Kategori arşivi: 3.SINIF DERSLERİ

(Wheel Of Fortune) Konu Anlatımı : Imperatives & Let’s & How many & Can

(Wheel Of Fortune) Konu Anlatımı : Imperatives & Let’s & How many & Can …

izmir escortları

Imperatives ( Emir Cümleleri )

İngilizcede İstenilen birşeyin yapılması için emredilen cümleler kullanıldığında bunlara imperatives deriz.

Kalk,koş,git, ver, onu bana ver, topu at gibi emir cümleleri bunlara örnektir. 

Şimdi bunlara ingilizce örnekler verelim:

Stand up! (Ayağa kalk!)
Look at the board. (Tahtaya bak.)
Be careful! (Dikkatli ol!)
Listen to me! (Beni dinleyin!)
Put on your jacket. (Ceketini giy.)

Olumsuz cümelelerde ise cümlenin başına Don’t yazarız. 

Örneğin : 

Don’t speak Turkish in class! (Sınıfta Türkçe konuşmayın!)

Don’t be late. (Geç kalma.)

Don’t forget! (Unutma!)

Don’t give me it ( onu bana verme )   gibi örnekler sanırım işinize yaramıştır.

Emir cümleleriyle yaptığımız ricaları daha nazik bir şekilde ifade etmek istiyorsak cümle başında ya da sonunda “please (lütfen)” kelimesini kullanabiliriz.

Be quiet, please. (sessiz olunuz lütfen )
Please be quiet. (lütfen sessiz olunuz)

İngilizcede emir cümlelerini iyi dileklerde bulunmak için de kullanabiliriz.

Örnek : 

Enjoy your meal! (Afiyet olsun!)
Have fun! (iyi eğlenceler!)

Let’s

Birinin bir işi bizimle birlikte yapmasını istersek “Let’s ……” kalıbını kullanırız.

Örnek 
Let’s go to the cinema. (Hadi sinemaya gidelim.)
Let’s dance. (Hadi dans edelim.)

Let’s play football ( Hadi futbol oynayalım) 

How Many ?

Bir cismin eşyanın kaçtane olduğunu öğrenmek için sorduğumuz soruları  cümlenin başına How Many soru kalıbını yazarak sorabiliriz.

Örnek : 

How many oranges are there? (orada kaç tane portakal var ? )

Twelve oranges. ( 12 portakal )

How many apples are there ? ( orada kaçtane elma var ? )

Five apples. ( 5 tane elma )

How many cats are there ? ( kaç tane kedi var ?)

Three cats ( 3 kedi )

CAN / CAN’T

Yapabildiğimiz davranışları anlatabilmek için CAN kalıbını kullanırız.Birşeyi yapabilmek için yeteneğimiz olduğunu anlatmak için CAN kalıbını kullanırız

Örnek :

I can swim ( Ben yüzebilirim )

I can walking ( Ben yürüyebilirim

ı can run  ( Ben koşabilirim )

I can play guitar ( Ben gitar çalabilirim)

I can read a book ( Ben kitap okuyabilirim) gibi cümleler kurabiliriz.

Yapamağımız davranışları anlatabilmek için CAN’T kalıbını kullanırız.Birşeyi yapamayacağımızı anlatabilmek için CAN’T  kalıbını kullanırız

Örnek : 

I can’t swim ( Ben yüzemem )

I can’t walking ( Ben yürüyemem)

ı can’t  run  ( Ben koşamam )

I can’t play guitar ( Ben gitar çalamam)

I can’ read a book ( Ben kitap okuyamam) gibi cümleler kurabiliriz.

3.SINIF İNGİLİZCE KONULARI

İNGİLİZCE İLKOKUL 3.SINIF DERS KONU ANLATIMLARI

Konu mavi renkli konu başlıklarına tıklayarak konulara ulaşabilirsiniz. 

İyi Dersler.

3.SINIF HAYAT BİLGİSİ KONULARI

DÜN BUGÜN YARIN

KONULAR

ATATÜRK’ÜN HAYATI

ÖNDERİMİZ

MİLLİ BAYRAMLARIMIZDAN BİRİ

.ATATÜRK’ÜN TÜRK MİLLETİNE YAPTIĞI HİZMETLER

.ÜLKELER VE BAYRAKLAR

CUMHURİYETİMİZİ KORUMAK

GEÇEN YIL ,BU YIL

DEĞİŞEN DUYGULAR

AİLECE DEĞİŞİYORUZ

HAYALİMDEKİ MESLEK

HAVA TAHMİNLERİ

YAĞMUR,KAR, SİS

.ULAŞIM ARAÇLARI

BİLGİSAYARLAR HER YERDE

 DÜNDEN BUGÜNE İLETİŞİM TEKNOLOJİLERİ

YAŞADIĞIMIZ YERİN DÜNÜ BUGÜNÜ

DEDEMİN VE NİNEMİN OYUNLARI

GEÇMİŞE YOLCULUK

BİREY TOPLUM ÇEVRE

20. DOĞAL AFETLERDEN KORUNALIM

21.NELER ÖĞRENDİM?

ATATÜRK’ÜN HAYATI

Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik’te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi’ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın’dan Makedonya’ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım’la evlendi. Atatürk’ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.

atatürk'ün hayatı

         Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi’nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi’ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği’nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik’e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi’ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye’ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına “Kemal” i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi’sini bitirip, İstanbul’da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi’ne devam etti. 11 Ocak 1905’te yüzbaşı rütbesiyle Akademi’yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907’de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır’a III. Ordu’ya atandı. 19 Nisan 1909’da İstanbul’a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa’ya gönderildi. Picardie Manevraları’na katıldı. 1911 yılında İstanbul’da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.

1911 yılında İtalyanların Trablusgarp’a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911’de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912’de Derne Komutanlığına getirildi.

         Ekim 1912’de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır’daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne’nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915’te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ’da görevlendirildi.

1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı’nda, Mustafa Kemal Çanakkale’de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine “Çanakkale geçilmez! ” dedirtti. 18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası’na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915’te Arıburnu’na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal’in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı’nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915’te Arıburnu’nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos’ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos’ta Kireçtepe, 21 Ağustos’ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal’in askerlerine “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!” emri cephenin kaderini değiştirmiştir.

      Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları’dan sonra 1916’da Edirne ve Diyarbakır’da görev aldı. 1 Nisan 1916’da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis’in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep’teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917’de İstanbul’a geldi. Velihat Vahidettin Efendi’yle Almanya’ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyehatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad’a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918’de Halep’e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918’de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918’de İstanbul’a gelip Harbiye Nezâreti’nde (Bakanlığında) göreve başladı.

Mondros Mütarekesi’nden sonra İtilaf Devletleri’nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine; Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. 22 Haziran 1919’da Amasya’da yayımladığı genelgeyle “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını ” ilan edip Sivas Kongresi’ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz – 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 – 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi’ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919’da Ankara’da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.

       Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’I işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması’nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu’nu paylaşan I. Dünya Savaşı’nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye – ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı.

      Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları şunlardır:
  • Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü’nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı.
  • Çukurova, Gazi Antep, Kahraman Maraş Şanlı Urfa savunmaları (1919- 1921)
  • I. İnönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921)
  • II. İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921)
  • Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921)
  • Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer (26 Ağustos 9 Eylül 1922)

Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal’e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması’yla sonuçlandı. Böylece Sevr Antlaşması’yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklüğünde vatan bırakılan Türkiye toprakları üzerinde ulusal birliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması için hiçbir engel kalmadı.

23 Nisan 1920’de Ankara’da TBMM’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu müjdelenmiştir. Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı’nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922’de hilâfet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu’yla yönetim bağları koparıldı. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet’in ilk hükümeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ve “Yurtta barış cihanda barış” temelleri üzerinde yükselmeye başladı.

Atatürk Türkiye’yi “Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak” amacıyla bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz:

1. Siyasal Devrimler:
· Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
· Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)
· Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)
2. Toplumsal Devrimler
· Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)
· Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)
· Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)
· Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)
· Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)
· Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931)
3. Hukuk Devrimi :
· Mecellenin kaldırılması (1924-1937)
· Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937)
4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:
· Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)
· Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)
· Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932)
· Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)
· Güzel sanatlarda yenilikler
5. Ekonomi Alanında Devrimler:
· Aşârın kaldırılması
· Çiftçinin özendirilmesi
· Örnek çiftliklerin kurulması
· Sanayiyi Teşvik Kanunu’nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması
· I. ve II. Kalkınma Planları’nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması

          Soyadı Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934’de TBMM’nce Mustafa Kemal’e “Atatürk” soyadı verildi.

Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi, Devlet-Hükümet Başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927,1931, 1935 yıllarında TBMM Atatürk’ü yeniden cumhurbaşkanlığına seçti.

        Atatürk sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye’yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı.

       15-20 Ekim 1927 tarihinde Kurtuluş Savaşı’nı ve Cumhuriyet’in kuruluşunu anlatan büyük nutkunu, 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yıl Nutku’nu okudu.

     Atatürk özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923’de Latife Hanımla evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven Atatürk Afet (İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları himayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı.

     1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kızkardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırdı. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı atıyla, köpeği Fox’a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği’ne gider, çalışmalara bizzat katılırdı. Fransızca ve Almanca biliyordu.

ATATÜRK’ÜN SON YILLARI VE ÖLÜMÜ

      Atatürk’ün ilk hastalık belirtisi 1937 yılında ortaya çıktı. 1938 yılı başlarında Yalova’da bulunduğu sırada, ciddî olarak hastalandı. Buradaki tedavi olumlu sonuç verdi. Fakat tamamen iyileşmeden Ankara’ya yaptığı yorucu yolculuk, hastalığının artmasına sebep oldu. Bu tarihlerde Hatay sorununun gündemde olması da onu yormaktaydı. Hasta olmasına rağmen, Mersin ve Adana’ya geziye çıktı. Kızgın güneş altında askerî birliklerimizi teftiş edip tatbikat yaptıran Atatürk, çok yorgun düştü. Ülkü edindiğimillî dava uğruna kendi sağlığını hiçe saydı. Güney seyahati hastalığının artmasına sebep oldu. 26 Mayıs’ta Ankara’ya döndükten sonra tedavi ve istirahat için İstanbul’a gitti. Doktorlar tarafından, siroz hastalığı teşhisi kondu.

       Deniz havası iyi geldiği için, Savarona Yatı’nda bir süre dinlendi. Bu durumda bile ülke sorunlarıyla ilgilenmeye devam etti. İstanbul’a gelen Romanya kralı ile görüştü. Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. 4 Temmuz 1938’de Hatay Antlaşması’nın yürürlüğe girmesi Atatürk’ü çok sevindirip moralini düzeltti. Temmuz sonlarına kadar Savarona’da kalan Atatürk’ün hastalığı ağırlaşınca Dolmabahçe Sarayı’na nakledildi. Fakat hastalığı durmadan ilerliyordu. O’nun hastalığını duyan Türk halkı, sağlığıyla ilgili haberleri heyecanla takip ediyor, bütün kalbiyle iyileşmesini diliyordu. Hastalığının ciddiyetini kavrayarak 5 Eylül 1938’de vasiyetini yazıp servetinin büyük bir kısmını Türk Tarih ve Türk Dil kurumlarına bağışladı. Ekim ayı ortalarında durumu düzelir gibi oldu. Fakat, çok arzuladığı hâlde, Ankara’ya gelip cumhuriyetin on beşinci yıl dönümü törenlerine katılamadı.

     29 Ekim 1938’de kahraman Türk Ordusu’na yolladığı mesaj, Başbakan Celâl Bayar tarafından okundu. “Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferlerle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk ordusu!” sözü ile Türk Ordusu’nun önemini belirtmiştir. Yine aynı mesajda “Türk vatanının ve Türk’lük camiasının şan ve şerefini, dahilî ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni, her an ifaya hazır ve amade olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır” diyerek Türk Ordusu’na olan güvenini belirtmiştir.

      Atatürk 1 Kasım 1938’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış töreninde de bulunamadı. Hazırladığı açılış nutkunu Başbakan Celâl Bayar okudu. Atatürk bu nutkunda ülkenin imarı, sağlık hizmetleri ve ekonomi konularındaki faaliyetleri açıkladı. Bundan başka eğitim ve kültür konularına da temas edip gençliğin millî şuurlu ve modern kültürlü olarak yetişmesi için İstanbul Üniversitesi’nin geliştirilmesi, Ankara Üniversitesi’nin tamamlanması ve Van Gölü civarında bir üniversitenin kurulması için çalışmaların yapıldığını belirtti. Türk Tarih ve Türk Dil kurumlarının çalışmalarından duyduğu memnuniyeti açıkladı. Ayrıca Türk gençliğinin kültürde olduğu gibi spor sahasında da idealine ulaştırılması için Beden Terbiyesi Kanunu’nun uygulamaya konulmasından duyduğu memnuniyeti belirtti. Atatürk, ölümüne kadar memleket meselelerinden bir an olsun uzak kalmamıştı.

      Atatürk’ün hastalığı tekrar şiddetlendi. 8 Kasımda sağlığıyla ilgili raporlar yayımlanmaya başlandı. Bütün memleketi tekrar derin bir üzüntü kapladı. Her Türk’ün kalbi onun kurtulması dileğiyle çarpıyordu. Ancak, kurtarılması için gösterilen çabalar sonuç vermedi ve korkulan oldu. Dolmabahçe Sarayı’nda 10 Kasım 1938 sabahı saat dokuzu beş geçe, insan için değişmez kanun, hükmünü uyguladı. Mustafa Kemal Atatürk aramızdan ayrıldı. Bu kara haberle, yalnız Türk milleti değil, bütün dünya yasa büründü. Büyük, küçük bütün devletler onun cenaze töreninde bulunmak üzere temsilciler göndererek, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusuna karşı duydukları derin saygıyı belirten mesajlar gönderdiler. 16 Kasım günü Atatürk’ün tabutu, Dolmabahçe Sarayı’nın büyük tören salonunda katafalka konuldu.

      Üç gün üç gece, gözü yaşlı bir insan seli ulu önderine karşı duyduğu saygı, minnet ve bağlılığını ifade etti. Cenaze namazı 19 Kasım günü Prof. Şerafettin Yaltkaya tarafından kıldırıldı. On iki generalin omzunda sarayın dış kapısına çıkarılan tabut, top arabasına konularak, İstanbul halkının gözyaşları arasında Gülhane Parkı’na götürüldü. Buradan bir torpido ile Yavuz zırhlısına nakledildi. Büyük Ada açıklarına kadar, donanmamız ve törene katılmak için gelmiş olan yabancı gemilerin eşlik ettiği Yavuz zırhlısı cenazeyiİzmit’e getirdi. Burada Yavuz zırhlısından alınan cenaze, özel bir trene kondu. Atalarına son saygı görevlerini yapmak üzere toplanan halkın kalbinde derin bir üzüntü bırakarak Ankara’ya getirilmek üzere hareket edildi.

      Atatürk’ün vefatı üzerine cumhurbaşkanı seçilen İsmet İnönü, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, bakanlar, Genelkurmay Başkanı, milletvekilleri ile ordu ve devlet ileri gelenleri tarafından karşılanan cenaze, Türkiye Büyük Mîllet Meclisi önünde hazırlanan katafalka kondu. Ankara halkı da onun cenazesi önünden saygıyla geçerek son görevini yaptı. 21 Kasım 1938 Pazartesi günü, sivil ve askerî yöneticiler ile yabancı devlet temsilcilerinin hazır bulunduğu ve on binlerce insanın katıldığı büyük bir tören yapıldı. Daha sonra Atatürk’ün tabutu katafalkta alınarak. Etnografya Müzesinde hazırlanan geçici kabre kondu. Türk milleti daha sonra, bu büyük insana lâyık, Ankara Rasattepe’de bir Anıtkabir yaptırdı. 10 Kasım 1953’te Etnografya Müzesinden alınan Atatürk’ün naaşı Anıtkabir’e getirildi. Burada yurdun her ilinden getirilmiş olan vatan topraklan ile hazırlanan ebedî istirahatgâhına yerleştirildi

3.SINIF MATEMATİK KONULARI

ÜNİTE: Şekillerin Harika Dünyasında

Düzlemde Doğrudan Noktaya Yolculuk

Düzlem

Doğru, Işın, Doğru Parçası

Nokta

Geometrik Şekiller

Açı, alanya Escort Açı Çeşitleri

Üçgen, Kare, Dikdörtgen, Çember

Teknoloji: Bilgisayarda Resim Yapma ( Paint )

Simetri

Origami: Çerçeve Yapımı

Örüntü ve Süslemeler

ÜNİTE: Sayılar Âlemi

Sayıların Gücü

Üç Basamaklı Doğal Sayılar

Doğal Sayıların Basamakları

Doğal Sayılarla Toplama İşlemi

Problem Çözme

Sayıların Dili

Doğal Sayıları Karşılaştırma

Çarpım Tablosundaki Örüntüler

Teknoloji: Bilgisayarda Yazı Yazma ( Word )

Origami: Şekerlik Yapıyoruz

 

ÜNİTE: Veri Toplama ve Düzenleme

Tablo ve Grafikler

Şekil Grafiği

Çevre Uzunluğu

Problem Çözme

Eksilen Sayılar

Doğal Sayılarla Çıkarma İşlemi

Zihinden Çıkarma İşlemi

Teknoloji: Bilgisayarda Tablo Oluşturma

Orgami: Kağıttan Kutu

Tahmin ve Zihinden Toplama İşlemi

Zihinden Toplama İşlemi

Toplamada Verilmeyeni Bulma

Tahmin Edelim

Sayıları En Yakın Onluğa Yuvarlama

Problem Çözme

 

ÜNİTE: Çarpma, Bölme

Doğal Dayılarla Çarpma İşlemi

Eldeli Çarpma İşlemi

Tartma ve Uzunluk Ölçme Birimleri

Teknoloji: Hesap Makinesi

Kısa Yoldan Çarpma İşlemi

Problem Çözme

Doğal Dayılarla Bölme İşlemi

Kalansız Bölme İşlemi

Kalanlı Bölme İşlemi

Sıvıları Ölçme

Problem Çözme

Origami: Koltuk

 

ÜNİTE: Bütünler ve Eş Parçalar

Bütünün Parçaları

Kesir ve Kesrin Birimi

Kesirleri Karşılaştıralım

Alan

Zamanı Ölçme

Romen Rakamları

Akrep ve Yelkovanın Yarışı

Saat ve Dakika

Uuzunluk Ölçme

Problem Çözme

Teknoloji: İnternette Gezinti

Origami: Gemi Kalkıyor!

3.SINIF TÜRKÇE KONULARI

NOKTALAMA  İŞARETLERİ

1)NOKTA (.):

a)Tamamlanmış cümle sonlarında kullanılır:

*Gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu ,ağlardım.

*Beni sevmiyordun,bilirdim.

b)Kısaltmalardan sonra kullanılır:

* vb.            *Prof.            *Dr.      *Cad.       *Alm.        *Ar.     İng.

c)Sıra gösteren rakamlardan sonra “-inci” eki yerine kullanılır.

*Senin çocuk 1. sınıfta mı okuyor.

*Dün 25. yaşıma bastım.

d)Tarihlerin yazılışında gün,ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur:

*21.03.1978                *29.X.1925

e)Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur:

*Yarın 08.45’te gideceğim.

2)VİRGÜL (,):    

a)Yazıda sıralanan eş görevli sözcükler ya da söz gruplarını ayırmada kullanılır:

*O kitabı aradım , buldum.

*Fırat,Dicle önemli nehirlerimizdendir.

*Çalıkuşu’nu ,Huzur’u ,İntibah’ı okudun mu?

*Kitabı açtı ,birkaç sayfa çevirdi , yüksek sesle okumaya başladı.

*Yakında yine bahar gelecek, ağaçlar çiçek açacak ,kediler damlara çıkacak.

b)Anlama güç katmak için tekrarlanan sözler arasına konur:

*Oğlunu , kadersiz oğlunu bir daha göğsüne bastı.

*Akşam,yine akşam ,yine akşam

c)Hitaplardan sonra kullanılır:

*Sevgili Kızım,            *Değerli Öğretmenim,           * Saygıdeğer Müdürüm,

d)Yüklemden uzak kalmış özneden sonra konur:

*Ahmet Haşim, şiirde anlamın kapalı olmasına ve musikiye önem vermiş bir şairimizdir.

*İşte bu adam, Türkiye’yi pislikten kurtaracak tek adamdır.

*Tatlılar,kalorisi fazla ;fakat vitamini az besinlerdir.

e)Cümlede vurgulanmak istenen ögelerden sonra konur.

*Yarın,buraya geleceksin ve bu işi çabucak bitireceksin.

f)Anlam karışıklığına meydan vermemek için adlaşmış sıfatlardan sonra kullanılır:

*Genç, adama ters ters baktı.

*Hırsız, çocuğu kovaladı.

*Yaralı,  kadının yüzüne bakıyordu.

*İhtiyar, adamın suratına tükürdü.

g)Bazı cümlelerde anlam karışıklığını önlemek için kullanılır:

*Oku; adam ol baban gibi ,eşek olma.

*Siz de kazançlı çıkmak istiyorsanız benim gibi, hanımları alışverişe gönderin.

ğ)Bir addan önce gelen zamirlerden sonra kullanılır:

*O, şiiri niçin ezberlememiş?

*O ,güzel günlerine yeniden dönebilse.

*Bu, kadını bir daha görmemiş.

*Şu ,bahçeye dikilecekmiş.

h)Arasözlerin başında ve sonunda kullanılır.

*Bu büyük komutanı, Atatürk’ü ,saygıyla anıyoruz.

*Bu yöre, Sibirya ve çevresi,alabildiğine soğuktur.

*Örnek olsun diye, örnek istemez ya, söylüyorum.

*Bir kuş, bir çiçek, bir böcek ,ne bileyim ben, her şey onun ilgisini çekiyordu.

*Ben de Ankara’da, o güzelim başkentte, beş yıl kaldım.

I)Yazıda tırnak içine alınmamış aktarma cümlelerin sonunda tırnak işareti yerine kullanılır:

*Minareyi çalan kılıfını hazırlar, diyordu.

*Artık sevmeyeceğim,dedi.

i)Cümle başında kullanılan “evet,hayır,yok,yoo,peki,tamam,hayhay,olur,

haydi,elbette…” gibi sözcüklerden sonra kullanılır:

*Hayır, bu işi sevmedim.            *Evet, yarın sınavsınız.     *Yoo,işte bunu yapamam, dedi.

 

3.NOKTALI VİRGÜL(;):

a)Birbirine bağlı olmakla birlikte her biri kendi içinde bağımsız cümlelerin arasında kullanılır.Bu tip cümleler birbirini açıklayan,güçlendiren ,biri diğerine örnek olan cümlelerdir.Bu kullanım özellikle atasözlerinde görülür.

*Yer üst üste iki kez sarsıldı; halk korkuyla sokaklara fırladı.

*Kısa bir konuşma yaptı; dinleyiciler onu uzun uzun alkışladı.

*Horoz ölür; gözü çöplükte kalır.

*Yalancının evi yanmış;kimse inanmamış

b)Virgülle ayrılmış sözleri ya da söz gruplarını  farklı sözlerden ya da söz gruplarından  ayırmak için konur.

*Sayısal derslerden matematiği,fiziği; sözel derslerden Türkçeyi, coğrafyayı çok seviyorum.

*Ahmet Haşim, Cenap Şehabettin sembolist; Tevfik Fikret ,Yahya Kemalparnasyen şairlerdendir.

*Erkek çocuklara Ali,Murat,Serhat; kız çocuklarına ise Yeşim,Senem,Serpil adları verilir.

c)Ögeleri arasına virgül konmuş sıralı cümleleri ayırmada kullanılır:

*Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak,kahkahalar atmak,ağlamak istiyorum.

*At ölür, meydan kalır;yiğit ölür , şan kalır.

*Kel ölür , sırma saçlı olur ; kör ölür , badem gözlü olur.

d)Önceki cümleye “fakat,oysa ,lakin,ancak,çünkü…” gibi bağlaçlarla bağlanan cümlelerde bağlaçlardan önce kullanılır:

*Bu romanı inceledim ;fakat pek beğendiğimi söyleyemem.

*Köye sen git;ancak orada çok fazla kalma.

*Kazanacağım ;çünkü çok çalışıyorum.

NOT:  Noktalı virgül, yukarıda sayılan bağlaçlardan önce kullanıldığı gibi bunların yerine de kullanılabilir.

*Bugün erken yatmalıyım;yarın sınav var.

*İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen; hayattaki tek dayanağın odur.

*Sıkı giyinin ;dışarısı çok soğuk.

e)Öğeler arasında anlam karışıklığını önlemek için kullanılır:

*Murat;Hasan ,Ali ve Osman’dan daha çalışkanmış.

*Elma;armut,muz ve üzümden yararlıdır.

f)Özneden sonra virgüllerle ayrılan eş görevli sözcükler varsa ,özne noktalı virgülle ayrılır.

*1.yeni grubunun en ünlü temsilcilerinden olan Orhan Veli ; dili çok iyi kullanan ,okuyucuyu değişik bir romantizme sürükleyen , güçlü bir şairdir.

Not: Noktalı virgülden ve virgülden sonra gelen sözcükler – özel isim değil iseler- küçük harfle başlar.Diğer noktalama işaretlerinden sonra gelen sözcükler büyük harfle başlar.

 4.İKİ  NOKTA(:) :   

 

a)Bir cümle veya sözcükten sonra yapılacak açıklamalardan önce kullanılır.

*Şimdi herkes ona şöyle sesleniyordu:Atmaca Kamil.

*Bence bu cinayetin iki nedeni olabilir:Birincisi namus meselesi,ikincisi çıkar kavgasıdır.

*Demokrasinin tek dayanağı vardır: O da özgürlüktür.

b)Alıntı cümlelerden önce kullanılır.

*Bu sanatçının romanla ilgili şu sözünü anmadan geçemeyeceğim:“Roman yol boyunca gezdirilen bir aynadır.”

*Hacı Bektaş-ı Veli:“Eline,beline,diline sahip ol.” demiş.

b)Öykü ve romanlarda konuşma çizgisinden önce kullanılır:

*Süleyman Çavuş:

—- Bırak açma o bahsi ,dedi .

Kooperatif katibi kaşlarını çattı:

—- Yoo, böyle deme Süleyman Çavuş.

Not:İki noktadan sonra yapılacak açıklama bir cümle niteliğinde değilse küçük harfle başlar.

*En çok sevdiğim meyvelerden bazıları şunlardır:muz,elma,portakal…

5.KESME İŞARETİ( ’):

 

a)Özel adlardan sonra gelen çekim eklerini ayırmada kullanılır:

*Yakup Kadri’nin Yaban’ı Kurtuluş Savaşı dönemini anlatır.

b)Kısaltmalardan sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrılır

*KKTC’yi her alanda destekliyoruz.

*Yarın ABD’ye gidecek.

NOT:Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu;büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır.

*kg’dan        *PTT’ye

NOT:Sonunda nokta bulunan kısaltmalar, kesme işaretiyle ayrılmaz.

* vb.leri             *mad.si       *Alm.dan       *İng.yi

c)Her türlü rakamdan sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrılır.

*36’nın ortak bölenleri nelerdir?

*Sen 9’uncu sınıfta mı okuyorsun?

UYARI: Özel isimler yapım eki aldıklarında kesme işaretiyle ayrılmaz.Yapım ekinden sonra gelen çekim ekleri de ayrılmaz.

*Ankaralıdan                *Konyalım             *Amerikalılar               *İslamcı                *Aligil

NOT:-ler eki –gil yapım ekinin yerini tutarsa kesme işaretiyle ayrılmaz.

*Dün Alilere gittim.

*Sınıftaki Ali’ler ayağa kalksın.

NOT:Özel adlar yerine kullanılan ‘o’ zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrılmaz.

*Ben onun ne kadar kibirli biri olduğunu bilmez miyim?

d)Bazı sözcüklerde anlam karışıklığını önlemek için kullanılır:

*Osmanlılarda kadı’nın önemli bir yeri vardır.

*Pencereden kar’ı seyrediyorum.

e)Seslerin konuşma sırasında ya da şiirde vezin gereği düştüğünü göstermek için kullanılır:

*N’apalım             *N’eylersin              *N’etsin           *Vardı m’ola  sevdiğim yurduna

6.SORU İŞARETİ(?):

a)Soru bildiren cümle veya sözcüklerin sonunda kullanılır, cümle sözde soru cümlesi de olsa yani karşıdan bir cevap beklenmese de cümlenin sonuna soru işareti konur.

*Türk edebiyatının ilk yazılı belgesi nedir? (cevap bekliyor:gerçek soru cümlesi)

*Bu havada dışarı mı çıkılır? (cevap beklemiyor:sözde soru cümlesi)

*Böyle bir adama nasıl güvenirsin? (cevap beklemiyor:sözde soru cümlesi)

*Seni hiç sevmez olur muyum? (cevap beklemiyor:sözde soru cümlesi)

*Bu kitapları ona mı vereceğim? (cevap bekliyor:gerçek soru cümlesi)

b)Kuşku duyulan bilgilerin yanına ya da bilinmeyen bilgiler yerine parantez içinde konulur.

*Kayıkçı Kul Mustafa (?-1658?) halk edebiyatımızın destan şairlerinden biridir.

*Karacaoğlan’ın  Güneydoğu Anadolu’da (?) yaşadığını söylüyor.

UYARI: İçinde soru sözcüğü olsa bile , bir cümle soru anlamı taşımıyorsa sonuna soru işareti konulmaz.

*Neden gittiğini bilmiyoruz.             *Bana nasıl çalışacağımı söylemedin.

7.ÜNLEM(!):

a)Şaşma , korku, kızma ,heyecan,sevinme… gibi duyguları dile getiren cümlelerin sonunda kullanılır:

*Dur,bir yanlışlık yapmayalım!

*Git başımdan seni görmek istemiyorum!

*Eh, hayırlısı neyse o olsun!

*Lanet olsun böylesi işe!

*Böyle maç olmaz olsun!

*Yaşasın ,sınavı kazanmışım!

b)Küçümseme , yerme,alay etme amacıyla parantez içinde kullanılır:

*Akla durgunluk verecek reklam kampanyalarıyla büyük(!) sanatçılaryaratılıyor.

*Bu kasabada onun ne kadar akıllı(!) olduğunu bilmeyen mi var?

8.ÜÇ NOKTA(…):

a)Herhangi bir nedenle bitmemiş ya da okuyucunun anlayışına bırakmak için bitirilmemiş cümlelerin sonuna konur.

*Şu bahar yağmurları bir gelse…

*Birdenbire karşımıza çıkıveren yeşillik denizi…

*Karşı sahilde mor,fark olunmaz sisler altındaki dağlar,korular, beyaz yalılar…Bunları seyretmek bana huzur veriyor.

b)Birtakım örnekler sayıldıktan sonra “vb” anlamında kullanılır:

*Binanın tepesinden neler görünmüyordu ki:caddeler,sokaklar,evler,insanlar…

*Bu köyün insanları konukseverdir,alçakgönüllüdür,iyidir…

c)Söz arasında söylenmek istenmeyen sözler yerine kullanılır:

*Şu … adamı gözüm görmese iyi olacak.

*Kılavuzu karga olanın burnu b…tan çıkmaz.

9.TIRNAK İŞARETİ( “… ”):

 

a)Aktarma söz ya da cümleler tırnak içinde gösterilebilir.

*Sanatçının şu sözünü unutmamak gerekir:“Gerçek uygarlık insanın yüreğinde değilse hiçbir yerde yoktur.”

b)Önemi belirtilmek istenen sözcükler , terimler tırnak içinde gösterilir.

* “Bayrak” bir ulusun bağımsızlığını simgeler.

*Günümüzün en önemli sorunlarından biri de “çevre kirliliği”dir.

c)Yazıda geçen eser adları tırnak içine alınabilir:

* “Çalıkuşu” Anadolu gerçeğinin tüm çıplaklığıyla anlatıldığı bir romandır.

NOT:Tırnak içindeki söze ek gelirse tırnaktan sonra gelir, kesme işareti kullanılmaz.

*Reşat Nuri Güntekin’in “Acımak”ını okumanızı tavsiye ediyorum.

NOT:Tırnak içindeki cümlenin içinde bir tırnak daha kullanmak gerekirse ikinci tırnak tekli olur.

* “Ahmet Mithat Efendi halkı eğitmek istediğinden:‘Sanat toplum içindir.’der.”

10.PARANTEZ(AYRAÇ) ( ):

a)Cümle içindeki açıklamalar parantez içinde gösterilebilir:

*Adana ve yöresi (Çukurova) ülkemizin pamuk ambarıdır.

*Böyle sözcüklere (yansımalara) her dilde rastlanır.

b)Bir sözcüğün eş anlamlısı parantez içinde verilebilir:

*Türk Dil Kurumu yerbilim (jeoloji) ile ilgili terimleri bir kitapta toplamış.

*Tezat (abartma) edebiyatta en çok kullanılan sanatlardan biridir.

c)Bir kişiden söz edilirken doğum ve ölüm tarihleri parantez içine alınır:

*Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1889-1974) teknik yönden kusursuz romanlar yazdı.

d)Yabancı sözcüklerin okunuşu parantez içinde gösterilir:

*Bacon (Beykın) denemeleriyle ün kazanmıştır.

e)Tiyatro metinlerinde hareketleri anlatan bölümler parantez içinde gösterilir:

*Adam—(Yerinden kalkar ,suratını asarak):Sen ne diyorsun beyefendi?

NOT:Parantez içine alınan bölüm içinde tekrar parantez açılması gerekirse ilk önce köşeli parantez açılır ve sonra köşeli parantez kapatılır.Aradaki parantez normal olur.

*Tasavvuf edebiyatının bu çok önemli sanatçısı[Yunus Emre(13.-14.yy)] yaşadığı dönemde evrenselliği yakalamıştır.

11.KISA ÇİZGİ(-):

 

a)Bir olayın başlangıç ve bitiş tarihleri arasına konur.

*Bu savaş 1859-1870 yılları arasında olmuştur.

b)Birbiriyle ilgili ülke,şehir ya da kavramlar arasına konur.

*Adana-Ceyhan arası kaç kilometre?

*Türkiye-İran ilişkileri gelişiyor.

c)Cümle içindeki arasözlerin ve aracümlelerin başında ve sonunda virgül,parantez kullanılabileceği gibi kısa çizgi de kullanılabilir.

*Şiir ve romanla ilgili düşüncelerimi –sen de bilirsin ki- ona uzun uzun anlatmıştım.

d)Cümle sonunda satıra sığmayan sözcüklerin bölünmesinde kullanılır.

…………………………………………söyledik-

lerimi unutma.

e)Dilbilgisinde eklerden önce ve mastar halindeki fiillerden sonra kullanılır.

* “Kulaklık” sözcüğündeki –lık yapım eki bir alet ismi yapmıştır.

*Işık sözcüğü, ışı- fiilinden türemiştir.

f)Osmanlıca tamlamalarda kullanılır.

*Aslında Servet-i Fünun  ve Fecr-i Ati  dönemi ,edebiyatımızda yeni bir soluktur.

12.UZUN ÇİZGİ(—):

 

Konuşma metinlerinde konuşmaların başında kullanılır.

—-Bu kitabı okudun mu?

—-Hayır okumadım.

—-Okumanı tavsiye ederim ,çok güzel.

bilecik escort yozgat escort kahramanmaras escort zonguldak escort diyarbakir escort kutahya escort erzincan escort tokat escort giresun escort kars escort