» Olaylar günü gününe, tarih belirtilerek yazılır.
» Kısa yazılardır.
» Kaleme alan kişinin yaşamından izler taşır.
» İçten ve sevecendir. Anlatımda “iç konuşma” yöntemi kullanılır.

DEYiM ve ATASÖZÜ

Deyim

Gerçek anlamdan uzaklaşıp ilgi çekici anlam taşıyan en az iki sözcükten oluşan
kalıplaşmış sözlerdir.

Küplere binmek
Etekleri zil çalmak
Dilinde tüy bitmek
Deyimlerin Özellikleri

Kalıplaşmış söz öbekleridir.

Çorbada tuzu bulunmak
Dört gözle beklemek
Göz kulak olmak

Kalıplaşmış söz öbeği olduklarından sözcüklerin yeri değiştirilemez ya da yerine eş anlamlısı getirilemez.

Genellikle mecaz anlamlıdır.

Kafa yormak
Bir taşla iki kuş vurmak
Gözü gibi sakınmak

Bazı deyimler, gerçek anlamını korur.

Hem suçlu hem güçlü
iyiye iyi, kötüye kötü demek

Genellikle deyimin sonuna “–mak, –mek” eki gelir.

Çam devirmek
Bin pişman olmak

Cümleye farklı anlamlar katar.

Gözlerinin içi gülmek: Sevinmek
Karnı zil çalmak: Acıkmak
Gözleri yolda kalmak: Beklemek

ATASÖZLERİ

Uzun deneme ve gözlemlere dayanarak söylenmiği, öğüt verici nitelikteki sözlerdir.

Damlaya damlaya göl olur.
Ayağını yorganına göre uzat.
Mum dibine ığık vermez.

Atasözlerinin Özellikleri

Kısa ve özlü anlatımlardır.

Dağ bağında duman eksik olmaz.
Kalıplağmığ sözlerdir. Bu nedenle sözcüklerin yerleri değiğtirilemez ya da yerine yakın veya ağ anlamlısı gelmez.

Genellikle mecaz anlamlıdır.

Ağaç yaşken eğilir.
Taş düştüğü yerde ağırdır.
Bazıları gerçek anlamıyla kullanılır.
Dostla ye, iç; alışveriş etme.
Bugünün işini yarına bırakma.

Atasözleri ve Deyimlerin Farklı Özellikleri

Atasözleri cümle şeklindeyken, deyimler çoğunlukla söz grubu şeklindedir.

Örnek

işleyen demir ışıldar.
(Atasözü)

iki yakası bir araya gelmemek
(Deyim)

Atasözleri tüm zamanlar için ve herkes için geçerlidir. Deyimler ise anlık
durumlar için ve söz söylenen kişi ya da kişiler için geçerlidir.
“Öfkeyle kalkan zararla oturur.” sözü her zaman ve herkes için geçerli olduğu için atasözüdür;
ama “kulak kabartmak” sözü anlık bir durumu bildirdiği için deyimdir.

Atasözleri topluma öğüt verirken, deyimler sadece içinde bulunulan
durumları bildirir. Yani deyimlerin ders verme özelliği yoktur.

“Çobansız koyunu kurt kapar.” sözü
ders verdiği için atasözüdür.
“Burnu havada olmak” sözü ise öğüt
verme amacı taşımadığı için deyimdir.

Bir cevap yazın