istanbul escort

gaziantep evden eve taşımacılık, gaziantep evden eve taşımacılık, gaziantep evden eve taşımacılık, gaziantep evden eve taşımacılık, gaziantep evden eve taşımacılık, gaziantep evden eve taşımacılık, gaziantep evden eve taşımacılık, gaziantep evden eve taşımacılık,

Kategori arşivi: 4.SINIF DERSLERİ

Açıların Çizimi ve Ölçümü

Ölçüsü verilen bir açı nasıl çizilir?

Bir dar açı çizelim , örneğin açımız 60º olsun .

birinci yöntem :  Defterinize istediğiniz uzunlukta bir doğru parçası çizin . Cetvelle yada açıölçerinizin cetvel kısmını kullanabilirsiniz.

ipucu ! Doğru parçasının uzun olması sizi rahat ettirir . Göz kararı 10-15 cm arası yeterlidir.

————————————————————-

 

İkinci yöntem :  Şimdi açıölçeri elinize alıp , çizdiğiniz açının üzerine getirip koyun .

açı nasıl ölçülür

 

 

 

 

 

 

 

Burada  dikkat etmeniz gereken 2 durum  var , birincisi açıölçerinizin merkezi doğru parçasının başladığı yerde olması şarttır. , ikincisi ise  ; açıölçerinizdeki 0 başlangıç çizgisi , çizdiğiniz çizginin tam üzerinde olmalıdır.

 

Açı ölçü Birimleri Nelerdir

AÇI ÖLÇÜ BİRİMLERİ NELERDİR

Açıyı ölçmek demek, açının kolları arasındaki açıklığı ayarlamak demek anlamına gelir.

derece,grad,radyan
derece,grad,radyan

Bazı açı ölçü birimleri aşağıdaki gibidir.

DERECE: Bir tam çember yayının 360 eş parçaya bölünmesiyle elde edilen her bir yayı gören merkez açının ölçüsüne 1 derece denir.

GRAD: Bir tam çember yayının 400 eşit parçaya bölünmesiyle elde edilen her bir yayı gören merkez açının ölçüsüne 1 grad denir.

RADYAN: Bir çemberde yarıçap uzunluğundaki yayı gören merkez açının ölçüsüne 1 radyan denir. Çember yayının ölçüsü \ 2\pi radyandır ve radyanla çarpılarak bulunur.

Milli Bayramlarımız

Milli Bayramlarımız 

Milli bayram nedir?
Bir ülkede kutlanan ulusal içerikli bayramlara verilen addır.

Milli bayramlar neden kutlanır?
Milli bayramları kutlamamızın nedenlerini maddeler halinde sıralamak gerekirse;

  • Birlik ve beraberliğimizi pekiştirmek
  • Geçmişimizi unutmamak
  • Bize bırakılan emanetleri hatırlamak
  • Atalarımızı anmak ve hatırlamak
  • Sahip olduğumuz değerleri unutmamak
  • Kültürümüzü yaşatmak

Milli bayramın önemi nedir?
Milli bayramlarımız ulusça kutladığımız birlik beraberliğimizi pekiştiren sevinçli günlerimizdir. Milli bayramlarımızı kutlarken atalarımızın kahramanlıklarını ve başarılarını anar, bize emanet ettikleri değerlerin önemini daha iyi kavrarız.

Milli bayramlarımız nelerdir?
Milli bayramlarımız, ulusça kutladığımız, birlik beraberliğimizi pekiştiren sevinçli günlerimizdir. Milli bayramlarımızı kutlarken atalarımızın kahramanlıklarını ve başarılarını anar, bize emanet ettikleri değerlerin önemini daha iyi kavrarız.
Milli bayramlarda evlerin balkonlarına bayraklar asılır; sınıflar süslenir; günün anlam ve önemini belirten programlar yapılır. Resmi olarak kutladığımız milli bayramlarımız şunlardır:

1. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmıştır. Bunun değerinin iyi anlaşılması için Atatürk bu günü çocuklara armağan etmiştir.

23 Nisan’ın içinde bulunduğu hafta çocuk haftası olarak kutlanır. Bu haftada Uluslar arası Çocuk Şenliği düzenlenir. Şenliğe dünyanın çeşitli bölgelerinden çocuk grupları ülkemize davet edilir. Çocuklar, kendi ülkelerinin folklor oyunlarını oynar, dostluk ve barış duyguları paylaşılır.

2. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı

Atatürk, 19 Mayıs 1919’da Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak üzere Samsun’a gitmiştir. Buradan birçok illere geçen Atatürk, halkın düşmana karşı milli mücadeleyi başlatmasına öncülük etmiştir. Bu nedenle 19 Mayıs, ulusumuz için önemli bir gündür.

Atatürk bu anlamlı günü Türk gençliğine armağan etmiştir. Bu günde okullarda ve büyük spor tesislerinde, Türk gençliğinin zindeliğini gösteren spor gösterileri ve çeşitli etkinlikler yapılır.

3. 30 Ağustos Zafer Bayramı
Büyük Taarruz 26 Ağustos 1922’de başlamış ve 30 Ağustos’ta zaferle sonuçlanmıştır. Bu sevinçli günü ebediyen yaşatmak için Atatürk, ordumuza armağan etmiştir.

Kazanılan büyük zaferden dolayı her yıl 30 Ağustos’ta törenler yapılır; akrobat pilotlar uçuş gösterileri yapar, resmi geçitler düzenlenir.

4. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı
29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilerek, ülkemizin yönetimi milli iradeye verilmiştir. Bu, ulusumuz açsından önemli bir gün olduğundan her yıl 29 Ekim’de Cumhuriyet Bayramı kutlanır.

Dini Bayramlarımız Nelerdir ?

    Dini Bayramlarımız Nelerdir ?


  Dini bayramlar, dinimiz açısından önemli ve kutsal sayılan günlerde kutladığımız sevinçli günlerimizdir. İslam’da iki bayram kutlanmaktadır.

izmir escort kadınlar

  Ramazan Bayramı

Ramazan ayının sonunda kutlanan üç günlük bayramdır. Ramazan bayramının kutlanma nedeni, aynı ayda, topluca tutulan oruçların ve diğer ibadetlerin sonucunda elde ettiğimiz sevaplardır.

ramazan bayramı

Bu bayramda herkes birbirini kutlar, çocuklar en güzel şekilde giydirilir; yanaklarından öpülür; ceplerine harçlıklar konur; şeker ve çikolatalar ikram edilir. Büyükler de birbirine sarılır; küslükler unutulur; tatlıya bağlanır.
 
 Kurban Bayramı

Kurban bayramının kutlanmasında tarihsel bir neden vardır. O da Hz. İbrahim Peygamber’in, canından çok sevdiği oğlu İsmail’i, canlar canı Allah yoluna kurban olarak adamasıdır.
KURBAN BAYRAMIŞefkat ve merhameti çok yüce olan Allah, elbette İsmail’in kurban edilmesine izin vermemiş, onun yerine bir koç kesmesini emretmiştir. Bu durum, Allah’a olan sevginin ve bağlılığın bir işareti olarak kuşaktan kuşağa günümüze kadar gelmiştir.Kurban bayramında Müslümanlar dört gün boyunca bayram eder; kestikleri kurbanların etlerini dostları, arkadaşları ve ihtiyaç sahibi kimselerle paylaşırlar. Bayramlarda Allah’ın rahmet ve şefkati insanların yüreklerine iner; insanlar daha hoşgörülü ve sevecen olurlar.

Milli Bayramlarımız

Milli Bayramlarımız 

Milli bayram nedir?
Bir ülkede kutlanan ulusal içerikli bayramlara verilen addır.

alsancak escort
Milli bayramlar neden kutlanır?
Milli bayramları kutlamamızın nedenlerini maddeler halinde sıralamak gerekirse;

  • Birlik ve beraberliğimizi pekiştirmek
  • Geçmişimizi unutmamak
  • Bize bırakılan emanetleri hatırlamak
  • Atalarımızı anmak ve hatırlamak
  • Sahip olduğumuz değerleri unutmamak
  • Kültürümüzü yaşatmak

Milli bayramın önemi nedir?
Milli bayramlarımız ulusça kutladığımız birlik beraberliğimizi pekiştiren sevinçli günlerimizdir. Milli bayramlarımızı kutlarken atalarımızın kahramanlıklarını ve başarılarını anar, bize emanet ettikleri değerlerin önemini daha iyi kavrarız.

Milli bayramlarımız nelerdir?
Milli bayramlarımız, ulusça kutladığımız, birlik beraberliğimizi pekiştiren sevinçli günlerimizdir. Milli bayramlarımızı kutlarken atalarımızın kahramanlıklarını ve başarılarını anar, bize emanet ettikleri değerlerin önemini daha iyi kavrarız.
Milli bayramlarda evlerin balkonlarına bayraklar asılır; sınıflar süslenir; günün anlam ve önemini belirten programlar yapılır. Resmi olarak kutladığımız milli bayramlarımız şunlardır:

1. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmıştır. Bunun değerinin iyi anlaşılması için Atatürk bu günü çocuklara armağan etmiştir.

23 Nisan’ın içinde bulunduğu hafta çocuk haftası olarak kutlanır. Bu haftada Uluslar arası Çocuk Şenliği düzenlenir. Şenliğe dünyanın çeşitli bölgelerinden çocuk grupları ülkemize davet edilir. Çocuklar, kendi ülkelerinin folklor oyunlarını oynar, dostluk ve barış duyguları paylaşılır.

2. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı

Atatürk, 19 Mayıs 1919’da Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak üzere Samsun’a gitmiştir. Buradan birçok illere geçen Atatürk, halkın düşmana karşı milli mücadeleyi başlatmasına öncülük etmiştir. Bu nedenle 19 Mayıs, ulusumuz için önemli bir gündür.

Atatürk bu anlamlı günü Türk gençliğine armağan etmiştir. Bu günde okullarda ve büyük spor tesislerinde, Türk gençliğinin zindeliğini gösteren spor gösterileri ve çeşitli etkinlikler yapılır.

3. 30 Ağustos Zafer Bayramı
Büyük Taarruz 26 Ağustos 1922’de başlamış ve 30 Ağustos’ta zaferle sonuçlanmıştır. Bu sevinçli günü ebediyen yaşatmak için Atatürk, ordumuza armağan etmiştir.

Kazanılan büyük zaferden dolayı her yıl 30 Ağustos’ta törenler yapılır; akrobat pilotlar uçuş gösterileri yapar, resmi geçitler düzenlenir.

4. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı
29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilerek, ülkemizin yönetimi milli iradeye verilmiştir. Bu, ulusumuz açsından önemli bir gün olduğundan her yıl 29 Ekim’de Cumhuriyet Bayramı kutlanır.

Milli ve Dini Bayramlarımız 

Milli,ve Dini Bayramlarımız kaç tanedir? İsimleri nelerdir?

Milli ve dini bayramlarımız kaç tanedir, adları nelerdir?

Milli bayramlarımız 4 tanedir.

1) 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı,
2)23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı,
3)19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı,
4)30 Ağustos Zafer Bayramı.

Dini bayramlarımız 2 tanedir.

1)Kurban Bayramı,
2)Ramazan Bayramı (Şeker Bayramı)

Tüketici Hakları Nelerdir ? Konu Anlatımı

Tüketici Hakları Nelerdir ?

Ülkemizin de taraf olduğu 1985 tarihli Birleşmiş Milletler Evrensel Tüketici Hakları Bildirgesine göre 9 tane temel ve evrensel tüketici hakkı mevcuttur.

anal escort
Bunlar aşağıdaki gibidir:

tüketici hakları nelerdir1) Temel İhtiyaçların Karşılanması Hakkı: Barınma,ısınma, aydınlanma, içecek ve kullanacak su bulma,haberleşme, ulaşım tüketicilerin en temel ihtiyaçlarıdır. Her tüketici, bu temel ihtiyaçların karşılanmasını talep edebilir.

2) Sağlık Ve Güvenlik Hakkı: Satışa sunulan her türlü mal ve hizmetin insan yaşamı ve sağlığı açısından kullanıcısına mecidiyeköy escort
zarar vermeyecek durumda olmasıdır.

3) Bilgi Edinme Hakkı: Tüketicinin mal ve hizmeti satın alırken doğru karar verebilmesinin sağlanması için tüketicinin gerekli bilgilere ulaşabilmesi ve zararlı, yanıltıcı reklamdan, etiketten, ambalajdan korunmasıdır.

4) Eğitilme ataköy escort
Hakkı:
Tüketicinin hak ve çıkarlarını koruyabilmesi, tüketici bilincine sahip olması için eğitim kurumlarında eğitilmesidir.

5) Zararların Giderilmesi Hakkı: Satın alınan mal veya hizmetten dolayı tüketicinin uğramış olduğu zararın giderilmesi, o mal veya hizmetin yeniden tüketiciye ulaştırılmasıdır.

6) Sağlıklı Bir Çevrede Yaşama Hakkı: Sağlık koşullarına uygun bir çevrenin oluşumunda ülke ve doğal kaynakların doğru kullanımı ile çevrenin korunması, temiz ve sağlıklı bir şekilde gelecek nesillere bırakılmasıdır.

7) Ekonomik Çıkarların Korunması Hakkı: Tüketiciye kıyaslama imkanı verecek çeşitte mal ve hizmetin en uygun fiyattan sunulması, satış sonrası her türlü teknik destek ve servisin tüketiciye ulaştırılmasıdır.

8) Seçme Hakkı: Tüketicilerin çeşitli ürün ve hizmetlere istedikleri zaman ulaşabilmeleri anlamındadır. Rekabetin tam olarak işlemediği pazarlarda devlet aksaklıların giderilmesi için yapacağı düzenlemeler ile uygun kalite ve fiyatlarda mal ve hizmetlerin tüketicilere sunulmasını sağlamalıdır.

9) Temsil Edilme, Örgütlenme, Sesini Duyurma Hakkı: Yukarıda sayılan hakların elde kullanılabilmesi, tüketicilerin haklarını koruyabilmeleri, mağduriyetlerinin giderilmesinde bir araya gelerek güç birliği oluşturmaları ve hükumetlerin ekonomik ve siyasi politikaların da dikkate alınma ve kamu kurumlarında temsil edilebilmesidir.

beylikdüzü escort

Atatürk’ün Hayatı

ATATÜRK’ÜN HAYATI

Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik’te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi’ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın’dan Makedonya’ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım’la evlendi. Atatürk’ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.

escort bayan

atatürk'ün hayatı

         Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi’nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi’ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği’nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik’e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi’ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye’ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına “Kemal” i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi’sini bitirip, İstanbul’da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi’ne devam etti. 11 Ocak 1905’te yüzbaşı rütbesiyle Akademi’yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907’de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır’a III. Ordu’ya atandı. 19 Nisan 1909’da İstanbul’a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa’ya gönderildi. Picardie Manevraları’na katıldı. 1911 yılında İstanbul’da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.

1911 yılında İtalyanların Trablusgarp’a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911’de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912’de Derne Komutanlığına getirildi.

         Ekim 1912’de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır’daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne’nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915’te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ’da görevlendirildi.

1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı’nda, Mustafa Kemal Çanakkale’de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine “Çanakkale geçilmez! ” dedirtti. 18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası’na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915’te Arıburnu’na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal’in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı’nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915’te Arıburnu’nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos’ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos’ta Kireçtepe, 21 Ağustos’ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal’in askerlerine “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!” emri cephenin kaderini değiştirmiştir.

      Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları’dan sonra 1916’da Edirne ve Diyarbakır’da görev aldı. 1 Nisan 1916’da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis’in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep’teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917’de İstanbul’a geldi. Velihat Vahidettin Efendi’yle Almanya’ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyehatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad’a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918’de Halep’e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918’de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918’de İstanbul’a gelip Harbiye Nezâreti’nde (Bakanlığında) göreve başladı.

Mondros Mütarekesi’nden sonra İtilaf Devletleri’nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine; Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. 22 Haziran 1919’da Amasya’da yayımladığı genelgeyle “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını ” ilan edip Sivas Kongresi’ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz – 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 – 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi’ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919’da Ankara’da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.

       Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’I işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması’nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu’nu paylaşan I. Dünya Savaşı’nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye – ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı.

      Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları şunlardır:
  • Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü’nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı.
  • Çukurova, Gazi Antep, Kahraman Maraş Şanlı Urfa savunmaları (1919- 1921)
  • I. İnönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921)
  • II. İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921)
  • Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921)
  • Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer (26 Ağustos 9 Eylül 1922)

Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal’e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması’yla sonuçlandı. Böylece Sevr Antlaşması’yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklüğünde vatan bırakılan Türkiye toprakları üzerinde ulusal birliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması için hiçbir engel kalmadı.

23 Nisan 1920’de Ankara’da TBMM’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu müjdelenmiştir. Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı’nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922’de hilâfet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu’yla yönetim bağları koparıldı. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet’in ilk hükümeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ve “Yurtta barış cihanda barış” temelleri üzerinde yükselmeye başladı.

Atatürk Türkiye’yi “Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak” amacıyla bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz:

1. Siyasal Devrimler:
· Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
· Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)
· Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)
2. Toplumsal Devrimler
· Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)
· Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)
· Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)
· Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)
· Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)
· Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931)
3. Hukuk Devrimi :
· Mecellenin kaldırılması (1924-1937)
· Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937)
4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:
· Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)
· Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)
· Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932)
· Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)
· Güzel sanatlarda yenilikler
5. Ekonomi Alanında Devrimler:
· Aşârın kaldırılması
· Çiftçinin özendirilmesi
· Örnek çiftliklerin kurulması
· Sanayiyi Teşvik Kanunu’nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması
· I. ve II. Kalkınma Planları’nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması

          Soyadı Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934’de TBMM’nce Mustafa Kemal’e “Atatürk” soyadı verildi.

Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi, Devlet-Hükümet Başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927,1931, 1935 yıllarında TBMM Atatürk’ü yeniden cumhurbaşkanlığına seçti.

        Atatürk sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye’yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı.

       15-20 Ekim 1927 tarihinde Kurtuluş Savaşı’nı ve Cumhuriyet’in kuruluşunu anlatan büyük nutkunu, 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yıl Nutku’nu okudu.

     Atatürk özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923’de Latife Hanımla evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven Atatürk Afet (İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları himayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı.

     1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kızkardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırdı. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı atıyla, köpeği Fox’a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği’ne gider, çalışmalara bizzat katılırdı. Fransızca ve Almanca biliyordu.

ATATÜRK’ÜN SON YILLARI VE ÖLÜMÜ

      Atatürk’ün ilk hastalık belirtisi 1937 yılında ortaya çıktı. 1938 yılı başlarında Yalova’da bulunduğu sırada, ciddî olarak hastalandı. Buradaki tedavi olumlu sonuç verdi. Fakat tamamen iyileşmeden Ankara’ya yaptığı yorucu yolculuk, hastalığının artmasına sebep oldu. Bu tarihlerde Hatay escort sorununun gündemde olması da onu yormaktaydı. Hasta olmasına rağmen, Mersin ve Adana’ya geziye çıktı. Kızgın güneş altında askerî birliklerimizi teftiş edip tatbikat yaptıran Atatürk, çok yorgun düştü. Ülkü edindiğimillî dava uğruna kendi sağlığını hiçe saydı. Güney seyahati hastalığının artmasına sebep oldu. 26 Mayıs’ta Ankara’ya döndükten sonra tedavi ve istirahat için İstanbul’a gitti. Doktorlar tarafından, siroz hastalığı teşhisi kondu.

       Deniz havası iyi geldiği için, Savarona Yatı’nda bir süre dinlendi. Bu durumda bile ülke sorunlarıyla ilgilenmeye devam etti. İstanbul’a gelen Romanya kralı ile görüştü. Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. 4 Temmuz 1938’de Hatay Antlaşması’nın yürürlüğe girmesi Atatürk’ü çok sevindirip moralini düzeltti. Temmuz sonlarına kadar Savarona’da kalan Atatürk’ün hastalığı ağırlaşınca Dolmabahçe Sarayı’na nakledildi. Fakat hastalığı durmadan ilerliyordu. O’nun hastalığını duyan Türk halkı, sağlığıyla ilgili haberleri heyecanla takip ediyor, bütün kalbiyle iyileşmesini diliyordu. Hastalığının ciddiyetini kavrayarak 5 Eylül 1938’de vasiyetini yazıp servetinin büyük bir kısmını Türk Tarih ve Türk Dil kurumlarına bağışladı. Ekim ayı ortalarında durumu düzelir gibi oldu. Fakat, çok arzuladığı hâlde, Ankara’ya gelip cumhuriyetin on beşinci yıl dönümü törenlerine katılamadı.

     29 Ekim 1938’de kahraman Türk Ordusu’na yolladığı mesaj, Başbakan Celâl Bayar tarafından okundu. “Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferlerle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk ordusu!” sözü ile Türk Ordusu’nun önemini belirtmiştir. Yine aynı mesajda “Türk vatanının ve Türk’lük camiasının şan ve şerefini, dahilî ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni, her an ifaya hazır ve amade olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır” diyerek Türk Ordusu’na olan güvenini belirtmiştir.

      Atatürk 1 Kasım 1938’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış töreninde de bulunamadı. Hazırladığı açılış nutkunu Başbakan Celâl Bayar okudu. Atatürk bu nutkunda ülkenin imarı, sağlık hizmetleri ve ekonomi konularındaki faaliyetleri açıkladı. Bundan başka eğitim ve kültür konularına da temas edip gençliğin millî şuurlu ve modern kültürlü olarak yetişmesi için İstanbul Üniversitesi’nin geliştirilmesi, Ankara Üniversitesi’nin tamamlanması ve Van Gölü civarında bir üniversitenin kurulması için çalışmaların yapıldığını belirtti. Türk Tarih ve Türk Dil kurumlarının çalışmalarından duyduğu memnuniyeti açıkladı. Ayrıca Türk gençliğinin kültürde olduğu gibi spor sahasında da idealine ulaştırılması için Beden Terbiyesi Kanunu’nun uygulamaya konulmasından duyduğu memnuniyeti belirtti. Atatürk, ölümüne kadar memleket meselelerinden bir an olsun uzak kalmamıştı.

      Atatürk’ün hastalığı tekrar şiddetlendi. 8 Kasımda sağlığıyla ilgili raporlar yayımlanmaya başlandı. Bütün memleketi tekrar derin bir üzüntü kapladı. Her Türk’ün kalbi onun kurtulması dileğiyle çarpıyordu. Ancak, kurtarılması için gösterilen çabalar sonuç vermedi ve korkulan oldu. Dolmabahçe Sarayı’nda 10 Kasım 1938 sabahı saat dokuzu beş geçe, insan için değişmez kanun, hükmünü uyguladı. Mustafa Kemal Atatürk aramızdan ayrıldı. Bu kara haberle, yalnız Türk milleti değil, bütün dünya yasa büründü. Büyük, küçük bütün devletler onun cenaze töreninde bulunmak üzere temsilciler göndererek, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusuna karşı duydukları derin saygıyı belirten mesajlar gönderdiler. 16 Kasım günü Atatürk’ün tabutu, Dolmabahçe Sarayı’nın büyük tören salonunda katafalka konuldu.

      Üç gün üç gece, gözü yaşlı bir insan seli ulu önderine karşı duyduğu saygı, minnet ve bağlılığını ifade etti. Cenaze namazı 19 Kasım günü Prof. Şerafettin Yaltkaya tarafından kıldırıldı. On iki generalin omzunda sarayın dış kapısına çıkarılan tabut, top arabasına konularak, İstanbul halkının gözyaşları arasında Gülhane Parkı’na götürüldü. Buradan bir torpido ile Yavuz zırhlısına nakledildi. Büyük Ada açıklarına kadar, donanmamız ve törene katılmak için gelmiş olan yabancı gemilerin eşlik ettiği Yavuz zırhlısı cenazeyiİzmit’e getirdi. Burada Yavuz zırhlısından alınan cenaze, özel bir trene kondu. Atalarına son saygı görevlerini yapmak üzere toplanan halkın kalbinde derin bir üzüntü bırakarak Ankara’ya getirilmek üzere hareket edildi.

      Atatürk’ün vefatı üzerine cumhurbaşkanı seçilen İsmet İnönü, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, bakanlar, Genelkurmay Başkanı, milletvekilleri ile ordu ve devlet ileri gelenleri tarafından karşılanan cenaze, Türkiye Büyük Mîllet Meclisi önünde hazırlanan katafalka kondu. Ankara halkı da onun cenazesi önünden saygıyla geçerek son görevini yaptı. 21 Kasım 1938 Pazartesi günü, sivil ve askerî yöneticiler ile yabancı devlet temsilcilerinin hazır bulunduğu ve on binlerce insanın katıldığı büyük bir tören yapıldı. Daha sonra Atatürk’ün tabutu katafalkta alınarak. Etnografya Müzesinde hazırlanan geçici kabre kondu. Türk milleti daha sonra, bu büyük insana lâyık, Ankara Rasattepe’de bir Anıtkabir yaptırdı. 10 Kasım 1953’te Etnografya Müzesinden alınan Atatürk’ün naaşı Anıtkabir’e getirildi. Burada yurdun her ilinden getirilmiş olan vatan topraklan ile hazırlanan ebedî istirahatgâhına yerleştirildi

Düşünceye Saygı

 

Başkalarının Duygu Ve Düşüncelerine Neden Saygı Duymalıyız

Duygu ve escort ankara
Düşüncelere Saygı

balıketli escort
Bireyler toplum içinde yaşarlar. Toplum içinde yaşamanın gereklerinden biride ”saygı” dır.
İnsanlar duygu ve düşüncelerini söyleme hakkına sahiptirler. Diğer insanlar da başkalarının duygu ve ankara escort
düşüncelerine saygı göstermelidirler.

Toplumdaki insanlar aynı duyguyu yaşayıp aynı düşüncede olmayabilirler. Duygu ve düşüncelerdeki bu farklılıkları kabullenmek saygı duymaktır.

 Duygu ve düşüncelere saygı için,

İnsanları duygu ve düşünceleri yüzünden dışlamamalı, alay etmemeli, yargılamamalı,Birisi duygu ve düşüncesini ifade ederken sonuna kadar dinlemeli,İnsanlar duygularını söylerken kendimizi onların yerine koymalıyız.

ankara escort bayan

Farklı Duygular

 

Farklı Duygular

 

 Kişiler arası ilişkilerimizde duygularımız bize yol gösterir. Duygularımızı olumlu-pozitif ve olumsuz negatif duygular olarak sıralayabiliriz . Heyecan, mutluluk, neşe, iyimserlik gibi duygular olumludur. ,keder, üzüntü, korku, kızgınlık, öfke şiddet, kıskançlık gibi duygularsa olumsuz duygu  olarak bilinir.

FARKLI DUYGULAR

 Olumlu duygular hedef odaklı davranışlarımızı motive eder ve güçlendirir, negatif duygular ise  arttığı taktirde isteksizlik, verimsizlik,  anlama  bozuklukları gibi sorunlar oluşturur.kişinin hayatını ı olumsuz etkiler. Korku, üzüntü gibi

Duyguların Önemi

Duygular insanlara yardım edecek gizli güce sahiptir.

Duygular iyi kararlar almanın başlangıcıdır.

Kişi ne kadar iyi iletişim kurarsa, kendisini o kadar iyi hisseder.Duygular insanları birbirine bağlama gücüne sahiptir.

Duygular bu sıraladıklarımızı yapmamızı sağlar ancak duyguya sahip olmak yeterli değildir.Kişinin kendisinin ve çevresindeki insanların sahip olduğu duyguları tanıması da gereklidir.

Duygularımız ve Düşüncelerimiz

Mersin ucuz escort modeli olarak isteklerinizi tam anlamıyla karşılarken aynı zaman da enflasyon ile mücadele kapsamında olukça uygun fiyatlar ile karşınıza çıktığımı söyleyebilirim. Hayatınız da hiç bu kadar iyi hissetmemiş olacağınız güzel anıları birlikte yaşarken adeta büyüleneceksiniz. Kendinizi benim gibi bir mersin escort bayanın kollarına bıraktığınız andan itibaren, hayatınızı yeni bir yöne doğru şekillendirmeye adım atacağınızı belirtmek istiyorum. Bu fırsatı kaçırmayıp benim ile tanışma zahmetin de bulunursanız eğer sizinle çok güzel vakitler geçireceğimizden hiç şüphe yok.

bornova escort
Mersin escort modeli olarak her daim sizin isteklerinizi sonuna kadar yerine getirecek ve yatak odasında tam anlamıyla sizin köleniz olacağım. Bana istediğiniz her türlü fetişi yaptırabilir ve fantezilerinizi doyasıya yaşayabilirsiniz. Hiç kuşku yok ki bu hizmeti benden daha iyi sergileyecek bir escort mersin bayan modeli henüz anasının karnından doğmadı. Hayallerinizi sürekli ertelemekten artık sıkılmadınız mı? Sevgiliniz yada eşiniz sizi şahane fantezi dünyanıza dahil olmak istemiyor mu ? O halde daha fazla kendiniz üzmeyin ve hemen telefonu elinize alıp numaramı tuşlayın. Sıra dışı bir deneyim için mutlaka görüşelim…

İlgi ve Yetenek Farklılıklarımız

İlgi ve Yetenek Farklılıklarımız

 

Toplumları oluşturan bireyler öğrendiğimiz gibi fiziksel ve duygusal olarak birbirinden farklıydı.Bu çeşitli farklılıklardan meydana gelen sonuçlar her birimizde kendi fiziğimize ,zekamıza ve duygularımıza uygun yapabileceğimiz ilgi alanları ve yeteneklerimizi ortaya çıkarmaya yarayabilir.

yetenekler

Örneğin : 

  Uzun boylu  bir insan basketbol oynayabilir. Bunu kendinde duygusal olarak geliştirirse isterse basketbol oynamayı gerçekleştirebilir. 

Zayıf bedenli insan kilolu ve şişman bir insana göre daha hızlı koşabilir. Ama şişman insanın  zayıf olup hızlı koşan insana göre farklı yetenekleri vardır .

Sesinin güzel olduğunu farkeden  insan eğer kendisi de istiyorsa şarkı söylemek ister. 

El becerilieri iyi olan ve iyi ersim çizmeyi beceren insan ressam olabilir.

İşte tam bu aşamada kişi fiziksel veya duygusal yeteneklerinin farkına varıp bunu harekete geçirmesi  gerekir. Böylece Yeteneklerimizi herkesin görebileceği şekilde yaşayabiliriz.

Duygusal Farklılıklarımız

Duygusal Farklılıklarımız 

duygusal farklılıklar

Duygusal farklılık nedir ?

İnsanların çeşitli olaylara ve cisimlere vermiş oılduğu farklı tepkilerdir.

buca escort bayanlar

 Her birey yani insan birbirinden daha önce öğrendiğimiz gibi farklıdırlar. Herkesin bazı olaylara verdiği tepki ve korkuları veya sevinçleri birbirinden farklıdır. Bazı insanlar yaz mevsmini sever bazı insanlar kış mevsimini sever. Bazı insanlar spor yapmaktan hoşlanır.

Her insanın birbirine benzemesi ise büyük sorunlar oluşturabilir.

Duygusal Farklılıklarımız Şunlardır. 

Futbol oynamayı sevmek, tiyatrodan izlemeyi sevmek,seyahat etmeyi sevmek , müzik dinlemek, yüklsek yerlerden korkmak , bazı yemekleri beğenmemek, süt içmeyi sevmek.

  • Endişelenmek
  • Korkmak
  • Sevinmek
  • Acımak
  • Şaşırmak
  • Mutluluk
  • Üzüntü

Fiziksel farklılıklarımız

Fiziksel Farklılıklarımız 

Bir kimseyi diğerinden ayıran dış görünüştür. Yani başkasının bize baktığında kendisinden farklı olarak gördüğü özelliklerimizdir.

fiziksel farklılıklar
çeşme escort
 

 

 

 

 

 

 

Farklılıklarımızdan bazıları şunlardır:

Fiziksel farklılıklarımız boy, vücut ağırlığı, vücut güzelliği veya kusurları gibi birbirinden farklılık gösterir.

Aynı zamanda tenimizin rengi sarıi , siyah, veya beyaz tenli olarak da farklılık gösterebilir.

Kimimiz biraz daha kilolu kimimiz zayıf bedenli , kimimiz uzun boylu kimimiz kısa boylu olabiliriz. işte bunlar  bizleri fiziksel olarak birbirinden farklı kılar.

Saç ve göz rengi, boy, kilo, parmak izi, gibi özellikler.

 

Futbol oynamayı sevmek, tiyatrodan hoşlanmak, seyahat etmekten hoşlanmak, müzik dinlemek, bazı hayvanlardan korkmak, bazı yemekleri beğenmemek … (duygusal özellik)

 

 

 

Bireysel Farklılıklar

BİREYSEL FARKLILIKLAR

  Birey Nedir ?

  Toplumları oluşturan benzer özellikleri  ve farlı özellikleri bulunan,toplumiçierisinde yaşayan insanların her birine birey denir.

bireysel farklılılar

escort izmir

  Bireysel  Farklılık nedir ?:

Her insan farklıdır. İnsanlar arasındaki fiziksel, zihinsel ve duygusal anlamdaki farklılıklar çok fazla olduğu için insanlar bu farklılıklara ayrılmıştır.

İnsanları birbirinden ayıran, bizleri  biz yapan özelliklerimiz diye adlandırabiliriz. .Bu farklı  özelliklerimiz sayesinde diğer insanlar gibi olamadığımız gibi onlardan ayrılırız.

Bir Sonraki Başlığımızda farklılık türlerini açıklayacağız

Milli Mücadele ve Atatürk

      MİLLİ MÜCADELE VE ATATÜRK

    Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan önce devletimizin adı Osmanlı İmparatorluğuydu. Osmanlı Devleti padişahlıkla yönetiliyordu ve padişahlık bugünkü  gibi seçimle değil babadan oğla geçerek devam ediyordu. Gücünü yitirmeye başlayan  Osmanlı Devleti 1914 yılında başlayan  I. Dünya Savaşı’na katılmıştır. Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı’ndan birlikte savaştığı devletlerin yenilmesinden dolayı kendisi de yenik sayılmıştır.

      Dünya Savaşı sonunda yenilen devletlerle savaşı kazanan devletler arasında antlaşmalar imzalanmıştır. Osmanlı Devleti ile galip gelen  devletler arasında 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır.

    Mondros Ateşkes Antlaşmasının şartları çok ağırdı. Bu antlaşmada kazanan devletler kendilerini tehlikede gördükleri yerleri işgal edebileceklerini belirtmişlerdi Bu yüzdden savaşı kazanan devletler ülkemizi işgal etmeye başladılar.

    Yurdumuzun düşmanlar tarafından işgalini kabullenmeyen, milletin gücüne güvenen Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919 yılında Samsun’a ayak bastı. Halkı birleştirmek ve işgallere karşı topraklarını almak  için Mücadeleye başladı. Atatürk’ü padişah görevlendirmiştir.

bilecik escort yozgat escort kahramanmaras escort zonguldak escort diyarbakir escort kutahya escort erzincan escort tokat escort giresun escort kars escort

Okuldan Sonraki İlk Ödeviniz…

hatay escort, hatay escort, hatay escort, hatay escort, hatay escort, escort bayan denizli escort escort bayan denizli escort denizli escort denizli escort escort denizli escort
buca escort izmir escort escort izmir bursa escort izmir escort porno porno izle porno indir alsancak escort bursa escort travesti pornosu porno izle indir izmir escort escort izmir istanbul escort