5.SINIF TÜRKÇE KONULARI

SÖZCÜKLER ( KELİMELER ) ARASI ANLAM İLİŞKİLERİ

Sözcük Nedir  ?

Anlamı olan ses ya da ses birliği, kelime.

ANLAMINA GÖRE SÖZCÜKLER

Eş Anlamlı Sözcükler:

  Yazılışları ve söylenişleri farklı olduğu halde anlamları aynı olan sözcüklerdir.

  Eş anlamlılık çoğunlukla Türkçe  sözcüklerle dilimize yabancı dillerden girmiş sözcükler arasında  görülen ilişkidir.

Örnek: Pay – Hisse Yabancı – El Uyum – Ahenk

Yanıt – Cevap Çağrı – Davet Kavram – Mefhum

Zıt Anlamlı Sözcükler:

Anlamları birbirinin karşıtı olan sözcüklerdir. Her sözcüğün karşıtı olmayabilir.

Örnek:

az – çok ağlamak – gülmek uzak – yakın
Not: Sözcüklerin karşıt anlamı kullanıldığı cümleye göre değişebilir.
Örnek: Sakin bir kent- Kalabalık bir kent
Sakin bir çocuk – Yaramaz bir çocuk

Soru : “Bu yemek kuru olmuş.” cümlesinde kuru sözcüğünün
zıddı aşağıdakilerden hangisidir?

A)Bu yemek güzel olmuş.

B) Bu yemek harika olmuş.

C) Bu yemek lezzetli olmuş.

D) Bu yemek sulu olmuş.

E) Bu yemek acı olmuş.

Not : Sözcüklerin zıt anlamı ile olumsuz anlamı birbirinden ayrıdır.

Örnek:

Ayakkabılarının bağını bağladı.

Ayakkabılarının bağını çözdü. ( Zıt anlam )

Ayakkabılarının bağını bağlamadı. ( Olumsuz anlam)

Soru: “ Bu iki ülke arasındaki ilişkiler ,bir süre sonra gerginliğe dönüştü.” cümlesinde “gerginlik” yerine hangi sözcük getirilirse cümle eskisine göre karşıt anlam kazanır?

A) Gevşeme

B) Genişleme

C) Yakınlaşma

D) Yumuşama

E) Bütünleşme

Eş Sesli ( Sesteş ) Sözcükler:Y

azılış ve söylenişleri aynı fakat aralarında  anlam ilişkisi olmayan sözcüklere “Eş Sesli Sözcükler” adı verilir.

Örnek:

Ak koyunun kara kuzusu da olur.
Kara görününce tayfalar sevindi.
Kırılan dal suya daldı.

Not: Dilimizde düzeltme işareti ( ^ ) olan sözcüklerde  sesteşlik özelliği aranmaz.

Örnek:

Hava soğuktu kar yağıyordu.

Bu seneki kârımız iyi.

Not : Temel anlam- yan anlam ve gerçek anlam- mecaz anlam  ilişkisi olan sözcüklerde eşseslilik aranmaz.

Örnek:

Adam tatlı elmaları sepete koydu. (Temel anlam)

Çocuk saflığıyla tatlı bir uykusunda idi. ( Mecaz anlam)

Yukarıdaki sözcüklerde eşseslilik aranmaz.

Yakın Anlamlı Sözcükler:

Anlamları bakımından birbirine yakın olan  fakat aynı anlamı taşımayan sözcüklere “Yakın Anlamlı Sözcükler” denir.

Sözcüğün yakın anlamlısı kullanıldığı cümleye göre değişebilir.

Örnek:

Çocuk ailesinden ayrıldı.
Çocuk ailesinden uzaklaştı.
Sevinmek – gülmek ağlamak – üzülmek

Güzel – hoş ince – zayıf

Soru: Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcükler

anlamca birbirine en yakındır?

A) Bir süre sonra kendisi de bu akımın, bu tartışmanın içinde yer almıştı.

B) Bu kitapları, belirlediğiniz ölçüye göre seçin, ayırın.

C) Kendisine yapılan bu haksızlığı, bu saygısızlığı içine sindiremiyordu.

D) Bütün bunları kendisinin yerine, önüne geçmek isteyenler düzenliyordu.

E) Bu makineler ötekilere göre daha kullanışlı, daha pahalıdır.

(2001- ÖSS)

Uzak Anlamlı Sözcükler: Karşıt gibi görünmesine rağmen gerçekte karşıt olamayan sözcüklere “ Uzak Anlamlı Sözcükler” adı verilir.

Güzel (Yakın anlam)
Hoş Çirkin (Uzak anlam)

Genel ve Özel Anlamlı Sözcükler:

Daha çok varlığı kapsayan, anlatan, aynı kavramları topluca düşündüren sözcüğe “Genel Anlamlı Sözcük” denir.

Örnek:

Kitap en iyi dosttur. (Bütün kitapları kapsıyor)

Tek bir varlığı kapsayan, tek bir varlığı düşündüren sözcüklere

“Özel Anlamlı Sözcük” adı verilir.

Örnek:

Kitap, anlatımındaki açıklıkla karmaşık bir sorunu

kolay anlaşılır hale getirmiş.

Örnek:

Okul – Sınıf – Sıra (Genelden özlele)

Sıra – Sınıf – Okul (Özelden genele)

Alıştırma:

Önce harfleri, sonra heceleri, daha sonra da sözcükleri tanımıştık.

Yukarıdaki sözcükler nasıl bir anlatım sırası izlemektedir?

Soru:

Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcüklerden hangisi,

bir varlık türünü bütünüyle anlatacak biçimde kullanılmıştır?

A) Roman, insanların sorunlarını ele alıyor.

B) Oyun, yarın son kez oynanacak.

C) Anne, dünyanın en güzel varlığıdır.

D) Sınav, Eylüle kalmış.

E) Masa, bir yığın kitapla doluydu.

Soyut ve Somut anlamlı sözcükler:

Beş duyu organımızdan birisiyle  algıladığımız varlıklar “Somut”tur.

Örnek: Hava çok soğuktu.

Müziğin sesini kıs.
Beş duyu organmızıdan birisiyle bile algılayamadığımız; ancak
varlığından emin olduğumuz varlıklar “Soyut”tur.
Örnek:

Onun cesaretine hayranım.
Duyguları çok karışıktı.

Not: Bir sözcüğün somut mu soyut mu olduğu cümle içindeki kullanımına bağlıdır.
Örnek:

Bu yıl gözünden ameliyat olacakmış. ( Somut)
Sende de ne göz varmış kardeşim, hiçbir işin rast gitmiyor. (Soyut)

Soru

“Anlam genişlemesi yoluyla somut anlamlı bir ad, bir de soyut anlam kazanabilir. Örneğin, somut anlamıyla ‘geçilen yer’
demek olan yol kelimesi yöntem anlamına gelerek soyut bir
anlam da kazanmıştır.”
Böyle bir anlam değişmesini örneklendiren kelime,aşağıdakilerden hangilerinde kullanılmıştır?
A) Bunu yapmaya yürek ister, bu her babayiğidin harcı değil.
B) Bu gördüğün bulutlar, yağmur yüklü bulutladır.
C) Bu dağlar, geçit vermez sarp dağlardır.
D) Ağaçlar ilkyazda bir gelin gibi donanırlar.
E) Yapının güzel bir görünümü vardı; taş dantel gibi işlenmişti.

Nitel ve Nicel anlam:

Sayılabilen, ölçülebilen değeri bildiren anlama
“Nicel Anlam” adı verilir.

Örnek:

Eve gelince bir tabak yemek yedi. (Miktarı bellidir)
Yüksek dağlar karlıydı. (Ölçülebilir)
Ölçülemeyen değeri bildiren anlama “ Nitel anlam” adı verilir.

Örnek:

Bu çok lezzetli bir yemek. (Göreceli özellik)
Güzel bir filmdi. (Kişiye göre değişir)

Not: Sözcük, kullanımına göre nitelik ve nicelik anlamı bildirebilir.

Örnek:

Merkeze yakın bir semtti. (Nicel anlam)
Yakın arkadaşlarımdan biriydi. (Nitel anlam)
Alıştırma: Hafif sözcüğünü nitel ve nicel anlamlarda kullanınız.
Alıştırma yanıtı: Bu paket daha hafif, sen bunu taşı. (Nicel anlam)
Dün gece hafif bir rahatsızlık geçirmiş. (Nitel anlam)

AD AKTARMASI (MECAZ-I MÜRSEL): 

Bir sözcüğün benzetme amacı güdülmeden başka bir sözcüğün yerine kullanılmasıdır. Buna Düz Değişmece ya da Mecaz-ı Mürsel adı verilir.

İç-dış ilişkisi:

Bir varlığın dışı söylenerek içi ya da içi  söylenerek dışı kastedilir.

Örnek:

Evi gelecek hafta taşıyoruz. (Evin eşyalarını)
Çayı ocağa koyuver. ( Çaydanlığı)

Bütün-Parça İlişkisi: Bir varlığın bütünü söylenerek parçası, parçası söylenerek bütünü kastedilir.
Örnek: Sokağın ilk girişindeki apartmanda oturuyorum. (Apartmanın dairesi)

Herkes başının üstünde bir çatı olmasını ister (Ev)

Somut-Soyut İlişkisi:

Soyut bir kavram söylenerek somut  bir varlık kastedilir.

Örnek: Düşük bir maaşla beş canı besliyor. (İnsan)

Sanatçı-Eser İlişkisi: Sanatçının adı söylenerek eseri  ya da eserleri kastedilir.

Örnek: Biz Yahya Kemal’ i okuyarak yetiştik. (Romanını)

Yer (Şehir, Kasaba, Köy)- İnsan İlişkisi:

Yer adı söylenerek insan adı kastedilir.

Örnek: Takımı şampiyon olunca tüm Adana bayram etti. (Şehir halkı)

Törende bütün kasaba meydanda toplanmıştı. (Kasaba halkı)

Şehir-Yönetim ilişkisi:

Bir ülkenin başkenti söylenerek  yöneticileri kastedilir.

Örnek: Ankara bu olayda duyarsız kaldı. (Devlet yöneticileri)

Yön-Bölge, İnsan İlişkisi:

Yön adı söylenerek o yerde  oturan insanlar kastedilir.
Örnek: Batı’nın tavrını anlamak güç. (Avrupa ülkeleri)
Bir Kap Söyleyip İçindekileri Çağrıştırma:
Örnek: Bardağını bitir de sana çay doldurayım. (Çayını bitir)

Soru:

Marmara’da her yelken
Uçar gibi neşeli
Yukarıdaki dizelerde olduğu gibi , kimi sözler benzetme
amacı gütmeden kendi anlamı dışında kullanılır.

Aşağıdaki dizelerin hangisinde bu örnektekine
benzer bir kullanım vardır?

A) Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl.
B) Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım.
C) Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
D) Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı.
E) Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda.
(1995-ÖSS)

DEYİM AKTARMASI

1. İnsana Özgü Kavramların Doğaya Aktarılması:

Örnek: Ovadaki bütün çiçekler el ele tutuşmuş,
hep bir ağızdan şarkı söylüyorlardı.

2. Doğaya Özgü Kavramların İnsana Aktarılması:

Örnek: Kalbim yırtılıyor her nefesimde.
Bedir’ in aslanları ancak bu kadar şanlı idi.
Dalgalanır deli gönül şafakta.

3. Doğayla İlgili Kavramların Doğaya Aktarılması:

Örnek: Karlar uçuşurdu camlarda.
Rüzgârlar ulurdu sabaha kadar.

4. Bir Duyunun Diğer Duyuya Aktarılması:

Örnek: Hâlâ aklımda onun sıcak gülüşü, tatlı bakışı. (Dokunma-Görmeye)
Nasıl unutabilirim o yumuşak konuşmayı. (Dokunma-Duymaya)
Sokaktan acı bir fren sesi geldi. (Tatma-Duymaya)
Onun keskin bakışları hepimizi korkuttu. (Dokunma-Görmeye)

CÜMLE VE CÜMLEDE ANLAM

TEMEL ( GERÇEK ) ANLAM

YAN ANLAM 

MECAZ ANLAM 

TEMEL ANLAM  ( GERÇEK ANLAM )

Temel Anlam Nedir 

  Gerçek anlamla ilgili farklı kaynaklarda çokça tanım bulunmaktadır. En geçerli olanı da, sözcüğün ilk veyaasıl anlamıdır. Dilin kullanılmaya başladığı ilk dönemden bu yana insan hayatında var olan veya çeşitli yapım ekleri ile türetilen kelimelerdir. Hiçbir şekilde bir benzetme ilgili ile veya aktarma yolu ile oluşmamıştır. Düşüncelerle, eşyayla, insanla veya tabiatla doğrudan ilgili kelimelerdir.Genelde sözcüğün akla ilk gelen anlamıdır.

 Aşağıdaki örnekleri inceleyelim:

Sıcakta bu kadar durursan burnun kanar tabii.

Konuşurken elini ve kolunu biraz rahat bırak.

Bu kırdığın kaçıncı bardak?

Bu dolabın içi neden boş?

Benimle konuşurken yüzüme bak.

Su güneşin altında bekleye bekleye epey ısınmış.

Yemek çok sıcak, soğumasını bekle.

Cümlelerde koyu mavi ile işaretlenen kelimeler gerçek anlamda yani aklımıza ilk gelen anlamda kullanılmıştır.

YAN ANLAM 

Yan Anlam Nedir  ?

  Bir sözcüğün ilk anlamından çok uzaklaşmadan kazandığı yeni anlamdır. Sözcük ilk anlamına bir benzerlik ilgili ile veya çağrışım yapacak şekilde bağlı olmalıdır. Sözcüğün ilk anlamını çağrıştırmalıdır. Genelde insandan doğaya aktarım şeklinde karşımıza çıkar. Ayrıca bir sözcüğün birden çok yan anlamı olabilir. Aşağıdaki örneklere göz atalım:

  Ayakkabının burnu sence de çok sivri değil mi? (Burada “burun” sözcüğüne dikkat edelim. Burun dediğimiz zaman akla ilk insana ait bir organ geliyor. İnsana ait bir organ olan burun kafaya bağlı, sivri yapısıyla bilinir. Ayakkabının burnu da ayakkabının gövdesine bağlı en sivri bölümdür. Yani kelimenin ilk anlamı ile bir benzerlik ilgilisi vardır. İşte “burun” sözcüğü bu yolla yan anlam kazanmıştır. )

  Türkiye’nin en kuzeyinde Sinop Burnu vardır. (Bu örnekte de burun sözcüğünün kazandığı yeni bir yan anlam görüyoruz. Sinop Burnu şekil olarak sivri bir yapıya sahiptir ve insan organı olan burna şekil yönünden benzeyerek yeni bir yan anlam kazanmıştır.  Unutmayalım ki bir sözcüğün birden çok yan anlamı olabilir.  )

Aşağıdaki Örneklerimizi inceleyelim : 

Makinenin kolu bozulmuş.

Kapının kolu kırıldığı için yenisini taktık.

Ev denize bakıyor. (Ev yön olarak denize cephe olduğu için “bakmak” sözcüğü yan anlamda kullanılmıştır.)

Eline biraz para sıkıştırıp savmış başından.

Yol ağzında inebilir miyim?

Çanta ağzına kadar parayla doluydu.

Masanın ayaklarındaki vidalar gevşemiş.

Lavabonun altına dirsek almaya gidiyorum.

Senin için henüz boş bir kadromuz yok.

Cümlelerde koyu mavi ile işaretlenen kelimeler yan anlamda yani aklımıza ilk gelen değil gerçek anlamına bezner şekilde kullanılmıştır.

NESNEL CÜMLELER VE  ÖZNEL CÜMLELER

NESNEL CÜMLELER

Nesnel Cümle Nedir ?

  Söz söyleyen kişinin düşünce ve duygularına değil, nesnenin, varlığın kendi gerçeğine dayanan, dolayısıyla kişilere göre değişmeyen yargılar taşıyan cümlelere Nesnel Cümle denir.

Nesnel Cümle Örnekleri : 

Oyunda dört kadın, üç erkek oyuncu rol almış. (Nesnel)

Öykünün yanı sıra birçok şiir yazmış, bunlardan bazıları bestelenmiştir. (Nesnel)

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u aldığında 21 yaşındaydı. (Nesnel)

ÖZNEL CÜMLELER

Öznel Cümle Nedir ?

Söz söyleyen kişide oluşan; nesnelerin gerçeğine değil, kişilerin duygu ve düşüncelerine bağlı olan, bu nedenle de kişiden kişiye değişebilen yargılardır. Öznel anlatımda kişi, cümleye kendi duygularını katar, bir yorum yapar. Bu tür yargılar, “bence, bana göre” anlamı taşır.

Öznel Cümle Örnekleri : 

En iyi tatil, ormanda yapılan tatildir. (Öznel)

Dostluk, insanın ve insanlığın en büyük, ne yüce değerlerinden biridir. (Öznel)

Yeşilliklerin içinde bir dere kenarı, insana huzur verir. (Öznel)

CÜMLEDE ANA DÜŞÜNCE VE KONU BAŞLIĞI

CÜMLEDE ANA DÜŞÜNCE

Cümlede Ana Düşünce Nasıl Bulunur ?

Metnin yazılma ya da söylenme amacıdır. Her metnin bir ana düşüncesi vardır.
Bir metnin ana düşüncesini”Bu metinden ben nasıl bir ders çıkardım?” sorusuna cevap vererek bulabiliriz.
Cümlede Ana düşünceyi bulmak için aşağıdaki örnek metni okuyalım

BALIKÇı

 Bir gün balıkçıl uzun bacakları üzerinde, su kenarında dolaşıyordu. Suda bir sazan balığı gördü. Beklemesi gerekliydi çünkü basit yiyecekleri beğenmezdi. Kendi kendine ‘’Sazana mı kaldı, benim gibi kuşların beyi?’’ diye söylendi.

 Balıkçıl böyle düşünürken, sazan ortadan kayboldu. Suda bir kayabalığı belirdi. Bu kez de burnunu büküp ‘’Bu kötü balığa mı kaldım? Nasıl doyarım onunla?’’ dedi balıkçıl.
Kaya balığı da süzülüp gitti. Suda tek bir balık bile kalmamıştı. Karnı iyice acıkan balıkçıl, ne bulsa yiyecekti. Sonunda bir sümüklüböcek bulup karnını onunla doyurdu.

Metnin ana düşüncesi ( ana fikri ) nedir? 
Metnin ana düşüncesini bulmak için kendimize ” Bu metinden ben nasıl bir ders çıkardım?” sorusunu sorarak bulabiliriz.
Metnin ana düşüncesi :  Elimizdekilerle yetinmeyi bilmezsek var olanları da kaybederiz.

CÜMLEDE KONU VE KONUYU BULMA

Cümlede Konu Nasıl Bulunur ?

  Okuduğumuz metinlerde üzerinde durulan düşünce, olay, durum ya da sorun metnin konusudur. Bir metnin konusunu bulmak için;
* Metinde ne anlatılıyor?
* Bu metinde ne hakkında söz ediliyor? gibi sorulara yanıt aranır.
Cümlede Ana düşünceyi bulmak için aşağıdaki örnek metni okuyalım
Ailemizi çok severiz. Evimiz bizim mutlu olduğumuz ve büyüdüğümüz yerdir. Annemiz, babamız ve kardeşlerimizle orada mutlu yaşarız.

Yukarıdaki metnin konusu nedir? 
Metinde ne anlatılıyor?  Ailemiz ve evimiz.

ÖRNEK:
Bir gün karınca dereye düşmüş. Karınca kurtulmak için çırpınırken, oradan geçen güvercin karıncaya acımış. Gagasına aldığı çöpü uzatarak onu sudan çıkarmış.

Başka bir gün ormana bir avcı gelmiş. Elindeki tüfeği güvercine doğrultmuş. Güvercini vurmak istiyormuş. Bunu gören karınca, avıcının ayağını ısırmış. Tüfek, avcının elinde düşmüş ve boşa patlamış. Böylece karınca da güvercinin hayatını kurtarmış.
        La Fontaine

Metnin konusu nedir? Aşağıdaki soruyu kendimize sorarak metnin konusunu bulabiliriz.

Metinde ne anlatılıyor? Güvercin ile karıncanın birbirlerine yardım etmesi.

NEDEN SONUÇ CÜMLELERİ 

Neden-sonuç cümleleri iki bölümden oluşur.:

Birinci bölüm neden (sebep), ikinci bölüm ise sonuç bildirir. Bu tür sorularda İŞİN hangi nedenle maydana geldiği bizim için önemlidir.

Neden sonuç cümleleri “için, -den, -diğinden, ile” gibi eklerle sağlanır.

Neden-Sonuç Cümleleri  örnekleri aşağıdaki gibidir.

Yorgun olduğu için işi erken bıraktı.

Kazanamama korkusuyla gece gündüz çalışıyor.

Maddi imkansızlık yüzünden okuyamamış.

Fazla ışık gözlerime dokunduğundan perdeyi kapattım.

Büyükbaba öldü, sonra üzüntüsünden büyükanne öldü.

Müdür, yaşlı adama ters ters baktı. Adamcağız utancından büzüldükçe büzüldü.

Saha çamur olduğu için maç ertelenmiş.

Çocukların susuzluktan dudakları çatlamıştı.

KURALLI CÜMLE OLUŞTURMA VE  CÜMLE TAMAMLAMA

Kurallı Cümle Nasıl Oluşur  ?

Cümle kurmak istiyorsak karışık olarak verilen sözcükleri anlamlı şekilde sıralarız

ÖRNEK SORU 

Aşağıdaki seçeneklerin hangisindeki sözcükler düzgün sıralandığında anlamlı bir cümle oluşturur?
A) Okumak – kitap – yarar
B) Yağmur – yağdı – çok
C) Yurdun – ormanlar – temiz

Cevap : B  şıkkıdır.

VERİLEN SÖZCÜKLERLE ANLAMLI CÜMLELER YAPALIM

1-karşıdan-geçerken-uymalıyız-trafik-karşıya-işaretlerine

………………………………………………………………………………………

2-olarak-millet-kutlarız-bayramlarımızı-coşkuyla

………………………………………………………………………………………

3-kaldırım-ektiler-kenarlarına-öğrenciler-çiçekler

………………………………………………………………………………………

4-arkadaşları-Burak-çevre-ile-katıldılar-temizlik-kulübüne

………………………………………………………………………………………

5- öğrendim-yıl-bu-çok-şey-kitaplardan-okuduğum

………………………………………………………………………………………

6-okulumu-çok-arkadaşlarımı-ben-ve-seviyorum

………………………………………………………………………………………

7-sağlıklı-olmamak-için-beslenmeliyiz-hasta

………………………………………………………………………………………

8-çok-bütün-canlıları-sevmeliyiz-sadece-değil-insanları

………………………………………………………………………………………

9-telefon-iletişim-internet-araçlarıdır-televizyon

………………………………………………………………………………………

10-bulur-iyilik-kötülük-yapan-iyilik-bulur-kötülük-yapan

—————————————————————————————————-

CÜMLE TAMAMLAMA

Cümle Nasıl Tamamlanır ?

  Bu konuyla ilgili sorularda, boş bırakılan yerlerin cümlenin anlamı ve yapısına göre uygun kelimelerle tamamlanması istenmektedir. Böyle sorularda yapacağımız ilk iş, seçeneklerdeki sözcüklerin, cümledeki boşlukları en anlamlı ve kurallı şekilde tamamlanmasına dikkat etmektir. Bunun için de cümlede boş bırakılan yerlere söz dizimi kuralına uygunluk gösteren sözcükler konulmalıdır.

  Verilen cümlelerde veya karşılıklı konuşma metinlerinde boş bırakılan yerlerin anlam bütünlüğünü ve uyumunu sağlayacak şekilde doldurulmasıdır.

   Yapılacak iş, cümlenin gelişinden çıkarılan anlam doğrultusunda boşlukları doldurmaktır. Bu yapılırken dil bilgisi kuralları göz önünde bulundurulmalıdır. Yani eklenecek sözcüklerin hem anlamca hem de yapıca cümleye uygunluk taşıması gerekir.

Tamamlanacak ve tamamlayacak cümleler ya da sözler arasında;

– Anlamsal ilişki doğru kurulmalıdır.
– Zaman ve kişi yönünden uyum olmalıdır.
– Cümleleri anlamca bağlamak için uygun bağlaçlar kullanılmalıdır.

Cümle tamamlama ile ilgili örnegimizi inceleyelim : 

Anneme Anneler Günü için bir ………………… aldım.

Anneler Günü’nde çocuklar annelerine hediye alır. Öyleyse bu boşluğu “hediye” sözcüğüyle tamamlayabiliriz.

PARAGRAF OLUŞTURMA

Paragraf Nasıl oluşturulur ?

  Paragraf oluşturma soruları yapboz oyunu gibidir. Karışık şekilde verilen cümlelerden anlamlı bir paragraf oluşturmamız istenir. Aslında bu cümleler bir paragraftır. Ama bize sınavlarda sormak için cümleler özellikle karıştırılır. Amaç, kompozisyon yeteneğinizi ölçmektir.
İşte, karışık şekilde verilen bu cümleleri dizerek anlamlı bir bütün oluşturmak yapboz oyunundaki gibi parçaların birbiriyle ilgilerini belirlemeye bağlıdır. Burada dikkat edilecek noktalar şunlardır:
» Öncelikle cümlelerin hepsi okunarak bu cümlelerin ne anlattığı belirlenmeye çalışılmalıdır.
» Olay yazılarında olayın gerçekleşme sırası, fikir yazılarında ise düşüncenin mantık sırası belirlenmelidir. Bunlar yapılırken ilk cümle olabilecek ifade tespit edilmelidir.
» Bu tip sorular seçeneklerden gidilerek de çok kolay bulunabilir.

Paragraf oluşturma  ile ilgili örnegimizi inceleyelim : 

 I.      Çanakkale sırtlarını bombardıman ettiler.

II.        Bir topçu bölüğünde yalnız Seyit ve Ali adlı iki topçu eri kaldı.

III.      Oradan geçip İstanbul’u almaya çalışıyorlardı.

IV.       1915 yılında düşman gemileri Çanakkale Boğazı’na gelmişlerdir.

V.         Oradaki askerlerimizin çoğu şehit düştü.

 Bu cümlelerin hepsini okuduğumuzda Çanakkale Savaşı ile ilgili bir olayın hikâye edildiğini görmek­teyiz. Yapacağımız iş, olayın gerçekleşme sürecini belirlemektir.

 Önce boğaza gemilerin gelmesi anlatılmalı. Gemi­lerin geliş amacı verilmeli. Sonra bombalama anla­tılmalı. Bombalamadan sonra anlatılması gereken olay, askerlerimizin şehit düşmesi olacaktır. Yalnız şehit düşmeyen iki topçumuz vardır. Olay mantıken böyle sıralanmalı. Çünkü eylemler­den birinin gerçekleşmesi diğerine bağlıdır.

  Şimdi yaptığımız bu sıralamayı cümlelerle karşılaş­tıralım. Bu parçadan bir paragraf oluşturulduğunda sıralama IV – III -I – V – II şeklinde olmalıdır.

D İ L B İ L G İ S İ 

CÜMLEDE ADI NİTELEYEN SÖZCÜKLER

Adı Niteyelen sözcükler Sıfatlardır yani diğer ismiyle ÖN-AD’lardır. isimleri niteleyen ya da belirten sözcüklere sıfat denir.

Sıfatların varlığı isimlere bağlıdır. Bu nedenle sıfatlar tek başına kullanılamaz. Bu açıdan sıfatlar tamlama olarak karşımıza çıkar.

Güzel kitapları hemen alırım.”

cümlesinde “güzel” sözcüğü “kitap” isminin özelliğini belirten bir sıfattır. Burada “kitap” isminden önce gelerek onun özelliğini belirtmiş ve sıfat olmuştur.

Bu nedenle bir sözcük yalnız başına sıfat olamaz. Yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi mutlaka bir isimle kullanılır.

Sıfatlar kendi içinde niteleme ve belirtme sıfatları olmak üzere ikiye ayrılır.

  1. Niteleme Sıfatları
  2. Belirtme Sıfatları

 NİTELEME SIFATLARI

Varlıkların yapısal özelliklerini ortaya koyan sıfatlardır.

Niteleme sıfatları isimlerin nasıl olduğunu bildirir ve isme sorulan “nasıl” sorusuna cevap verir.

Kimsesiz çocuklara yardım edelim.”

cümlesindeki “kimsesiz” sözcüğü, “çocuklar”ın özelliğini belirtmektedir. Bu cümlede “çocuklar” ismine “nasıl” sorusunu sorduğumuzda “kimsesiz” cevabını almaktayız.

Siyah gözlükler sana yakışmış.”

cümlesinde “siyah” sözcüğü gözlüğün yapısal özelliğini anlatan bir sıfattır.

Nasıl gözlük?

Siyah gözlük.

Görüldüğü gibi isme sorulan “nasıl” sorusuna cevap veriyor.

 

Adlaşmış Sıfat

Bazen kişinin tam olarak bilinmediği ya da niteliğinin vurgulanmak istendiği durumlarda isim söylenmeyip sıfat, ismin yerine geçirilebilir. Bu tür sözcüklere adlaşmış sıfat denir.

Adlaşmış sıfatlar niteleme sıfatlarıyla yapılır.

“Akıllı insanlar kendine güvenir.”

cümlesinde niteleme sıfatı olan “akıllı” sözcüğü,

“Akıllılar kendine güvenir.”

cümlesinde “insanlar” isminin düşmesiyle adlaşmış sıfat olmuştur.

 

  1. BELİRTME SIFATLARI

Varlıkların diğer varlıklarla ilgileri sonucunda aldığı özellikleri belirten sıfatlardır.

Belirtme sıfatları varlıkların geçici özelliklerini belirtir.

Belirtme sıfatları kendi arasında dört gruba ayrılır.

 

  1. İşaret Sıfatı

Varlıkların bulunduğu yerleri gösteren sıfatlara işaret sıfatı denir.

Bu sıfatlar, söyleyen kişinin, sözünü ettiği nesneye uzaklığına göre değişir.

Bu kitabı ben aldım.”

cümlesinde yakındaki kitabı,

Şu kitabı verir misin?”

cümlesinde biraz uzaktaki kitabı,

O kitabı getirir misin?”

cümlesinde çok uzakta olan ya da, sözü edilen kitabı işaret etme anlamı vardır.

Yukarıdaki cümlelerde bulunan “bu, şu, ve o” sözcükleri işaret sıfatıdır.

İşaret sıfatları, isme “hangi” sorusunun sorulmasıyla bulunur.

Hangi kitap?

Bu kitap.

 

  1. Sayı Sıfatları

İsimlerin sayısal özelliklerini bildiren sıfatlara sayı sıfatı denir.

Sayı sıfatları kendi içinde dörde ayrılır:

 

  1. Asıl sayı sıfatları : İsimlerin sayılarını kesin olarak belirten sıfatlara asıl sayı sıfatı denir.

Üç arkadaş geziye çıktık.”

“İzmir’de on gün kalacaktık.”

“Bu çantayı ancak iki kişi taşıyabilir.”

 

  1. Sıra sayı sıfatı : Varlıkların sırasını bildiren sıfatlara sıra sayı sıfatı denir.

Sıra sayı sıfatları isimlere gelen “-ıncı, -inci” ekleri ile yapılır.

“Biz beşinci katta oturuyoruz.”

“Buradaki birinci günüm iyi geçmişti.”

 

  1. Üleştirme sayı sıfatı : İsimlerin eşit paylara ayrılmış olduğunu belirten sıfatlara üleştirme sayı sıfatı denir.

Bu sıfatlar isimlere getirilen “-ar, -er” eki ile oluşturulur.

“Öğrencilere ikişer kitap verildi.”

“Her komşuda yarımşar saat kaldık.”

 

  1. Kesir sayı sıfatı : İsimleri kesirli olarak belirten sıfatlardır.

“Bu işte yüzde yirmi kâr var.”

Yarım kilo kıyma yeter.”

 

  1. Belgisiz Sıfat

İsimlerin sayı bakımından belirsizliklerini ifade eden sıfatlara belgisiz sıfat denir.

Bazı işlerde acele edilmeli.

Birkaç arkadaş dışarıda bekliyor.

Hiçbir emek boşa gitmez.

Bütün öğrencileri bahçeye çıkarmışlar.

Her konuda bilgi sahibi olamayız.

Bir gün yine karşılaşırız.

cümlelerinde altı çizili sözcükler belgisiz sıfatlardır.

Bu sözcükler, isimleri sayıca belirtmişler, ama onların ne kadar olduğunu belirtmemişler.

 

  1. Soru Sıfatı

İsimlerin niteliğini, herhangi bir özelliğini soru yolu ile bildiren sıfatlardır.

Nasıl şiirleri beğenirsiniz?”

Kaçar gün kaldın şehirlerde?”

Hangi konuyu işleyeceğiz?”

Kaç soru çözmeli günde?”

İŞ OLUŞ VE HAREKETİ NİTELEYEN BELİRTEN SÖZCÜKLER 

İşi yani eylemi nitelen sözcükler ZARFLARDIR.

Zarflar; fiilleri, sıfatları ve görevce kendine benzeyen sözcükleri niteleyen, anlamlarını güçlendiren, derecelendiren, sınırlayan sözcüklerdir.

Zarfların asıl görevi değişik yönlerden fiilleri belirtmektir. Zarflar, fiilleri “durum, zaman, yer-yön, ölçü, soru” yönüyle belirtir.

Fiillerin, fiilimsilerin, sıfatların ya da kendi türünden olan kelimelerin anlamlarını türlü yönlerden (yer-yön, zaman, durum, miktar, soru) etkileyen; onları belirten, dereceleyen sözcüklere zarf denir.

Zarfların Özellikleri
  • Tek başlarına iken sıfatlar gibi isimden başka bir şey değildir. Zarf oldukları ancak cümlede belli olur.
  • Cümlede genellikle zarf tümleci olarak kullanılır.
  • Çekimsiz kelimelerdir. İsim çekim eki (hâl, iyelik, çoğul ekleri vb.) almazlar. Ama isim olarak kullanılabilenler bu görevde iken bu ekleri alabilirler.
  • Zarfların birçoğu sıfat ya da isim olarak da kullanılabildiği için sıfatların ve zarfların tanımı ve özellikleri iyi bilinerek bu fark ortaya konmalıdır. Sıfat isimden önce gelerek onu niteler veya belirtir. Ama zarf isimden önce gelmez.

Örnekler

  • Bugün çok yürüdüm. (fiilden önce)
  • Buraya yarın gelecekler. (fiilden önce)
  • İki eski dost akşama kadar sohbet etti. (fiilden önce)
  • Yarın da bayağı çok yürüyeceğiz. (zarftan önce, fiilden önce)
  • En güzel sen konuştun. (zarftan önce, fiilden önce)
  • En doğru kararı vermeliyiz. (sıfattan önce)
  • Çok hararetli tartışmalar oldu. (sıfattan önce)
  • Dün hava daha soğuktu. (adlaşmış sıfattan önce)
  • Mevsimlerin en güzeli ilkbahardır. (adlaşmış sıfattan önce)
  • Dargın durarak bir şey kazanamazsın. (fiilimsiden önce)

A. Görev ve Anlam Bakımından Zarflar

1. Durum Zarfları

Hâl ve tavır ifade eden zarflardır.

Özellikleri ve Örnekler
Eylemin nasıl yapıldığını ve ne durumda olduğunu; kimi zaman da zarfların durumunu gösterir. Bu zarflar da kendi içinde sınıflandırılabilir:

a. Niteleme Zarfları

Fiile “nasıl” sorusu sorularak bu zarflar bulunabilir.

Eğri oturalım, doğru konuşalım.
Düşüncelerini ne güzel dile getirebiliyorsun!
Çocukça hareket ediyorsun.
Böyle gelmiş, böyle gider.
Söyleyeceksen böyle söyle.

” kardeşçe, gizlice, sessizce, hafifçe, yavaşça, hızlıca…”
“hızla, kahkahayla…”
Küçük kız güzelce süslendi. (niteleme)
Babasını sevinçle karşıladı. (niteleme)

“gülerek, ağlayarak, oturmadan, gelip…”
“gözü arkada kalarak, canından bezmişçesine…”
“şakır şakır, tık tık, küt küt, şırıl şırıl…”
“dik dik, boylu boyunca, tatlı tatlı…”

Adam çekine çekine içeri girdi. (niteleme)
Kâğıtları paket paket gönderdi. (niteleme)
Yiğitseniz teker teker gelin. (üleştirme, niteleme)

Gül kokuyordu teni.
O, bu dünyada delikanlı yaşadı.

b. Kesinlik Zarfları

“elbet, elbette, asla, mutlaka, hiç mi hiç, ne olursa olsun, kuşkusuz, hiç kuşkusuz…”

  • Elbet bir gün buluşacağız.
  • Seni asla unutmayacağım.
  • Hayvanları ve bitkileri hiç incitmem.
  • İyiliklerinizin karşılığını mutlaka göreceksiniz.
c. Yineleme Zarfları
  • İkide bir karşıma çıkıyor.
  • Konuyu bir daha anlatayım.
  • Bu akşam yine arayacağım.
d. Olasılık Zarfları

“bakarsın, belki, ola ki, sanıyorum.”

  • Ola ki arayacağı tutar.
  • Sanıyorum aramaz.
e. Yaklaşıklık Zarfları

“aşağı yukarı, şöyle böyle, hemen hemen”

  • İşim hemen hemen bitti. (yaklaşıklık)
f. Üleştirme Zarfları
  • Uçaklar ikişer ikişer geçiyordu üstümüzden
  • Askerler teker teker nöbet yerlerine dağıldılar.
g. Sınırlama Zarfları
  • Dün ancak iki saat çalışabildim.
  • Bu kötü alışkanlıklardan artık uzak durmalısın

ZAMAN ZARFLARI 

 İşin oluşun hareketin anlamını zaman yönünden tamamlayan zarflardır.

Zaman Zarfları Özellikleri ve Örnekler
  • Fiile (veya zarfı olduğu başka kelimelere) sorulan “ne zaman”, “ne kadar süre” sorusuna cevap verir.
  • Zaman zarfları, zarf olarak kullanılan çeşitli zaman isimleridir.
  • Çekimsizdirler. İsim çekim ekleri alırlarsa zarf olmaktan çıkarlar.
  • Başlıcaları şunlardır:

“dün, bugün, yarın, şimdi, gece, gündüz, güpegündüz, gündüz gözüne, cuma günü, haftaya, önceki gün, akşam, sabah, akşamleyin, sabahleyin, az önce, geç, iki gün, iki saat, on dakika, iki günde, iki saatte, uzun süre, uzun zaman, biz gelmeden, demin, henüz, hâlâ, daha, gene, yine, artık, sonra, evvelâ, daima, hep, henüz, hemen, geceleri, sabahları, önceden, ayda bir, buraya gelmeden, anlatırken, yaşarken …”

  • Az önce gitmişti.
  • Sonra uğrarsınız.
  • Henüz işimiz bitmedi.
  • Artık buralara gelmeyeceğim.
  • Yarın geleceklermiş.
  • Okulu gelecek sene bitireceğim.
  • Kâmil dün akşam telefon etti.
  • Ayda bir uğrar buralara.
  • Toplantı iki saat sürdü.
  • İnsanların vefasızlığını geç anladım 

 İŞİN YÖNÜNÜ BELİRTEN ZARFLAR ( YÖN ZAFLARI )

Yalın hâlde kullanılarak fiilin yönünü (failin yöneldiği yeri) belirten zarflardır:

Yön Zarfları Özellikleri

 Yönelme, bulunma, ayrılma hâl ekleri getirilirse dolaylı tümleç olur. Hâliyle isim olarak kullanılmış olur. Aynı kelimeler sıfat olarak da kullanılabilir.

Ahmet içeriye girdi. (isim; dolaylı tümleç)
İlerisi çok güzel. (isim; özne)
İleri ülkeler daha demokratiktir. (sıfat)
Doğru söz, aşağı yol, yukarı kat, geri hatlar… (sıfat)

Örnekler

  • Arkadaşlar, içeri girer misiniz?
  • Sesi duyar duymaz aşağı indim.
  • Dışarı çıkmak için uğraşıyordu.
  • Arabayı biraz daha ileri park et.
  • Beri gel, barışalım.
  • Bu yoldan geri dönülmez.
  • Düşmana doğru ilerlediler. 

 

   

İŞİN MİKTARINI BELİRTEN ZARFLAR(MİKTAR ZARFLARI)

İş , oluş ve hareketi ölçü yönünden tamamlayan, artıran, azaltan zarflardır.
“en, daha, pek, çok, az, biraz, kadar, denli, gibi, fazla…”

Miktar Zarfları Özellikleri ve Örnekler:

Kendilerinden önceki ya da sonraki kelimeyle birlikte söze eşitlik, üstünlük, en üstünlük, aşırılık, karşılaştırma anlamları katar.

Benim kadar çalışırsan başarılı olursun. (eşitlik)
O da babası gibi yürüyor. (eşitlik, benzerlik)
Cennet kadar güzeldi vatanımız. (eşitlik, benzerlik)
Bu kadar çok çalışmak niye. (eşitlik)
Beş dakika kadar dinlenelim. (eşitlik, yaklaşıklık)
Yemeği biraz fazlaca yemişim. (biraz: eşitlik; fazlaca: aşırılık)
Ayakkabısı azıcık dar geliyormuş. (eşitlik, aza yakın)
Düne göre azıcık iyileşmiş. (eşitlik, aza yakın)

  • “en” kelimesi aşırılık, en üstünlük anlamı verir:

En yakın arkadaşı benim. (en üstünlük; sıfattan önce)
En çok çalışan canlı karıncadır. (en üstünlük, zarftan önce)

  • “daha” kelimesi karşılaştırma, üstünlük anlamları katar.

O senden daha çabuk bitirdi. (üstünlük; zarftan önce)
Daha güzel bir araba aldı. (üstünlük; sıfattan önce)

Not: “daha” kelimesi zaman ve “başka” anlamı da katabilir. “bir” kelimesiyle birlikte yineleme zarfı olur:
Songül daha telefon etmedi. (zaman zarfı, henüz anlamında)
Buralara bir daha gelebilir miyiz? Yineleme zarfı
Hepsini aldınız, daha ne istiyorsunuz? (“başka” anlamında)

  • “çokça, çok, pek çok, çok az, gayet, fazla, fazlaca, epey” kelimeleri aşırılık anlamı katar.

Bugünlerde çok az uyuyor.
Gayet çalışkan bir insandı.
Dergiyi çıkarmak için epey çalıştık.
Adem pek akıllı bir çocuktur.
Fazla okuyor, gözleri bozulacak.

  • “eksik, seyrek, sık” kelimeleri işin ne kadar sıklıkla yapıldığını belirtir:

Bugünlerde sık görüşüyoruz.
Parayı iki milyon eksik vermiş.
Eskisi gibi değil; seyrek uğruyor.

  • “aşağı yukarı, şöyle böyle” ikilemeleri “yaklaşık” anlamı katar.

Bursa’da aşağı yukarı bir ay kaldık.
Ankara’ya geleli şöyle böyle 9 yıl oldu

iŞİN NASIL OLDUĞUNU SORAN ZARFLAR

SORU ZARFLARI 

Eylemin anlamını soru yoluyla belirten zarflardır, daha doğrusu diğer zarfları ve cümledeki zarf tümlecini bulmaya yarayan soru kelimeleridir.

Soru Zarfları Özellikleri ve Örnekler
  • Diğer zarf çeşitlerinin çoğunun soru şekli vardır.

“ne zaman, ne kadar, nasıl, niçin, ne diye, ne, ne biçim, nice, ne denli”

  • Soru cümlesi yapar:

Akşam eve kaçta gelirsin?
O nasıl konuşuyor öyle?
Siz ne biçim konuşuyorsunuz?
Daha ne kadar bekleyeceğiz?
Niçin bunları bana veriyorsun?
Bu saate ne gezip duruyorsunuz?
İşleri ne zaman bitireceksiniz?
]İçinde soru zarfı bulunan bütün cümleler soru cümlesi değildir:
Eve kaçta geleceğimi şimdiden söyleyemem.
Ne iyi insanlar bunlar…
Ne güzel söyledi. 

GÖSTERME ZARFI

Bunu her dil bilgisi kitabı ayrı bir zarf olarak almaz. “işte” kelimesiyle yapılır.

  • İşte şimdi geliyorum.
  • Bak işte dinliyorum.

. Zarflarda Pekiştirme

Genellikle pekiştirme sıfatlarıyla ve ikilemelerle yapılır. Pekiştirmeli isimler de vardır ve onlar da zarf olarak kullanılır.

  • Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden.
  • Yüzü soğuktan mosmor olmuştu.
  • Yağmurda sırılsıklam ıslandılar.
  • Güpegündüz nereye gidiyorsun?
  • Soğuktan tortop yatıyor.
  • Evrakları paramparça mı getirecektin?

CÜMLENİN ÖĞELERİ 

  Bir duygu, düşünce veya durumu tam olarak anlatan sözcük ya da söz öbeklerine cümle(tümce) denir. Cümle, özne ve yüklem gibi temel; nesne, dolaylı tümleç ve zarf tümleci gibi yardımcı ögelerden oluşur.

Şimdi cümlenin ögelerine tek tek değinelim.

1.YÜKLEM 

2.ÖZNE 

3.NESNE 

4.DOLAYLI TÜMLEÇ 

5.ZARF TÜMLECİ

1. YÜKLEM

Cümlede kip ve zaman bildirerek yargıyı ortaya koyan temel unsurdur. Yüklem, tek başına cümle özelliği gösterir. Diğer ögeler yüklemin tamamlayıcı ögeleridir.

Cümlede yüklemi bulmak için herhangi bir öğeye soru soramayız. Onu çekimli durumda bulunan sözcüklerden anlarız. Örneğin;

“Anlıyorum” sözcüğü “anlamak” eyleminin şimdiki zamanla çekimlendiğini gösteriyor. Öyleyse yargı bildiriyor demektir. Dolayısıyla bu, bir cümledir.

“Bugün mutfakta anneme yardım ettim.”

cümlesindeki altı çizili söz birleşik fiil olduğu için,

“Çiftçinin ambarı sabanın ucundadır.”

cümlesindeki altı çizili söz isim tamlaması olduğundan,

“Türkçe dersimize giren kişi genç bir öğretmendi.”

cümlesindeki altı çizili kısım ise sıfat tamlaması olduğundan bölünemez ve bu şekilde yüklem olur.

2. ÖZNE

Cümlede yüklemin bildirdiği işi, hareketi yapan ya da oluş içinde bulunan öğedir. Cümlenin temel öğesidir. Ancak her cümlede bulunmak zorunda değildir.

Cümlede özneyi bulmak için yükleme “kim” ve “ne” sorularını sorarız. Ancak özellikle “ne” sorusu, nesneyi bulmak için de sorulduğundan, biz özne sorusunu yükleme değişik biçimde sorarız. Örneğin;

“Bu elbiseyi annem aldı.”

cümlesinde “aldı” yüklemdir. Özneyi bulmak için yükleme “Alan kim?” diye soruyoruz. Cevap olarak “annem” geliyor. Öyleyse cümlenin öznesi bu sözcüktür.

Cümlede özne yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi, açık olarak verilebileceği gibi, yüklemin çekiminden de çıkarılabilir. Cümlede olmayan, yüklemdeki kişi eklerinden anlaşılan bu tür öznelere “gizli özne” adı verilir.

“Ders çalışmana yardım ederim.”

cümlesinin yüklemi “yardım ederim” sözcüğüdür. Özneyi bulmak için “Yardım eden kim?” diye soruyoruz, “Ben” cevabı geliyor; ancak bu söz cümlede yok, biz bunu yüklemin bildirdiği kişiden çıkarıyoruz. Öyleyse bu cümlenin öznesi gizli öznedir. Bu özne cümlede var olan ögelerden biri sayılmaz.

Yani “Gördüm.” cümlesinde öznenin “ben” olduğu görülse bile bu cümle sadece yüklemden oluşmuş sayılır.

Bazı cümlelerde işi yapan belli değildir. Bu cümlelerde işten etkilenen öğe sözde özne kabul edilir.

“Sokaklar çok güzel temizlendi.”

cümlesinde işi yapan belli değildir. Ama işten etkilenen öğe vardır. “Temizlenen ne?” sorusu bize “sokaklar” sözcüğünü veriyor. Bu şekildeki öznelere sözde özne denir.

Bazı cümlelerde ise özne bulunmaz. Yani eylemi yapan bazen belli değildir.

“Yağmurlu havalarda geziye gidilmez.”

cümlesinde “gidilmeyen ne, gidilmeyen kim?” gibi sorulara cevap alınmaz. Öyleyse cümlenin öznesi yoktur.

3. NESNE

Cümlede yüklemin bildirdiği işten etkilenen öğedir. Yükleme sorulan “kimi, neyi, ne” sorularına cevap verir. Nesneler hâl ekini alıp almamalarına göre iki grupta incelenir.

a. Belirtili Nesne

Nesne görevinde bulunan söz, “-i” hâl ekini almışsa, nesneye belirtili nesne denir.

“Kitabı öğretmenden aldı.”

cümlesinde “kitabı” nesnesi “-i” hal eki aldığından belirtili nesnedir.

b. Belirtisiz Nesne

Nesne görevinde bulunan söz “-i” hâl ekini almamışsa buna, belirtisiz nesne denir.

“Akşama kadar odasında kitap okudu.”

cümlesinde “kitap” nesnesi bu eki almamış ve belirtisiz nesne olmuştur.

4. DOLAYLI TÜMLEÇ

Yüklemin yöneldiği, bulunduğu, çıktığı yeri gösteren öğedir. Yükleme sorulan “-e”, “-de” ve “-den” hâl eklerini alan sorulara aynı ekleri alarak cevap veren sözcük ya da söz öbekleri dolaylı tümleç görevinde bulunur. Soruların ve cevapların aynı ekleri alması zorunluluğu, bunun diğer ögelerle karışmasına engel olur.

“Çözemediği soruları bana sorar.”

cümlesinde altı çizili öğeyi bulabilmek için yükleme “kime” sorusunu soruyoruz. Soru da cevap da aynı eki almış. Öyleyse “bana” sözü dolaylı tümleçtir.

“Akşama eve geç kalmayın.”

cümlesinde altı çizili sözcük de “-e” hâl ekini almıştır. Ancak bu ögeyi bulmak için yükleme “ne zaman” sorusunu soruyoruz. Görüldüğü gibi soru hâl eki almadan soruluyor. Öyleyse bu, “-e” hâl eki almış olmasına rağmen dolaylı tümleç değildir.

Aynı durumu “-de” ve “-den” eklerinde de görebiliriz.

“Sabah erkenden dağa çıkacağız.”
“Öğrenciler henüz dersten çıkmadı.”
“Okulun bahçesinde top oynadık.

cümlelerindeki altı çizili sözler dolaylı tümleçtir.

5. ZARF TÜMLECİ

Yüklemin zamanını, durumunu, miktarını, yönünü, koşulunu vb. bildiren ögelerdir. Bunların her biri değişik bir soruyla bulunur.

“Yazın bol bol kitap okuyacağım.”

cümlesindeki altı çizili zarf “ne zaman”,

“Arabamız engebeli yolda ağır ağır ilerliyordu.”

cümlesinde altı çizili zarf “nasıl”,

“Çocuğun dersleri şaşılacak kadar iyiydi.

cümlesindeki altı çizili zarf “ne kadar”,

“Ayakkabıları içeri alın.”

cümlesindeki altı çizili zarf “nereye” sorusuna cevap vermiştir. Yükleme sorulan bu sorulara cevap veren ögeler daima zarftır.

CÜMLE VURGUSU

Cümlede asıl anlatılmak istenen öge vurgulanır. Biz konuşurken, önemsediğimiz ögeyi cümlenin herhangi bir yerinde ses tonumuzu yükselterek vurgulayabiliriz. Ancak yazıda bunu yapamayacağımızdan, vurgulamak istediğimiz öğeyi yükleme yaklaştırırız. Yani cümlede yükleme en yakın öğe, en çok vurgulanan öğedir.

“Babam bizi dün fuara götürdü.”

cümlesinde yükleme en yakın olduğu için dolaylı tümleç,

“Babam bizi fuara dün götürdü.”

cümlesinde yükleme en yakın olduğu için zarf tümleci;

“Babam fuara dün bizi götürdü.”

cümlesinde yükleme en yakın olduğu için nesne;

“Dün fuara bizi babam götürdü.”

cümlesinde yükleme en yakın olduğu için özne vurguludur.

ARA SÖZ

Cümleyi söylerken söz arasına sıkıştırılan, bazen bir öğenin açıklayıcısı, bazen cümle dışı unsur olan söz veya söz öbeklerine ara söz denir.

“Büyüdüğüm o güzel şehri, Bursa’yı, asla unutamam.”

cümlesinde “Bursa’yı” ara sözü cümlenin nesnesinin açıklayıcısı olarak kullanılmıştır. Ara söz daima açıkladığı öğeden sonra gelir.

CÜMLENİN ÖĞELERİ NASIL BULUNUR ?

CÜMLENİN ÖĞELERİNİ BULMAK İÇİN HANGİ SORULAR SORULUR  ?

Cümlenin öğlelerini bulmak için sorulacak olan sorular tablodadır : 

cümlenin öğelerini bulma yolları

 NOKTALAMA İŞARETLERİ 

Duygu ve düşüncelerimizi daha açık ifade etmek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak amacıyla kullandığımız işaretlere noktalama işaretleri denir. 

 Türkçe’de kullandığımız noktalama işaretleri şunlardır : 

Nokta (.)

Virgül (,)

İki Nokta (:)

Noktalı Virgül(;)

Üç Nokta (…)

Soru İşreti (?)

Ünlem İşareti (!)

Tırnak İşareti (” “)

Kesme İşareti (‘)

Yay Ayraç (( ))

Kısa Çizgi (-)

Uzun Çizgi (–)

NOKTA 

Cümlenin sonuna konur.

Örnek

» Bu sabah çok erken uyandım.
» Türk Dil Kurumu, 1932 yılında kurulmuştur.

» Bazı kısaltmaların sonuna konur.

Örnek

» Cad. (cadde)
» Alb. (albay)
» İng. (İngilizce)
» Prof. (profesör)
» Dr. (doktor)
» sf. (sıfat)

» Sayılardan sonra, sıra bildirmek için “-ıncı, -inci” ekinin yerine konur.

Örnek

» Dayımlar bu apartmanın 10. katında oturuyor.
» Bağdat, IV. Murat zamanında fethedildi.

VİRGÜL

Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına konur.

Örnek

» İki katlı, bahçeli, mavi boyalı bir evleri vardı. cümlesinde virgül, sıfatların arasında kullanılmıştır.
» Herkes fırtınadan, kardan, soğuktan korkar mı? cümlesinde virgül, dolaylı tümleçlerin arasında kullanılmıştır.

» Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur.

Örnek

» İyilik et komşuna, iyilik gelsin başına.
» Boyalarla oynamış, boyalan yüzüne gözüne bulaştırmıştı.

» Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan ögeleri belirtmek için konur.

Örnek

» Yaşar, o dar ve patika yollardan geçip yıllar önce terk ettiği köyüne özlem dolu bir şekilde dönüyordu.

» Cümle içinde ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için kullanılır.

Örnek

» Hiç kimse onun, Tamer’in, suçlu olduğuna inanmıyordu. cümlesine altı çizili bölüm ara sözdür. Bu ara sözün başında ve sonunda virgül kullanılmıştır.

» Tırnak içinde olmayan aktarma cümlelerinden sonra konur.

İKİ NOKTA ( 🙂

Kendisinden sonra örnek verilecek cümlenin sonuna konur.

Örnek

» Bu zor soruyu sınıfta iki kişi bilmişti: Sibel ve Esma.

» Kendisinden sonra açıklama yapılacak cümlenin sonuna konur.

Örnek

» Aklın ve bilimin üç büyük düşmanı vardır: Fenalık, cahillik ve tembellik.

» Edebî eserlerdeki karşılıklı konuşmalarda, konuşan kişinin adından sonra konur.

Örnek

» Hacivat: Hoş geldin sevgili Karagöz’üm!
Karagöz: Hoş bulduk kel kafalı kara üzüm!

» Doğrudan yapılan aktarmalarda, aktarılan söz ya da yazıdan önce konur.

Örnek

» Yunus şöyle dedi: “Büyüyünce pilot olacağım.”
Bu cümlede başkasından aktarılan bir söz vardır. Bu yüzden aktarılan sözden önce iki nokta kullanılmıştır.

» Genel Ağ (internet) adreslerinde kullanılır.

Örnek

» http://www.dilbilgisi.net

» Matematikte bölme işareti olarak kullanılır.

Örnek

» 49:7 = 7

NOKTALI VİRGÜL ( ; )

Cümle içinde virgüllerle ayrılmış tür veya takımları birbirinden ayırmak için konur.

Örnek

» Erkek çocuklara Fatih, Osman, Murat; kız çocuklara ise Buse, Meryem, Havva adları verilir.

» Ögeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur.

Örnek

» At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır.

» Cümleleri birbirine bağlayan “ama, fakat, lâkin, çünkü” gibi bağlaçlardan önce konabilir.

Örnek

» Konuşuyorum; çünkü gerçekleri siz de bilmelisiniz.

ÜÇ NOKTA ( … )

Tamamlanmamış cümlelerin sonuna konur.

Örnek

» Tepeyi aşınca karşımızda kıpkırmızı gelincik tarlaları

» Kaba sayıldığı için veya bir başka nedenle açıklanmak istenmeyen kelime ve bölümlerin yerine konur.

Örnek

» Bu sırrı sadece E biliyor.

UYARI: Üç nokta yerine iki veya daha çok nokta kullanılmaz.

UYARI: Ünlem ve soru işaretinden sonra üç nokta yerine iki nokta konulması yeterlidir.

SORU İŞARETİ   ( ? )

Soru bildiren cümle veya sözlerin sonuna konur.

Örnek

» Affedersiniz, Üsküdar’a nasıl gidebilirim?
» Söylediklerimi anladınız mı?

» Soru bildiren ancak soru eki veya sözü içermeyen cümlelerin sonuna konur.

Örnek

» Gümrükteki memur başını kaldırdı:
— Adınız?

» Bilinmeyen, kesin olmayan veya şüpheyle karşılanan yer, tarih vb. durumlar için kullanılır.

Örnek

» Yunus Emre (Doğum yeri: ?) → (bilinmeyen)
» 1496 (?) yılında doğan Fuzuli… → (kesin olmayan)
» Dün akşam 5 saat (?) ders çalışmış. → (şüpheyle karşılanan)

NOT: Soru ifadesi taşıyan sıralı ve bağlı cümlelerde soru işareti en sona konur.

ÜNLEM İŞARETİ ( ! )

Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma gibi duyguları anlatan cümlelerin sonuna konur.

Örnek

» Su ne kadar da soğuk!
» Ne mutlu sizin gibilere!

» Seslenme, hitap ve uyarı sözlerinden sonra konur.

Örnek

» Dikkat et! Üzerine çamur sıçramasın.
» Ey Türk gençliği!

NOT: Ünlem işareti, seslenme ve hitap sözlerinden hemen sonra konulabileceği gibi cümlenin sonuna da konabilir.

Örnek

» Eyvah! Yine geç kaldım.
Eyvah, yine geç kaldım!

NOT: Alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırılmak istenen sözden hemen sonra yay ayraç içinde ünlem işareti kullanılır.

Örnek

» Kendi hâlinde biriymiş (!) kimsenin işine burnunu sokmazmış (!)

TIRNAK İŞARETİ  (” “)

Başka bir kimseden veya yazıdan olduğu gibi aktarılan sözler tırnak içine alınır.

Örnek

» Peyami Safa: Kendimize uygun eserler okuruz. der.

NOT: Tırnak içindeki alıntının sonunda bulunan işaret (nokta, soru işareti, ünlem işareti vb.) tırnak içinde kalır. Tırnaktan sonra cümle devam ediyorsa tırnak kapatılır ve cümle küçük harfle devam eder.

Örnek

» Andre Gide: Yazmaya başlayınca en zor şey samimi olmaktır. diyor.

» Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınır.

Örnek

» En yakınımız bile olsa kaldırıma tretuvar diyene kızsak, yer ayırtmak yerine rezerve etmeyi kullananları affetmesek…

» Cümle içerisinde kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınır.

Örnek

» Bu sıralar Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın Dört Kanatlı Kuş adlı şiir kitabım okuyorum.

UYARI: Tırnak içine alınan sözlerden sonra kesme işareti kullanılmaz.

Örnek

» Necip Fazıl’ın “Çilesini okudunuz mu?

KESME İŞARETİ  ( ‘ )

» Özel isimlere getirilen iyelik, durum ve bildirme ekleri kesme işaretiyle ayrılır.

Örnek

» Peyami Safa: “Kendimize uygun eserler okuruz.” der.
» Elif Şafakta, Cüneyt Arkına → (Kişi adları, soyadları ve takma adlar)
» Dünyanın, Marsa → (Gök bilimiyle ilgili adlar)
» Çırağan Sarayının, Çanakkale Şehitleri Anıtına → (Saray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb. adları)
» Kaplumbağa Terbiyecisinde, Kaşağıyı → (Kitap, dergi, gazete ve sanat eseri adları)
» Karabaşa, Minnoşu → (Hayvanlara verilen özel adlar)
» Cumhuriyet Döneminde, Orta Çağın → (Akım, çağ ve dönem adları)

UYARI: Özel adlara getirilen yapım ekleri, çokluk eki (-lar, -ler) ve bunlardan sonra gelen diğer ekler kesmeyle ayrılmaz.

Örnek

» Türklük, Ahmetler, Hristiyanlıktan, Avrupalılaşmak, Aydınlı, Atatürkçülüğün…

UYARI: Kurum, kuruluş, kurul ve iş yeri adlarına gelen ekler kesmeyle ayrılmaz.

Örnek

» Türk Tarih Kurumuna, Et Balık Kurumunda

» Kişi adlarından sonra gelen saygı sözlerine getirilen ekleri ayırmak için konur.

Örnek

» Fatma Hanıma, îdris Beyi

» Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmak için konur.

Örnek

» ABDde kasırga, hayatı felce uğrattı.
» Bu film, TVde ilk kez yayınlanıyor.

UYARI: Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Bu tür kısaltmalarda ek noktadan ve üs işaretinden sonra, kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır.

Örnek

» vb.leri, Alm.yı, cm²e (santimetre kareye)

» Sayılara getirilen ekleri ayırmak için konur.

Örnek

» Üniversiteden 1993te mezun olmuş.
» İsterseniz 8inci kata çıkalım.

» Şiirde veya konuşma sırasında seslerin ölçü ve söyleyiş gereği düştüğünü göstermek için kesme işareti kullanılır.

Örnek

» Güzelliğin on paretmez
Bu bendeki aşk olmasa (Âşık Veysel)
» Noldu da geri döndünüz?

» Bir ek veya harften sonra gelen ekleri ayırmak için konur.

Örnek

» adan zye kadar, -lıkla türetilmiş sözcükler

NOT: Özel adlar için yay ayraç (parantez) içinde bir açıklama yapıldığında kesme işareti yay ayraçtan önce kullanılır.

Örnek

» Yunus Emrenin (1240?-1320), Yakup Kadrinin (Karaosmanoğlu)

YAY AYRAÇ ( PARANTEZ ) (( ))

» Cümlenin yapısıyla doğrudan doğruya ilgisi olmayan açıklamalar için kullanılır.

Örnek

» Bu beldenin ormanlarını (Aslında orman demeye de bin şahit gerek.) yok olmaktan kurtarmalıyız.

NOT: Yay ayraç içinde bulunan özel isimler ve yargı bildiren anlatımlar büyük harfle başlar ve sonuna uygun noktalama işareti getirilir.
» Tiyatro eserlerinde ve senaryolarda konuşanın hareketlerini, durumunu açıklamak ve göstermek için kullanılır.

Örnek

» Yaşlı kadın — (Ağır adımlarla yaklaştı.) Evladım, bana yardım eder misin?

» Alıntıların aktarıldığı eseri veya yazarı göstermek için kullanılır.

Örnek

» Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar(Necip Fazıl KISAKÜREK)

» Yabancı sözcüklerin okunuşu yay ayraç içerisinde gösterilir.

Örnek

» Shakespeare (Şekspir) tiyatro yazarıdır.

» Cümle içerisinde bir sözcüğün eş anlamlısı verildiğinde kullanılır.

Örnek

» Şairler teşbih (benzetme) sanatına çok başvurur.

UYARI: Özel veya cins isme ait ek, ayraçtan önce yazılır.

Örnek

» Cahit Sıtkı Tarancı’nın (1910 – 1954) bazı şiirlerini ezbere biliyorum..

» Bir söze alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için kullanılan ünlem işareti yay ayraç içine alınır.

Örnek

» Adam, çok zeki (!) olduğunu söylüyor..

» Bir bilginin şüpheyle karşılandığını veya kesin olmadığını gös­termek için kullanılan soru işareti yay ayraç içine alınır.

Örnek

» 1496 (?) yılında doğan Fuzuli…

KISA ÇİZGİ ( – )

» Satıra sığmayan sözcükler bölünürken satır sonuna konur.

Örnek
» Soğuktan mı titriyordum, yoksa heyecandan, üzüntüden mi bilmem. Havuzun suyu bulanık. Kanepe–
lerde kimseler yok.

» Ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için kullanılır.

Örnek

» Vatanını –Türkiye’yi– çok özlemişti.

» Dil bilgisinde kökleri ve ekleri ayırmak için konur.

Örnek

» mor–ar–t–acak–lar–mış
» yol–cu–lar

» Fiil kök ve gövdelerini göstermek için kullanılır.

Örnek

» oyna–, ağlat–, bekle–

» Eklerin başına konur.

Örnek

» Bu cümlede –de eki farklı bir işlevde kullanılmış.

» Heceleri göstermek için kullanılır.

Örnek

» du–var–da–ki
» ak-şam-le-yin

» Kelimeler veya sayılar arasında “-den…-a, ve, ile, ila, arasında” anlamlarını vermek için kullanılır.

Örnek

» 2013–2014 eğitim–öğretim yılı,
» Fenerbahçe–Galatasaray karşılaşması
» Türkçe–Fransızca Sözlük

UYARI: Cümle içinde sayı adlarının yinelenmesinde araya kısa çizgi konmaz.

Örnek

» On on beş dakika önce üç beş kişi buraya geldi.

» Sıfırdan küçük değerleri göstermek için kullanılır.

Örnek

» –2 °C

» Matematikte çıkarma işareti olarak kullanılır.

Örnek

» 50–20=30

» Yazıda satır başına alınan konuşmaları göstermek için kullanılır. Buna konuşma çizgisi de denir.

Örnek

» Beyza sordu:
— Herkes ekmek parası için çalışıyor da fırıncılar niçin çalışıyor?

NOT: Oyunlarda uzun çizgi konuşanın adından sonra da konabilir.

Örnek

» Sıtkı Bey — Kaleyi kurtarmak için daha güzel bir çare var. Gerçekten ölecek adam ister.
İslam Bey — Ben daha ölmedim. (Namık Kemal)

UYARI: Konuşmalar tırnak içinde verildiğinde uzun çizgi kul­lanılmaz.

Örnek

» Sitem dolu bir ses tonuyla seslendi: “Niçin bizimle gelmedin?”

EĞİK ÇİZGİ (/)

» Yan yana yazılması gereken durumlarda mısraların arasına konur.

Örnek

» Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak / Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak / O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak / O benimdir, o benim milletimindir ancak. (Mehmet Akif Ersoy)

» Adres yazarken apartman numarası ile daire numarası arasına ve semt ile şehir arasına konur.

Örnek

» Merdiven Sokağı No.: 34 / 3 Ladik / SAMSUN

» Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur.

Örnek

» 13/12/2013, 29/10/2023

» Dil bilgisinde eklerin farklı biçimlerini göstermek için kullanılır.

Örnek

» -dık/-dik, -maz/-mez

» Genel Ağ (internet) adreslerinde kullanılır.

Örnek

» http://www.dilbilgisi.net/dil-bilgisi/yazim-bilgisi/noktalama-isaretleri/

» Matematikte bölme işareti olarak kullanılır.

Örnek

» 100/5 = 20

YAZIM ( İMLA ) KURALLAR

“DE”lerin Yazımı

Dilimizde iki ayrı “de” vardır:

Hâl eki “-de”: Ek olan -de, kendinden önceki sözcüğe bitişik yazılır; ünlü uyumuna ve ünsüz benzeşmesine bağlı olarak “-de, -da, -te, -ta” biçimi vardır.
Evde kimse yok.

Bu kitapta her şeyi bulursun.

* * Hâl eki “-de” özel adlardan sonra geldiğinde kesme (‘) işareti ile ayrılarak yazılır.

Onunla Ankara’da tanıştım.

Çantam Sibel’de kalmış.

Bağlaç olan “de”: Bağlaç olan “de”nin yalnız “de” ve “da” biçimi vardır. Kendinden önceki sözcükten ayrı yazılır.
Mehmet de bizimle gelecek.

Gelirken elma da aldım.

Örnek Soru:
Hangi cümlede yazım yanlışı vardır?

A)   Cesaret, Türk’ün özelliklerindendir.
B)   Bu soğuklarda Ali’de yatağa düştü.
C)   Bana yardımcı olursunuz değil mi?
D)   Hatasını anlamış olmalı ki sesini çıkarmadı.
(1998-EML)

Yanıt: B

”Mİ” Soru Ekinin Yazımı

* * “mi” soru eki cümleye soru anlamı katsın veya katmasın her zaman ayrı yazılır.

Okudu mu anlar.

Film bitti mi çıkacağız.

Onları hiç gördün mü?

* * Şahıs ekleri “mi” soru ekinden sonra gelir ve ünlü uyumuna uyar.

Geziye katılacak mısın?

Alilerle konuşmuyor musun?

Örnek Soru:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı vardır?

A)   Sınıfını geçtimi ona bilgisayar alacağım.
B)   Çocuklarla mı kalacaksın?
C)   Soğuk mu soğuk bir su çıkar bu dağdan.
D)   Ev mi araba mı istiyor?

Yanıt: A

 

“Kİ’lerin Yazımı

 * * “-de” hâl eki almış sözcüklere eklenerek yer bildiren sıfatlar türeten “-ki” eki eklendiği sözcüğe bitişik yazılır.

Kolundaki yara iyileşti.

Elindeki tüm parayı harcadı.

* * Bağlaç olan “ki” ise ayrı bir sözcüktür ve kendinden önceki sözcükten ayrı yazılır. Cümleleri ya da öğeleri bağlamak için kullanılır.

Beni dinlemedi ki anlasın.

O ki sınıfın en çalışkanıdır, sınavdan zayıf almış.

Uyarı:  “Sanki, halbuki, oysaki, mademki” sözcüklerindeki “ki”ler kalıplaşmıştır, bitişik yazılır.

Örnek Soru:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “ki’nin yazımı yanlıştır?

A)   Elindeki kitabı masaya bıraktı.
B)   Hava öyle soğuk ki!
C)   Sabahki patlama hepimizi korkuttu.
D)   Anladımki bu iş böyle olmayacak.

Yanıt: D

BÜYÜK HARFLERİN KULLANIMI

* * Cümlelerin başındaki sözcüğün ilk harfi büyük yazılır:

Maçı sonuna kadar izledim.

Buraların havası güzeldir.

* * Dize başlarındaki sözcükler büyük harfle başlar:

“Bu ne acayip bilmece,
Ne gündüz biter ne gece,
Kime söyleriz derdimizi,
Ne hekim anlar ne hoca.”

* * Bütün özel adlar büyük harfle başlar:

Hakan, Oya…

Çince, Almanca…
Türk Tarih Kurumu, Türk Hava Yolları…

Yaprak Dökümü, Mürebbiye… Babalar Günü, Sevgililer Günü…

* * Sanlar veya unvanlar özel adla kullanılırsa büyük harfle başlar:

Vali Ahmet Bey geldi.
Yarın Yüzbaşı Serhat gidecek.

* * Mektuplarda hitap sözleri büyük harfle başlar:

Kıymetli Arkadaşım,
Değerli Kardeşim,

* * Astronomi ve coğrafya ile ilgili konularda “dünya, güneş, ay” ve gezegen adları terim olarak kullanılıyorsa büyük harfle başlar:

Önümüzdeki hafta Güneş tutulması olacakmış. (terim)
Yüzü ay parçası gibi. (terim değil)

* * Yön adları bir özel adın önünde kullanılırsa büyük harfle başlar, yalnız kullanılırsa ya da yer adından sonra gelirse ilk harfleri küçük olur:

Her yıl, Güney Asya’da felâket olur.
Ülkemizde Yukarı Fırat oldukça verimlidir.
Türkiye’nin güneyinde Akdeniz vardır.

* * Dağ, göl, ova adları büyük harfle başlar:

Ağrı Dağı, Van Gölü, Konya Ovası…

* * Mahalle, sokak ve cadde adları büyük harfle başlar:

Vatan Mahallesi,  Mehtap Sokak, Cumhuriyet Caddesi…

Örnek Soru:
Aşağıdaki cümlelerin  hangisinde büyük harflerin yazımıyla ilgili bir yanlışlık yoktur?

A)   Kar Doğu anadoluyu etkisi altına aldı.
B)   Rusya’nın Kuzeyi çok soğuk olur.
C)   Okulumuza Vali Bey gelecek.
D)   Her yaz Van Gölü’nde yüzerim.

Yanıt: D

EDEBİ TÜRLER
Düz yazı türleri
masal
yaşam öyküsü ( biyografi
öykü
hikaye
roman
fıkra
DEYİM ATA SÖZLERİ VE ÖZDEYİŞLER
fıkra
terim
mani
bilmece
tekerleme
ETKİNLİK
bilmece bildirmece
renklerin dili

Bir cevap yazın