Etiket arşivi: cümlede anlam

Kpss Türkçe

 KPSS TÜRKÇE KONU BAŞLIKLARI

Aşağıdaki başlıklara tıklayarak İçeriklere ulaşabilirsiniz.

japon escort

İsterseniz Başlıklara tıklamadan bulunduğunuz sayfada konuların tamamını okuyabilirsiniz

Cümlenin Öğeleri
Cümlede Vurgu
Cümlenin Yapısı ve Cümle bilgisi
Anlatım Bozuklukları
Anlam Bilgisi
Sözcükte Anlam
Eş Anlamlı Kelimeler
Zıt Anlamlı Kelimeler
Yakın Anlamlı Kelimeler
Nicel ve Nitel Anlamlı Kelimeler
Cümlede Anlam
Atasözü
Deyimler

Fiilimsiler

Fiillerde Fiil Çatısı
Nesnesine Göre Fiiller
Öznesine Göre Fiiller

CÜMLENİN ÖĞELERİ

YÜKLEM :

Cümlede işi, hareketi, yargıyı, bildiren çekimli unsura denir.

Not :Bir cümle birden çok ögeden oluşabileceği gibi tek bir yüklemden de oluşabilir.

* Ertesi gün okula müfettişler gelmişti.(C)

* Düşünüyorum   (C)

* Güzeldi.  ( C )

 Not:Yüklem genlikle cümlenin sonunda bulunur; ancak günlük konuşmalarda, atasözlerinde ve şiirde yüklemin yeri değişebilir.

*Gel çabuk buraya!

*Sakla samanı gelir zamanı .

*İstanbul u dinliyorum gözlerim kapalı

Not:Her sözcük ya da sözcük gurubundan yüklem yapılabilir.

*Gecenin yalnızlığında sadece seni düşünürüm (fiil)

*Kasaba halkı meydanda toplanmıştı.(fiil)

*Yaşadığımız günler tıpkı bir rüzgar gibiydi.(edat)

*Bu olayların suçlusu odur. (zamir)

*Sabah uyandığında gözleri ışıl ışıldı.(ikileme)

*Konuşmalarına ister istemez kulak misafiri oldum. (deyim)

*Çalışmak yaşamın bir parçasıdır.

*Odayı süsleyen şey rengarenk çiçeklerdir. (sıfat)

*Öğrenmenin bir yolu da okumaktır.

*Ali derslerinde çok başarılıydı.

2.ÖZNE

Yüklemin  bildirdiği işi, hareketi yapan veya yargının gerçekleşmesine araç olan unsura denir.

 Not: Özneyi bulmak için yükleme kim, ne soruları sorulur Yüklemi isim olan cümlelerde ise olan kim, olan ne soruları sorulur.

*Seyirciler fotoğraf sergisini çok beğendi.

*Ailece bulmaca çözmeye meraklıdırlar.

*Güzel gözler tül ardından görünsün.

*Coşkun nehirler gibi ağlamak istiyorum.

*Ben bu yüzden yalnızlığa hasretim .

*Keskin bir rüzgar  eser şimdi dağlardan.

*İhtiyar kadın gitmeme taraftar değildir.

Not: Yüklemi  edilgen fiillerle kurulan cümlelerin gerçek öznesi yoktur.

*Yemekten sonra erkenden yatıldı.

*Okula kadar yüründü.

*Kahvaltıda çaylar içildi.

*Akşam geç saate kadar derse çalışıldı.

Üç çeşit özne vardır:

A.Gerçek Özne:

Yüklemin bildirdiği işi hareketi bizzat kendisi yapan öznedir. Cümlede iki şekilde gösterilir:

1)Acık Özne:

Cümle içinde açık bir şekilde gösterilir

*Yağmur çok şiddetli yağdı.

*Çocuk iki gündür hasta yatıyor.

*Gemi ufukta yavaş yavaş  kayboluyordu.

*Geceleri bir ses uykumu böler.

2)Gizli özne:

Cümlede doğrudan yer verilmeyen ancak yüklem taşıdığı eklerden anlaşılan öznedir.

*Ertesi gün ona telefon ettim.

*Görmeyeli hemen de bizi unutmuşsun.

*Bu kıyı kasabasına her yaz gelirim.

*Kumsalda yürüyüş yapıyorlar.

NOT:Yüklemi isim olan cümlenin öznesi gerçektir.

*Siyah renkli araba satılıktır.

*Dün akşam pencereler kapalıydı.

B)Sözde Özne: Yüklemi edilgen çatılı cümlelerde,aslında nesne olan öge özne olarak kullanılır.

*Ağaçtaki meyveleri topladı.

*Ağaçtaki meyveler toplan.

*Öğrenciler bütün sınıfı temizledi.

*Bütün sınıf temizlendi.

*Hep bir ağızdan ilahiler okunuyor.

*Düğün için yemekler yapıldı

C)Örtülü Özne

Yüklemi edilen çatılı cümlelerde bazen “—ce, tarafından, nedeniyle,…”gibi sözcükler kullanılarak işi bizzat yapan varlığa da yer verilebilir.

*Yolcu otobüsleri belediyemizce hizmete açıldı.

*Yarışma halk tarafından çok beğenildi

*Kar nedeniyle yollar kapandı.

NOT: Her sözcük ya da sözcük grubu özne olabilir.

*Geçen gün evin duvarı yıkılmıştı.(isim tamlaması)

*Bahçesinde okyanuslar yetişiyordu.(isim)

*Derdini söylemeyen derman bulamaz.(sıfat fiil)

*Sana bakmak suya bakmaktır.(isim fiil)

*Okumak zihni dinlendirir.(isim fiil)

*Çoluk çocuk otobüse dolmuştu.(ekeylem)

*Yağmurlu havalar yarından sonra ülkeyi terk edecek(sıfat)

*Kimse seni benim kadar düşünmez(zamir)

3)NESNE

Öznenin yaptığı işten, hareketten etkilenen unsurdur

Uyarı : isim cümlelerinde yüklemi edilgen çatılı cümlelerde ve geçişsiz fiillerde nesne yoktur. Nesneler ek alıp almamasına göre ikiye ayrılır.

a)Belirtisiz Nesne

Yükleme ne sorusu sorularak bulunur. Belirtme durum eki (–i) almamış olup yalın haldedir.

b)Belirtili Nesne

Yükleme kimi, neyi, nereyi soruları sorularak bulunur.Belirtme durum eki olmuştur.

*Bu yörede kızlarımız kilim dokur.

*Yolun kenarına kocaman kütükleri  yığmışlar.

*O köpeği mahallenin çocukları da arıyordu.

*Bu şehirde tüm sokaklar seni düşünür.

*Başımdaki gökleri bir deniz sanıyorum.

*Kadın kendine bir elbise almış.

*Ben aşkımla baharı getirdim

*Buram buram kekik kokar

*O buğulu gözlerinde parlak yıldızları seyrettim.

*Okulda sigara içmek yasaktır.

*Şafak gülleri ufukta bir bir soldu.

*Dün akşam burayı yakmışlar.

4.ZARF TÜMLECİ

Yer yön sebep miktar durum ve zaman bildirerek yüklemi açıklayan unsurdur. Zarf tümlecini bulmak için yükleme,  nasıl, niçin, neden, ne kadar, ne zaman, kim tarafından ne tarafından, soruları sorulur.

*Dostluklar ömür boyu sürünce güzeldir.

*Bu gece her zaman dişini tırnağına takarak çalışır.

*Yüreğimdeki yara gittikçe büyüyor.

*Güneş her doğduğunda y l nızlık başına vurduğunda beni hatırla.

*Trabzonlara yaslanıp  şarkı söylüyor bir kadın.

*Kırgın kırgın yüzüme bakma Rosa.

*Ipıssız bir gecede karşılaşmıştık seninle.

*Göçmen kuşlar güneye doğru göç ediyordu.

*Rusya’ya tonlarca fındık ihraç edildi.

*Sıcaktan tüm ekinler yanmıştı.

*Bu yıl yağmur yağmadığı için ürün de az oldu.

*Bu konser belediye tarafından düzenleniyor.

UYARI: Yön isimleri yalın halde zarf tümleci olurlar.Belirtme durum eki (-i) alırsa belirtilinesne,-e/-de/-den,hal ekini alırsa dolaylı tümleç olur.

* Hizmetçi,içeriyi iyice süpürsün.

*Adam yavaşça içeri girdi.

*Bir süre sonra içeriden bir ses geldi.

5) DOLAYLI  TÜMLEÇ

Yönelme,bulunma ve çıkma bildirerek cümlenin anlamını tamamlayan unsura denir.

NOT: Dolaylı tümleç olan öğe mutlaka –e/-de/-den hal eklerinden birini alır.

*Buluşma yerine   hemen   gelmiş.

*Senin kirpiklerinde   bir damla oldu   akşam.

*Ağlamayan çocuğa   meme  verilmez.

*Bir havuz kenarında yan yana oturmuşuz.

*Eskicinin sesi sokağın başından duyuluyordu.

*Askerler kuyunun ağzına birikmişti.

*Bu gazeteci yazılarında gerçeklerden hiç sapmaz.

*İhtiyar,bütün mirasını karısına bırakmıştı.

NOT: Dolaylı tümleci bulmak için yükleme;

“kime,kimde,kimden,nereye,nerede,nereden” sorusu sorulur.

UYARI: -e/-den hal eki “için” edatı görevinde kullanılıyorsa ya da sebep bildiriyorsa zarf tümleci kurar.

-de/-den hal ekleri zaman bildiren sözcüklerin üzerine gelirse zarf tümleci olur.

*Korkudan kızın dili tutulmuştu.

*Babasıyla kavga ettiğinden eve uğramıyor.

*Birazdan hava kararacak.

*Yaz akşamlarında yıldızları seyrederdik.

*Denize yüzmeye gidiyorum.

*Ailesine yürekten bağlıydı.

6)EDAT  TÜMLECİ

Bazı edatlarla öbekleşerek cümleyi “amaç, araç, birliktelik, özgülük, karşılaştırma,…” gibi anlamlarla açıklayan unsurdur.

*Çalışmak için yurt dışına gitmiş.(amaç)

e.t.

*Kadın oğlunu bulabilmek için gazeteye ilan vermiş.(amaç)       e.t.

*Bu tatlıyı senin için ayırdım.(aitlik,özgülük)

e.t.

*Yağmur yağdığı için baraj taşmış.(z.t.,sebep)

*Yaralıyı hastaneye ambulansla götürmüşler.(araç)

*Bu yaz Bodrum’a ailesiyle gidecek.(birliktelik)

*Adam öfkeyle yüzüme baktı.(z.t. durum)

*Ali,arkadaşlarına göre derse daha çok çalışıyor.(karşılaştırma)

*Bana göre bu iş olmaz.(görüş)

*Direğe karşı on adım yürüdü.(z.t. yön)

*Sen bile doğum günümü kutlamadın.

e.t.

NOT: “İçin” edatı kendinden önceki sözcükle birlikte neden-sonuç ilgisi kurarsa zarf tümleci,

“ile” edatı durum ilgisi kurarsa zarf tümleci,

“karşı” edatı yön ilgisi kurarsa zarf tümleci olur.

    CÜMLEDE  VURGU

Türkçede cümle vurgusu yüklem üzerindedir. Bu nedenle hangi öğe daha çok vurgulanmak isteniyorsa yükleme yaklaştırılır.

*Arkadaşları onu kapıda bekliyormuş.(D.T.)

*Arkadaşları kapıda onu bekliyormuş.(Nesne)

*Kapıda onu arkadaşları bekliyormuş.(Özne)

UYARI: Cümlede “mi” soru edatı varsa bu edattan önce gelen öğe vurgulanmıştır.

*Bu akşam siz İstanbul’a mı gideceksiniz? (d.t.)

*Bu akşam siz mi İstanbul’a gideceksiniz? (ö.)

*Bu akşam mı siz İstanbul’a gideceksiniz? (z.t.)

*Bu akşam siz İstanbul’a  gidecek misiniz?(y.)

NOT: Cümlede soru sözcükleri varsa soruya verilecek cevap olan öğe vurgulanmıştır.

*Masamdaki kalemleri kim almış?

—Ayşe.(Özne)

*Bu saatte nereden geliyorsun?

—Okuldan.(Dolaylı tümleç)

*Bahçeden ne kopardın?

—Elma.(Nesne)

1. EYLEM CÜMLELERİNDE VURGU

Yüklemi fiil soylu sözcük olan cümlelerde vurgu, yükleme en yakın olan sözcük ya da sözcük öbeği üzerindedir.

Örnek

» Bu kitabı bana, doğum günümde annem almıştı. (Özne vurgulanmıştır.)
» Bu kitabı, annem, bana doğumgünümde almıştı. (Zarf tamlayıcısı vurgulanmıştır.)
» Bu kitabı, doğum günümde annem, bana almıştı. (Yer tamlayıcısı vurgulanmıştır.)
» Annem, bana doğum günümde bu kitabı almıştı. (Nesne vurgulanmıştır.)

2. İSİM CÜMLELERİNDE VURGUYüklemi isim soylu sözcük olan cümlelerde vurgu, yüklemdedir.

Örnek

» Bu konunun kavranması diğerlerinden kolaydır.(Yüklem isim soylu olduğu için vurgu yüklemdedir.)
» İstanbul’u fetheden Fatih’tir.(Yüklem isim soylu olduğu için vurgu yüklemdedir.)

3. KOŞUL (ŞART) CÜMLELERİNDE VURGU

Koşul cümlelerinde vurgu, koşul kipindedir.

Örnek

» Konuyu dikkatlice dinlersen başarılı olursun. (Vurgu, koşul ifadesindedir.)
» İşin erken biterse yanıma uğra. (Vurgu, koşul ifadesindedir.)

4. SORU CÜMLELERİNDE VURGU

Soru sözcükleri ile kurulan soru cümlelerinde vurgu, cüm­lede soru anlamını sağlayan sözcüktedir.

Örnek

» Sen, Burak’ı okulda ne zaman gördün? (Zarf tamlayıcısı vurgulanmıştır.)
» Sen, dün Burak’ı nerede gördün? (Yer tamlayıcısı vurgu­lanmıştır.)
» Sen, dün okulda kimi gördün?  (Nesne vurgulanmıştır.)
» Kim, dün Burak’ı okulda görmüş?  (Özne vurgulanmıştır.)

Soru eki “mı, mi” ile oluşturulan soru cümlelerinde ise vurgu soru ekinin bağlı olduğu, soru ekinden önce gelen sözcükte / öğededir.

Örnek

» Dün, Burcu mu sizi buraya çağırdı? (Soru eki “Burcu”dan sonra gelmiştir; bu sözcük, yani özne vurgulanmıştır.)
» Dün, sizi Burcu, buraya  çağırdı? (Yer tamlayıcısı vur­gulanmıştır.)
» Dün Burcu sizi mi buraya çağırdı? (Nesne vurgulan­mıştır.)
» Dün  Burcu sizi buraya çağırdı? (Zarf tamlayıcısı vur­gulanmıştır.)
» Dün Burcu, sizi buraya çağırdı mı? (Soru eki yüklemden sonra geldiği için yüklem vurgulan­mıştır.)

FİİLLERDE ÇATI-FİİL ÇATISI 

Fiil Çatısı Konu Anlatımı

Cümlede, eylemin nesne alabilip alamamasına ya da öznenin, eylemde bildirilen işle ilgili olarak gösterdiği özelliğe eylem çatısı denir. Dolayısıyla, yüklemi eylem olmayan cümlelerde çatı aranmaz.

Eylemler çatısı bakımından iki grupta incelenir:

  • A. Nesnesine Göre Fiiller
  • 1. Geçişli Fiil
  • 2. Geçişsiz Fiil
  • B. Öznesine Göre Fiiller
  • 1. Etken Fiil
  • 2. Edilgen Fiil
  • 3. Dönüşlü Fiil
  • 4. İşteş Fiil

A. Nesnesine Göre Fiiller

1. Geçişli Fiil

Nesnesi olan ya da nesne alabilen eylemlere “geçişli eylem” denir. Nesneyi, yükleme sorduğumuz “neyi, kimi, ne” sorularıyla bulduğumuz için, bu sorulara cevap veren eylemler geçişlidir.

Ben bu kitabı geçen yaz okumuştum.
Askerdeki arkadaşıma mektup yazdım.

Bu cümlelerde “okumuştum” eylemi “bu kitabı” nesnesini, “yazdım” eylemi “mektup” nesnesini aldığından geçişli bir eylemdir.

Aşağıdaki cümlelerde eylemler, altı çizili nesneleri aldığı için geçişlidir.

Topladığı çiçekleri vazoya yerleştirdi.
Babam, pazar sabahları gazete alırdı.
Diploma törenine kuzenini de davet etti.
Öğretmenimiz derste bize fıkra anlatırdı.

Not: Geçişli eyleme sahip olan cümlelerde kimi zaman nesne bulunmaz. Bu eylemler nesne almasalar da geçişlidir. Önemli olan, o eylemin nesne alabilmesidir.

Öğretmen çok güzel anlattı.
Öğretmen konuyu çok güzel anlattı.

Bu cümlede nesne bulunmamasına rağmen, istenirse cümleye nesne getirilebildiği için “anlatmak” eylemi geçişlidir.

2. Geçişsiz Fiil

Nesne alamayan eylemlerdir. Geçişsiz eylemler, “neyi, kimi, ne” sorularına cevap veremez. Geçişsiz eylemlerin yüklem olduğu cümlelere dışarıdan herhangi bir nesne getirilemez.

Onun anlattığı fıkraya hepimiz güldük.
Babamla hafta sonları balık tutmaya gideriz.

Bu cümlelerde yüklem olan “güldük” ve “gideriz” eylemleri nesne alamadığı için, geçişsiz bir eylemdir.

Aşağıdaki cümlelerde eylemler, nesne alamadıkları için geçişsizdir.

Dün gece televizyondaki film çok geç başladı.
Küçük kardeşim bugün erkenden uyandı.
Geleceğe her zaman umutla baktık.
Okul sonrası annesine ev işlerinde yardım ediyordu.

Not: Nesneyi bulmak için yükleme sorduğumuz “neyi, kimi, ne” sorularına “onu” sözcüğünü ortak bir cevap olarak verebiliriz. Cümleyi “onu” sözcüğü ile birlikte okuyarak cümledeki eylemin geçişli olup olmadığını kolayca anlayabiliriz.

Sabahtan beri burada (onu) bekliyorum.
Balonu uçan çocuk bir süre (onu) ağladı.

Bu cümlelerde nesne yoktur. Cümlelere “onu” sözcüğünü getirdiğimizde “beklemek” eyleminin geçişli, “ağlamak” eyleminin geçişsiz olduğunu görürüz.

Not: Türkçede bazı eylemler yeni anlamlar kazanarak hem geçişli, hem geçişsiz olarak kullanılabilmektedir. Bir cümledeki eylemin geçişli olup olmadığı sorulduğunda sadece eylemi değil, cümleyi bütünüyle okumak gerekir.

Bütün gün çarşıda boş boş gezmiş. (geçişsiz)
Sınıfça ilçemizdeki müzeyi gezdik. (geçişli)
Arkadaşım az önce buradan geçti. (geçişsiz)
Afrikalı atlet sporcuların hepsini geçti. (geçişli)

Not: Geçişsiz iken -r, -t, -tır” eklerinden uygun olanını alarak geçişli hale gelen eylemlere oldurgan eylem denir.

Komik hareketleriyle hepimizi güldürdü.

Daha önce kullandığımız geçişsiz “gülmek” eylemine “-dür” eki getirilerek geçişli “güldürmek” eylemi elde edilmiştir. Aşağıdaki örneklerde geçişli ve geçişsiz eylemler bir arada verilmiştir.

Geçişsiz Eylem           Oldurgan Eylem
dolmak                        dol – dur – mak
ağlamak                      ağla -t – mak
düşmek                       düş – ür – mek

Not: Geçişli iken -r, -t, -tır” eklerinden uygun olanını alarak tekrar geçişli yapılan eylemlere ettirgen eylem denir. Bu fiillerde işi, bir başkasına yaptırma anlamı vardır.

Yaşlı kadın askerdeki oğluna mektup yazdırdı.

Daha önce kullandığımız geçişli “yazmak” eylemine “-dır” eki getirilerek yine geçişli “yazdırmak” eylemi elde edilmiştir. Aşağıda, geçişliyken “-r, -t, -tır” eklerinden biriyle geçişlilik derecesi artırılıp ettirgen yapılmış eylemler verilmiştir.

Geçişli Eylem             Ettirgen Eylem
açmak                         aç – tır – mak
okudu                          oku -t -tu
duymak                       duy – ur – mak

B. Öznesine Göre Fiiller

Türkçede eylemler, öznenin eylemle ilgili olarak gösterdiği özelliğe göre dörde ayrılır.

1. Etken Fiil

Yüklemde belirtilen eylemi, öznenin kendisi yapıyorsa bu tür eylemlere “etken eylem”, özneye de “gerçek özne” denir.

Çocuk, yaramazlık yapan küçük kardeşini dövdü.

Bu cümlede “dövmek” eylemi etkendir; çünkü “dövme” işini doğrudan özne (çocuk) gerçekleştirmektedir.

Aşağıdaki cümlelerde eylemler, altı çizili özneler tarafından doğrudan yapıldığı için etken çatılıdır.

Babam, evimize yeni mobilyalar almış.
Bulutlar, ağır ağır geçti üzerimizden.
Dün gece aniden kar yağdı.
İhtiyar, deniz kenarında gemileri seyrediyordu.
Kuşlar, gün batmadan yuvalarına dönüyordu.
Ünlü şair, daha çok, aşk şiirleri yazıyormuş.
Öğretmenimiz, derste güzel şiirler okurdu.

Not: Cümlede, gizli özne, yüklemde bildirilen işi doğrudan kendisi yaptığından aynı zamanda gerçek öznedir.

Ödevlerini bir an önce yapmalısın. (sen)

Bu cümlenin yüklemi, gizli özne olan “sen sözcüğüdür. Eylem özne tarafından yapıldığı için, “yapmak” eylemi etkendir.

2. Edilgen Fiil

Edilgen eylemin yüklem olduğu cümlelerde özne, yüklemde bildirilen işi yapmaz; başkasının yaptığı işten etkilenir. Edilgen eylem, “-n” ve “-l” ekiyle türetilir ve cümleye “başkası tarafından yapılma” anlamı katar. Edilgen eylemin yüklem olduğu cümlede özne “sözde özne” olarak adlandırılır.

Küçük kardeş, yaramazlık yaptığı için dövüldü.

Bu cümlede yükleme “Dövülen kim?” sorusunu sorarsak öznenin “küçük kardeş” olduğunu görürüz. Ancak “-I” ekini alan “dövüldü” eylemi, özne tarafından değil, başkası tarafından yapılmıştır. Yani burada özne, işi yapan öğe değil; başkasının yaptığı işten etkilenen öğe durumundadır. Dolayısıyla burada gerçek özne değil, “sözde özne” vardır.

Aşağıdaki cümleleri incelediğimizde, eylemlerin başkaları tarafından yapıldığını, dolayısıyla bu eylemlerin edilgen çatılı olduğunu görüyoruz.

Sınıfımıza yeni bir başkan seçildi.
Okulumuza yeni bilgisayarlar alınmış.
Bayram öncesi caddeler güzelce temizlendi.
Kasabamıza yeni parklar yapılacak.
Sınavda birinci olan öğrenci ödüllendirildi.
Sınavı bitirmeden çıkmamamız gerektiği söylendi.
Bu yazarımızın yapıtları dili yalın olduğu için çok okunur.
Cadde ve sokaklar bayraklarla süslendi.

Not: Edilgen çatılı cümlelerde işi yapan, cümle içinde geçse bile eylem yine “edilgen”dir.

Suçlu, polis tarafından Bursa’da yakalandı.

Bu cümlede, “yakalanma” işinin “polis tarafından” yapıldığı görülüyor. Ancak yükleme sorulan “Yakalanan kim?” sorusuyla,”suçlu” sözcüğünün özne olduğunu görürüz. Dolayısıyla “yakalandı” eylemi, “-n” ekini alıp “başkası tarafından yapılma” anlamı taşıdığı için edilgen bir eylemdir.

3. Dönüşlü Fiil

Özne, yüklemde belirtilen eylemi hem yapıyor hem de yaptığı bu eylemden etkileniyorsa bu tür eylemlere “dönüşlü eylem” denir. Dönüşlü eylemler de edilgen fiiller gibi “-I” ve “-n” ekiyle türetilir. Dönüşlü eylemin yüklem olduğu cümlede “kendi kendine yapma” anlamı vardır. Dönüşlü fiillerde özne gerçek öznedir.

Çocuk, yaptığı hata nedeniyle dövündü.

Bu cümlede öznenin (çocuk) “dövünme” işini kendisinin yaptığını ve bu işten yine kendisinin etkilendiğini görüyoruz. Dolayısıyla cümlenin yüklemi dönüşlü bir eylemdir.

Aşağıdaki cümlelerin yüklemlerini incelediğimizde, öznelerin, yüklemde bildirilen işi “kendi kendilerine yaptıklarını ve yaptıkları işten yine kendilerinin etkilendiklerini” görüyoruz.

Sınavı kazandığımı duyunca çok sevindim.
Babam, uzun yıllar çalıştığı işyerinden ayrıldı.
Sarsıntıyı duyunca hemen telefona sarıldı.
Prova saati yaklaşınca elbiselerini giyindi.
Dedesi her zaman madalyasıyla övünürdü.

Not: Edilgen eylem ve dönüşlü eylem; aynı eklerle oluşturulduğundan karıştırılabilir. Edilgen çatılı eylemlerin öznesi sözde öznedir, yani eylemi gerçekleştiren belli değildir. Dönüşlü fiillerin öznesi ise gerçek öznedir, yani eylemi gerçekleştiren öznenin kendisidir.

Onu aramadığım için bana kırılmış.

Bu cümlede “kırılma” eylemini öznenin kendisi yapmış, yaptığı işten de kendisi etkilenmiştir. Yani yüklem dönüşlü bir eylemdir.

Öğrenciler bahçedeyken sınıfın camı kırılmış.

Bu cümlede bildirilen “kırılma” eylemini öznenin kendisi değil, bir başkası yapmıştır. Dolayısıyla eylem edilgen çatılıdır.

4. İşteş Fiil

Yapılması için birden fazla öznenin gerektiği eylemlerdir, işteş çatılı eylemler “-ş” ekini alır. Bazı fiiller ise kök olarak “-ş” ile bitmiştir ve işteş özellik gösterir.

Çocuk, arkadaşıyla yok yere dövüştü.

Bu cümlede “dövüştü” eylemi, “-ş” ekini aldığı ve birden fazla kişi tarafından yapılmayı gerektirdiği için işteş bir eylemdir, işteş eylemlerde özne tekil bile olsa yüklemde bildirilen iş, birden fazla kişiyi gerektirir.

İşteş eylemler, öznelerin işi yapma durumuna göre ikiye ayrılır:

a. Karşılıklı İşteş Fiil:

Özneleri bir işi karşılıklı olarak yapan işteş eylemlerdir.

Ünlü yazarla geçen yıl bir kitap fuarında tanıştık.

Bu cümlede iki kişinin karşılıklı olarak birbirini tanıması anlatıldığı için “tanışmak” eylemi karşılıklı işteş bir eylemdir.

Aşağıdaki cümlelerin yüklemleri, karşılıklı işteş eylemlerdir.

Toplantıda yeni projeyi uzun uzun tartıştık.
Onunla en son geçen ay görüşmüştüm.
Yurtdışındaki arkadaşımla birkaç yıl mektuplaştık.
Yıllar sonra gördüğüm arkadaşımla hasretle kucaklaştık.
Kazandığımız parayı akşamüstü paylaştık.

Not: Bazı eylemlerde “-ş” eki kalıplaştığı için sözcükten ayrılmaz. Gerçekleştirilmesi için birden fazla kişi gerektiren yani anlamca işteşlik taşıyan bu eylemler de işteş eylemdir.

İki dargın arkadaş bu bayramda barıştı.
Gençliğinde okul takımında güreşirmiş.

b. Birlikte İşteş Fiil:

Aynı işi hep birlikte yapma anlamı taşıyan işteş eylemlerdir.

Öğretmenin anlattığı fıkraya bütün sınıf gülüştü.

Bu cümlede, eylem, bir işi karşılıklı olarak yapma değil; hep birlikte yapma anlamı taşıdığı için “gülüşmek” eylemi birlikte işteş bir eylemdir.

Aşağıdaki cümlelerin yüklemleri, birlikte işteş eylemdir.

Park görevlisini gören çocuklar sağa sola kaçıştı.
Yırtıcı kuşlar köyümüzün üzerinde uçuşuyordu.
Çocuklar heyecanla denize koşuştular.
Hepimiz küçücük bir odaya doluştuk.
Yolcular havalimanında bekleşiyordu.
Herkes yeni arabanın başına üşüştü.

Not: Bazı eylemler, aldığı ek nedeniyle işteş gibi gözükse de tek başına yapılabildiğinden işteş değildir. Cümlede özne birden çok bile olsa, iş bir kişi tarafından gerçekleştirilebiliyorsa o eylem işteş değildir.

Yolcular trene zor yetişti.

Bu cümlede “yetişmek” eylemi, birden fazla özne almasına rağmen işteş değildir. Çünkü bu eylemde bildirilen iş, bir kişi tarafından da yapılabilir. Aşağıdaki cümlelerde eylemler, bir kişi tarafından da yapılabildiği için işteş çatılı değildir.

Yorucu bir günün sonunda dağa ulaştık.
Otobüsten iner inmez kalabalığa karıştı.
Aylarca bu sınav için çalıştı.
Uzun süre geçmesine rağmen buraya alışamadı.

Fiil Çatısıyla İlgili Cümle İncelemeleri

Çocukların boyları bu yıl çok uzamış.
Öznesine göre: Etken eylem Nesnesine göre: Geçişsiz eylem
Onunla yarın buluşmak üzere sözleştik.
Öznesine göre: İşteş eylem Nesnesine göre: Geçişsiz eylem
Dağın tepesine bir saat sonra çıkılacak.
Öznesine göre: Edilgen eylem Nesnesine göre: Geçişsiz eylem
Bu zor günlerimde anılarıma tutundum.
Öznesine göre: Dönüşlü eylem Nesnesine göre: Geçişsiz eylem
 

Fiilimsiler:

    Fiil kök veya gövdelerinden yapım ekleriyle türetilerek isim, sıfat ve zarf olarak kullanılan kelimelerdir.

    Bunlar artık fiil olarak kullanılma özelliğini kaybettikleri için fiil çekim eklerini (olumsuzluk eki hariç) alamazlar; isim çekim eklerini alabilirler, isim sıfat ve zarf (tümleci) olarak kullanılırlar; yancümlecik kurarlar.

Fiilimsiler üçe ayrılır: 
1. İsim-fiiller,
2. Sıfat-fiiller (=ortaçlar)
3. Zarf-fiiller (=ulaç,= bağ-fiil)

1.İsim Fiiller

Fiillerin adıdır.

Fiillere (basit, türemiş, birleşik) getirilen “-mE, -mEk, -İş” ekleriyle yapılır. Türetilen bu kelimelere mastar; türetmede kullanılan eklere mastar eki denir.

Bakmak, okumak, yazmak, konuşmak, derlemek, eleştirmek, araştırmak…;
Bakma, yüzme, seslenme, tamamlama, yarım bırakma, kovalama…;
Bakış, geliş, gidiş, serzeniş, sesleniş, tükeniş, kurtuluş, çıkış…

*İsimlerin tüm özelliklerini gösterir, cümlede isim gibi kullanılır.

  • Kitap okumayı çok seviyorum.                     Nesne
  • Okumak en faydalı eylemdir.                        Özne
  • Sinirli olduğu gelinden anlaşılıyor.             Dolaylı tüml.

*Olumsuzları mastar ekinden önce olumsuzluk eki getirilerek yapılır.

  • Okumamak, yazmama, seslenmeyiş…

*Bu kelimeler tek başlarına (eksiz) kullanıldıklarında mastar eki vurguludur.

  • Okumak, yazma, danışma, sesleniş…

*Eğer “-mE” ile yapılan isim-fiillerde bu ek vurgusuz, bundan önceki  hece vurgulu okunursa yanlış anlaşılma olur: Olumsuz emir çekimi zannedilir.

  • Danışma         fiilimsi                         danışma          olumsuz emir
  • Kaynaşma      fiilimsi                         kaynaşma       olumsuz emir

Dikkat: “-mE” eki olumsuzluk ekiyle karıştırılmasın.

*Kimi isim-fiiller kalıcı nesne, yer, iş veya kavram adı olabilirler. Bu durumda artık isim-fiil olarak kullanılmazlar. Bunlar olumsuzluk eki de alamazlar.

  • Dondurma, danışma, kavurma, kızartma…;
  • Çakmak, yemek, ekmek…;
  • Alış veriş, gösteriş, direniş…

*”-mE” ekiyle türeyen mastarlardan bazıları sıfat olarak kullanılabilir.
Süzme bal, asma köprü, yapma çiçek…

2. Sıfat-fiiller  (Ortaçlar):

Fiil kök veya gövdelerinden yapım ekleriyle yapılmış sıfatlardır.

  • Tanı->tanıdık (adam)
  • kırıl->kırılası (eller)…

“-En, -Esİ, -mEz, -r, -dİk, -EcEk, -mİş” ekleriyle türetilirler

*Sıfat görevinde kullanılırlar. Niteleme sıfatı sayılırlar.

gelen araba, öpülesi el, dönülmez yol, koşar adım, tanıdık yüz, gelecek zaman, olmuş iş…

*Daha sonra isimleşebilirler. İsimleştikleri zaman cümlede isim gibi kullanılırlar.

  • Gelenler kimdi? (özne)
    Tanıdıklarımıza rastlayamadık. (Dolaylı tüml.)

Aldıkları eke göre çeşitlere ayrılırlar:

*Geçmiş zaman ortaçları :”-dİk ve -mİş” ekleriyle yapılır. Nesne ve kavramların geçmişte ortaya çıkan niteliklerini bildirirler.

  • Koca şehirde bir tek tanıdık yok.
  • Aramadık yer bırakmadık.
  • Bugüne kadar görülmemiş bir haksızlık var ortada.
  • Pişmiş aşa su katmak.

*Gelecek zaman ortaçları: “-Esİ ve -EcEk” ekleriyle yapılır. Nesne ve kavramların gelecekte ortaya çıkacak olan niteliklerini bildirirler.

  • Kırılası eller hep zalimin yanında.
  • Memleketin o kadar çok görülesi güzellikleri var ki…
  • Daha yapılacak çok iş var.
  • Çözülemeyecek bir sorun yoktur.

*Geniş zaman ortaçları:-En, -mEz, -r” ekleriyle türetilirler

  • Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç
  • Koşar adım eve gitti.
  • Hep bilinen şeylerden bahsetti durdu.
  • İşe erken başlayan erken verim alır.
  • Gelen adayların kaydını yapıyorlar.       (şimdi gelen)
  • Akan kanı durdurmalı önce                (her zaman akan)
  • Kaçan mahkûmları yakalamışlar.          (kaçmış olan)

Belirtme Ortaçları: “-dİk ve -EcEk” eklerinden sonra iyelik eki getirilerek yapılır.

  • Okuduğum son kitap
  • Okuyacağım ilk kitap
  • Yapacağımız işler
  • Yapılacakları belirledim.
  • Geleceği varsa göreceği de var.
  • Diktiğimiz fidanlar meyve vermeye başlamış.

Dikkat: Bu eklerden “-mEz, -°r, -dİk, -EcEk, -mİş” ekleri fiil çekim eki olarak da kullanılmaktadır. Zaten fiil çekim eki olan bu ekler zamana bağlı olarak sonradan sıfat yapmışlardır.  Sıfat yaptıkları durumda artık çekim eki değildirler.

  • Bu konu uzun süre tartışılacak  (çekimli fiil)
  • Uzun süre tartışılacak bir konu bulduk. (ortaç)
3. Zarf-fiiller (Ulaçlar):

-Fiillerden türetilen ve zarf tümleci olarak kullanılan kelime veya kelimelerdir.
-Ulaçlar yapım ekleriyle türetilir.
-İsim görevinde kullanılmazlar.

Çeşitleri şunlardır:

a.Bağlama Ulacı:-İp” ekiyle türetilir.

Bu ek genellikle “ve” bağlacının yerini tutar.
“-İp” ekinin getirildiği fiille onun bağlanmış olduğu fiilin öznesi ve zamanı aynıdır.

Telefon edip hâlini hatırını sordum.< Telefon ettim ve hâlini hatırını sordum

Bu ulacın tekrarlanması fiilin sıkça yapıldığını gösterir:
Gidip gidip komşuları rahatsız ediyor.
Bakıp bakıp gülüyor.

b. Durum Ulaçları :”-erek, -e…, -e, -meden, -meksizin, -cesine” ekleriyle yapılır. Fiilin nasıllığını bildirir.

  • Sınıfa gülerek girdi.
  • Olayı adeta yeniden yaşıyormuşçasına anlattı.
  • Gece karanlık sokaklarda düşe kalka ilerlediler.
  • Dinlene dinlene gittiler.
  • Gürültüye aldırmadan işiyle meşgul oluyordu.
  • Hiç dinlenmeksizin yedi saat yürüdüm.
  • Her şeyi bilircesine konuşuyordu.

c. Zaman Ulaçları:-İncE, -dİkçE, -dİğİndE, -ken, -mEdEn, -r, -mEz” ekleriyle yapılır.Bu ulaçlar fiilin zamanını bildirir.

  • Gülünce gözlerinin içi gülüyor.
  • Canım sıkıldıkça şiir okurum.
  • Kar yağınca herkes sokaklara döküldü.
  • İlk okuduğumda iyi anlayamamıştım.
  • Uyurken hep sayıklar.
  • Gün ağarırken düştük tarla yollarına.
  • Uyumadan önce de yarım saat kitap okunabilir.
  • Gelir gelmez seni sordu.

d. Başlama Ulaçları: -Elİ” ekiyle türetilir ve sonraki fiilin başlangıcını bildirir.

  • Buraya geleli çocuğa bir hâller oldu.
  • Seni tanıyalı hayatım değişti.

e. Nedenlik Ulaçları: -dİğİ, -EcEğİ” ekleriyle türetilir ve “-dEn dolayı, için, -dEn ötürü” edatlarıyla birlikte kullanılır.

  • Çok yalnızlık çektiğinden (dolayı) buralarda kalmak istemiyor.
  • Sizden ayrılacağı için üzülüyor.

f. Bitirme Ulaçları: -EnE, -İncEyE, -EsİyE” ekleriyle türetilir ve “değin, dek ve kadaredatlarıyla birlikte kullanılır. Sonraki fiilin bitimini gösterir.

  • Sen gelene kadar biz burada bekleyeceğiz.
  • Yollar açılıncaya kadar bekledik.
  • Öldüresiye dövdüler

CÜMLE YAPISI CÜMLE BİLGİSİ

 YAPI BAKIMINDAN CÜMLELER

Cümleler, bildirdikleri yargı sayısına ve öğelerin yüklemle olan ilişkisine göre çeşitlere ayrılırlar.

Cümlede bir ya da birden fazla yargı vardır. Başka bir deyişle birden fazla cümle bir araya gelip bir cümleymiş gibi görünebilir.

  • Bir ceylan gibi ürktü. Tek yargı
  • Sevincinden ne yapacağını şaşırmıştı. İki yargı

Bu tür cümlelerde bazı öğeler ortak olduğu gibi öğelerin tamamı farklı da olabilir. Bu cümleler birbirlerine bazı bağlaçlar yardımıyla bağlanabildiği gibi anlam bakımından da bağlanabilirler.

  • Saatine baktı ve otobüsü kaçırdığını anladı.

Cümleler yapı bakımından çeşitlere ayrılırken içlerindeki kelime sayısı değil yüklem, fiil veya yargı sayısı dikkate alınır.

Yapı bakımından cümleler; basit, birleşik, bağlı ve sıralı olmak üzere dörde ayrılır.

 1. Basit Cümle

İçerisinde tek yargı, tek fiil, dolayısıyla isim veya fiil cinsinden tek yüklem bulunan cümledir.

Başka bir cümleye bağlanmaz, yani bağımsız bir cümledir. Tamamladığı ya da onu tamamlayan bir cümlecik yoktur.

  • Yarın akşam maç yapacaklar.
  • Zayıf kolları kirli tunç rengindeydi. Tekrar başını kaldırdı.
  • Gökle denizin birleştiği dumandan çizgiye baktı.
  • Sıcak yaz aylarını geçirmek için deniz kenarlarına, kırlara tepelere kaçanlar, şimdi birer birer kışlıklarına dönüyorlar.

*Bazı dil bilimcilere göre içerisinde yüklemin dışında isim-fiil, sıfat-fiil ve zarf-fiil bulunan cümleler de basit cümledir; bu kelimeler ve kelime grupları yargı bildirmezler.

  • Rüzgâr, denizin yüzünü pürüzlendirerek küçük savaşlar yaratıyordu.
  • Birden köşe başından, iki karayağız atın çektiği bir fayton peyda oldu.

2. Birleşik Cümle

Bir temel cümle ile onun anlamını tamamlayan en az bir yan cümlecikten meydana gelen cümlelerdir.Yani yapısında birden fazla cümle bulunduran cümlelerdir.

Temel cümleyle yan cümlenin bir araya geliş şekillerine göre birleşik cümleler çeşitlere ayrılır.

a. Girişik Birleşik Cümle

Bu tür cümlelerde yan cümlecik temel cümleciğin herhangi bir öğesi olabildiği gibi, bir öğenin parçası da olabilir.

Girişik birleşik cümleler, fiilimsilerle ve çekimli fiillerle kurulur.

  • Havaların ısınması / tatil düşkünlerini sevindirdi. Özne
  • Çadırları çalanlar / bulunamadı. Sözde özne
  • Evlerin ne zaman biteceğini / bilmiyoruz. Nesne
  • Yarın / bir tanıdığa / gideceğiz. Dolaylı tüml.
  • Babasını karşısında görünce / çok sevindi. Zarf tüml.
  • Havalar soğuduğundan / artık dışarı çıkmıyor. Edat tüml.
  • Ellerim takılırken / rüzgarların saçına
  • Asıldı arabamız bir dağın yamacına,

b. İç İçe Birleşik Cümle

Bir temel cümleyle, herhangi bir sebeple onun içinde kullanılan bir yardımcı cümleden oluşan cümlelerdir. Yardımcı cümle de temel cümle gibi bağımsız bir cümle yapısındadır. Asıl yargı sonda bulunur.

]Yardımcı cümle nesne olarak kullanılabilir. Alıntı hâlindedir.

  • Adam, / “Kartınız geçerli değil.” / demez mi?
  • Şark için “Ölümün sırrına sahiptir.” derler.

]Yardımcı cümlenin yüklemi “de, zannet-, san-, bil- gör-, görün-, farzet-, düşü-” fiillerinin çekimli şekli olabilir.

  • “Seni göremedim diye bu bahar
    İçimde bin türlü duygunun isyanı var.”
  • Yaşamak zevki nedir bilmez ölümden korkan
    “Savaşı önce kendime karşı kazanmalıyım.” diye düşündü.

]Yardımcı cümle ana cümle içinde bir isim tamlamasının tamlayanı olarak bulunabilir.

  • Iraklardan bir dondurmacının “Vişnelim var, kaymaklım” nidası titreyerek dağılıyordu.
  • Artık “Ev alma komşu al.” atasözünün hükmünün kalmadığına inanıyorum.

]Yardımcı cümle edat grubu olabilir.
Gönül Anadolu’da Yunus Emre’nin “Taştın yine deli gönül / Sular gibi çağlar mısın” gibi mısralarıyla şahlanır.

c. İlgi Cümlesi

Temel cümlenin herhangi bir öğesi olan veya bir öğenin açıklayıcısı olan yan cümleciğin, bağlı bulunduğu veya açıkladığı öğeye “ki” bağlacıyla bağlanması sonucu ortaya çıkan cümleye ilgi cümlesi denir.

Bu cümlelerde ki atılarak yan cümleciğin hangi öğeye bağlı olduğu görülür.

  • Muhsin, / ki öğrencilerimizdendir, / böyle bir şey yapmaz.
  • Öğrencilerimizden olan Muhsin…
  • Dün gece, / ki oradaki son gecemizdi, / çok eğlendik.
  • Oradaki son gecemiz olan dün gece…

Duydum ki o da ziyarete gelecekmiş.

d. Şartlı Birleşik Cümle

Bir temel cümle ve onun şartı olan bir cümleden oluşan birleşik cümlelerdir. Şart cümlesi tek başına yargı bildirmez; ana cümleyi zaman, şart, sebep ve benzetme yönlerinden tamamlar. Onun zarfı olarak kullanılır.

  • Hava güzel olursa / yarın pikniğe gideriz.
  • Çanakkale’yi de gezerdik, / vaktimiz olsaydı.
  • Cihanın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun.
  • “Havaya bakarsam hava alırım
  • Toprağa bakarsam dua alırım
  • Topraktan ayrılsam nerde kalırım
  • Benim sadık yarim kara topraktır.”
  • Artık demir almak günü gelmişse zamandan
    Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

*Bazı kalıplaşmış şart cümleleri özne veya nesne de olabilir.

  • Ne yapsa faydasız.

*İstek bildiren şart eki bağımsız cümle kurar. Ancak istek ifadesinde de yargının kuvvetli olmadığı sezilmektedir.

  • Bir gün çıkıp gelsen, vursan kapıma
  • Atılsan boynuma kollarını açarak
  • Otursan dizlerime yaramaz bakışlarla
  • Konuşsan yine öyle yarım yamalak. (YBB)

3. Sıralı Cümleler

Bağımsız cümlelerin, aralarındaki anlam ilgisinden dolayı virgülle veya noktalı virgülle birbiri ardına sıralanmasıyla oluşan cümleler topluluğudur.
En az iki cümleden oluşur.

  • “Yağız atlar kişnedi, / meşin kırbaç şakladı, /
  • Bir dakika araba yerinde durakladı.
  • Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar, /
  • Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar…”
  • “Gök sarı, / toprak sarı, / çıplak ağaçlar sarı
  • Arkada zincirlenen yüksek Toros dağları,”
  • “Başını kaldırarak boşluğu dinliyordu, /
  • Gökler bulutlanıyor, / rüzgar serinliyordu.”
  • Sarı çiçeğin saçları yolunmuş, kana bulanmıştı.
  • Bu, asırlardan beri böyle olagelmişti, asırlarca da böyle sürüp gidecekti.

*Sıralı cümlelerin bütün öğeleri ayrı olabildiği gibi bazıları ortak da olabilir.

  • Otobüs her zamanki gibi yine geç geldi; / biz de derse geç kaldık.
  • Mart kapıdan baktırır; kazma kürek yaktırır. Özne ortak.
  • Mallarımızı önce çaldılar, sonra geri bize sattılar. Özne ve nesne ortak.
  • Merdivenleri kardeşin yıkasın, sen de sil. Nesne ortak.
  • İnatçı adama dil döküyor, sürekli yalvarıyordu. Özne ve dolaylı tüml.

Sıralı cümleler ikiye ayrılır:

1. Bağımlı sıralı cümle: Öğe ortaklığı olan cümledir. Farklı yüklemlerin özne, nesne, tümleç gibi ortak öğeleri vardır.

  • (Ben) Dün akşama kadar çalıştım, çok yoruldum. (Özne ortak)
  • Her zaman planlı çalışır, başarılı olurdu. ( Z.T. ortak öge)

2. Bağımsız sıralı cümle: Öğe ortaklığı olmayan sıralı cümledir. Cümleler arasında anlam ilgisi olduğu hâlde hiçbir öğesi ortak olmayan cümlelerdir.

  • Biri yer, biri bakar.
  • Horoz ölür ,gözü çöplükte kalır.
  • Sakla samanı gelir zamanı.
  • Besle kargayı, oysun gözünü.
  • Laf çok, icraat yok.
  • Sınıf temiz, öğrenciler temiz, gökyüzü temizdi.

4. Bağlı Cümle

Aralarındaki ilgiden dolayı birbirlerine bir bağlaçla bağlanan cümlelerdir.
Bağlaçlar cümle öğesi değildir.

İkiye ayrılır.

1. “ki”li Bağlı Cümleler

Farsça “ki” bağlacıyla birbirine bağlanan bağımsız cümlelerden oluşur.
Yardımcı cümle ana cümleyi genellikle nesne ve zarf göreviyle tamamlar.
Ana cümle başta, yardımcı cümle sonra bulunur. Bu sıralanış, Türkçe cümle yapısına aykırıdır.

  • Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta.
  • “Gönlüm isterdi ki mazini dirilten sanat
    Sana tarihini her lâhza hayal ettirsin.”
    (Gönlüm, mazini dirilten sanatın sana tarihini her lâhza hayal ettirmesini isterdi.)

]Yardımcı cümlenin başta, ana cümlenin sonda kullanıldığı cümleler de vardır. Burada da yardımcı cümle zarf görevindedir.

  • Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi. (Büyük olduğun için kanın tevhidi kurtarıyor.)
  • Kırk elli adım uzaklaşmıştı ki iki iri kanadın havada çarpışmasından çıkan boğuk bir gürültü işitti. (İki iri kanadın havada çarpışmasından çıkan boğuk bir gürültü işittiğinde kırk elli adım uzaklaşmıştı.)

]Bu tür cümlelerde “ki” bazen düşebilir. Cümle, okuyanın, dinleyenin muhayyilesine bırakılır.
Darıldı diye o kadar korktum ki… (anlatamam)

Not: “ki” edatının şüphe kattığı cümleler bağlı cümle değildir.

  • Düşler mi ki şu burcu burcu kokan havada
    Renk mi ki üzerimde akaduran bu nehir?

2. Diğer Bağlaçlarla Kurulanlar

“ve, veya, ya da, da, fakat, ama, lâkin, hâlbuki, ne…..ne, meğer…” bağlaçlarıyla birbirine bağlanan bağımsız cümleler topluluğudur.

  • Hava bulutlu ve durduğumuz tepe rüzgârlı idi.
  • Çocukluk günlerini hatırladı ve gözlerinde iki damla yaş belirdi.
  • Okumayı bilmiyor veya numara yapıyor.
  • Ne doğan güne hükmim geçer
    Ne hâlden anlayan bulunur.”
  • Bu ev güzel, temiz, her şeyi yerinde bir ev; / ama / Şinasi Bey’in istediği ev değil.
  • “Yatsam, acaba uyuyabilir miyim?” diye düşündü, yatıp da uyuyamamaktan korktu; / ama / korktuğu başına gelmedi. Sabaha kadar yattı, hem de uyudu.
  • Burnu biraz basıkça, / fakat / gözleri derin ve güzel; alnı küçük ve dar, / fakat / saçları altından bir duman gibi yumuşak ve seyyal; dişleri biraz eğri, / fakat / dudakları çilek gibi küçük, toplu ve yuvarlak… Güzel değilse bile çirkin hiç değil.
  • Onun bu sözlerinin samimî olduğuna hiç şüphe etmediler / ve / bir çocuk ruhu kadar temiz ruhundan gelen nutuklarını sessizce dinlediler.
  • Dün resim yapmadı / da / maça gitti.
  • Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde.

]Bağlı cümlelerin bir kısmında yüklemin kipi ve şahsı aynı, bir kısmında farklıdır.

  • Hava bulutlu ve durduğumuz tepe rüzgârlı idi.
  • Ayakkabılarını ayağına geçirdi ve kendini sokağa attı.
  • İstediğiniz evrakları getireceğim, fakat okuyabileceğinizi sanmıyorum.
  • Ben saatinde gelmiştim, ama o henüz ortalıkta yoktu.

]Unsurların biri veya birkaçı ortak olan bağlı cümleler de vardır.

  • Ya okumayı bilmiyor ya numara yapıyor.

Sonuç:

Bir cümle, yapı bakımından basit, birleşik, bağlı, sıralı cümlelerden ancak birine dahil olabilir. Birleşik, bağlı ve sıralı cümleleri oluşturan cümleler de ayrı ayrı basit, birleşik, sıralı veya bağlı olabilir.

İnceleme:

Gündüzleri onların sesleriyle o kadar dolmuş olurdum / ki / rüyamda yahut uykumun içinde hâlâ bunları duyardım ve hep bunları tefsir etmek isterdim.

Çeşidi: “ki”li bağlı cümle
Yardımcı cümle: basit:

Gündüzleri onların sesleriyle o kadar dolmuş olurdum
Ana cümle: bağlı:

rüyamda yahut uykumun içinde hâlâ bunları duyardım / ve / hep bunları tefsir etmek isterdim.
Ana cümleyi oluşturan cümlelerin her biri: basit:
rüyamda yahut uykumun içinde hâlâ bunları duyardım
hep bunları tefsir etmek isterdim.

Örnekler

  • Öğle yemeğinden sonra sinirlerim uyuştu, ufak bir uyku kestireyim diye kompartımanda uzandım.
  • Tüllenen mağribi akşamları sarsam yarana
    Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana
  • Medeniyet öyle kuvvetli bir ışıktır ki ona bigâne olanları yakar, mahveder.
ANLATIM BOZUKLUKLARI
Konuların anlatımı aşağıdaki başlıklarımn altındadır.

Eş anlamlı kelimelerin bir arada kullanılması
Anlamı zaten diğer k elimelerde bulunan kelimelerin gereksiz yere kullanılması
Bir kelimenin yerine yanlış anlam verecek şekilde başka bir kelime kullanılması
Birbiriyle çelişen s özlerin bir arada kullanılması
Eklerin yanlış k ullanımı
Özne-yükle m uyumu/ uyumsuzluğu
Nesne-yüklem uyumsuzluğ u
Tümleç yanlışları
Düşünme ve mantık hata ları
Fiilin vey a yardımcı fiilin yanlış kullanılması
Tamlama yanlışlarıI
Kelimelerin yanlış yerde kullanılma sı
Birleşik cümlelerde yüklemler arasındaki uyumsuzluk

CÜMLENİN ÖĞELERİYLE İLGİLİ GENEL ÖZELLİKLER

1)   Hiçbir öğe sözcük sayısıyla sınırlı değildir.Bir öğe,bir tek sözcükten oluşabildiği gibi birden çok sözcükten de oluşabilir.

*Bu yüzyılın en acı olaylarını yaşamış ve dile getirmiş

b.li. n.

olan Dadaloğlu’nu    değişik bir bakış açısıyla incelemeliyiz.

z.t                            y

*O ,  dün,  bize,   babasıyla   geldi.

Ö.     Z.T.    D.T.   E.T.       Y.

2)  Cümlede özne,nesne,dolaylı tümleç ve zarf tümleci açıklayıcısıyla birlikte kullanılabilir.

*Bir yıl kalacağım bu ili   Siirt’i,  çok   özleyeceğim.

B.li n.                Açıklycı.

*Annesini,  o çok sevdiği çileli kadını,elleriyle toprağa verdi.

B’li n.              Açıklayıcısı

*Çocuk;sevinçle,etekleri zil çalarak,telefona koştu.

Z.T.            Açıklayıcısı

*Teyzem, Adana’da olan,buraya gelecekmiş.

ö.            Açıklayıcısı

3)Bir cümlede birden fazla özne,dolaylı tümleç, nesne, zarf tümleci ortak bir yükleme bağlanabilir.

*Annesini,babasını,akrabalarını ve bütün arkadaşlarını görmek istiyordu.

*Evde,okulda,sitede,her yerde aynı konu konuşuluyordu.

4) Öğelere ayırmada tamlamalar, deyimler ve bileşik fiiller bölünmez.

*Bahçenin,birkaç yıl önce yapılan duvarı     yükseltilecekmiş.

s.ö. (Özne,belirtili isim tam.)               y.

*O her zaman ince eleyip sık dokur   (yüklem,deyimden oluşmuş)

y.

*Yaşlılara, yardım edelim.(Yüklem,birleşik.fiil.oluşmuş)

y.

*Olay anlatımına dayanan eserler beğeniyle okunur.

s.ö.(sıfat tamlamasından oluşmuş)

5)Hitaplar,ünlemler ve bağlaçlar;öğe dışı sözcüklerdir.  (Bağımsız tümleçlerdir)

*Arkadaşlar, beni dinler misiniz?

ö.dışı

*Geleceğiz; fakat çok kalmayacağız.

ö.dışı

*Eyvah,çocuk düştü.

ö.dışı

6) Şiir dizeleri ya da devrik söyleyişler,kurallı cümle biçimine çevrilirse daha kolay bulunur.

*Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet,

*Hürriyet,  hür yaşamış bayrağımın hakkıdır.

ö.                          y.

7)Soru cümleleri değişik öğeleri buldurmayı amaçlayabilir. Sorulara verilecek cevaplar hangi öğeyi oluşturuyorsa, soru cümlesi o öğeyi buldurmaya yöneliktir.

*–Kimi seviyorsun?

–Seni (Seni seviyorum) (Soru nesneyi buldurmaya  yönelik.)

*-Kim yapmış?

-Babam (Babam yapmış) (Soru özneyi buldurmaya yönelik)

*-Nereye gidiyorsun?

-Okula (Okula gidiyorum) (Soru d.t.’yi buldurmaya yönelik)

*-Ne zaman geldin?

-Dün (Dün geldim) (Soru z.t.’yi buldurmaya yönelik)

*-Kırılan neydi?

-Bardaktı (Kırılan bardaktı) (Soru yüklemi buldurmaya yönelik)

8) “-mi” edatıyla oluşturulan soru cümlelerinde “-mi” hangi öğeden sonra gelmişse soru o öğeyi buldurmaya yöneliktir.

* Bugün bize gelecek misin?(Soru yüklemi buldurmaya yönelik)

* Bugün bize mi geleceksin?(Soru D.T.’yi buldurmaya yönelik)

* Bugün mü bize geleceksin?(Soru Z.T.’yi buldurmaya yönelik)

* Sen mi bugün bize geleceksin?(Soru özneyi  buldurmaya yönelik)

* Seni mi çağırmış?(Soru B.Lİ N.’yi buldurmaya yönelik)

9)Bir cümlede vurgulanan öğe, yüklemden hemen önce gelen öğedir.

* Çocuklar,sevgiyle beslenir.(Edat tümleci vurgulu)

e.t.

*Cömert olmadan önce doğru olmayı bil.(B.li n. vurgulu)

*Kitabım sende kalmış.(D.t. vurgulu)

SORU: Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru,özneyi buldurmaya yöneliktir?

A)   Beni mi aradılar?

B)   Aşağı mı ineceğiz?

C)   Dün mü geldiniz?

D)   Yağmur mu yağıyordu?

E)   Çok mu yoruldun?

SORU: “Sabah olunca,güneşin ilk ışıkları dağların doruklarını aydınlattı.”

Aşağıdakilerden    hangisi,öğeleri    ve    öğelerinin sıralanışı   bakımından  bu  cümleye   benzemektedir?

A)   Zaman,onun için çok önemlidir.

B)   Kardeşinin yerinde şimdi o çalışıyor.

C)   Evde yalnız kalınca müzik dinler.

D)   Babasının arkasından o da işe gitti.

E)   İki saat sonra su,depoyu doldurur.

 

ANLAM BİLGİSİ

SÖZCÜK

Sözcük ( Kelime ) nedir ?

     Cümlenin anlamlı en küçük birimlerine ya da tek başına anlamı olmadığı hâlde cümle içinde anlam kazanan anlatım birimlerine kelime denir. Kelime, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan dilin anlamlı en küçük parçasıdır. Kelimelerin belirli bir düzen içerisinde bir araya getirilmesiyle anlaşma sağlanır.

SÖZCÜKTE ANLAM


Kelimeler de dil gibi canlı varlıklardır. Sahip oldukları anlamların dışında zamanla yeni anlamlar kazanabildikleri gibi bir anlamda birkaç kelime de kullanılabilir. Bu özellikler hem kelimenin kendisine ait olabilir, hem de diğer kelimelerle olan anlam ilişkisini gösterebilir. Burada kelimelerin anlam özelliklerinin yanı sıra kelimeler arasındaki anlam ilişkileri de karşımıza çıkmaktadır. Kelimeler tek başlarına anlamlı olabildikleri gibi cümlede veya söz içinde kullanılışlarına göre yeni anlamlar da kazanabilirler, aralarında anlamdaşlık sesteşlik gibi ilişkiler de barındırabilirler.
Anlam bakımından kelimeler ve kelimeler arasındaki anlam ilişkileri şunlardır:
A. ANLAM BAKIMINDAN SÖZCÜKLER
Kelimelerin taşıdıkları anlamları maddeler hâlinde sıralayalım.
1. GERÇEK ANLAM (TEMEL ANLAM)
Kelimelerin taşıdıkları ilk ve genel anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Kelimenin gerçek anlamı, herkesçe bilinen yaygın anlamıdır. Buna “temel anlam” da denir.
Meselâ, “ağız” dendiğinde akla ilk gelen, organ adıdır. “göz” kelimesi de öyle.
Soğuktan su boruları patlamış.
Ayağında eski bir spor ayakkabı var.
Biraz sonra toprak bir yola girdik.
Kanadı kırık bir martı gördüm.
Soğuk sudan boğazı şişmişti.
Yataktan kalkarken başımı duvara çarptım.
Dün gece erken yattım.
Sıcak çorbayı içince rahatladım.
Dolaptan temiz elbiselerini çıkardı.
Ahmet’in burnu iyi koku alır.
Ağzında yaralar oluşmuştu.
Elini hırsla masaya vurdu.
İri hantal gövdesini zorlukla sürüklüyor gibiydi.
Gölün kıyılarını yapraksız, bodur ağaçlar kuşatmıştı.
2. YAN ANLAM
Temel anlamıyla bağlantılı olarak zamanla ortaya çıkan değişik anlamlara yan anlam denir. Sözcüğün gerçek anlamının dışında, ancak gerçek anlamıyla az çok yakınlık taşıyan yeni anlamlar kazanması yan anlamı oluşturur. Bir sözcüğün yan anlam kazanmasında genellikle yakıştırma ve benzerlik ilgisi etkili olmaktadır.
Meselâ “göz” dendiğinde akla ilk gelen, kelimenin temel anlamı olan organ adıdır. Ama “iğnenin gözü”, “çantanın gözü”, masanın gözü” tamlamalarındaki anlamlar benzetme yoluyla kazandırılmış yeni anlamlardır. Bunlara da yan anlam denir.
Meselâ, “düşmek” kelimesi “Meyveler tek tek yere düştü” cümlesinde temel anlamda; “Çocuğun pantolonu düşüyordu”, “Bu yılın ilk karı düştü” ve “Kavakların gölgesi yola düştü” cümlelerinde yan anlamdadır.
Beşiktaş sırtlarına ağaç dikiyorlar. (arka taraf)
Gülün tomurcukları sabahleyin patlamış.
Uçağın kanadı havada parçalanmış.
Başı kırık bir çiviyi sökmeye uğraşıyor.
Bu dalda başarılı olabileceğimi sanıyorum.
Köprünün ayağına bomba koymuşlar.
Şişeyi boğazına kadar doldurdu.
Kapının kolunu kırınca babamdan azar işittim.
Benim yetiştirdiğim öğrenciler daha başarılı.
Yokuşun başına kadar koştuk.
Somutlaşma ve soyutlaşma: Dilimizde kelimeler sadece bir anlamda kullanılamaz. Yani bir kelime birden fazla yerde ve çok farklı anlamlarda kullanılabilir. Onun için somutlaşma ve soyutlaşma, dilimizdeki kelimeler için her zaman mümkündür. Somut anlamıyla “geçilen yer” demek olan “yol” kelimesi “yöntem, metot” anlamına gelerek soyutlaşmıştır.
Yakıştırmaca: Kendi adı olmayan ya da adı olduğu hâlde bilinmeyen varlıklar çeşitli özellikleri nedeniyle uygun olan kelimelerle adlandırılır. Buna yakıştırmaca denir. Uçağın kanadı, masanın gözü, ayakkabının burnu vb
3. MECAZ ANLAM
Bir sözcüğün gerçek anlamından bütünüyle uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz anlam denir. Başka bir deyişle bir kelimenin, gerçek anlamı dışında, başka bir kelimenin yerine kullanılması sonucu ortaya çıkan anlamdır. Bu kullanımda anlatımı renklendirmek ve kuvvetlendirmek esastır. Mecaz anlamda iki kelime bir yönüyle benzerlik ilgisi kurularak birbirine benzetilmiştir.
Bu konuyu bir daha açmayacağım.
İşsizlik sorunu hükümeti terletecek.
Derdim çoktur, hangisine yanayım.
Doktora boş gözlerle bakıyordu.
Bu şarkıya bayılıyorum.
Tatlı sözlerle babasının gönlünü aldı.
Yakında savaş patlayacak.
Hepimiz onun hafif biri olduğunu biliyorduk.
İnce işlere aklım pek ermiyor.
Kitapları taşırken kolum koptu.
İlk damlalardan sonra yağmur birden coştu.
Bu söze gençlerden biri ince bir karşılık verdi.
Onun pişkinliğine bir anlam veremedik.
Cesaretinin kırılmasına sen sebep oldun.
Mecaz anlamlar, benzetme ve ilgi yollarıyla yapılır. Benzetme yoluyla yapılanlardan biri istiaredir. İstiare açık ve kapalı olmak üzere ikiye ayrılır. Edebiyat dersinde söz sanatları arasında incelenir. Eğretileme ve deyim aktarması da denir.
“Kurban olam, kurban olam
Beşikte yatan kuzuya” (açık istiare)
“Tekerlekler yollara bir şeyle anlatıyor.” (kapalı istiare)
İlgi yoluyla yapılanlara ad aktarması denir. Ad aktarmasında benzetme amacı olmaz. İç-dış, parça-bütün, neden-sonuç, sanatçı-yapıt, yer-insan, yer-olay gibi ilgiler vardır. Aşağıdaki cümleler ad aktarmasına örnektir. (ad aktarması ayrıca mecaz-ı mürsel adıyla söz sanatlarında da işlenir.)
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilâl
Saçını kestir demedim mi?
Bereket yağıyor; çiftçinin yüzü gülecek.
Ayağını çıkarmadan girebilirsin.
Bu olaylara Ankara sessiz kalıyor.
Orhan Veli’yi okur musun?
4. DEYİM ANLAM
Deyim, en az iki kelimenin kalıplaşarak yeni bir anlam kazanmasıyla oluşan mecazlı sözlerdir. Kelimelerden biri veya her ikisi anlam kaybına uğrar.
Bu sözlerle gönlümü almış mı oldun?
Kendi düşüncelerinde ayak diriyordu.
Korktuğu başına gelmiş, arabası bozulmuştu.
Her gördüğüne dudak büküyordu.
Senin yaptığın pire için yorgan yakmak.
İki genç adam boğaz boğaza geldi.
Olur olmaz konularla baş ağrıtmayı seversin.
Bu şekilde anlatırsanız aklı yatar.
Sonunda korktuğumuza uğradık, çocuk kayboldu.
Matematiği aklım almıyor.
Çocuk ağzı açık beni dinliyordu.
Öğrenciler, beni can kulağı ile dinliyordu.
Hiçbir işte dikiş tutturamamıştı.
Bizimkinin iyice çenesi düştü.
Göze girmek için her şeyi yapıyor.
İşin ağırlığın gözümüzü korkutmuştu.
Bu soruya kafa yormanı istemiştim.
Çocuk eli uzun biri, cüzdanımı almış.
Burası çok ayak altı, şurada duralım.
Deyimlerin özellikleri:
a) Deyimler kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerin yerleri değiştirilemez, herhangi biri atılamaz, yerlerine başka kelimeler konulamaz.
Meselâ “yüzün ak olsun” yerine “yüzün beyaz olsun” denilemez,
“ocağına incir ağacı dikmek” yerine “ocağına çam ağacı dikmek” denilemez,
“ayıkla pirincin taşını” yerine “ayıkla bulgurun taşını” denilemez,
“dilinin altındaki baklayı çıkar” yerine “dilinin altındaki şekeri çıkar” denilemez,
“tüyleri diken diken ol-” yerine “kılları diken diken ol-” denemez.
Ama istisnalar yok değildir: “baş başa vermek” ve “kafa kafaya vermek” gibi.
Araya başka kelimeler girebilir:
“Başını derde sokmak” Başını son günlerde hep derde soktu.
b) Deyimler kısa ve özlü anlatımlardır. Az sözle çok şey anlatırlar: “Çam sakızı çoban armağanı”, “dili çözül-”, “dilinde tüy bit-”, “dilini yut-”
c) Deyimler en az iki sözcükten oluşurlar. Bu özellik deyimi mecazdan ayırır.
1. Ya kelime öbeği ve mastar şeklinde olurlar:
ağzı açık, kulağı delik,
eli uzun, kaşla göz arasında,
bulanık suda balık avla-, dikiş tutturama-,
can kulağı ile dinle-, köprüleri at-,
pire için yorgan yak-, pişmiş aşa su kat-,
kafayı ye-, aklı alma-,
akıntıya kürek çek-, ağzı kulaklarına var-,
bel bağla-, çenesi düş-,
göze gir-, dara düş-,
2. Ya da cümle şeklinde olurlar ki bunların bir kısmı gerçek olaylara yada öykücüklere dayanır.
Yorgan gitti, kavga bitti.
Dostlar alışverişte görsün,
Çoğu gitti azı kaldı,
Allah bana ben de sana,
Atı alan Üsküdar’ı geçti,
Tut kelin perçeminden,
Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı,
Kızım sana söylüyorum, gelinim sen alın.
Ben diyorum hadımım, o soruyor kaç çocuğun var?,
Ne şiş yansın ne kebap,
Fol yok yumurta yok ..
d) Deyimler özel anlamlı sözlerdir. Deyimler genel yargı bildirmezler. Deyimler bir kavramı belirtmek için bulunmuş sözlerdir. Öğütte bulunmazlar. Atasözleri ise genel anlamlı sözlerdir. Ders vermek, öğütte bulunmak için ortaya konulmuşlardır. Deyimle atasözünü ayıran en önemli nitelik budur. Meselâ: “İşleyen demir ışıldar” atasözüdür. Çalışmanın önemini anlatmaktadır. Bu yargı dünyanın her yerindeki insan için geçerlidir.
e) Deyimlerin çoğunda kelimeler gerçek anlamından çıkarak mecaz anlam kazanmışlardır. Çantada keklik, ağzı açık, kulağı delik, abayı yakmak, devede kulak, hapı yutmak, fol yok yumurta yok, hem nalına hem mıhına, ne şiş yansın ne kebap, ben diyorum hadımım, o soruyor kaç çocuğun var?
Bazı deyimler ise anlamlarından çıkmamışlardır: Çoğu gitti azı kaldı, ismi var cismi yok, adet yerini bulsun, Allah bana ben de sana, yükte hafif pahada ağır, özrü kabahatinden büyük, dosta düşmana karşı, iyi gün dostu, canı sağ olsun ..
f) Deyimler cümlenin öğesi olabilir, cümlede başka görevler de alabilir:
Üzüntüsünden ağzını bıçak açmıyordu. (Yüklem)
Damarıma basmadan konuşamaz mısın? (Zarf tümleci)
Aslan payı ona düştü. (Özne, isim tamlaması)
O, dik kafalı biridir. (sıfat tamlaması, sıfat)
g) Kafiyeli deyimler de vardır:
Ele verir talkımı, kendi yutar salkımı
5. TERİM ANLAM
Bir bilim, sanat ya da meslek dalıyla ilgili bir kavramı karşılayan kelimelere terim denir. Terimlerin anlamları dar ve sınırlıdır.
Örnek: “Ekvator” kelimesi tek bir anlama gelir ve tek bir nesneyi karşılar.
Örnek: kök, mısra, muson.
“yüklem, özne, kök, zarf”, dil bilgisi terimleri; “üçgen, daire, çap”, kelimeleri de geometri terimleridir.
Terimler halkın söz varlığında yer almaz, ama halk ağzında kullanılıp da sonradan terim özelliği kazanmış kelimeler vardır.
Örnek: “Budala” kelimesi halkın söz varlığında aptal, anlayışsız, sersem anlamlarıyla kullanılır, fakat bu kelime psikolojide belli bir zeka seviyesine sahip anlamında kullanıldığında terimdir.
Terimler, genellikle gerçek anlamıyla kullanılan sözlerdir. Terimlerin, mecaz anlamı, yan anlamı, deyim anlamı yoktur.
Boğaz’ı geçip Karadeniz’e ulaştık.
Ayağı olmayan göllerde tuz oranı yüksek olur.
Ağacın kökleri çok derinde.
Üçgenin iç açıları toplamı 180’dir.
6. ARGO ANLAM
Sadece belli bir topluluk ya da meslek tarafından kullanılan özel sözcüklerden oluşan dile argo denir.
Argo, dil içinde bir dil gibidir.
Külhanbeylerinin anlaşma vasıtası da denebilir. Küfürle karıştırılmamalıdır.
Argonun varlık sebebi kolay ve çekici anlatımı yakalama isteğidir.
Şekil ev anlamda ölçüsüzlük ve mübalâğa esastır.
Bağımsız ve sorumsuz yaşayışın dilidir de denebilir.
Dışa dönüklük, boşalma, rahatlama argoda sınırsızdır. Her şeye küfür kelimeleri kullanmadan küfredilir.
“Canına yandığımın dünyası” gibi.
abdestini vermek: azarlamak
aklına tükürmek: birinin düşüncesini beğenmemek
röntgenci: kadınları gizlice gözetleme alışkanlığı olan erkek
piliç gibi: güzel ve sevimli kız
mektep çocuğu: acemi, toy
zokayı yutmak: aldatılıp zarara sokulmak
yutmak: iyice eksiksiz olarak öğrenmek
arakçı: hırsız
bal kabağı: aptal, beyinsiz
torpil, moruk, çakmak (sınıfta kalmak), asılmak…
7. SOYUT ANLAM
Beş duyu organından biriyle algılanamayan, maddesi olmayan, varlıkları inançla ve his ile bilinen kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere soyut kelimeler denir; bu kelimelerin gösterdiği anlam özelliklerine de soyut anlam denir.
Hayal, rüya, düşünce, menfaat, sevgi, korku, güzellik…
8. SOMUT ANLAM
Beş duyu organında biriyle algılanabilen, maddesi olan kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere somut kelimeler denir; bu kelimelerin gösterdiği anlam özelliklerine de somut anlam denir.
Ağaç, taş, ev, mavi, soğuk, su, masa, yol, yürümek, koşmak…
Soyut anlamlı kelimeler mecazlı kullanılarak somuta aktarılabilir.
“Yazınızda kuru bir anlatım görüyorum.”
“Adam yıldızlara basa basa yürüyordu.”
9. GENEL ve ÖZEL ANLAM
Genel anlamlı kelimeler birden fazla kelimeyi bünyesinde bulunduran, birden çok türü kapsayan kelimelerdir. Özel anlamlı kelimeler ise daha dar bir anlamı, kesin ve net olarak anlatır. Anlam özelleştikçe kesinlik de artar.
Varlık-canlı-insan-Ahmet
Metin-paragraf-cümle-kelime-hece-harf

10.SÖZCÜKTE ÇOK ANLAMLILIK
    Her sözcüğün en az bir anlamı vardır. Başlangıçta tek anlam ifade eden sözcük, zamanla çeşitli yöntemlerle değişik anlamlar kazanır. Bu yüzden dilimizde tek anlamlı sözcüğe fazla rastlanmaz. Rastlananlar da genellikle yan veya mecaz anlam yüklenemeyen, kullanım alanı dar sözcükler, belli alanların bazı terimleri, başka dillerden yakın dönemlerde girmiş sözcüklerdir.

Aşağıdaki sözcüklerin birden fazla anlamı yoktur:

Alçı, albay, bitki, camcı, gişe, kurnaz, tümleç…

Sözcüklerin çok anlamlılığı cümle içinde kullanımında kendini belli eder:

  • Hastanın dili şişmiş, ağzında dönmez olmuştu. (İnsanda ve bazı hayvanlarda ağız boşluğunda yer alan etli, uzun, hareketli organ.)
  • Dört beş yaşındaki bir çocuğun dili epey gelişmiştir. (İnsanların duygu ve düşüncelerini anlatmak için sözle ve yazıyla gerçekleştirdikleri anlaşma, lisan.)
  • Tarık Buğra’nın dili Akşehir’den, Yaşar Kemal’inki Çukurova’dan önemli izler taşır. (Bir çağa, bir yöreye, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi.)
  • Terazinin sağ dili , az yukarı bakıyordu. (Bazı aletlerde uzun, yassı ve hareketli parça.)
  • Hukuk dili, roman dili, tiyatro dili, yasa dili … (Belli kurumlara, mesleklere, konulara özgü dil.)
  • Dalgaların yığdığı kumlar körfezin ağzında bu dili oluşturmuş. (Coğrafyada, denize uzanan dar ve alçak kara parçası.)


B. SÖZCÜKLER ARASINDAKİ ANLAM İLİŞKİLERİ
1. EŞ ANLAMLI SÖZCÜKLER
Yazılış ve okunuş bakımından farklı fakat anlamca aynı olan kelimelerdir. Bu tür kelimeler birbirlerinin yerini tutabilir. Anlamdaş kelimelerin birisi genelde yabancı kökenlidir.
kıymet-değer, cevap-yanıt, sene-yıl, medeniyet-uygarlık, imkân-olanak, acele-ivedi, zelzele-deprem, yoksul-fakir, misafir-konuk, sınav-imtihan, yöntem-metot, mesele-sorun, fiil-eylem, kelime-sözcük, vasıta-araç…
Fakat bazı durumlarda anlamdaş kelimeler birbirinin yerini tutamaz: “kara bahtlı” kelime grubunda “kara” kelimesinin yerine “siyah” kelimesini kullanamazsınız. Çünkü iki kelimenin (kökeni ne olursa olsun) anlamdaş veya yakın anlamlı olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşımaları gerekir.
Türkçe kelimeler arasında da eş anlamlılık olabilir:
deprem-yer sarsıntısı-zelzele,
kimi zaman-ara sıra-zaman zaman-arada bir-bazen
2. YAKIN ANLAMLI SÖZCÜKLER
Yazılışı ve okunuşu farklı olan, anlamdaş gibi göründüğü hâlde birbirinin yerini tamamen tutamayan, yani aralarında anlam ayrıntısı bulunan kelimelerdir. Bunlar çoğunlukla Türkçe kelimelerdir.
göndermek-yollamak, bezmek-bıkmak-usanmak, dilemek-istemek, çevirmek-döndürmek, söylemek-demek-konuşmak, eş-dost, hısım-akraba, bakmak-seyretmek,
Kardeşim sana küsmüş.
Kardeşim sana kırılmış.
Kardeşim sana gücenmiş.
Kardeşim sana darılmış.
Birinci cümlede bir “kesinlik ve aşırılık” anlamı, ikinci cümlede bir “esneklik, hatta hoşgörü” anlamı, üçüncü cümlede “üzülmek” anlamı, dördüncü cümlede “gücenip görüşmez olmak” anlamı vardır.
Ben her sorunla başa çıkarım. (baş etmek)
Bu kadar yürekten çağırma beni. (candan)
Davranışları hiçbir zaman içtenlikli değildi. (yürekten, candan)
Yaptığı işi önemsemiyordu. (özen göstermiyordu.)
3. ZIT ANLAMLI SÖZCÜKLER
Anlamca birbirinin karşıtı olan kelimelerdir.
Siyah-beyaz, uzun-kısa, aşağı-yukarı, ileri-geri, var-yok, gelmek-gitmek,
Tüm kelimelerin zıt anlamlısı yoktur. Eylemlerde de durum aynıdır. Bir eylemin olumsuzu o eylemin karşıtı satılmaz.
“sevinmek” karşıtı sevinmemek değil “üzülmek”tir.
Kelimeler arasındaki karşıtlık cümledeki kullanıma göre değişir.
“doğru” kelimesinin zıt anlamlısı bir cümlede “eğri” olurken, diğerinde “yanlış” olabilir.
İki kelimenin (kökeni ne olursa olsun) anlamdaş, yakın anlamlı veya zıt anlamlı olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşımaları gerekir. Meselâ, siyah ile beyaz, ancak ikisi de gerçek (temel) anlamda oldukları zaman zıt anlamlı olurlar. Hafif olmayan anlamındaki “ağır” kelimesinin ağır olmayan anlamındaki “hafif”le zıt anlamlı olabilmesi için ikisinin de gerçek (temel) anlamda kullanılması gerekir.
4. EŞ SESLİ SÖZCÜKLER
Yazılışı ve okunuşu aynı olduğu hâlde anlamları farklı olan kelimelerdir. Bunlar yalın hâlde olabildikleri gibi ek almış hâlde de olabilirler. Şiirde cinas olarak kullanılır ve cinaslı kafiye yapılır.
Gül: 1. çiçek, 2. gülmekten emir
Kır: 1. kırsal alan, 2. kırmaktan emir, 3. beyaz
Yazma: 1. baş örtüsü, 2. yazmaktan olumsuz emir, 3. yazma işi
Ek almış kelimelerle, ek almış ve almamış kelimeler arasında da eş seslilik söz konusudur. Bu ekler görevce farklı ekler de olabilir:
Siyah anlamındaki “kara” ile “kar-a” (-a: yönelme hâl eki) gibi
“Oyuncakları olmuş çocukların kurşunlar”
“Zalimler her saat taze fidanları kurşunlar”
Neden kondun a bülbül kapımdaki asmaya
Ben yarimden vazgeçmem götürseler asmaya
“hala” ve “hâlâ”, “kar” ve “kâr”, “adet” ve “âdet” kelimeleri eş sesli değildir. Okunuşları ve anlamları farklıdır.
5. İKİLEMELER
Anlamı pekiştirip güçlendirmek ve çekici kılmak için aynı kelimenin, yakın anlamlı kelimelerin veya zıt anlamlı kelimelerin tekrarıyla oluşan kelime grubudur.
ev bark, çoluk çocuk, ufak tefek, doya doya …
Yapı Yönüyle İkilemeler:
a) Yakın Anlamlı: doğru dürüst, delik deşik, eş dost
b) Aynı Anlamlı: kılık kıyafet, ses seda, köşe bucak…
c) Karşıt Anlamlı: Aşağı yukarı, ileri geri, az çok, er geç ….
d) Aynı Kelimenin Tekrarı: duya duya, ağır ağır, yavaş yavaş …
e) Yansımaların Tekrarı: çat pat, kıs kıs, fısıl fısıl …
f) Sadece Biri Anlamlı: eğri buğrü, eski püskü
g) Yarı Anlamlı: eciş bücüş, ıvır zıvır, abur cubur …
İkilemelerin arasına hiçbir noktalama işareti konulamaz.
6. YANSIMALAR
Tabiata, insana, insan dışındaki canlılara ve eşyaya ait seslerin taklit edilmesi sonucu ortaya çıkan kelime veya kelime gruplarıdır.
tık, tak, pat, çat, hışır hışır, miyav, hırr, hav, me, mee, mışıl mışıl, fıkır fıkır, şıkır şıkır…
Yansımalardan isim ve fiil türetilebilir.
“miyavlamak, çatırdamak, şıkırtı, meleşmek, şırıltı”
7. ATASÖZLERİ
Atalarımızdan günümüze kadar ulaşan, belirli bir yargı içeren, söyleyeni belli olmayan düz konuşma içinde kullanılan sözlerdir.
Kalıplaşmış sözlerdir, eşanlamlılarıyla dahi değiştirilemez.
Kısa ve özlü sözlerdir. Az sözle çok anlam ifade ederler
Tecrübelere ve gözlemlere dayanırlar, bazen âdet ve gelenekleri ifade ederler
Çoğu mecazlıdır.
Anonimdir ve edebî tür özelliği gösterir.
Genel bir yargı bildirir.
Öğüt verme amacı taşır.
At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.
Aç koyma hırsız olur, çok söyleme yüzsüz olur, çok değme arsız olur.
Böyle gelmiş, böyle gider
Çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider.
Damlaya damlaya göl olur.
Dost kazan dost; düşman anadan da doğar.
Eden bulur.
Geniş gününde dar gezen, dar gününde geniş gezer.
Göz görmeyince gönül katlanır.
Herkes kaşık yapar ama sapını yapamaz.
Her şey incelikten insan kabalıktan kırılır.
Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.
Üzerine laf düşmedikçe konuşma.
Vakitsiz açılan gül çabuk solar.
8. DOLAYLAMA
Bir kelimeyle anlatılabilecek bir durumu birden fazla kelimeyle anlatmaya denir.
“yavru vatan”: Kıbrıs,
“büyük kurtarıcı”: Atatürk,
“ulu önder”:Atatürk
“derya kuzuları”: balık,
“file bekçisi”:kaleci
“Türkiye’nin kalbi”: Ankara
9. ANLAM GENİŞLEMESİ
(yan anlam)
10.ANLAM DARALMASI
] “oğul” kelimesinin önceleri kız ve erkek çocukları için kullanılırken şimdi artık sadece erkek çocukları için kullanılması gibi.
11. ANLAM İYİLEŞMESİ
] “kötü” anlamındaki yavuz kelimesinin artık “yiğit” anlamında kullanılması gibi.
12. ANLAM KÖTÜLENMESİ
] “canlı” anlamındaki canavar kelimesinin artık yırtıcı yaratık anlamında kullanılması gibi.
13. GÜZEL ADLANDIRMA
] “verem” kelimesinin dildeki korkunçluğunu azaltmak için “ince hastalık” ile karşılanması gibi.
]Yabanî hayvan adı olan “börü”nün atılıp yerine “kurt” kelimesinin kullanılması gibi.

EŞ ANLAMLI KELİMELER 
Sesleri farklı, anlamları aynı olan sözcüklere eş anlamlı (anlamdaş) sözcükler denir. Türkçede söz­cükler arasında eş anlamlılıktan çok, yakın anlamlılık vardır. Bu nedenle Türkçede eş anlamlı sözcüklerin sayısı çok azdır. Türkçedeki eş anlamlılık, yabancı kökenli sözcüklerden kaynaklanır. Eş anlamlı kelimelere bakıldığında genellikle bunlardan birinin Türkçe, öbürünün yabancı kökenli sözcük olduğu görülür:

Bir sözcüğün eş anlamlısını cümledeki kul­lanımı belirler.

Örneğin:

“Çektiğimiz sıkıntının nedeni sevgisizlik, bencil­liktir.” cümlesinde geçen “sıkıntı” sözcüğü, “Bu seferki yolculuğumuz çileli geçti.” cümlesindeki “çile” sözcü­ğüyle eş anlamlıdır. Ancak;

Eline geçirmiş de çileyi evirip çevirip yumak yapıyor.

dizelerindeki “çile” ile eş anlamlı değlldir.

Aşağıda Alfabetik listelenmiş Eş Anlamlı Kelimeler Sözlüğünü sizler için listeledik:

abide :anıt
acele :çabuk
acemi :toy
aciz :güçsüz
adalet :hak
adet :sayı
aka :büyük
akıl :us
al :kırmızı
alelade :sıradan
aleni :açık
ara :fasıla
araba : otomobil
armağan :hediye
aşk :sevi
atik :seri
ayakkabı :pabuç
bağışlama :affetme
bacı :kız kardeş
baş :kafa
bayağı :adi
beyaz :ak
bonkör :cömert
cennet :aden
cevap :yanıt
cılız :zayıf
cimri :pinti
cümle :tümce
çabuk :acele
çağrı :davet
çamur :balçık
çare :umar
denk :müsavi
deprem :zelzele
dilek :istek :arzu
dizi :sıra
doktor :hekim
dost :arkadaş
edebiyat :yazın
edep :adap
ehemniyet :önem
elbise :esbap
emniyet :güven
eser :yapıt
ev :konut
fakir :yoksul
fayda :yarar
fena :kötü
fikir :düşünce ya da ide
gemi :vapur
gezmek :dolaşmak
gökyüzü :sema
gözlem :rasat
güç :kuvvet
hadise : olay
hareket :kinetik
hasım :düşman
hasret :özlem
hatıra :anı
hediye :armağan
hekim :doktor
hısım :dost
ırak :uzak
ırmak :nehir
idadi :lise
idare :yönetim
ihtiyar :yaşlı
ihtiyaç :gereksinim
ilan :duyuru
ilişki :münasebet
imtihan :sınav
isim :ad
istasyon :gar veya Terminal
istikbal :gelecek
işçi :amele
ivedi :çabuk
izahat :açıklama
kabiliyet :yetenek
kafa :baş
kahin : medyum veya öz Türkçesi bilici
kalp :yürek
kanıt :delil
kılavuz :rehber
kırmızı :al
kıyı :kenar veya sahil
kirli :pis
kolay :basit
konuk :misafir
kural :kaide
kuvvetli :güçlü
küçük :ufak veya minik
lider :önder
mal :meta
mani :engel
matem :yas
mektep : okul
mektup :name
merkep :eşek
misafir :konuk
misal :örnek
muharebe :savaş
mübarek :kutsal
namzet :aday
nehir :ırmak
nesil :kuşak
nezir :adak
okul :mektep
ortalama :vasat
oy :rey
öğrenci :talebe

önder :lider
örnek :misal

rey : oy
rüştiye : ortaokul
rüzgar :yel
saadet :mutluluk
sabit :durağan (durgun)
sağlık : sıhhat
savaş :cenk veya muharebe
sebep :neden
sene :yüzyıl ya da asır
serüven :macera
sevinç :mutluluk
sınav :imtahan
sınıf :derslik
sitane :yıldız
siyah :kara
son :nihayet
sonbahar :güz
soru :sual
sorumluluk :mesuliyet
sözcük :kelime
sözlük :lügat

şakacı :nüktedan
tabiat :doğa
tartışma :münakaşa

tören :merasim
tren :şimendifer
tutsak :esir
tümce :cümle
uçak :tayyare
ulu :yüce
ulus :millet
usta :ehil
uyarı :ikaz
uygarlık :medeniyet
üzüntü :tasa
vakit :zaman
vatan :yurt
vazife :görev
veteriner :baytar
vilayet :il
Yaşlı :ihtiyar
yel :rüzgar
yemek :aş
yetenek :beceri ye da kabiliyet
yıl :sene
yılmak :bıkmak
yoksul :fakir
yurt :vatan
yürek :kalp
yüz :sima :çehre :surat
zehir :agu
zengin :varlıklı
zırnık :metelik

YAKIN ANLAMLI KELİMELER

Yakın Anlamlı kelime nedir ?

    Yazılışı ve okunuşu farklı olan, anlamdaş gibi göründüğü hâlde birbirinin yerini tamamen tutamayan, yani aralarında anlam ayrıntısı bulunan kelimelerdir. Bunlar çoğunlukla Türkçe kelimelerdir.
göndermek-yollamak,
bezmek-bıkmak-usanmak,
dilemek-istemek,
çevirmek-döndürmek,
söylemek-demek-konuşmak,
eş-dost,
hısım-akraba,
bakmak-seyretmek,
ZIT ( KARŞIT) ANLAMLI KELİMELER
Karşıt anlamlı kelime nedir ?
   Karşıt kavramları karşılayan, birbirleriyle çelişen anlamlar içeren sözcüklere “zıt anlamlı sözcükler” denir.
  • Güzel – çirkin
  • İnce – kalın
  • Ağlamak – gülmek
  • İnmek – çıkmak vs
   Sıkça kullandığımız zıt anlamlı kelimelere örnekler vermeden önce bilmemiz ve dikkat etmeniz gereken şeylere değinelim.
dipnot :Her sözcüğün eş anlamlısı olmadığı gibi zıt anlamlısı da yoktur.  Özellikle nitelik ve nicelik bildiren sözcüklerin yani sıfatların ve zarfların zıt anlamlısı bulunur.
Örnek = Ekşi, kitap, sarı, masa, duvar…

EŞ SESLİ (sesteş) SÖZCÜK (KELİMELER)

Eş sesli sözcük nedir ?

Yazılışları ve söylenişleri aynı, anlamları farklı olan sözcüklere “eş sesli kelimeler (sesteş sözcükler)” denir.

Bazı eş sesli sözükler şunlardır :

kaz – kaz-
yol – yol-
kan – kan-
kara – kara
bağ – bağ
dal – dal-
saç – saç-
yaz – yaz-
var – var-
düş – düş-
at – at-
it – it-

GENEL ANLAMLI SÖZCÜKLER ( KELİMELER )

Genel anlamlı sözcük nedir ?

Ortak nitelikleri olan varlıkların tümünü veya bir bölümünü anlatan sözcüklere “genel anlamlı sözcükler” denir.
Ortak nitelikleri olan varlıkların birini anlatan sözcüklere ise “özel anlamlı sözcükler” denir.

NOT: Bir sözcüğün genel ya da özel anlamlı olması, birlikte kullanıldığı sözcüğe göre değişir.

“varlık – canlı – hayvan – sürüngen – yılan – kobra”
GENEL . . . . . . . . . ↔ . . . . . . . . ÖZEL

Yukarıdaki örnekte sözcükler genelden özele doğru sıralanmıştır. Buradaki sözcüklerin en genel anlamlısı “varlık”tır, en özel anlamlısı ise “kobra”dır. Yine bu örnekte “yılan” sözcüğü, “hayvan” sözcüğüne göre daha özel anlamlıdır; “yılan” sözcüğü, “kobra” sözcüğüne göre daha genel anlamlıdır.

“varlık – canlı – bitki – çiçek – papatya”
GENEL . . . . . . ↔ . . . . . ÖZEL

Genelden Özele Sıralama Örnekleri:

Ders – Türkçe – paragraf – kelime – hece – harf
Varlık – canlı – insan – Cansu

Özelden Genele Sıralama Örnekleri:

Demetevler, Yenimahalle, Ankara, İçi Anadolu Bölgesi, Türkiye, Asya
keklik – kuş – hayvan – canlı – varlık

2. ÖZEL ANLAMLI SÖZCÜKLER

Özel anlamlı sözcük nedir ?

Varlık ve nesnelerden bir tanesini karşılayan, kapsamı dar olan sözcüklere özel anlamlı sözcükler denir.

“Papatyaları sulayınız.” cümlesi açık ve özel bir anlatım bildirir.

Bir sözcüğün özel veya genel kapsamlı oluşu bu sözcüklerin bulundukları yere göre değişir. Bir sonraki sözcük öncekine göre özel anlamlıdır.

ÖRNEK:

Türk edebiyatı-nesir-roman-çalıkuşu sıralamasında nesir, Türk edebiyatına göre; roman, nesre göre; çalıkuşu romana göre özeldir.

a) Genelden Özele:

İnsan —> sanatçı —> yazar —> edebiyatçı —> şair —> Yahya Kemal Beyatlı

varlık —> canlı —> hayvan —> kuş —> güvercin

b) Özelden Genele:

Yahya Kemal Beyatlı —> şair —> edebiyatçı —> yazar —> sanatçı —> insan

güvercin —> kuş —> hayvan —> canlı —> varlık

Genel anlamlı sözcükler ile özel anlamlı sözcükleri, parça-bütün ilişkisiyle karıştırmamak gerekir.

Somut ve Soyut Anlamlı Sözcükler

Somut anlam ve tanımı :

    Beş duyu organımızdan en az bir tanesi ile algılayabildiğimiz varlıklara verdiğimiz isimdir somut ad. Biz somut anlamı genelde dokunma duyusuyla eşleştiririz ancak bu en çok yapılan yanlışlardan biridir. Çünkü somut anlamlı sözcükler   sadece dokunarak değil, koklayarak, duyarak, tadarak veya görerek   varlığını algıladığımız varlıklara verilen isimler de olabilir.

Somut anlamlı sözcüklere (kelimelere) örnekler aşağıdaki gibidir :

  Hava, rüzgâr, tahta, kalem, silgi, soğuk, sıcak, cam, su, elektrik, kurdele, maskot, defter… (Dokunarak algılayabildiğimiz için somut sözcüklerdir.)

Koku, koklamak, parfüm, esans… (Koklayarak algılayabildiğimiz için somut anlamlıdır.)

Acı, tatlı, şekerli, şeker, biber… (Tadarak algılayabildiğimiz için somut anlamlıdır.)

Yol, ağaç, hava, gökyüzü… (Görerek algılayabildiğimiz için somut kelimedir.)

Ses, müzik, konser… (Duyarak algılayabildiğimiz için somut anlamlıdır.)

Somut anlam ve tanımı : 

Beş duyu organımızdan herhangi biri ile algılayamadığımız ancak var olduğuna inandığımız, hissettiğimiz varlıklara verilen isimlerdir.

Soyut anlamlı sözcüklere (kelimelere) örnekler aşağıdaki gibidir :

    Aşk, sevgi, mutluluk, sevinç, keder, özlem, ayrılık, ahlak, tanrı, Allah, melek, güzel,doğruluk, hüzün, hayal, özlem, nefret, tutku gibi kelimeler beş duyu organımızla algılayamadığımız ancak var olduğunu hissederek kabul ettiğimiz sözcüklerdir. Bu sebeple soyut sözcüklerdir.

NİCEL ve NİTEL ANLAMLI KELİMELER

Nicel anlamlı sözcük nedir ?

    Bir şeyin nasıl olduğunu , ne gibi özellikler taşıdığını anlatan
sözcüklere  nitelik  anlamlı   sözcükler denir.

Nicel anlamlı sözcük örnekleri :

Az  ileride  birkaç  kişi  seni  bekliyor.   ( nicel )
Çok konuştuğu için arkadaşları pek sevmedi. ( nicel )
 İki damla yaş olur düşersin yüreğime gizlice ( nicel)

Nitel anlam (Nitelik) ve nitel anlamlı sözcük nedir ?

    TDK, nitelik terimini “bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet” olarak tanımlamaktadır. Yani nitel anlam, “varlıkların nasıl olduğunu, niteliğini gösteren; sayılamayan, ölçülemeyen bir değeri, özelliği ifade edensözcükler” olarak açıklanabilir. Nitel anlamı, bir bakıma “niteleme sıfatları” olarak düşünebiliriz. Çünkü bunlar bir ismin özelliğini, niteliğini, kalitesini, değerini, rengini, şeklini bir şekilde gösteren kelimelerdir.

Nitel anlamlı altı çizili sözcüklerden bazıları şunlardır : 

Masanın üstündeki kırık cetveli bana uzattı.
Dünyanın en lezzetli yemeklerini annem yapar.
Son model arabasıyla yanımıza geldi.
Başındaki pembe şapka herkesin dikkatini çekti.
Bozuk parası olan var mı ?

Son olarak NİCEL  ve NİTEL anlamlı sözcüklere örneklerle bu konuyu kapatalım :

Bu işten iyi para kazandı.” (nicel anlam)
Evin geniş bir salonu vardı.” (nicel anlam)
Derin bir kuyudan su çekerdik.” (nicel anlamlı)
Edebiyatımızın derin bir yazarıydı o.” (nitel anlam)
Merkeze yakın bir semtti.” (nicel anlam)
Okul, yüksek binaların arasında kalmış.” (nicel anlam)
Annemin lezzetli yemekleri burnumda tütüyor.” (nitel anlam)
Bahçede büyük bir kalabalık vardı.” (nicel anlam)
Beni küçük düşürmekle ne kazandın?” (nitel anlam)
Sırtında ağır bir çantayla güç bela yürüyordu.” (nicel anlam)
Son iki günde soğuk çok arttı.” (nicel anlam)

Dipnot :  Bazı  sözcükler cümlede kazandığı anlama göre nicel de olabilir nitel de.

DEYİMLER 

Deyim nedir ?

Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, kendine özgü bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği, tabir demektir.

Deyimlere Örnekler : 
Bu deyim seni korkutmasın. Çünkü fazlasıyla basit bir şeyden bahsediyorum.

Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı.
Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?
Ana usta yufka yapar, çocuk usta çift çift kapar.
Kızım sana söylüyorum, gelinim sen dinle. (anla)
Senin aradığın kantar, Bursa’da kestane tartar.

ATASÖZÜ 

Atasözü nedir ? 

     Sözcüklerin ve terimlerin yanı sıra atasözlerimiz ve deyimlerimiz, Türkçenin söz varlığını oluşturan önemli ögelerdendir. Atasözleri; uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikteki sözlerdir. Deyimler ise genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, ilgi çekici bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbekleridir. Atasözlerimiz ve deyimlerimiz hayata bakışımızın, değerlerimizin, geleneklerimizin, inançlarımızın söze dönüşmüş biçimleridir. Her atasözü her deyim aslında bir kültür değerimizdir. Binlerce yıllık tarihimiz içerisinde atalarımızın dilimizin söz varlığına kazandırdığı kültürel miraslardır.

Atasözlerine örnekler :

Acele, bir ağaçtır, meyvesi ise pişmanlık…

Acele işe şeytan karışır.

Acı patlıcanı kırağı çalmaz.

Bir gemiyi iki reis batırır.

Birlikten kuvvet doğar.

Borç yiğidin kamçısıdır.

El parası alan O’nun kılıcını çalar.

Erken kalkan yol alır.

Karga bülbülü taklit edeyim derken, ötmeyi unutmuş…
Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.
 
Taşıma suyla değirmen dönmez.
 Kartal sinek avlamaz, köpek kuşa havlamaz; aklı olan gelin, kaynanaya hırlamaz.

CÜMLEDE ANLAM 

SEBEP -SONUÇ ( NEDEN-SONUÇ ) CÜMLELERİ

Neden-sonuç cümleleri, bir eylemin hangi gerekçeyle veya hangi sebeple yapıldığını bildiren cümlelerdir. Bu cümlelerin yüklemine “niçin?” , “neden?” soruları sorulduğunda bu sorular cevapsız kalmaz. Neden-sonuç cümleleri iki bölümden oluşur: Birinci bölüm neden (sebep), ikinci bölüm ise sonuç bildirir. Genellikle “için, -den, -diğinden, ile” gibi ekler ve edatlar kullanılır.

Örnek

» Hasta olduğu için okula gelememiş.
Yukarıdaki cümlede yükleme “neden gelememiş?” sorusunu yönelttiğimizde “hasta olduğu için” cevabını alıyoruz. Yüklemin yapılış sebebi bildirildiği için bu cümle sebep-sonuç cümlesidir.» Okulların açılmasıyla masraflar arttı.
» Seni uyandırmayalım diye radyoyu açmadık.
» Yağmur yağınca maç iptal oldu.
» Malzeme yetersizliğinden inşaat yarım kaldı.

 Neden-sonuç ilişkisi bağımsız iki cümle ile de ifade edilebilir.

Örnek

» Çiçekleri gece sula; daha çabuk büyür.
» Bir daha böyle konuşma; beni üzüyorsun.Bu örneklerde birinci cümlede ifade edilen eylem, ikinci cümlede ifade edilen eylemin nedeni durumundadır. Buna “gerekçe” de denmektedir. Bu tür ifadelerde sebep cümlesi ile sonuç cümlesinin yerleri değiştirilebilir.

Neden-Sonuç Cümleleri ile Amaç-Sonuç Cümleleri Arasındaki Fark

    Neden-sonuç ile amaç-sonuç cümleleri birbirine çok benzemekte bu yüzden sık sık karıştırılmaktadır. Sebep-sonuç cümleleri ile amaç-sonuç cümlelerini ayırt etmek için şu yolu izlemeliyiz:

     Neden-sonuç ile amaç sonuç cümlelerinin karıştırılmasının en büyük sebebi iki tür cümlenin de “neden?” sorusuna cevap verebilmesidir. Eğer bir soruda birden fazla seçenekte “neden?” sorusuna cevap alabiliyorsak, öncelikle “hangi amaçla?” sorusunu sorup eleme yapmalıyız. “Hangi amaçla?” sorusunun cevabı bize amaç-sonuç cümlesini verecektir.

AMAÇ-SONUÇ CÜMLELERİ

Eylemin hangi amaca bağlı olarak gerçekleştiğinin belirtildiği cümlelerdir. Amaç-sonuç cümleleri, eyleme sorulan “hangi amaçla?” sorusuna cevap verir. Bu tür cümlelerde de “için, diye, üzere”gibi edatlardan yararlanılır.

Amaç sonuç cümlelerine örnekler : 

 Sınavı kazanmak için çok çalışmış.
Yukarıdaki cümlede yükleme “hangi amaçla çalışmış?” sorusunu yönelttiğimizde “sınavı kazanmak için” cevabını alıyoruz. Yüklemin yapılış sebebi bildirildiği için bu cümle sebep-sonuç cümlesidir.

Bildiklerini anlatmak üzere karakola başvurdu.
Kilo vereyim diye spor yapıyor.

Yazar, eleştirmene şirin görünmek maksadıyla iki yüzlü davranıyor.
Ona sık sık öğüt verirdi; iyi bir insan olsun diye..

KOŞUL-SONUÇ CÜMLELERİ

    Bir olayın veya durumun gerçekleşmesinin, başka bir olayın veya duruma bağlı olduğunu belirten cümlelerdir. Bu tür cümlelerde birinci bölüm (yan yargı) koşul, ikinci bölüm ise o koşula bağlı olarak ortaya çıkan sonuçtur (temel yargı). Türkçede koşul anlamı asıl olarak “-se” şart ekiyle sağlanır.“ise”, “-ince”, “-dikçe”, “mi”, “ama”, “üzere”, “yeter ki” ile de koşul anlamı sağlanabilir.

    Ödevini yaparsan  oyun oynayabilirsin.
   Bu cümlede koyu renkle yazılmış bölüm, eylemin yapılabilmesinin bağlı olduğu koşulu belirtmektedir. (oyun oynayabilmesi hangi koşula bağlı? → ödevini yapmasına)

Temiz bir dünya istiyorsan  yerlere çöp atma.
Müzik dinleyebilirsin ama sesini fazla açmayacaksın

KARŞILAŞTIRMA CÜMLELERİ

    Aralarında ilişki kurulabilecek iki varlığın, kavramın, nesnenin, eserin veya kişinin ortak ve farklı yönlerini daha anlaşılır hale getirmek için kıyaslamaya karşılaştırma denir.

     Karşılaştırma için mutlaka iki varlığın, kavramın, nesnenin, eserin veya kişinin benzerlik, farklılık, üstünlük gibi değişik bir değer yargısı veya bir ölçünün ortaya konması gerekmektedir. Yani karşılaştırmanın hangi yönden yapıldığı açıkça ortaya konulmalıdır.

      Karşılaştırma cümlelerinde daha çok benzetme ve karşılaştırma edat ve bağlaçları olan –den, de, ile, -e oranla, -e göre, kadar, -den daha, pek çok,  en, en çok, -den çok, -den azkullanılır.

Karşılaştırma cümlelerine örnekler şunlardır :

ÖRNEK 1 “Niğde ile Kırşehir eğitim konusunda her zaman öndedirler.” Bu cümlede Aksaray ile Kırşehir eğitim yönünden kıyaslanmaktadır. Bu kıyaslamadan her ikisi de eş değerde eğitime önem vermektedir anlamı çıkmaktadır.
ÖRNEK 2: Biz en az bu yörenin yemeklerini soframızda bulundururuz.” Bu cümlede sofrada bulundurma yönünden diğer yörelerin yemekleriyle bu yörenin yemekleri kıyaslanmaktadır.
ÖRNEK 3: “Kemal  Ayşe’den az yemek yiyordu.” Bu cümlede yemek yeme yönünden Ali ile Ayşe kıyaslanmaktadır.
ÖRNEK 4 Bu hastane Türkiye’nin en yüksek binasıdır.”  Bu cümlede Türkiye’deki oteller yükseklileri yönüyle kıyaslanmaktadır. Yapılan kıyaslamada bu otelin diğer otellerden daha yüksek olduğu belirtilmektedir.

Cümlenin Öğeleri

CÜMLENİN ÖĞELERİ

YÜKLEM :

Cümlede işi, hareketi, yargıyı, bildiren çekimli unsura denir.

Not :Bir cümle birden çok ögeden oluşabileceği gibi tek bir yüklemden de oluşabilir.

* Ertesi gün okula müfettişler gelmişti.(C)

* Düşünüyorum   (C)

* Güzeldi.  ( C )

 Not:Yüklem genlikle cümlenin sonunda bulunur; ancak günlük konuşmalarda, atasözlerinde ve şiirde yüklemin yeri değişebilir.

*Gel çabuk buraya!

*Sakla samanı gelir zamanı .

*İstanbul u dinliyorum gözlerim kapalı

Not:Her sözcük ya da sözcük gurubundan yüklem yapılabilir.

*Gecenin yalnızlığında sadece seni düşünürüm (fiil)

*Kasaba halkı meydanda toplanmıştı.(fiil)

*Yaşadığımız günler tıpkı bir rüzgar gibiydi.(edat)

*Bu olayların suçlusu odur. (zamir)

*Sabah uyandığında gözleri ışıl ışıldı.(ikileme)

*Konuşmalarına ister istemez kulak misafiri oldum. (deyim)

*Çalışmak yaşamın bir parçasıdır.

*Odayı süsleyen şey rengarenk çiçeklerdir. (sıfat)

*Öğrenmenin bir yolu da okumaktır.

*Ali derslerinde çok başarılıydı.

2.ÖZNE

Yüklemin  bildirdiği işi, hareketi yapan veya yargının gerçekleşmesine araç olan unsura denir.

 Not: Özneyi bulmak için yükleme kim, ne soruları sorulur Yüklemi isim olan cümlelerde ise olan kim, olan ne soruları sorulur.

*Seyirciler fotoğraf sergisini çok beğendi.

*Ailece bulmaca çözmeye meraklıdırlar.

*Güzel gözler tül ardından görünsün.

*Coşkun nehirler gibi ağlamak istiyorum.

*Ben bu yüzden yalnızlığa hasretim .

*Keskin bir rüzgar  eser şimdi dağlardan.

*İhtiyar kadın gitmeme taraftar değildir.

Not: Yüklemi  edilgen fiillerle kurulan cümlelerin gerçek öznesi yoktur.

*Yemekten sonra erkenden yatıldı.

*Okula kadar yüründü.

*Kahvaltıda çaylar içildi.

*Akşam geç saate kadar derse çalışıldı.

Üç çeşit özne vardır:

A.Gerçek Özne:

Yüklemin bildirdiği işi hareketi bizzat kendisi yapan öznedir. Cümlede iki şekilde gösterilir:

1)Acık Özne:

Cümle içinde açık bir şekilde gösterilir

*Yağmur çok şiddetli yağdı.

*Çocuk iki gündür hasta yatıyor.

*Gemi ufukta yavaş yavaş  kayboluyordu.

*Geceleri bir ses uykumu böler.

2)Gizli özne:

Cümlede doğrudan yer verilmeyen ancak yüklem taşıdığı eklerden anlaşılan öznedir.

*Ertesi gün ona telefon ettim.

*Görmeyeli hemen de bizi unutmuşsun.

*Bu kıyı kasabasına her yaz gelirim.

*Kumsalda yürüyüş yapıyorlar.

NOT:Yüklemi isim olan cümlenin öznesi gerçektir.

*Siyah renkli araba satılıktır.

*Dün akşam pencereler kapalıydı.

B)Sözde Özne: Yüklemi edilgen çatılı cümlelerde,aslında nesne olan öge özne olarak kullanılır.

*Ağaçtaki meyveleri topladı.

*Ağaçtaki meyveler toplan.

*Öğrenciler bütün sınıfı temizledi.

*Bütün sınıf temizlendi.

*Hep bir ağızdan ilahiler okunuyor.

*Düğün için yemekler yapıldı

C)Örtülü Özne

Yüklemi edilen çatılı cümlelerde bazen “—ce, tarafından, nedeniyle,…”gibi sözcükler kullanılarak işi bizzat yapan varlığa da yer verilebilir.

*Yolcu otobüsleri belediyemizce hizmete açıldı.

*Yarışma halk tarafından çok beğenildi

*Kar nedeniyle yollar kapandı.

NOT: Her sözcük ya da sözcük grubu özne olabilir.

*Geçen gün evin duvarı yıkılmıştı.(isim tamlaması)

*Bahçesinde okyanuslar yetişiyordu.(isim)

*Derdini söylemeyen derman bulamaz.(sıfat fiil)

*Sana bakmak suya bakmaktır.(isim fiil)

*Okumak zihni dinlendirir.(isim fiil)

*Çoluk çocuk otobüse dolmuştu.(ekeylem)

*Yağmurlu havalar yarından sonra ülkeyi terk edecek(sıfat)

*Kimse seni benim kadar düşünmez(zamir)

3)NESNE

Öznenin yaptığı işten, hareketten etkilenen unsurdur

Uyarı : isim cümlelerinde yüklemi edilgen çatılı cümlelerde ve geçişsiz fiillerde nesne yoktur. Nesneler ek alıp almamasına göre ikiye ayrılır.

a)Belirtisiz Nesne

Yükleme ne sorusu sorularak bulunur. Belirtme durum eki (–i) almamış olup yalın haldedir.

b)Belirtili Nesne

Yükleme kimi, neyi, nereyi soruları sorularak bulunur.Belirtme durum eki olmuştur.

*Bu yörede kızlarımız kilim dokur.

*Yolun kenarına kocaman kütükleri  yığmışlar.

*O köpeği mahallenin çocukları da arıyordu.

*Bu şehirde tüm sokaklar seni düşünür.

*Başımdaki gökleri bir deniz sanıyorum.

*Kadın kendine bir elbise almış.

*Ben aşkımla baharı getirdim

*Buram buram kekik kokar

*O buğulu gözlerinde parlak yıldızları seyrettim.

*Okulda sigara içmek yasaktır.

*Şafak gülleri ufukta bir bir soldu.

*Dün akşam burayı yakmışlar.

4.ZARF TÜMLECİ

Yer yön sebep miktar durum ve zaman bildirerek yüklemi açıklayan unsurdur. Zarf tümlecini bulmak için yükleme,  nasıl, niçin, neden, ne kadar, ne zaman, kim tarafından ne tarafından, soruları sorulur.

*Dostluklar ömür boyu sürünce güzeldir.

*Bu gece her zaman dişini tırnağına takarak çalışır.

*Yüreğimdeki yara gittikçe büyüyor.

*Güneş her doğduğunda y l nızlık başına vurduğunda beni hatırla.

*Trabzonlara yaslanıp  şarkı söylüyor bir kadın.

*Kırgın kırgın yüzüme bakma Rosa.

*Ipıssız bir gecede karşılaşmıştık seninle.

*Göçmen kuşlar güneye doğru göç ediyordu.

*Rusya’ya tonlarca fındık ihraç edildi.

*Sıcaktan tüm ekinler yanmıştı.

*Bu yıl yağmur yağmadığı için ürün de az oldu.

*Bu konser belediye tarafından düzenleniyor.

UYARI: Yön isimleri yalın halde zarf tümleci olurlar.Belirtme durum eki (-i) alırsa belirtilinesne,-e/-de/-den,hal ekini alırsa dolaylı tümleç olur.

* Hizmetçi,içeriyi iyice süpürsün.

*Adam yavaşça içeri girdi.

*Bir süre sonra içeriden bir ses geldi.

5) DOLAYLI  TÜMLEÇ

Yönelme,bulunma ve çıkma bildirerek cümlenin anlamını tamamlayan unsura denir.

NOT: Dolaylı tümleç olan öğe mutlaka –e/-de/-den hal eklerinden birini alır.

*Buluşma yerine   hemen   gelmiş.

*Senin kirpiklerinde   bir damla oldu   akşam.

*Ağlamayan çocuğa   meme  verilmez.

*Bir havuz kenarında yan yana oturmuşuz.

*Eskicinin sesi sokağın başından duyuluyordu.

*Askerler kuyunun ağzına birikmişti.

*Bu gazeteci yazılarında gerçeklerden hiç sapmaz.

*İhtiyar,bütün mirasını karısına bırakmıştı.

NOT: Dolaylı tümleci bulmak için yükleme;

“kime,kimde,kimden,nereye,nerede,nereden” sorusu sorulur.

UYARI: -e/-den hal eki “için” edatı görevinde kullanılıyorsa ya da sebep bildiriyorsa zarf tümleci kurar.

-de/-den hal ekleri zaman bildiren sözcüklerin üzerine gelirse zarf tümleci olur.

*Korkudan kızın dili tutulmuştu.

*Babasıyla kavga ettiğinden eve uğramıyor.

*Birazdan hava kararacak.

*Yaz akşamlarında yıldızları seyrederdik.

*Denize yüzmeye gidiyorum.

*Ailesine yürekten bağlıydı.

6)EDAT  TÜMLECİ

Bazı edatlarla öbekleşerek cümleyi “amaç, araç, birliktelik, özgülük, karşılaştırma,…” gibi anlamlarla açıklayan unsurdur.

*Çalışmak için yurt dışına gitmiş.(amaç)

e.t.

*Kadın oğlunu bulabilmek için gazeteye ilan vermiş.(amaç)       e.t.

*Bu tatlıyı senin için ayırdım.(aitlik,özgülük)

e.t.

*Yağmur yağdığı için baraj taşmış.(z.t.,sebep)

*Yaralıyı hastaneye ambulansla götürmüşler.(araç)

*Bu yaz Bodrum’a ailesiyle gidecek.(birliktelik)

*Adam öfkeyle yüzüme baktı.(z.t. durum)

*Ali,arkadaşlarına göre derse daha çok çalışıyor.(karşılaştırma)

*Bana göre bu iş olmaz.(görüş)

*Direğe karşı on adım yürüdü.(z.t. yön)

*Sen bile doğum günümü kutlamadın.

e.t.

NOT: “İçin” edatı kendinden önceki sözcükle birlikte neden-sonuç ilgisi kurarsa zarf tümleci,

“ile” edatı durum ilgisi kurarsa zarf tümleci,

“karşı” edatı yön ilgisi kurarsa zarf tümleci olur.

8.SINIF TÜRKÇE KONULARI

TÜRKÇE 8.SINIF DERS KONULARI BAŞLIKLARI

Aşağıdaki başlıklara tıklayarak İçeriklere ulaşabilirsiniz.

İsterseniz Başlıklara tıklamadan bulunduğunuz sayfada konuların tamamını okuyabilirsiniz

Cümlenin Öğeleri
Cümlede Vurgu
Cümlenin Yapısı ve Cümle bilgisi
Anlatım Bozuklukları
Anlam Bilgisi
Sözcükte Anlam
Eş Anlamlı Kelimeler
Zıt Anlamlı Kelimeler
Yakın Anlamlı Kelimeler
Nicel ve Nitel Anlamlı Kelimeler
Cümlede Anlam
Atasözü
Deyimler

Fiillerde Fiil Çatısı
Nesnesine Göre Fiiller
Öznesine Göre Fiiller

CÜMLENİN ÖĞELERİ

YÜKLEM :

Cümlede işi, hareketi, yargıyı, bildiren çekimli unsura denir.

Not :Bir cümle birden çok ögeden oluşabileceği gibi tek bir yüklemden de oluşabilir.

* Ertesi gün okula müfettişler gelmişti.(C)

* Düşünüyorum   (C)

* Güzeldi.  ( C )

 Not:Yüklem genlikle cümlenin sonunda bulunur; ancak günlük konuşmalarda, atasözlerinde ve şiirde yüklemin yeri değişebilir.

*Gel çabuk buraya!

*Sakla samanı gelir zamanı .

*İstanbul u dinliyorum gözlerim kapalı

Not:Her sözcük ya da sözcük gurubundan yüklem yapılabilir.

*Gecenin yalnızlığında sadece seni düşünürüm (fiil)

*Kasaba halkı meydanda toplanmıştı.(fiil)

*Yaşadığımız günler tıpkı bir rüzgar gibiydi.(edat)

*Bu olayların suçlusu odur. (zamir)

*Sabah uyandığında gözleri ışıl ışıldı.(ikileme)

*Konuşmalarına ister istemez kulak misafiri oldum. (deyim)

*Çalışmak yaşamın bir parçasıdır.

*Odayı süsleyen şey rengarenk çiçeklerdir. (sıfat)

*Öğrenmenin bir yolu da okumaktır.

*Ali derslerinde çok başarılıydı.

2.ÖZNE

Yüklemin  bildirdiği işi, hareketi yapan veya yargının gerçekleşmesine araç olan unsura denir.

 Not: Özneyi bulmak için yükleme kim, ne soruları sorulur Yüklemi isim olan cümlelerde ise olan kim, olan ne soruları sorulur.

*Seyirciler fotoğraf sergisini çok beğendi.

*Ailece bulmaca çözmeye meraklıdırlar.

*Güzel gözler tül ardından görünsün.

*Coşkun nehirler gibi ağlamak istiyorum.

*Ben bu yüzden yalnızlığa hasretim .

*Keskin bir rüzgar  eser şimdi dağlardan.

*İhtiyar kadın gitmeme taraftar değildir.

Not: Yüklemi  edilgen fiillerle kurulan cümlelerin gerçek öznesi yoktur.

*Yemekten sonra erkenden yatıldı.

*Okula kadar yüründü.

*Kahvaltıda çaylar içildi.

*Akşam geç saate kadar derse çalışıldı.

Üç çeşit özne vardır:

A.Gerçek Özne:

Yüklemin bildirdiği işi hareketi bizzat kendisi yapan öznedir. Cümlede iki şekilde gösterilir:

1)Acık Özne:

Cümle içinde açık bir şekilde gösterilir

*Yağmur çok şiddetli yağdı.

*Çocuk iki gündür hasta yatıyor.

*Gemi ufukta yavaş yavaş  kayboluyordu.

*Geceleri bir ses uykumu böler.

2)Gizli özne:

Cümlede doğrudan yer verilmeyen ancak yüklem taşıdığı eklerden anlaşılan öznedir.

*Ertesi gün ona telefon ettim.

*Görmeyeli hemen de bizi unutmuşsun.

*Bu kıyı kasabasına her yaz gelirim.

*Kumsalda yürüyüş yapıyorlar.

NOT:Yüklemi isim olan cümlenin öznesi gerçektir.

*Siyah renkli araba satılıktır.

*Dün akşam pencereler kapalıydı.

B)Sözde Özne: Yüklemi edilgen çatılı cümlelerde,aslında nesne olan öge özne olarak kullanılır.

*Ağaçtaki meyveleri topladı.

*Ağaçtaki meyveler toplan.

*Öğrenciler bütün sınıfı temizledi.

*Bütün sınıf temizlendi.

*Hep bir ağızdan ilahiler okunuyor.

*Düğün için yemekler yapıldı

C)Örtülü Özne

Yüklemi edilen çatılı cümlelerde bazen “—ce, tarafından, nedeniyle,…”gibi sözcükler kullanılarak işi bizzat yapan varlığa da yer verilebilir.

*Yolcu otobüsleri belediyemizce hizmete açıldı.

*Yarışma halk tarafından çok beğenildi

*Kar nedeniyle yollar kapandı.

NOT: Her sözcük ya da sözcük grubu özne olabilir.

*Geçen gün evin duvarı yıkılmıştı.(isim tamlaması)

*Bahçesinde okyanuslar yetişiyordu.(isim)

*Derdini söylemeyen derman bulamaz.(sıfat fiil)

*Sana bakmak suya bakmaktır.(isim fiil)

*Okumak zihni dinlendirir.(isim fiil)

*Çoluk çocuk otobüse dolmuştu.(ekeylem)

*Yağmurlu havalar yarından sonra ülkeyi terk edecek(sıfat)

*Kimse seni benim kadar düşünmez(zamir)

3)NESNE

Öznenin yaptığı işten, hareketten etkilenen unsurdur

Uyarı : isim cümlelerinde yüklemi edilgen çatılı cümlelerde ve geçişsiz fiillerde nesne yoktur. Nesneler ek alıp almamasına göre ikiye ayrılır.

a)Belirtisiz Nesne

Yükleme ne sorusu sorularak bulunur. Belirtme durum eki (–i) almamış olup yalın haldedir.

b)Belirtili Nesne

Yükleme kimi, neyi, nereyi soruları sorularak bulunur.Belirtme durum eki olmuştur.

*Bu yörede kızlarımız kilim dokur.

*Yolun kenarına kocaman kütükleri  yığmışlar.

*O köpeği mahallenin çocukları da arıyordu.

*Bu şehirde tüm sokaklar seni düşünür.

*Başımdaki gökleri bir deniz sanıyorum.

*Kadın kendine bir elbise almış.

*Ben aşkımla baharı getirdim

*Buram buram kekik kokar

*O buğulu gözlerinde parlak yıldızları seyrettim.

*Okulda sigara içmek yasaktır.

*Şafak gülleri ufukta bir bir soldu.

*Dün akşam burayı yakmışlar.

4.ZARF TÜMLECİ

Yer yön sebep miktar durum ve zaman bildirerek yüklemi açıklayan unsurdur. Zarf tümlecini bulmak için yükleme,  nasıl, niçin, neden, ne kadar, ne zaman, kim tarafından ne tarafından, soruları sorulur.

*Dostluklar ömür boyu sürünce güzeldir.

*Bu gece her zaman dişini tırnağına takarak çalışır.

*Yüreğimdeki yara gittikçe büyüyor.

*Güneş her doğduğunda y l nızlık başına vurduğunda beni hatırla.

*Trabzonlara yaslanıp  şarkı söylüyor bir kadın.

*Kırgın kırgın yüzüme bakma Rosa.

*Ipıssız bir gecede karşılaşmıştık seninle.

*Göçmen kuşlar güneye doğru göç ediyordu.

*Rusya’ya tonlarca fındık ihraç edildi.

*Sıcaktan tüm ekinler yanmıştı.

*Bu yıl yağmur yağmadığı için ürün de az oldu.

*Bu konser belediye tarafından düzenleniyor.

UYARI: Yön isimleri yalın halde zarf tümleci olurlar.Belirtme durum eki (-i) alırsa belirtilinesne,-e/-de/-den,hal ekini alırsa dolaylı tümleç olur.

* Hizmetçi,içeriyi iyice süpürsün.

*Adam yavaşça içeri girdi.

*Bir süre sonra içeriden bir ses geldi.

5) DOLAYLI  TÜMLEÇ

Yönelme,bulunma ve çıkma bildirerek cümlenin anlamını tamamlayan unsura denir.

NOT: Dolaylı tümleç olan öğe mutlaka –e/-de/-den hal eklerinden birini alır.

*Buluşma yerine   hemen   gelmiş.

*Senin kirpiklerinde   bir damla oldu   akşam.

*Ağlamayan çocuğa   meme  verilmez.

*Bir havuz kenarında yan yana oturmuşuz.

*Eskicinin sesi sokağın başından duyuluyordu.

*Askerler kuyunun ağzına birikmişti.

*Bu gazeteci yazılarında gerçeklerden hiç sapmaz.

*İhtiyar,bütün mirasını karısına bırakmıştı.

NOT: Dolaylı tümleci bulmak için yükleme;

“kime,kimde,kimden,nereye,nerede,nereden” sorusu sorulur.

UYARI: -e/-den hal eki “için” edatı görevinde kullanılıyorsa ya da sebep bildiriyorsa zarf tümleci kurar.

-de/-den hal ekleri zaman bildiren sözcüklerin üzerine gelirse zarf tümleci olur.

*Korkudan kızın dili tutulmuştu.

*Babasıyla kavga ettiğinden eve uğramıyor.

*Birazdan hava kararacak.

*Yaz akşamlarında yıldızları seyrederdik.

*Denize yüzmeye gidiyorum.

*Ailesine yürekten bağlıydı.

6)EDAT  TÜMLECİ

Bazı edatlarla öbekleşerek cümleyi “amaç, araç, birliktelik, özgülük, karşılaştırma,…” gibi anlamlarla açıklayan unsurdur.

*Çalışmak için yurt dışına gitmiş.(amaç)

e.t.

*Kadın oğlunu bulabilmek için gazeteye ilan vermiş.(amaç)       e.t.

*Bu tatlıyı senin için ayırdım.(aitlik,özgülük)

e.t.

*Yağmur yağdığı için baraj taşmış.(z.t.,sebep)

*Yaralıyı hastaneye ambulansla götürmüşler.(araç)

*Bu yaz Bodrum’a ailesiyle gidecek.(birliktelik)

*Adam öfkeyle yüzüme baktı.(z.t. durum)

*Ali,arkadaşlarına göre derse daha çok çalışıyor.(karşılaştırma)

*Bana göre bu iş olmaz.(görüş)

*Direğe karşı on adım yürüdü.(z.t. yön)

*Sen bile doğum günümü kutlamadın.

e.t.

NOT: “İçin” edatı kendinden önceki sözcükle birlikte neden-sonuç ilgisi kurarsa zarf tümleci,

“ile” edatı durum ilgisi kurarsa zarf tümleci,

“karşı” edatı yön ilgisi kurarsa zarf tümleci olur.

    CÜMLEDE  VURGU

Türkçede cümle vurgusu yüklem üzerindedir. Bu nedenle hangi öğe daha çok vurgulanmak isteniyorsa yükleme yaklaştırılır.

*Arkadaşları onu kapıda bekliyormuş.(D.T.)

*Arkadaşları kapıda onu bekliyormuş.(Nesne)

*Kapıda onu arkadaşları bekliyormuş.(Özne)

UYARI: Cümlede “mi” soru edatı varsa bu edattan önce gelen öğe vurgulanmıştır.

*Bu akşam siz İstanbul’a mı gideceksiniz? (d.t.)

*Bu akşam siz mi İstanbul’a gideceksiniz? (ö.)

*Bu akşam mı siz İstanbul’a gideceksiniz? (z.t.)

*Bu akşam siz İstanbul’a  gidecek misiniz?(y.)

NOT: Cümlede soru sözcükleri varsa soruya verilecek cevap olan öğe vurgulanmıştır.

*Masamdaki kalemleri kim almış?

—Ayşe.(Özne)

*Bu saatte nereden geliyorsun?

—Okuldan.(Dolaylı tümleç)

*Bahçeden ne kopardın?

—Elma.(Nesne)

1. EYLEM CÜMLELERİNDE VURGU

Yüklemi fiil soylu sözcük olan cümlelerde vurgu, yükleme en yakın olan sözcük ya da sözcük öbeği üzerindedir.

Örnek

» Bu kitabı bana, doğum günümde annem almıştı. (Özne vurgulanmıştır.)
» Bu kitabı, annem, bana doğumgünümde almıştı. (Zarf tamlayıcısı vurgulanmıştır.)
» Bu kitabı, doğum günümde annem, bana almıştı. (Yer tamlayıcısı vurgulanmıştır.)
» Annem, bana doğum günümde bu kitabı almıştı. (Nesne vurgulanmıştır.)

2. İSİM CÜMLELERİNDE VURGUYüklemi isim soylu sözcük olan cümlelerde vurgu, yüklemdedir.

Örnek

» Bu konunun kavranması diğerlerinden kolaydır.(Yüklem isim soylu olduğu için vurgu yüklemdedir.)
» İstanbul’u fetheden Fatih’tir.(Yüklem isim soylu olduğu için vurgu yüklemdedir.)

3. KOŞUL (ŞART) CÜMLELERİNDE VURGU

Koşul cümlelerinde vurgu, koşul kipindedir.

Örnek

» Konuyu dikkatlice dinlersen başarılı olursun. (Vurgu, koşul ifadesindedir.)
» İşin erken biterse yanıma uğra. (Vurgu, koşul ifadesindedir.)

4. SORU CÜMLELERİNDE VURGU

Soru sözcükleri ile kurulan soru cümlelerinde vurgu, cüm­lede soru anlamını sağlayan sözcüktedir.

Örnek

» Sen, Burak’ı okulda ne zaman gördün? (Zarf tamlayıcısı vurgulanmıştır.)
» Sen, dün Burak’ı nerede gördün? (Yer tamlayıcısı vurgu­lanmıştır.)
» Sen, dün okulda kimi gördün?  (Nesne vurgulanmıştır.)
» Kim, dün Burak’ı okulda görmüş?  (Özne vurgulanmıştır.)

Soru eki “mı, mi” ile oluşturulan soru cümlelerinde ise vurgu soru ekinin bağlı olduğu, soru ekinden önce gelen sözcükte / öğededir.

Örnek

» Dün, Burcu mu sizi buraya çağırdı? (Soru eki “Burcu”dan sonra gelmiştir; bu sözcük, yani özne vurgulanmıştır.)
» Dün, sizi Burcu, buraya  çağırdı? (Yer tamlayıcısı vur­gulanmıştır.)
» Dün Burcu sizi mi buraya çağırdı? (Nesne vurgulan­mıştır.)
» Dün  Burcu sizi buraya çağırdı? (Zarf tamlayıcısı vur­gulanmıştır.)
» Dün Burcu, sizi buraya çağırdı mı? (Soru eki yüklemden sonra geldiği için yüklem vurgulan­mıştır.)

FİİLLERDE ÇATI-FİİL ÇATISI 

Fiil Çatısı Konu Anlatımı

Cümlede, eylemin nesne alabilip alamamasına ya da öznenin, eylemde bildirilen işle ilgili olarak gösterdiği özelliğe eylem çatısı denir. Dolayısıyla, yüklemi eylem olmayan cümlelerde çatı aranmaz.

Eylemler çatısı bakımından iki grupta incelenir:

  • A. Nesnesine Göre Fiiller
  • 1. Geçişli Fiil
  • 2. Geçişsiz Fiil
  • B. Öznesine Göre Fiiller
  • 1. Etken Fiil
  • 2. Edilgen Fiil
  • 3. Dönüşlü Fiil
  • 4. İşteş Fiil

A. Nesnesine Göre Fiiller

1. Geçişli Fiil

Nesnesi olan ya da nesne alabilen eylemlere “geçişli eylem” denir. Nesneyi, yükleme sorduğumuz “neyi, kimi, ne” sorularıyla bulduğumuz için, bu sorulara cevap veren eylemler geçişlidir.

Ben bu kitabı geçen yaz okumuştum.
Askerdeki arkadaşıma mektup yazdım.

Bu cümlelerde “okumuştum” eylemi “bu kitabı” nesnesini, “yazdım” eylemi “mektup” nesnesini aldığından geçişli bir eylemdir.

Aşağıdaki cümlelerde eylemler, altı çizili nesneleri aldığı için geçişlidir.

Topladığı çiçekleri vazoya yerleştirdi.
Babam, pazar sabahları gazete alırdı.
Diploma törenine kuzenini de davet etti.
Öğretmenimiz derste bize fıkra anlatırdı.

Not: Geçişli eyleme sahip olan cümlelerde kimi zaman nesne bulunmaz. Bu eylemler nesne almasalar da geçişlidir. Önemli olan, o eylemin nesne alabilmesidir.

Öğretmen çok güzel anlattı.
Öğretmen konuyu çok güzel anlattı.

Bu cümlede nesne bulunmamasına rağmen, istenirse cümleye nesne getirilebildiği için “anlatmak” eylemi geçişlidir.

2. Geçişsiz Fiil

Nesne alamayan eylemlerdir. Geçişsiz eylemler, “neyi, kimi, ne” sorularına cevap veremez. Geçişsiz eylemlerin yüklem olduğu cümlelere dışarıdan herhangi bir nesne getirilemez.

Onun anlattığı fıkraya hepimiz güldük.
Babamla hafta sonları balık tutmaya gideriz.

Bu cümlelerde yüklem olan “güldük” ve “gideriz” eylemleri nesne alamadığı için, geçişsiz bir eylemdir.

Aşağıdaki cümlelerde eylemler, nesne alamadıkları için geçişsizdir.

Dün gece televizyondaki film çok geç başladı.
Küçük kardeşim bugün erkenden uyandı.
Geleceğe her zaman umutla baktık.
Okul sonrası annesine ev işlerinde yardım ediyordu.

Not: Nesneyi bulmak için yükleme sorduğumuz “neyi, kimi, ne” sorularına “onu” sözcüğünü ortak bir cevap olarak verebiliriz. Cümleyi “onu” sözcüğü ile birlikte okuyarak cümledeki eylemin geçişli olup olmadığını kolayca anlayabiliriz.

Sabahtan beri burada (onu) bekliyorum.
Balonu uçan çocuk bir süre (onu) ağladı.

Bu cümlelerde nesne yoktur. Cümlelere “onu” sözcüğünü getirdiğimizde “beklemek” eyleminin geçişli, “ağlamak” eyleminin geçişsiz olduğunu görürüz.

Not: Türkçede bazı eylemler yeni anlamlar kazanarak hem geçişli, hem geçişsiz olarak kullanılabilmektedir. Bir cümledeki eylemin geçişli olup olmadığı sorulduğunda sadece eylemi değil, cümleyi bütünüyle okumak gerekir.

Bütün gün çarşıda boş boş gezmiş. (geçişsiz)
Sınıfça ilçemizdeki müzeyi gezdik. (geçişli)
Arkadaşım az önce buradan geçti. (geçişsiz)
Afrikalı atlet sporcuların hepsini geçti. (geçişli)

Not: Geçişsiz iken -r, -t, -tır” eklerinden uygun olanını alarak geçişli hale gelen eylemlere oldurgan eylem denir.

Komik hareketleriyle hepimizi güldürdü.

Daha önce kullandığımız geçişsiz “gülmek” eylemine “-dür” eki getirilerek geçişli “güldürmek” eylemi elde edilmiştir. Aşağıdaki örneklerde geçişli ve geçişsiz eylemler bir arada verilmiştir.

Geçişsiz Eylem           Oldurgan Eylem
dolmak                        dol – dur – mak
ağlamak                      ağla -t – mak
düşmek                       düş – ür – mek

Not: Geçişli iken -r, -t, -tır” eklerinden uygun olanını alarak tekrar geçişli yapılan eylemlere ettirgen eylem denir. Bu fiillerde işi, bir başkasına yaptırma anlamı vardır.

Yaşlı kadın askerdeki oğluna mektup yazdırdı.

Daha önce kullandığımız geçişli “yazmak” eylemine “-dır” eki getirilerek yine geçişli “yazdırmak” eylemi elde edilmiştir. Aşağıda, geçişliyken “-r, -t, -tır” eklerinden biriyle geçişlilik derecesi artırılıp ettirgen yapılmış eylemler verilmiştir.

Geçişli Eylem             Ettirgen Eylem
açmak                         aç – tır – mak
okudu                          oku -t -tu
duymak                       duy – ur – mak

B. Öznesine Göre Fiiller

Türkçede eylemler, öznenin eylemle ilgili olarak gösterdiği özelliğe göre dörde ayrılır.

1. Etken Fiil

Yüklemde belirtilen eylemi, öznenin kendisi yapıyorsa bu tür eylemlere “etken eylem”, özneye de “gerçek özne” denir.

Çocuk, yaramazlık yapan küçük kardeşini dövdü.

Bu cümlede “dövmek” eylemi etkendir; çünkü “dövme” işini doğrudan özne (çocuk) gerçekleştirmektedir.

Aşağıdaki cümlelerde eylemler, altı çizili özneler tarafından doğrudan yapıldığı için etken çatılıdır.

Babam, evimize yeni mobilyalar almış.
Bulutlar, ağır ağır geçti üzerimizden.
Dün gece aniden kar yağdı.
İhtiyar, deniz kenarında gemileri seyrediyordu.
Kuşlar, gün batmadan yuvalarına dönüyordu.
Ünlü şair, daha çok, aşk şiirleri yazıyormuş.
Öğretmenimiz, derste güzel şiirler okurdu.

Not: Cümlede, gizli özne, yüklemde bildirilen işi doğrudan kendisi yaptığından aynı zamanda gerçek öznedir.

Ödevlerini bir an önce yapmalısın. (sen)

Bu cümlenin yüklemi, gizli özne olan “sen sözcüğüdür. Eylem özne tarafından yapıldığı için, “yapmak” eylemi etkendir.

2. Edilgen Fiil

Edilgen eylemin yüklem olduğu cümlelerde özne, yüklemde bildirilen işi yapmaz; başkasının yaptığı işten etkilenir. Edilgen eylem, “-n” ve “-l” ekiyle türetilir ve cümleye “başkası tarafından yapılma” anlamı katar. Edilgen eylemin yüklem olduğu cümlede özne “sözde özne” olarak adlandırılır.

Küçük kardeş, yaramazlık yaptığı için dövüldü.

Bu cümlede yükleme “Dövülen kim?” sorusunu sorarsak öznenin “küçük kardeş” olduğunu görürüz. Ancak “-I” ekini alan “dövüldü” eylemi, özne tarafından değil, başkası tarafından yapılmıştır. Yani burada özne, işi yapan öğe değil; başkasının yaptığı işten etkilenen öğe durumundadır. Dolayısıyla burada gerçek özne değil, “sözde özne” vardır.

Aşağıdaki cümleleri incelediğimizde, eylemlerin başkaları tarafından yapıldığını, dolayısıyla bu eylemlerin edilgen çatılı olduğunu görüyoruz.

Sınıfımıza yeni bir başkan seçildi.
Okulumuza yeni bilgisayarlar alınmış.
Bayram öncesi caddeler güzelce temizlendi.
Kasabamıza yeni parklar yapılacak.
Sınavda birinci olan öğrenci ödüllendirildi.
Sınavı bitirmeden çıkmamamız gerektiği söylendi.
Bu yazarımızın yapıtları dili yalın olduğu için çok okunur.
Cadde ve sokaklar bayraklarla süslendi.

Not: Edilgen çatılı cümlelerde işi yapan, cümle içinde geçse bile eylem yine “edilgen”dir.

Suçlu, polis tarafından Bursa’da yakalandı.

Bu cümlede, “yakalanma” işinin “polis tarafından” yapıldığı görülüyor. Ancak yükleme sorulan “Yakalanan kim?” sorusuyla,”suçlu” sözcüğünün özne olduğunu görürüz. Dolayısıyla “yakalandı” eylemi, “-n” ekini alıp “başkası tarafından yapılma” anlamı taşıdığı için edilgen bir eylemdir.

3. Dönüşlü Fiil

Özne, yüklemde belirtilen eylemi hem yapıyor hem de yaptığı bu eylemden etkileniyorsa bu tür eylemlere “dönüşlü eylem” denir. Dönüşlü eylemler de edilgen fiiller gibi “-I” ve “-n” ekiyle türetilir. Dönüşlü eylemin yüklem olduğu cümlede “kendi kendine yapma” anlamı vardır. Dönüşlü fiillerde özne gerçek öznedir.

Çocuk, yaptığı hata nedeniyle dövündü.

Bu cümlede öznenin (çocuk) “dövünme” işini kendisinin yaptığını ve bu işten yine kendisinin etkilendiğini görüyoruz. Dolayısıyla cümlenin yüklemi dönüşlü bir eylemdir.

Aşağıdaki cümlelerin yüklemlerini incelediğimizde, öznelerin, yüklemde bildirilen işi “kendi kendilerine yaptıklarını ve yaptıkları işten yine kendilerinin etkilendiklerini” görüyoruz.

Sınavı kazandığımı duyunca çok sevindim.
Babam, uzun yıllar çalıştığı işyerinden ayrıldı.
Sarsıntıyı duyunca hemen telefona sarıldı.
Prova saati yaklaşınca elbiselerini giyindi.
Dedesi her zaman madalyasıyla övünürdü.

Not: Edilgen eylem ve dönüşlü eylem; aynı eklerle oluşturulduğundan karıştırılabilir. Edilgen çatılı eylemlerin öznesi sözde öznedir, yani eylemi gerçekleştiren belli değildir. Dönüşlü fiillerin öznesi ise gerçek öznedir, yani eylemi gerçekleştiren öznenin kendisidir.

Onu aramadığım için bana kırılmış.

Bu cümlede “kırılma” eylemini öznenin kendisi yapmış, yaptığı işten de kendisi etkilenmiştir. Yani yüklem dönüşlü bir eylemdir.

Öğrenciler bahçedeyken sınıfın camı kırılmış.

Bu cümlede bildirilen “kırılma” eylemini öznenin kendisi değil, bir başkası yapmıştır. Dolayısıyla eylem edilgen çatılıdır.

4. İşteş Fiil

Yapılması için birden fazla öznenin gerektiği eylemlerdir, işteş çatılı eylemler “-ş” ekini alır. Bazı fiiller ise kök olarak “-ş” ile bitmiştir ve işteş özellik gösterir.

Çocuk, arkadaşıyla yok yere dövüştü.

Bu cümlede “dövüştü” eylemi, “-ş” ekini aldığı ve birden fazla kişi tarafından yapılmayı gerektirdiği için işteş bir eylemdir, işteş eylemlerde özne tekil bile olsa yüklemde bildirilen iş, birden fazla kişiyi gerektirir.

İşteş eylemler, öznelerin işi yapma durumuna göre ikiye ayrılır:

a. Karşılıklı İşteş Fiil:

Özneleri bir işi karşılıklı olarak yapan işteş eylemlerdir.

Ünlü yazarla geçen yıl bir kitap fuarında tanıştık.

Bu cümlede iki kişinin karşılıklı olarak birbirini tanıması anlatıldığı için “tanışmak” eylemi karşılıklı işteş bir eylemdir.

Aşağıdaki cümlelerin yüklemleri, karşılıklı işteş eylemlerdir.

Toplantıda yeni projeyi uzun uzun tartıştık.
Onunla en son geçen ay görüşmüştüm.
Yurtdışındaki arkadaşımla birkaç yıl mektuplaştık.
Yıllar sonra gördüğüm arkadaşımla hasretle kucaklaştık.
Kazandığımız parayı akşamüstü paylaştık.

Not: Bazı eylemlerde “-ş” eki kalıplaştığı için sözcükten ayrılmaz. Gerçekleştirilmesi için birden fazla kişi gerektiren yani anlamca işteşlik taşıyan bu eylemler de işteş eylemdir.

İki dargın arkadaş bu bayramda barıştı.
Gençliğinde okul takımında güreşirmiş.

b. Birlikte İşteş Fiil:

Aynı işi hep birlikte yapma anlamı taşıyan işteş eylemlerdir.

Öğretmenin anlattığı fıkraya bütün sınıf gülüştü.

Bu cümlede, eylem, bir işi karşılıklı olarak yapma değil; hep birlikte yapma anlamı taşıdığı için “gülüşmek” eylemi birlikte işteş bir eylemdir.

Aşağıdaki cümlelerin yüklemleri, birlikte işteş eylemdir.

Park görevlisini gören çocuklar sağa sola kaçıştı.
Yırtıcı kuşlar köyümüzün üzerinde uçuşuyordu.
Çocuklar heyecanla denize koşuştular.
Hepimiz küçücük bir odaya doluştuk.
Yolcular havalimanında bekleşiyordu.
Herkes yeni arabanın başına üşüştü.

Not: Bazı eylemler, aldığı ek nedeniyle işteş gibi gözükse de tek başına yapılabildiğinden işteş değildir. Cümlede özne birden çok bile olsa, iş bir kişi tarafından gerçekleştirilebiliyorsa o eylem işteş değildir.

Yolcular trene zor yetişti.

Bu cümlede “yetişmek” eylemi, birden fazla özne almasına rağmen işteş değildir. Çünkü bu eylemde bildirilen iş, bir kişi tarafından da yapılabilir. Aşağıdaki cümlelerde eylemler, bir kişi tarafından da yapılabildiği için işteş çatılı değildir.

Yorucu bir günün sonunda dağa ulaştık.
Otobüsten iner inmez kalabalığa karıştı.
Aylarca bu sınav için çalıştı.
Uzun süre geçmesine rağmen buraya alışamadı.

Fiil Çatısıyla İlgili Cümle İncelemeleri

Çocukların boyları bu yıl çok uzamış.
Öznesine göre: Etken eylem Nesnesine göre: Geçişsiz eylem
Onunla yarın buluşmak üzere sözleştik.
Öznesine göre: İşteş eylem Nesnesine göre: Geçişsiz eylem
Dağın tepesine bir saat sonra çıkılacak.
Öznesine göre: Edilgen eylem Nesnesine göre: Geçişsiz eylem
Bu zor günlerimde anılarıma tutundum.
Öznesine göre: Dönüşlü eylem Nesnesine göre: Geçişsiz eylem
 

Fiilimsiler:

    Fiil kök veya gövdelerinden yapım ekleriyle türetilerek isim, sıfat ve zarf olarak kullanılan kelimelerdir.

    Bunlar artık fiil olarak kullanılma özelliğini kaybettikleri için fiil çekim eklerini (olumsuzluk eki hariç) alamazlar; isim çekim eklerini alabilirler, isim sıfat ve zarf (tümleci) olarak kullanılırlar; yancümlecik kurarlar.

Fiilimsiler üçe ayrılır: 
1. İsim-fiiller,
2. Sıfat-fiiller (=ortaçlar)
3. Zarf-fiiller (=ulaç,= bağ-fiil)

1.İsim Fiiller

Fiillerin adıdır.

Fiillere (basit, türemiş, birleşik) getirilen “-mE, -mEk, -İş” ekleriyle yapılır. Türetilen bu kelimelere mastar; türetmede kullanılan eklere mastar eki denir.

Bakmak, okumak, yazmak, konuşmak, derlemek, eleştirmek, araştırmak…;
Bakma, yüzme, seslenme, tamamlama, yarım bırakma, kovalama…;
Bakış, geliş, gidiş, serzeniş, sesleniş, tükeniş, kurtuluş, çıkış…

*İsimlerin tüm özelliklerini gösterir, cümlede isim gibi kullanılır.

  • Kitap okumayı çok seviyorum.                     Nesne
  • Okumak en faydalı eylemdir.                        Özne
  • Sinirli olduğu gelinden anlaşılıyor.             Dolaylı tüml.

*Olumsuzları mastar ekinden önce olumsuzluk eki getirilerek yapılır.

  • Okumamak, yazmama, seslenmeyiş…

*Bu kelimeler tek başlarına (eksiz) kullanıldıklarında mastar eki vurguludur.

  • Okumak, yazma, danışma, sesleniş…

*Eğer “-mE” ile yapılan isim-fiillerde bu ek vurgusuz, bundan önceki  hece vurgulu okunursa yanlış anlaşılma olur: Olumsuz emir çekimi zannedilir.

  • Danışma         fiilimsi                         danışma          olumsuz emir
  • Kaynaşma      fiilimsi                         kaynaşma       olumsuz emir

Dikkat: “-mE” eki olumsuzluk ekiyle karıştırılmasın.

*Kimi isim-fiiller kalıcı nesne, yer, iş veya kavram adı olabilirler. Bu durumda artık isim-fiil olarak kullanılmazlar. Bunlar olumsuzluk eki de alamazlar.

  • Dondurma, danışma, kavurma, kızartma…;
  • Çakmak, yemek, ekmek…;
  • Alış veriş, gösteriş, direniş…

*”-mE” ekiyle türeyen mastarlardan bazıları sıfat olarak kullanılabilir.
Süzme bal, asma köprü, yapma çiçek…

2. Sıfat-fiiller  (Ortaçlar):

Fiil kök veya gövdelerinden yapım ekleriyle yapılmış sıfatlardır.

  • Tanı->tanıdık (adam)
  • kırıl->kırılası (eller)…

“-En, -Esİ, -mEz, -r, -dİk, -EcEk, -mİş” ekleriyle türetilirler

*Sıfat görevinde kullanılırlar. Niteleme sıfatı sayılırlar.

gelen araba, öpülesi el, dönülmez yol, koşar adım, tanıdık yüz, gelecek zaman, olmuş iş…

*Daha sonra isimleşebilirler. İsimleştikleri zaman cümlede isim gibi kullanılırlar.

  • Gelenler kimdi? (özne)
    Tanıdıklarımıza rastlayamadık. (Dolaylı tüml.)

Aldıkları eke göre çeşitlere ayrılırlar:

*Geçmiş zaman ortaçları :”-dİk ve -mİş” ekleriyle yapılır. Nesne ve kavramların geçmişte ortaya çıkan niteliklerini bildirirler.

  • Koca şehirde bir tek tanıdık yok.
  • Aramadık yer bırakmadık.
  • Bugüne kadar görülmemiş bir haksızlık var ortada.
  • Pişmiş aşa su katmak.

*Gelecek zaman ortaçları: “-Esİ ve -EcEk” ekleriyle yapılır. Nesne ve kavramların gelecekte ortaya çıkacak olan niteliklerini bildirirler.

  • Kırılası eller hep zalimin yanında.
  • Memleketin o kadar çok görülesi güzellikleri var ki…
  • Daha yapılacak çok iş var.
  • Çözülemeyecek bir sorun yoktur.

*Geniş zaman ortaçları:-En, -mEz, -r” ekleriyle türetilirler

  • Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç
  • Koşar adım eve gitti.
  • Hep bilinen şeylerden bahsetti durdu.
  • İşe erken başlayan erken verim alır.
  • Gelen adayların kaydını yapıyorlar.       (şimdi gelen)
  • Akan kanı durdurmalı önce                (her zaman akan)
  • Kaçan mahkûmları yakalamışlar.          (kaçmış olan)

Belirtme Ortaçları: “-dİk ve -EcEk” eklerinden sonra iyelik eki getirilerek yapılır.

  • Okuduğum son kitap
  • Okuyacağım ilk kitap
  • Yapacağımız işler
  • Yapılacakları belirledim.
  • Geleceği varsa göreceği de var.
  • Diktiğimiz fidanlar meyve vermeye başlamış.

Dikkat: Bu eklerden “-mEz, -°r, -dİk, -EcEk, -mİş” ekleri fiil çekim eki olarak da kullanılmaktadır. Zaten fiil çekim eki olan bu ekler zamana bağlı olarak sonradan sıfat yapmışlardır.  Sıfat yaptıkları durumda artık çekim eki değildirler.

  • Bu konu uzun süre tartışılacak  (çekimli fiil)
  • Uzun süre tartışılacak bir konu bulduk. (ortaç)
3. Zarf-fiiller (Ulaçlar):

-Fiillerden türetilen ve zarf tümleci olarak kullanılan kelime veya kelimelerdir.
-Ulaçlar yapım ekleriyle türetilir.
-İsim görevinde kullanılmazlar.

Çeşitleri şunlardır:

a.Bağlama Ulacı:-İp” ekiyle türetilir.

Bu ek genellikle “ve” bağlacının yerini tutar.
“-İp” ekinin getirildiği fiille onun bağlanmış olduğu fiilin öznesi ve zamanı aynıdır.

Telefon edip hâlini hatırını sordum.< Telefon ettim ve hâlini hatırını sordum

Bu ulacın tekrarlanması fiilin sıkça yapıldığını gösterir:
Gidip gidip komşuları rahatsız ediyor.
Bakıp bakıp gülüyor.

b. Durum Ulaçları :”-erek, -e…, -e, -meden, -meksizin, -cesine” ekleriyle yapılır. Fiilin nasıllığını bildirir.

  • Sınıfa gülerek girdi.
  • Olayı adeta yeniden yaşıyormuşçasına anlattı.
  • Gece karanlık sokaklarda düşe kalka ilerlediler.
  • Dinlene dinlene gittiler.
  • Gürültüye aldırmadan işiyle meşgul oluyordu.
  • Hiç dinlenmeksizin yedi saat yürüdüm.
  • Her şeyi bilircesine konuşuyordu.

c. Zaman Ulaçları:-İncE, -dİkçE, -dİğİndE, -ken, -mEdEn, -r, -mEz” ekleriyle yapılır.Bu ulaçlar fiilin zamanını bildirir.

  • Gülünce gözlerinin içi gülüyor.
  • Canım sıkıldıkça şiir okurum.
  • Kar yağınca herkes sokaklara döküldü.
  • İlk okuduğumda iyi anlayamamıştım.
  • Uyurken hep sayıklar.
  • Gün ağarırken düştük tarla yollarına.
  • Uyumadan önce de yarım saat kitap okunabilir.
  • Gelir gelmez seni sordu.

d. Başlama Ulaçları: -Elİ” ekiyle türetilir ve sonraki fiilin başlangıcını bildirir.

  • Buraya geleli çocuğa bir hâller oldu.
  • Seni tanıyalı hayatım değişti.

e. Nedenlik Ulaçları: -dİğİ, -EcEğİ” ekleriyle türetilir ve “-dEn dolayı, için, -dEn ötürü” edatlarıyla birlikte kullanılır.

  • Çok yalnızlık çektiğinden (dolayı) buralarda kalmak istemiyor.
  • Sizden ayrılacağı için üzülüyor.

f. Bitirme Ulaçları: -EnE, -İncEyE, -EsİyE” ekleriyle türetilir ve “değin, dek ve kadaredatlarıyla birlikte kullanılır. Sonraki fiilin bitimini gösterir.

  • Sen gelene kadar biz burada bekleyeceğiz.
  • Yollar açılıncaya kadar bekledik.
  • Öldüresiye dövdüler

CÜMLE YAPISI CÜMLE BİLGİSİ

 YAPI BAKIMINDAN CÜMLELER

Cümleler, bildirdikleri yargı sayısına ve öğelerin yüklemle olan ilişkisine göre çeşitlere ayrılırlar.

Cümlede bir ya da birden fazla yargı vardır. Başka bir deyişle birden fazla cümle bir araya gelip bir cümleymiş gibi görünebilir.

  • Bir ceylan gibi ürktü. Tek yargı
  • Sevincinden ne yapacağını şaşırmıştı. İki yargı

Bu tür cümlelerde bazı öğeler ortak olduğu gibi öğelerin tamamı farklı da olabilir. Bu cümleler birbirlerine bazı bağlaçlar yardımıyla bağlanabildiği gibi anlam bakımından da bağlanabilirler.

  • Saatine baktı ve otobüsü kaçırdığını anladı.

Cümleler yapı bakımından çeşitlere ayrılırken içlerindeki kelime sayısı değil yüklem, fiil veya yargı sayısı dikkate alınır.

Yapı bakımından cümleler; basit, birleşik, bağlı ve sıralı olmak üzere dörde ayrılır.

 1. Basit Cümle

İçerisinde tek yargı, tek fiil, dolayısıyla isim veya fiil cinsinden tek yüklem bulunan cümledir.

Başka bir cümleye bağlanmaz, yani bağımsız bir cümledir. Tamamladığı ya da onu tamamlayan bir cümlecik yoktur.

  • Yarın akşam maç yapacaklar.
  • Zayıf kolları kirli tunç rengindeydi. Tekrar başını kaldırdı.
  • Gökle denizin birleştiği dumandan çizgiye baktı.
  • Sıcak yaz aylarını geçirmek için deniz kenarlarına, kırlara tepelere kaçanlar, şimdi birer birer kışlıklarına dönüyorlar.

*Bazı dil bilimcilere göre içerisinde yüklemin dışında isim-fiil, sıfat-fiil ve zarf-fiil bulunan cümleler de basit cümledir; bu kelimeler ve kelime grupları yargı bildirmezler.

  • Rüzgâr, denizin yüzünü pürüzlendirerek küçük savaşlar yaratıyordu.
  • Birden köşe başından, iki karayağız atın çektiği bir fayton peyda oldu.

2. Birleşik Cümle

Bir temel cümle ile onun anlamını tamamlayan en az bir yan cümlecikten meydana gelen cümlelerdir.Yani yapısında birden fazla cümle bulunduran cümlelerdir.

Temel cümleyle yan cümlenin bir araya geliş şekillerine göre birleşik cümleler çeşitlere ayrılır.

a. Girişik Birleşik Cümle

Bu tür cümlelerde yan cümlecik temel cümleciğin herhangi bir öğesi olabildiği gibi, bir öğenin parçası da olabilir.

Girişik birleşik cümleler, fiilimsilerle ve çekimli fiillerle kurulur.

  • Havaların ısınması / tatil düşkünlerini sevindirdi. Özne
  • Çadırları çalanlar / bulunamadı. Sözde özne
  • Evlerin ne zaman biteceğini / bilmiyoruz. Nesne
  • Yarın / bir tanıdığa / gideceğiz. Dolaylı tüml.
  • Babasını karşısında görünce / çok sevindi. Zarf tüml.
  • Havalar soğuduğundan / artık dışarı çıkmıyor. Edat tüml.
  • Ellerim takılırken / rüzgarların saçına
  • Asıldı arabamız bir dağın yamacına,

b. İç İçe Birleşik Cümle

Bir temel cümleyle, herhangi bir sebeple onun içinde kullanılan bir yardımcı cümleden oluşan cümlelerdir. Yardımcı cümle de temel cümle gibi bağımsız bir cümle yapısındadır. Asıl yargı sonda bulunur.

]Yardımcı cümle nesne olarak kullanılabilir. Alıntı hâlindedir.

  • Adam, / “Kartınız geçerli değil.” / demez mi?
  • Şark için “Ölümün sırrına sahiptir.” derler.

]Yardımcı cümlenin yüklemi “de, zannet-, san-, bil- gör-, görün-, farzet-, düşü-” fiillerinin çekimli şekli olabilir.

  • “Seni göremedim diye bu bahar
    İçimde bin türlü duygunun isyanı var.”
  • Yaşamak zevki nedir bilmez ölümden korkan
    “Savaşı önce kendime karşı kazanmalıyım.” diye düşündü.

]Yardımcı cümle ana cümle içinde bir isim tamlamasının tamlayanı olarak bulunabilir.

  • Iraklardan bir dondurmacının “Vişnelim var, kaymaklım” nidası titreyerek dağılıyordu.
  • Artık “Ev alma komşu al.” atasözünün hükmünün kalmadığına inanıyorum.

]Yardımcı cümle edat grubu olabilir.
Gönül Anadolu’da Yunus Emre’nin “Taştın yine deli gönül / Sular gibi çağlar mısın” gibi mısralarıyla şahlanır.

c. İlgi Cümlesi

Temel cümlenin herhangi bir öğesi olan veya bir öğenin açıklayıcısı olan yan cümleciğin, bağlı bulunduğu veya açıkladığı öğeye “ki” bağlacıyla bağlanması sonucu ortaya çıkan cümleye ilgi cümlesi denir.

Bu cümlelerde ki atılarak yan cümleciğin hangi öğeye bağlı olduğu görülür.

  • Muhsin, / ki öğrencilerimizdendir, / böyle bir şey yapmaz.
  • Öğrencilerimizden olan Muhsin…
  • Dün gece, / ki oradaki son gecemizdi, / çok eğlendik.
  • Oradaki son gecemiz olan dün gece…

Duydum ki o da ziyarete gelecekmiş.

d. Şartlı Birleşik Cümle

Bir temel cümle ve onun şartı olan bir cümleden oluşan birleşik cümlelerdir. Şart cümlesi tek başına yargı bildirmez; ana cümleyi zaman, şart, sebep ve benzetme yönlerinden tamamlar. Onun zarfı olarak kullanılır.

  • Hava güzel olursa / yarın pikniğe gideriz.
  • Çanakkale’yi de gezerdik, / vaktimiz olsaydı.
  • Cihanın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun.
  • “Havaya bakarsam hava alırım
  • Toprağa bakarsam dua alırım
  • Topraktan ayrılsam nerde kalırım
  • Benim sadık yarim kara topraktır.”
  • Artık demir almak günü gelmişse zamandan
    Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

*Bazı kalıplaşmış şart cümleleri özne veya nesne de olabilir.

  • Ne yapsa faydasız.

*İstek bildiren şart eki bağımsız cümle kurar. Ancak istek ifadesinde de yargının kuvvetli olmadığı sezilmektedir.

  • Bir gün çıkıp gelsen, vursan kapıma
  • Atılsan boynuma kollarını açarak
  • Otursan dizlerime yaramaz bakışlarla
  • Konuşsan yine öyle yarım yamalak. (YBB)

3. Sıralı Cümleler

Bağımsız cümlelerin, aralarındaki anlam ilgisinden dolayı virgülle veya noktalı virgülle birbiri ardına sıralanmasıyla oluşan cümleler topluluğudur.
En az iki cümleden oluşur.

  • “Yağız atlar kişnedi, / meşin kırbaç şakladı, /
  • Bir dakika araba yerinde durakladı.
  • Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar, /
  • Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar…”
  • “Gök sarı, / toprak sarı, / çıplak ağaçlar sarı
  • Arkada zincirlenen yüksek Toros dağları,”
  • “Başını kaldırarak boşluğu dinliyordu, /
  • Gökler bulutlanıyor, / rüzgar serinliyordu.”
  • Sarı çiçeğin saçları yolunmuş, kana bulanmıştı.
  • Bu, asırlardan beri böyle olagelmişti, asırlarca da böyle sürüp gidecekti.

*Sıralı cümlelerin bütün öğeleri ayrı olabildiği gibi bazıları ortak da olabilir.

  • Otobüs her zamanki gibi yine geç geldi; / biz de derse geç kaldık.
  • Mart kapıdan baktırır; kazma kürek yaktırır. Özne ortak.
  • Mallarımızı önce çaldılar, sonra geri bize sattılar. Özne ve nesne ortak.
  • Merdivenleri kardeşin yıkasın, sen de sil. Nesne ortak.
  • İnatçı adama dil döküyor, sürekli yalvarıyordu. Özne ve dolaylı tüml.

Sıralı cümleler ikiye ayrılır:

1. Bağımlı sıralı cümle: Öğe ortaklığı olan cümledir. Farklı yüklemlerin özne, nesne, tümleç gibi ortak öğeleri vardır.

  • (Ben) Dün akşama kadar çalıştım, çok yoruldum. (Özne ortak)
  • Her zaman planlı çalışır, başarılı olurdu. ( Z.T. ortak öge)

2. Bağımsız sıralı cümle: Öğe ortaklığı olmayan sıralı cümledir. Cümleler arasında anlam ilgisi olduğu hâlde hiçbir öğesi ortak olmayan cümlelerdir.

  • Biri yer, biri bakar.
  • Horoz ölür ,gözü çöplükte kalır.
  • Sakla samanı gelir zamanı.
  • Besle kargayı, oysun gözünü.
  • Laf çok, icraat yok.
  • Sınıf temiz, öğrenciler temiz, gökyüzü temizdi.

4. Bağlı Cümle

Aralarındaki ilgiden dolayı birbirlerine bir bağlaçla bağlanan cümlelerdir.
Bağlaçlar cümle öğesi değildir.

İkiye ayrılır.

1. “ki”li Bağlı Cümleler

Farsça “ki” bağlacıyla birbirine bağlanan bağımsız cümlelerden oluşur.
Yardımcı cümle ana cümleyi genellikle nesne ve zarf göreviyle tamamlar.
Ana cümle başta, yardımcı cümle sonra bulunur. Bu sıralanış, Türkçe cümle yapısına aykırıdır.

  • Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta.
  • “Gönlüm isterdi ki mazini dirilten sanat
    Sana tarihini her lâhza hayal ettirsin.”
    (Gönlüm, mazini dirilten sanatın sana tarihini her lâhza hayal ettirmesini isterdi.)

]Yardımcı cümlenin başta, ana cümlenin sonda kullanıldığı cümleler de vardır. Burada da yardımcı cümle zarf görevindedir.

  • Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi. (Büyük olduğun için kanın tevhidi kurtarıyor.)
  • Kırk elli adım uzaklaşmıştı ki iki iri kanadın havada çarpışmasından çıkan boğuk bir gürültü işitti. (İki iri kanadın havada çarpışmasından çıkan boğuk bir gürültü işittiğinde kırk elli adım uzaklaşmıştı.)

]Bu tür cümlelerde “ki” bazen düşebilir. Cümle, okuyanın, dinleyenin muhayyilesine bırakılır.
Darıldı diye o kadar korktum ki… (anlatamam)

Not: “ki” edatının şüphe kattığı cümleler bağlı cümle değildir.

  • Düşler mi ki şu burcu burcu kokan havada
    Renk mi ki üzerimde akaduran bu nehir?

2. Diğer Bağlaçlarla Kurulanlar

“ve, veya, ya da, da, fakat, ama, lâkin, hâlbuki, ne…..ne, meğer…” bağlaçlarıyla birbirine bağlanan bağımsız cümleler topluluğudur.

  • Hava bulutlu ve durduğumuz tepe rüzgârlı idi.
  • Çocukluk günlerini hatırladı ve gözlerinde iki damla yaş belirdi.
  • Okumayı bilmiyor veya numara yapıyor.
  • Ne doğan güne hükmim geçer
    Ne hâlden anlayan bulunur.”
  • Bu ev güzel, temiz, her şeyi yerinde bir ev; / ama / Şinasi Bey’in istediği ev değil.
  • “Yatsam, acaba uyuyabilir miyim?” diye düşündü, yatıp da uyuyamamaktan korktu; / ama / korktuğu başına gelmedi. Sabaha kadar yattı, hem de uyudu.
  • Burnu biraz basıkça, / fakat / gözleri derin ve güzel; alnı küçük ve dar, / fakat / saçları altından bir duman gibi yumuşak ve seyyal; dişleri biraz eğri, / fakat / dudakları çilek gibi küçük, toplu ve yuvarlak… Güzel değilse bile çirkin hiç değil.
  • Onun bu sözlerinin samimî olduğuna hiç şüphe etmediler / ve / bir çocuk ruhu kadar temiz ruhundan gelen nutuklarını sessizce dinlediler.
  • Dün resim yapmadı / da / maça gitti.
  • Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde.

]Bağlı cümlelerin bir kısmında yüklemin kipi ve şahsı aynı, bir kısmında farklıdır.

  • Hava bulutlu ve durduğumuz tepe rüzgârlı idi.
  • Ayakkabılarını ayağına geçirdi ve kendini sokağa attı.
  • İstediğiniz evrakları getireceğim, fakat okuyabileceğinizi sanmıyorum.
  • Ben saatinde gelmiştim, ama o henüz ortalıkta yoktu.

]Unsurların biri veya birkaçı ortak olan bağlı cümleler de vardır.

  • Ya okumayı bilmiyor ya numara yapıyor.

Sonuç:

Bir cümle, yapı bakımından basit, birleşik, bağlı, sıralı cümlelerden ancak birine dahil olabilir. Birleşik, bağlı ve sıralı cümleleri oluşturan cümleler de ayrı ayrı basit, birleşik, sıralı veya bağlı olabilir.

İnceleme:

Gündüzleri onların sesleriyle o kadar dolmuş olurdum / ki / rüyamda yahut uykumun içinde hâlâ bunları duyardım ve hep bunları tefsir etmek isterdim.

Çeşidi: “ki”li bağlı cümle
Yardımcı cümle: basit:

Gündüzleri onların sesleriyle o kadar dolmuş olurdum
Ana cümle: bağlı:

rüyamda yahut uykumun içinde hâlâ bunları duyardım / ve / hep bunları tefsir etmek isterdim.
Ana cümleyi oluşturan cümlelerin her biri: basit:
rüyamda yahut uykumun içinde hâlâ bunları duyardım
hep bunları tefsir etmek isterdim.

Örnekler

  • Öğle yemeğinden sonra sinirlerim uyuştu, ufak bir uyku kestireyim diye kompartımanda uzandım.
  • Tüllenen mağribi akşamları sarsam yarana
    Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana
  • Medeniyet öyle kuvvetli bir ışıktır ki ona bigâne olanları yakar, mahveder.

 

ANLATIM BOZUKLUKLARI
Konuların anlatımı aşağıdaki başlıklarımn altındadır.

Eş anlamlı kelimelerin bir arada kullanılması
Anlamı zaten diğer k elimelerde bulunan kelimelerin gereksiz yere kullanılması
Bir kelimenin yerine yanlış anlam verecek şekilde başka bir kelime kullanılması
Birbiriyle çelişen s özlerin bir arada kullanılması
Eklerin yanlış k ullanımı
Özne-yükle m uyumu/ uyumsuzluğu
Nesne-yüklem uyumsuzluğ u
Tümleç yanlışları
Düşünme ve mantık hata ları
Fiilin vey a yardımcı fiilin yanlış kullanılması
Tamlama yanlışlarıI
Kelimelerin yanlış yerde kullanılma sı
Birleşik cümlelerde yüklemler arasındaki uyumsuzluk

CÜMLENİN ÖĞELERİYLE İLGİLİ GENEL ÖZELLİKLER

1)   Hiçbir öğe sözcük sayısıyla sınırlı değildir.Bir öğe,bir tek sözcükten oluşabildiği gibi birden çok sözcükten de oluşabilir.

*Bu yüzyılın en acı olaylarını yaşamış ve dile getirmiş

b.li. n.

olan Dadaloğlu’nu    değişik bir bakış açısıyla incelemeliyiz.

z.t                            y

*O ,  dün,  bize,   babasıyla   geldi.

Ö.     Z.T.    D.T.   E.T.       Y.

2)  Cümlede özne,nesne,dolaylı tümleç ve zarf tümleci açıklayıcısıyla birlikte kullanılabilir.

*Bir yıl kalacağım bu ili   Siirt’i,  çok   özleyeceğim.

B.li n.                Açıklycı.

*Annesini,  o çok sevdiği çileli kadını,elleriyle toprağa verdi.

B’li n.              Açıklayıcısı

*Çocuk;sevinçle,etekleri zil çalarak,telefona koştu.

Z.T.            Açıklayıcısı

*Teyzem, Adana’da olan,buraya gelecekmiş.

ö.            Açıklayıcısı

3)Bir cümlede birden fazla özne,dolaylı tümleç, nesne, zarf tümleci ortak bir yükleme bağlanabilir.

*Annesini,babasını,akrabalarını ve bütün arkadaşlarını görmek istiyordu.

*Evde,okulda,sitede,her yerde aynı konu konuşuluyordu.

4) Öğelere ayırmada tamlamalar, deyimler ve bileşik fiiller bölünmez.

*Bahçenin,birkaç yıl önce yapılan duvarı     yükseltilecekmiş.

s.ö. (Özne,belirtili isim tam.)               y.

*O her zaman ince eleyip sık dokur   (yüklem,deyimden oluşmuş)

y.

*Yaşlılara, yardım edelim.(Yüklem,birleşik.fiil.oluşmuş)

y.

*Olay anlatımına dayanan eserler beğeniyle okunur.

s.ö.(sıfat tamlamasından oluşmuş)

5)Hitaplar,ünlemler ve bağlaçlar;öğe dışı sözcüklerdir.  (Bağımsız tümleçlerdir)

*Arkadaşlar, beni dinler misiniz?

ö.dışı

*Geleceğiz; fakat çok kalmayacağız.

ö.dışı

*Eyvah,çocuk düştü.

ö.dışı

6) Şiir dizeleri ya da devrik söyleyişler,kurallı cümle biçimine çevrilirse daha kolay bulunur.

*Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet,

*Hürriyet,  hür yaşamış bayrağımın hakkıdır.

ö.                          y.

7)Soru cümleleri değişik öğeleri buldurmayı amaçlayabilir. Sorulara verilecek cevaplar hangi öğeyi oluşturuyorsa, soru cümlesi o öğeyi buldurmaya yöneliktir.

*–Kimi seviyorsun?

–Seni (Seni seviyorum) (Soru nesneyi buldurmaya  yönelik.)

*-Kim yapmış?

-Babam (Babam yapmış) (Soru özneyi buldurmaya yönelik)

*-Nereye gidiyorsun?

-Okula (Okula gidiyorum) (Soru d.t.’yi buldurmaya yönelik)

*-Ne zaman geldin?

-Dün (Dün geldim) (Soru z.t.’yi buldurmaya yönelik)

*-Kırılan neydi?

-Bardaktı (Kırılan bardaktı) (Soru yüklemi buldurmaya yönelik)

8) “-mi” edatıyla oluşturulan soru cümlelerinde “-mi” hangi öğeden sonra gelmişse soru o öğeyi buldurmaya yöneliktir.

* Bugün bize gelecek misin?(Soru yüklemi buldurmaya yönelik)

* Bugün bize mi geleceksin?(Soru D.T.’yi buldurmaya yönelik)

* Bugün mü bize geleceksin?(Soru Z.T.’yi buldurmaya yönelik)

* Sen mi bugün bize geleceksin?(Soru özneyi  buldurmaya yönelik)

* Seni mi çağırmış?(Soru B.Lİ N.’yi buldurmaya yönelik)

9)Bir cümlede vurgulanan öğe, yüklemden hemen önce gelen öğedir.

* Çocuklar,sevgiyle beslenir.(Edat tümleci vurgulu)

e.t.

*Cömert olmadan önce doğru olmayı bil.(B.li n. vurgulu)

*Kitabım sende kalmış.(D.t. vurgulu)

SORU: Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru,özneyi buldurmaya yöneliktir?

A)   Beni mi aradılar?

B)   Aşağı mı ineceğiz?

C)   Dün mü geldiniz?

D)   Yağmur mu yağıyordu?

E)   Çok mu yoruldun?

SORU: “Sabah olunca,güneşin ilk ışıkları dağların doruklarını aydınlattı.”

Aşağıdakilerden    hangisi,öğeleri    ve    öğelerinin sıralanışı   bakımından  bu  cümleye   benzemektedir?

A)   Zaman,onun için çok önemlidir.

B)   Kardeşinin yerinde şimdi o çalışıyor.

C)   Evde yalnız kalınca müzik dinler.

D)   Babasının arkasından o da işe gitti.

E)   İki saat sonra su,depoyu doldurur.

 

ANLAM BİLGİSİ

SÖZCÜK

Sözcük ( Kelime ) nedir ?

     Cümlenin anlamlı en küçük birimlerine ya da tek başına anlamı olmadığı hâlde cümle içinde anlam kazanan anlatım birimlerine kelime denir. Kelime, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan dilin anlamlı en küçük parçasıdır. Kelimelerin belirli bir düzen içerisinde bir araya getirilmesiyle anlaşma sağlanır.

SÖZCÜKTE ANLAM


Kelimeler de dil gibi canlı varlıklardır. Sahip oldukları anlamların dışında zamanla yeni anlamlar kazanabildikleri gibi bir anlamda birkaç kelime de kullanılabilir. Bu özellikler hem kelimenin kendisine ait olabilir, hem de diğer kelimelerle olan anlam ilişkisini gösterebilir. Burada kelimelerin anlam özelliklerinin yanı sıra kelimeler arasındaki anlam ilişkileri de karşımıza çıkmaktadır. Kelimeler tek başlarına anlamlı olabildikleri gibi cümlede veya söz içinde kullanılışlarına göre yeni anlamlar da kazanabilirler, aralarında anlamdaşlık sesteşlik gibi ilişkiler de barındırabilirler.
Anlam bakımından kelimeler ve kelimeler arasındaki anlam ilişkileri şunlardır:
A. ANLAM BAKIMINDAN SÖZCÜKLER
Kelimelerin taşıdıkları anlamları maddeler hâlinde sıralayalım.
1. GERÇEK ANLAM (TEMEL ANLAM)
Kelimelerin taşıdıkları ilk ve genel anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Kelimenin gerçek anlamı, herkesçe bilinen yaygın anlamıdır. Buna “temel anlam” da denir.
Meselâ, “ağız” dendiğinde akla ilk gelen, organ adıdır. “göz” kelimesi de öyle.
Soğuktan su boruları patlamış.
Ayağında eski bir spor ayakkabı var.
Biraz sonra toprak bir yola girdik.
Kanadı kırık bir martı gördüm.
Soğuk sudan boğazı şişmişti.
Yataktan kalkarken başımı duvara çarptım.
Dün gece erken yattım.
Sıcak çorbayı içince rahatladım.
Dolaptan temiz elbiselerini çıkardı.
Ahmet’in burnu iyi koku alır.
Ağzında yaralar oluşmuştu.
Elini hırsla masaya vurdu.
İri hantal gövdesini zorlukla sürüklüyor gibiydi.
Gölün kıyılarını yapraksız, bodur ağaçlar kuşatmıştı.
2. YAN ANLAM
Temel anlamıyla bağlantılı olarak zamanla ortaya çıkan değişik anlamlara yan anlam denir. Sözcüğün gerçek anlamının dışında, ancak gerçek anlamıyla az çok yakınlık taşıyan yeni anlamlar kazanması yan anlamı oluşturur. Bir sözcüğün yan anlam kazanmasında genellikle yakıştırma ve benzerlik ilgisi etkili olmaktadır.
Meselâ “göz” dendiğinde akla ilk gelen, kelimenin temel anlamı olan organ adıdır. Ama “iğnenin gözü”, “çantanın gözü”, masanın gözü” tamlamalarındaki anlamlar benzetme yoluyla kazandırılmış yeni anlamlardır. Bunlara da yan anlam denir.
Meselâ, “düşmek” kelimesi “Meyveler tek tek yere düştü” cümlesinde temel anlamda; “Çocuğun pantolonu düşüyordu”, “Bu yılın ilk karı düştü” ve “Kavakların gölgesi yola düştü” cümlelerinde yan anlamdadır.
Beşiktaş sırtlarına ağaç dikiyorlar. (arka taraf)
Gülün tomurcukları sabahleyin patlamış.
Uçağın kanadı havada parçalanmış.
Başı kırık bir çiviyi sökmeye uğraşıyor.
Bu dalda başarılı olabileceğimi sanıyorum.
Köprünün ayağına bomba koymuşlar.
Şişeyi boğazına kadar doldurdu.
Kapının kolunu kırınca babamdan azar işittim.
Benim yetiştirdiğim öğrenciler daha başarılı.
Yokuşun başına kadar koştuk.
Somutlaşma ve soyutlaşma: Dilimizde kelimeler sadece bir anlamda kullanılamaz. Yani bir kelime birden fazla yerde ve çok farklı anlamlarda kullanılabilir. Onun için somutlaşma ve soyutlaşma, dilimizdeki kelimeler için her zaman mümkündür. Somut anlamıyla “geçilen yer” demek olan “yol” kelimesi “yöntem, metot” anlamına gelerek soyutlaşmıştır.
Yakıştırmaca: Kendi adı olmayan ya da adı olduğu hâlde bilinmeyen varlıklar çeşitli özellikleri nedeniyle uygun olan kelimelerle adlandırılır. Buna yakıştırmaca denir. Uçağın kanadı, masanın gözü, ayakkabının burnu vb
3. MECAZ ANLAM
Bir sözcüğün gerçek anlamından bütünüyle uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz anlam denir. Başka bir deyişle bir kelimenin, gerçek anlamı dışında, başka bir kelimenin yerine kullanılması sonucu ortaya çıkan anlamdır. Bu kullanımda anlatımı renklendirmek ve kuvvetlendirmek esastır. Mecaz anlamda iki kelime bir yönüyle benzerlik ilgisi kurularak birbirine benzetilmiştir.
Bu konuyu bir daha açmayacağım.
İşsizlik sorunu hükümeti terletecek.
Derdim çoktur, hangisine yanayım.
Doktora boş gözlerle bakıyordu.
Bu şarkıya bayılıyorum.
Tatlı sözlerle babasının gönlünü aldı.
Yakında savaş patlayacak.
Hepimiz onun hafif biri olduğunu biliyorduk.
İnce işlere aklım pek ermiyor.
Kitapları taşırken kolum koptu.
İlk damlalardan sonra yağmur birden coştu.
Bu söze gençlerden biri ince bir karşılık verdi.
Onun pişkinliğine bir anlam veremedik.
Cesaretinin kırılmasına sen sebep oldun.
Mecaz anlamlar, benzetme ve ilgi yollarıyla yapılır. Benzetme yoluyla yapılanlardan biri istiaredir. İstiare açık ve kapalı olmak üzere ikiye ayrılır. Edebiyat dersinde söz sanatları arasında incelenir. Eğretileme ve deyim aktarması da denir.
“Kurban olam, kurban olam
Beşikte yatan kuzuya” (açık istiare)
“Tekerlekler yollara bir şeyle anlatıyor.” (kapalı istiare)
İlgi yoluyla yapılanlara ad aktarması denir. Ad aktarmasında benzetme amacı olmaz. İç-dış, parça-bütün, neden-sonuç, sanatçı-yapıt, yer-insan, yer-olay gibi ilgiler vardır. Aşağıdaki cümleler ad aktarmasına örnektir. (ad aktarması ayrıca mecaz-ı mürsel adıyla söz sanatlarında da işlenir.)
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilâl
Saçını kestir demedim mi?
Bereket yağıyor; çiftçinin yüzü gülecek.
Ayağını çıkarmadan girebilirsin.
Bu olaylara Ankara sessiz kalıyor.
Orhan Veli’yi okur musun?
4. DEYİM ANLAM
Deyim, en az iki kelimenin kalıplaşarak yeni bir anlam kazanmasıyla oluşan mecazlı sözlerdir. Kelimelerden biri veya her ikisi anlam kaybına uğrar.
Bu sözlerle gönlümü almış mı oldun?
Kendi düşüncelerinde ayak diriyordu.
Korktuğu başına gelmiş, arabası bozulmuştu.
Her gördüğüne dudak büküyordu.
Senin yaptığın pire için yorgan yakmak.
İki genç adam boğaz boğaza geldi.
Olur olmaz konularla baş ağrıtmayı seversin.
Bu şekilde anlatırsanız aklı yatar.
Sonunda korktuğumuza uğradık, çocuk kayboldu.
Matematiği aklım almıyor.
Çocuk ağzı açık beni dinliyordu.
Öğrenciler, beni can kulağı ile dinliyordu.
Hiçbir işte dikiş tutturamamıştı.
Bizimkinin iyice çenesi düştü.
Göze girmek için her şeyi yapıyor.
İşin ağırlığın gözümüzü korkutmuştu.
Bu soruya kafa yormanı istemiştim.
Çocuk eli uzun biri, cüzdanımı almış.
Burası çok ayak altı, şurada duralım.
Deyimlerin özellikleri:
a) Deyimler kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerin yerleri değiştirilemez, herhangi biri atılamaz, yerlerine başka kelimeler konulamaz.
Meselâ “yüzün ak olsun” yerine “yüzün beyaz olsun” denilemez,
“ocağına incir ağacı dikmek” yerine “ocağına çam ağacı dikmek” denilemez,
“ayıkla pirincin taşını” yerine “ayıkla bulgurun taşını” denilemez,
“dilinin altındaki baklayı çıkar” yerine “dilinin altındaki şekeri çıkar” denilemez,
“tüyleri diken diken ol-” yerine “kılları diken diken ol-” denemez.
Ama istisnalar yok değildir: “baş başa vermek” ve “kafa kafaya vermek” gibi.
Araya başka kelimeler girebilir:
“Başını derde sokmak” Başını son günlerde hep derde soktu.
b) Deyimler kısa ve özlü anlatımlardır. Az sözle çok şey anlatırlar: “Çam sakızı çoban armağanı”, “dili çözül-”, “dilinde tüy bit-”, “dilini yut-”
c) Deyimler en az iki sözcükten oluşurlar. Bu özellik deyimi mecazdan ayırır.
1. Ya kelime öbeği ve mastar şeklinde olurlar:
ağzı açık, kulağı delik,
eli uzun, kaşla göz arasında,
bulanık suda balık avla-, dikiş tutturama-,
can kulağı ile dinle-, köprüleri at-,
pire için yorgan yak-, pişmiş aşa su kat-,
kafayı ye-, aklı alma-,
akıntıya kürek çek-, ağzı kulaklarına var-,
bel bağla-, çenesi düş-,
göze gir-, dara düş-,
2. Ya da cümle şeklinde olurlar ki bunların bir kısmı gerçek olaylara yada öykücüklere dayanır.
Yorgan gitti, kavga bitti.
Dostlar alışverişte görsün,
Çoğu gitti azı kaldı,
Allah bana ben de sana,
Atı alan Üsküdar’ı geçti,
Tut kelin perçeminden,
Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı,
Kızım sana söylüyorum, gelinim sen alın.
Ben diyorum hadımım, o soruyor kaç çocuğun var?,
Ne şiş yansın ne kebap,
Fol yok yumurta yok ..
d) Deyimler özel anlamlı sözlerdir. Deyimler genel yargı bildirmezler. Deyimler bir kavramı belirtmek için bulunmuş sözlerdir. Öğütte bulunmazlar. Atasözleri ise genel anlamlı sözlerdir. Ders vermek, öğütte bulunmak için ortaya konulmuşlardır. Deyimle atasözünü ayıran en önemli nitelik budur. Meselâ: “İşleyen demir ışıldar” atasözüdür. Çalışmanın önemini anlatmaktadır. Bu yargı dünyanın her yerindeki insan için geçerlidir.
e) Deyimlerin çoğunda kelimeler gerçek anlamından çıkarak mecaz anlam kazanmışlardır. Çantada keklik, ağzı açık, kulağı delik, abayı yakmak, devede kulak, hapı yutmak, fol yok yumurta yok, hem nalına hem mıhına, ne şiş yansın ne kebap, ben diyorum hadımım, o soruyor kaç çocuğun var?
Bazı deyimler ise anlamlarından çıkmamışlardır: Çoğu gitti azı kaldı, ismi var cismi yok, adet yerini bulsun, Allah bana ben de sana, yükte hafif pahada ağır, özrü kabahatinden büyük, dosta düşmana karşı, iyi gün dostu, canı sağ olsun ..
f) Deyimler cümlenin öğesi olabilir, cümlede başka görevler de alabilir:
Üzüntüsünden ağzını bıçak açmıyordu. (Yüklem)
Damarıma basmadan konuşamaz mısın? (Zarf tümleci)
Aslan payı ona düştü. (Özne, isim tamlaması)
O, dik kafalı biridir. (sıfat tamlaması, sıfat)
g) Kafiyeli deyimler de vardır:
Ele verir talkımı, kendi yutar salkımı
5. TERİM ANLAM
Bir bilim, sanat ya da meslek dalıyla ilgili bir kavramı karşılayan kelimelere terim denir. Terimlerin anlamları dar ve sınırlıdır.
Örnek: “Ekvator” kelimesi tek bir anlama gelir ve tek bir nesneyi karşılar.
Örnek: kök, mısra, muson.
“yüklem, özne, kök, zarf”, dil bilgisi terimleri; “üçgen, daire, çap”, kelimeleri de geometri terimleridir.
Terimler halkın söz varlığında yer almaz, ama halk ağzında kullanılıp da sonradan terim özelliği kazanmış kelimeler vardır.
Örnek: “Budala” kelimesi halkın söz varlığında aptal, anlayışsız, sersem anlamlarıyla kullanılır, fakat bu kelime psikolojide belli bir zeka seviyesine sahip anlamında kullanıldığında terimdir.
Terimler, genellikle gerçek anlamıyla kullanılan sözlerdir. Terimlerin, mecaz anlamı, yan anlamı, deyim anlamı yoktur.
Boğaz’ı geçip Karadeniz’e ulaştık.
Ayağı olmayan göllerde tuz oranı yüksek olur.
Ağacın kökleri çok derinde.
Üçgenin iç açıları toplamı 180’dir.
6. ARGO ANLAM
Sadece belli bir topluluk ya da meslek tarafından kullanılan özel sözcüklerden oluşan dile argo denir.
Argo, dil içinde bir dil gibidir.
Külhanbeylerinin anlaşma vasıtası da denebilir. Küfürle karıştırılmamalıdır.
Argonun varlık sebebi kolay ve çekici anlatımı yakalama isteğidir.
Şekil ev anlamda ölçüsüzlük ve mübalâğa esastır.
Bağımsız ve sorumsuz yaşayışın dilidir de denebilir.
Dışa dönüklük, boşalma, rahatlama argoda sınırsızdır. Her şeye küfür kelimeleri kullanmadan küfredilir.
“Canına yandığımın dünyası” gibi.
abdestini vermek: azarlamak
aklına tükürmek: birinin düşüncesini beğenmemek
röntgenci: kadınları gizlice gözetleme alışkanlığı olan erkek
piliç gibi: güzel ve sevimli kız
mektep çocuğu: acemi, toy
zokayı yutmak: aldatılıp zarara sokulmak
yutmak: iyice eksiksiz olarak öğrenmek
arakçı: hırsız
bal kabağı: aptal, beyinsiz
torpil, moruk, çakmak (sınıfta kalmak), asılmak…
7. SOYUT ANLAM
Beş duyu organından biriyle algılanamayan, maddesi olmayan, varlıkları inançla ve his ile bilinen kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere soyut kelimeler denir; bu kelimelerin gösterdiği anlam özelliklerine de soyut anlam denir.
Hayal, rüya, düşünce, menfaat, sevgi, korku, güzellik…
8. SOMUT ANLAM
Beş duyu organında biriyle algılanabilen, maddesi olan kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere somut kelimeler denir; bu kelimelerin gösterdiği anlam özelliklerine de somut anlam denir.
Ağaç, taş, ev, mavi, soğuk, su, masa, yol, yürümek, koşmak…
Soyut anlamlı kelimeler mecazlı kullanılarak somuta aktarılabilir.
“Yazınızda kuru bir anlatım görüyorum.”
“Adam yıldızlara basa basa yürüyordu.”
9. GENEL ve ÖZEL ANLAM
Genel anlamlı kelimeler birden fazla kelimeyi bünyesinde bulunduran, birden çok türü kapsayan kelimelerdir. Özel anlamlı kelimeler ise daha dar bir anlamı, kesin ve net olarak anlatır. Anlam özelleştikçe kesinlik de artar.
Varlık-canlı-insan-Ahmet
Metin-paragraf-cümle-kelime-hece-harf

10.SÖZCÜKTE ÇOK ANLAMLILIK
    Her sözcüğün en az bir anlamı vardır. Başlangıçta tek anlam ifade eden sözcük, zamanla çeşitli yöntemlerle değişik anlamlar kazanır. Bu yüzden dilimizde tek anlamlı sözcüğe fazla rastlanmaz. Rastlananlar da genellikle yan veya mecaz anlam yüklenemeyen, kullanım alanı dar sözcükler, belli alanların bazı terimleri, başka dillerden yakın dönemlerde girmiş sözcüklerdir.

Aşağıdaki sözcüklerin birden fazla anlamı yoktur:

Alçı, albay, bitki, camcı, gişe, kurnaz, tümleç…

Sözcüklerin çok anlamlılığı cümle içinde kullanımında kendini belli eder:

  • Hastanın dili şişmiş, ağzında dönmez olmuştu. (İnsanda ve bazı hayvanlarda ağız boşluğunda yer alan etli, uzun, hareketli organ.)
  • Dört beş yaşındaki bir çocuğun dili epey gelişmiştir. (İnsanların duygu ve düşüncelerini anlatmak için sözle ve yazıyla gerçekleştirdikleri anlaşma, lisan.)
  • Tarık Buğra’nın dili Akşehir’den, Yaşar Kemal’inki Çukurova’dan önemli izler taşır. (Bir çağa, bir yöreye, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi.)
  • Terazinin sağ dili , az yukarı bakıyordu. (Bazı aletlerde uzun, yassı ve hareketli parça.)
  • Hukuk dili, roman dili, tiyatro dili, yasa dili … (Belli kurumlara, mesleklere, konulara özgü dil.)
  • Dalgaların yığdığı kumlar körfezin ağzında bu dili oluşturmuş. (Coğrafyada, denize uzanan dar ve alçak kara parçası.)


B. SÖZCÜKLER ARASINDAKİ ANLAM İLİŞKİLERİ
1. EŞ ANLAMLI SÖZCÜKLER
Yazılış ve okunuş bakımından farklı fakat anlamca aynı olan kelimelerdir. Bu tür kelimeler birbirlerinin yerini tutabilir. Anlamdaş kelimelerin birisi genelde yabancı kökenlidir.
kıymet-değer, cevap-yanıt, sene-yıl, medeniyet-uygarlık, imkân-olanak, acele-ivedi, zelzele-deprem, yoksul-fakir, misafir-konuk, sınav-imtihan, yöntem-metot, mesele-sorun, fiil-eylem, kelime-sözcük, vasıta-araç…
Fakat bazı durumlarda anlamdaş kelimeler birbirinin yerini tutamaz: “kara bahtlı” kelime grubunda “kara” kelimesinin yerine “siyah” kelimesini kullanamazsınız. Çünkü iki kelimenin (kökeni ne olursa olsun) anlamdaş veya yakın anlamlı olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşımaları gerekir.
Türkçe kelimeler arasında da eş anlamlılık olabilir:
deprem-yer sarsıntısı-zelzele,
kimi zaman-ara sıra-zaman zaman-arada bir-bazen
2. YAKIN ANLAMLI SÖZCÜKLER
Yazılışı ve okunuşu farklı olan, anlamdaş gibi göründüğü hâlde birbirinin yerini tamamen tutamayan, yani aralarında anlam ayrıntısı bulunan kelimelerdir. Bunlar çoğunlukla Türkçe kelimelerdir.
göndermek-yollamak, bezmek-bıkmak-usanmak, dilemek-istemek, çevirmek-döndürmek, söylemek-demek-konuşmak, eş-dost, hısım-akraba, bakmak-seyretmek,
Kardeşim sana küsmüş.
Kardeşim sana kırılmış.
Kardeşim sana gücenmiş.
Kardeşim sana darılmış.
Birinci cümlede bir “kesinlik ve aşırılık” anlamı, ikinci cümlede bir “esneklik, hatta hoşgörü” anlamı, üçüncü cümlede “üzülmek” anlamı, dördüncü cümlede “gücenip görüşmez olmak” anlamı vardır.
Ben her sorunla başa çıkarım. (baş etmek)
Bu kadar yürekten çağırma beni. (candan)
Davranışları hiçbir zaman içtenlikli değildi. (yürekten, candan)
Yaptığı işi önemsemiyordu. (özen göstermiyordu.)
3. ZIT ANLAMLI SÖZCÜKLER
Anlamca birbirinin karşıtı olan kelimelerdir.
Siyah-beyaz, uzun-kısa, aşağı-yukarı, ileri-geri, var-yok, gelmek-gitmek,
Tüm kelimelerin zıt anlamlısı yoktur. Eylemlerde de durum aynıdır. Bir eylemin olumsuzu o eylemin karşıtı satılmaz.
“sevinmek” karşıtı sevinmemek değil “üzülmek”tir.
Kelimeler arasındaki karşıtlık cümledeki kullanıma göre değişir.
“doğru” kelimesinin zıt anlamlısı bir cümlede “eğri” olurken, diğerinde “yanlış” olabilir.
İki kelimenin (kökeni ne olursa olsun) anlamdaş, yakın anlamlı veya zıt anlamlı olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşımaları gerekir. Meselâ, siyah ile beyaz, ancak ikisi de gerçek (temel) anlamda oldukları zaman zıt anlamlı olurlar. Hafif olmayan anlamındaki “ağır” kelimesinin ağır olmayan anlamındaki “hafif”le zıt anlamlı olabilmesi için ikisinin de gerçek (temel) anlamda kullanılması gerekir.
4. EŞ SESLİ SÖZCÜKLER
Yazılışı ve okunuşu aynı olduğu hâlde anlamları farklı olan kelimelerdir. Bunlar yalın hâlde olabildikleri gibi ek almış hâlde de olabilirler. Şiirde cinas olarak kullanılır ve cinaslı kafiye yapılır.
Gül: 1. çiçek, 2. gülmekten emir
Kır: 1. kırsal alan, 2. kırmaktan emir, 3. beyaz
Yazma: 1. baş örtüsü, 2. yazmaktan olumsuz emir, 3. yazma işi
Ek almış kelimelerle, ek almış ve almamış kelimeler arasında da eş seslilik söz konusudur. Bu ekler görevce farklı ekler de olabilir:
Siyah anlamındaki “kara” ile “kar-a” (-a: yönelme hâl eki) gibi
“Oyuncakları olmuş çocukların kurşunlar”
“Zalimler her saat taze fidanları kurşunlar”
Neden kondun a bülbül kapımdaki asmaya
Ben yarimden vazgeçmem götürseler asmaya
“hala” ve “hâlâ”, “kar” ve “kâr”, “adet” ve “âdet” kelimeleri eş sesli değildir. Okunuşları ve anlamları farklıdır.
5. İKİLEMELER
Anlamı pekiştirip güçlendirmek ve çekici kılmak için aynı kelimenin, yakın anlamlı kelimelerin veya zıt anlamlı kelimelerin tekrarıyla oluşan kelime grubudur.
ev bark, çoluk çocuk, ufak tefek, doya doya …
Yapı Yönüyle İkilemeler:
a) Yakın Anlamlı: doğru dürüst, delik deşik, eş dost
b) Aynı Anlamlı: kılık kıyafet, ses seda, köşe bucak…
c) Karşıt Anlamlı: Aşağı yukarı, ileri geri, az çok, er geç ….
d) Aynı Kelimenin Tekrarı: duya duya, ağır ağır, yavaş yavaş …
e) Yansımaların Tekrarı: çat pat, kıs kıs, fısıl fısıl …
f) Sadece Biri Anlamlı: eğri buğrü, eski püskü
g) Yarı Anlamlı: eciş bücüş, ıvır zıvır, abur cubur …
İkilemelerin arasına hiçbir noktalama işareti konulamaz.
6. YANSIMALAR
Tabiata, insana, insan dışındaki canlılara ve eşyaya ait seslerin taklit edilmesi sonucu ortaya çıkan kelime veya kelime gruplarıdır.
tık, tak, pat, çat, hışır hışır, miyav, hırr, hav, me, mee, mışıl mışıl, fıkır fıkır, şıkır şıkır…
Yansımalardan isim ve fiil türetilebilir.
“miyavlamak, çatırdamak, şıkırtı, meleşmek, şırıltı”
7. ATASÖZLERİ
Atalarımızdan günümüze kadar ulaşan, belirli bir yargı içeren, söyleyeni belli olmayan düz konuşma içinde kullanılan sözlerdir.
Kalıplaşmış sözlerdir, eşanlamlılarıyla dahi değiştirilemez.
Kısa ve özlü sözlerdir. Az sözle çok anlam ifade ederler
Tecrübelere ve gözlemlere dayanırlar, bazen âdet ve gelenekleri ifade ederler
Çoğu mecazlıdır.
Anonimdir ve edebî tür özelliği gösterir.
Genel bir yargı bildirir.
Öğüt verme amacı taşır.
At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.
Aç koyma hırsız olur, çok söyleme yüzsüz olur, çok değme arsız olur.
Böyle gelmiş, böyle gider
Çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider.
Damlaya damlaya göl olur.
Dost kazan dost; düşman anadan da doğar.
Eden bulur.
Geniş gününde dar gezen, dar gününde geniş gezer.
Göz görmeyince gönül katlanır.
Herkes kaşık yapar ama sapını yapamaz.
Her şey incelikten insan kabalıktan kırılır.
Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.
Üzerine laf düşmedikçe konuşma.
Vakitsiz açılan gül çabuk solar.
8. DOLAYLAMA
Bir kelimeyle anlatılabilecek bir durumu birden fazla kelimeyle anlatmaya denir.
“yavru vatan”: Kıbrıs,
“büyük kurtarıcı”: Atatürk,
“ulu önder”:Atatürk
“derya kuzuları”: balık,
“file bekçisi”:kaleci
“Türkiye’nin kalbi”: Ankara
9. ANLAM GENİŞLEMESİ
(yan anlam)
10.ANLAM DARALMASI
] “oğul” kelimesinin önceleri kız ve erkek çocukları için kullanılırken şimdi artık sadece erkek çocukları için kullanılması gibi.
11. ANLAM İYİLEŞMESİ
] “kötü” anlamındaki yavuz kelimesinin artık “yiğit” anlamında kullanılması gibi.
12. ANLAM KÖTÜLENMESİ
] “canlı” anlamındaki canavar kelimesinin artık yırtıcı yaratık anlamında kullanılması gibi.
13. GÜZEL ADLANDIRMA
] “verem” kelimesinin dildeki korkunçluğunu azaltmak için “ince hastalık” ile karşılanması gibi.
]Yabanî hayvan adı olan “börü”nün atılıp yerine “kurt” kelimesinin kullanılması gibi.

EŞ ANLAMLI KELİMELER 
Sesleri farklı, anlamları aynı olan sözcüklere eş anlamlı (anlamdaş) sözcükler denir. Türkçede söz­cükler arasında eş anlamlılıktan çok, yakın anlamlılık vardır. Bu nedenle Türkçede eş anlamlı sözcüklerin sayısı çok azdır. Türkçedeki eş anlamlılık, yabancı kökenli sözcüklerden kaynaklanır. Eş anlamlı kelimelere bakıldığında genellikle bunlardan birinin Türkçe, öbürünün yabancı kökenli sözcük olduğu görülür:

Bir sözcüğün eş anlamlısını cümledeki kul­lanımı belirler.

Örneğin:

“Çektiğimiz sıkıntının nedeni sevgisizlik, bencil­liktir.” cümlesinde geçen “sıkıntı” sözcüğü, “Bu seferki yolculuğumuz çileli geçti.” cümlesindeki “çile” sözcü­ğüyle eş anlamlıdır. Ancak;

Eline geçirmiş de çileyi evirip çevirip yumak yapıyor.

dizelerindeki “çile” ile eş anlamlı değlldir.

Aşağıda Alfabetik listelenmiş Eş Anlamlı Kelimeler Sözlüğünü sizler için listeledik:

abide :anıt
acele :çabuk
acemi :toy
aciz :güçsüz
adalet :hak
adet :sayı
aka :büyük
akıl :us
al :kırmızı
alelade :sıradan
aleni :açık
ara :fasıla
araba : otomobil
armağan :hediye
aşk :sevi
atik :seri
ayakkabı :pabuç
bağışlama :affetme
bacı :kız kardeş
baş :kafa
bayağı :adi
beyaz :ak
bonkör :cömert
cennet :aden
cevap :yanıt
cılız :zayıf
cimri :pinti
cümle :tümce
çabuk :acele
çağrı :davet
çamur :balçık
çare :umar
denk :müsavi
deprem :zelzele
dilek :istek :arzu
dizi :sıra
doktor :hekim
dost :arkadaş
edebiyat :yazın
edep :adap
ehemniyet :önem
elbise :esbap
emniyet :güven
eser :yapıt
ev :konut
fakir :yoksul
fayda :yarar
fena :kötü
fikir :düşünce ya da ide
gemi :vapur
gezmek :dolaşmak
gökyüzü :sema
gözlem :rasat
güç :kuvvet
hadise : olay
hareket :kinetik
hasım :düşman
hasret :özlem
hatıra :anı
hediye :armağan
hekim :doktor
hısım :dost
ırak :uzak
ırmak :nehir
idadi :lise
idare :yönetim
ihtiyar :yaşlı
ihtiyaç :gereksinim
ilan :duyuru
ilişki :münasebet
imtihan :sınav
isim :ad
istasyon :gar veya Terminal
istikbal :gelecek
işçi :amele
ivedi :çabuk
izahat :açıklama
kabiliyet :yetenek
kafa :baş
kahin : medyum veya öz Türkçesi bilici
kalp :yürek
kanıt :delil
kılavuz :rehber
kırmızı :al
kıyı :kenar veya sahil
kirli :pis
kolay :basit
konuk :misafir
kural :kaide
kuvvetli :güçlü
küçük :ufak veya minik
lider :önder
mal :meta
mani :engel
matem :yas
mektep : okul
mektup :name
merkep :eşek
misafir :konuk
misal :örnek
muharebe :savaş
mübarek :kutsal
namzet :aday
nehir :ırmak
nesil :kuşak
nezir :adak
okul :mektep
ortalama :vasat
oy :rey
öğrenci :talebe

önder :lider
örnek :misal

rey : oy
rüştiye : ortaokul
rüzgar :yel
saadet :mutluluk
sabit :durağan (durgun)
sağlık : sıhhat
savaş :cenk veya muharebe
sebep :neden
sene :yüzyıl ya da asır
serüven :macera
sevinç :mutluluk
sınav :imtahan
sınıf :derslik
sitane :yıldız
siyah :kara
son :nihayet
sonbahar :güz
soru :sual
sorumluluk :mesuliyet
sözcük :kelime
sözlük :lügat

şakacı :nüktedan
tabiat :doğa
tartışma :münakaşa

tören :merasim
tren :şimendifer
tutsak :esir
tümce :cümle
uçak :tayyare
ulu :yüce
ulus :millet
usta :ehil
uyarı :ikaz
uygarlık :medeniyet
üzüntü :tasa
vakit :zaman
vatan :yurt
vazife :görev
veteriner :baytar
vilayet :il
Yaşlı :ihtiyar
yel :rüzgar
yemek :aş
yetenek :beceri ye da kabiliyet
yıl :sene
yılmak :bıkmak
yoksul :fakir
yurt :vatan
yürek :kalp
yüz :sima :çehre :surat
zehir :agu
zengin :varlıklı
zırnık :metelik

YAKIN ANLAMLI KELİMELER

Yakın Anlamlı kelime nedir ?

    Yazılışı ve okunuşu farklı olan, anlamdaş gibi göründüğü hâlde birbirinin yerini tamamen tutamayan, yani aralarında anlam ayrıntısı bulunan kelimelerdir. Bunlar çoğunlukla Türkçe kelimelerdir.
göndermek-yollamak,
bezmek-bıkmak-usanmak,
dilemek-istemek,
çevirmek-döndürmek,
söylemek-demek-konuşmak,
eş-dost,
hısım-akraba,
bakmak-seyretmek,
ZIT ( KARŞIT) ANLAMLI KELİMELER
Karşıt anlamlı kelime nedir ?
   Karşıt kavramları karşılayan, birbirleriyle çelişen anlamlar içeren sözcüklere “zıt anlamlı sözcükler” denir.
  • Güzel – çirkin
  • İnce – kalın
  • Ağlamak – gülmek
  • İnmek – çıkmak vs
   Sıkça kullandığımız zıt anlamlı kelimelere örnekler vermeden önce bilmemiz ve dikkat etmeniz gereken şeylere değinelim.
dipnot :Her sözcüğün eş anlamlısı olmadığı gibi zıt anlamlısı da yoktur.  Özellikle nitelik ve nicelik bildiren sözcüklerin yani sıfatların ve zarfların zıt anlamlısı bulunur.
Örnek = Ekşi, kitap, sarı, masa, duvar…

EŞ SESLİ (sesteş) SÖZCÜK (KELİMELER)

Eş sesli sözcük nedir ?

Yazılışları ve söylenişleri aynı, anlamları farklı olan sözcüklere “eş sesli kelimeler (sesteş sözcükler)” denir.

Bazı eş sesli sözükler şunlardır :

kaz – kaz-
yol – yol-
kan – kan-
kara – kara
bağ – bağ
dal – dal-
saç – saç-
yaz – yaz-
var – var-
düş – düş-
at – at-
it – it-

GENEL ANLAMLI SÖZCÜKLER ( KELİMELER )

Genel anlamlı sözcük nedir ?

Ortak nitelikleri olan varlıkların tümünü veya bir bölümünü anlatan sözcüklere “genel anlamlı sözcükler” denir.
Ortak nitelikleri olan varlıkların birini anlatan sözcüklere ise “özel anlamlı sözcükler” denir.

NOT: Bir sözcüğün genel ya da özel anlamlı olması, birlikte kullanıldığı sözcüğe göre değişir.

“varlık – canlı – hayvan – sürüngen – yılan – kobra”
GENEL . . . . . . . . . ↔ . . . . . . . . ÖZEL

Yukarıdaki örnekte sözcükler genelden özele doğru sıralanmıştır. Buradaki sözcüklerin en genel anlamlısı “varlık”tır, en özel anlamlısı ise “kobra”dır. Yine bu örnekte “yılan” sözcüğü, “hayvan” sözcüğüne göre daha özel anlamlıdır; “yılan” sözcüğü, “kobra” sözcüğüne göre daha genel anlamlıdır.

“varlık – canlı – bitki – çiçek – papatya”
GENEL . . . . . . ↔ . . . . . ÖZEL

Genelden Özele Sıralama Örnekleri:

Ders – Türkçe – paragraf – kelime – hece – harf
Varlık – canlı – insan – Cansu

Özelden Genele Sıralama Örnekleri:

Demetevler, Yenimahalle, Ankara, İçi Anadolu Bölgesi, Türkiye, Asya
keklik – kuş – hayvan – canlı – varlık

2. ÖZEL ANLAMLI SÖZCÜKLER

Özel anlamlı sözcük nedir ?

Varlık ve nesnelerden bir tanesini karşılayan, kapsamı dar olan sözcüklere özel anlamlı sözcükler denir.

“Papatyaları sulayınız.” cümlesi açık ve özel bir anlatım bildirir.

Bir sözcüğün özel veya genel kapsamlı oluşu bu sözcüklerin bulundukları yere göre değişir. Bir sonraki sözcük öncekine göre özel anlamlıdır.

ÖRNEK:

Türk edebiyatı-nesir-roman-çalıkuşu sıralamasında nesir, Türk edebiyatına göre; roman, nesre göre; çalıkuşu romana göre özeldir.

a) Genelden Özele:

İnsan —> sanatçı —> yazar —> edebiyatçı —> şair —> Yahya Kemal Beyatlı

varlık —> canlı —> hayvan —> kuş —> güvercin

b) Özelden Genele:

Yahya Kemal Beyatlı —> şair —> edebiyatçı —> yazar —> sanatçı —> insan

güvercin —> kuş —> hayvan —> canlı —> varlık

Genel anlamlı sözcükler ile özel anlamlı sözcükleri, parça-bütün ilişkisiyle karıştırmamak gerekir.

Somut ve Soyut Anlamlı Sözcükler

Somut anlam ve tanımı :

    Beş duyu organımızdan en az bir tanesi ile algılayabildiğimiz varlıklara verdiğimiz isimdir somut ad. Biz somut anlamı genelde dokunma duyusuyla eşleştiririz ancak bu en çok yapılan yanlışlardan biridir. Çünkü somut anlamlı sözcükler   sadece dokunarak değil, koklayarak, duyarak, tadarak veya görerek   varlığını algıladığımız varlıklara verilen isimler de olabilir.

Somut anlamlı sözcüklere (kelimelere) örnekler aşağıdaki gibidir :

  Hava, rüzgâr, tahta, kalem, silgi, soğuk, sıcak, cam, su, elektrik, kurdele, maskot, defter… (Dokunarak algılayabildiğimiz için somut sözcüklerdir.)

Koku, koklamak, parfüm, esans… (Koklayarak algılayabildiğimiz için somut anlamlıdır.)

Acı, tatlı, şekerli, şeker, biber… (Tadarak algılayabildiğimiz için somut anlamlıdır.)

Yol, ağaç, hava, gökyüzü… (Görerek algılayabildiğimiz için somut kelimedir.)

Ses, müzik, konser… (Duyarak algılayabildiğimiz için somut anlamlıdır.)

Somut anlam ve tanımı : 

Beş duyu organımızdan herhangi biri ile algılayamadığımız ancak var olduğuna inandığımız, hissettiğimiz varlıklara verilen isimlerdir.

Soyut anlamlı sözcüklere (kelimelere) örnekler aşağıdaki gibidir :

    Aşk, sevgi, mutluluk, sevinç, keder, özlem, ayrılık, ahlak, tanrı, Allah, melek, güzel,doğruluk, hüzün, hayal, özlem, nefret, tutku gibi kelimeler beş duyu organımızla algılayamadığımız ancak var olduğunu hissederek kabul ettiğimiz sözcüklerdir. Bu sebeple soyut sözcüklerdir.

NİCEL ve NİTEL ANLAMLI KELİMELER

Nicel anlamlı sözcük nedir ?

    Bir şeyin nasıl olduğunu , ne gibi özellikler taşıdığını anlatan
sözcüklere  nitelik  anlamlı   sözcükler denir.

Nicel anlamlı sözcük örnekleri :

Az  ileride  birkaç  kişi  seni  bekliyor.   ( nicel )
Çok konuştuğu için arkadaşları pek sevmedi. ( nicel )
 İki damla yaş olur düşersin yüreğime gizlice ( nicel)

Nitel anlam (Nitelik) ve nitel anlamlı sözcük nedir ?

    TDK, nitelik terimini “bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet” olarak tanımlamaktadır. Yani nitel anlam, “varlıkların nasıl olduğunu, niteliğini gösteren; sayılamayan, ölçülemeyen bir değeri, özelliği ifade edensözcükler” olarak açıklanabilir. Nitel anlamı, bir bakıma “niteleme sıfatları” olarak düşünebiliriz. Çünkü bunlar bir ismin özelliğini, niteliğini, kalitesini, değerini, rengini, şeklini bir şekilde gösteren kelimelerdir.

Nitel anlamlı altı çizili sözcüklerden bazıları şunlardır : 

Masanın üstündeki kırık cetveli bana uzattı.
Dünyanın en lezzetli yemeklerini annem yapar.
Son model arabasıyla yanımıza geldi.
Başındaki pembe şapka herkesin dikkatini çekti.
Bozuk parası olan var mı ?

Son olarak NİCEL  ve NİTEL anlamlı sözcüklere örneklerle bu konuyu kapatalım :

Bu işten iyi para kazandı.” (nicel anlam)
Evin geniş bir salonu vardı.” (nicel anlam)
Derin bir kuyudan su çekerdik.” (nicel anlamlı)
Edebiyatımızın derin bir yazarıydı o.” (nitel anlam)
Merkeze yakın bir semtti.” (nicel anlam)
Okul, yüksek binaların arasında kalmış.” (nicel anlam)
Annemin lezzetli yemekleri burnumda tütüyor.” (nitel anlam)
Bahçede büyük bir kalabalık vardı.” (nicel anlam)
Beni küçük düşürmekle ne kazandın?” (nitel anlam)
Sırtında ağır bir çantayla güç bela yürüyordu.” (nicel anlam)
Son iki günde soğuk çok arttı.” (nicel anlam)

Dipnot :  Bazı  sözcükler cümlede kazandığı anlama göre nicel de olabilir nitel de.

DEYİMLER 

Deyim nedir ?

Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, kendine özgü bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği, tabir demektir.

Deyimlere Örnekler : 
Bu deyim seni korkutmasın. Çünkü fazlasıyla basit bir şeyden bahsediyorum.

Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı.
Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?
Ana usta yufka yapar, çocuk usta çift çift kapar.
Kızım sana söylüyorum, gelinim sen dinle. (anla)
Senin aradığın kantar, Bursa’da kestane tartar.

ATASÖZÜ 

Atasözü nedir ? 

     Sözcüklerin ve terimlerin yanı sıra atasözlerimiz ve deyimlerimiz, Türkçenin söz varlığını oluşturan önemli ögelerdendir. Atasözleri; uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikteki sözlerdir. Deyimler ise genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, ilgi çekici bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbekleridir. Atasözlerimiz ve deyimlerimiz hayata bakışımızın, değerlerimizin, geleneklerimizin, inançlarımızın söze dönüşmüş biçimleridir. Her atasözü her deyim aslında bir kültür değerimizdir. Binlerce yıllık tarihimiz içerisinde atalarımızın dilimizin söz varlığına kazandırdığı kültürel miraslardır.

Atasözlerine örnekler :

Acele, bir ağaçtır, meyvesi ise pişmanlık…

Acele işe şeytan karışır.

Acı patlıcanı kırağı çalmaz.

Bir gemiyi iki reis batırır.

Birlikten kuvvet doğar.

Borç yiğidin kamçısıdır.

El parası alan O’nun kılıcını çalar.

Erken kalkan yol alır.

Karga bülbülü taklit edeyim derken, ötmeyi unutmuş…
Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.
 
Taşıma suyla değirmen dönmez.
 Kartal sinek avlamaz, köpek kuşa havlamaz; aklı olan gelin, kaynanaya hırlamaz.

CÜMLEDE ANLAM 

SEBEP -SONUÇ ( NEDEN-SONUÇ ) CÜMLELERİ

Neden-sonuç cümleleri, bir eylemin hangi gerekçeyle veya hangi sebeple yapıldığını bildiren cümlelerdir. Bu cümlelerin yüklemine “niçin?” , “neden?” soruları sorulduğunda bu sorular cevapsız kalmaz. Neden-sonuç cümleleri iki bölümden oluşur: Birinci bölüm neden (sebep), ikinci bölüm ise sonuç bildirir. Genellikle “için, -den, -diğinden, ile” gibi ekler ve edatlar kullanılır.

Örnek

» Hasta olduğu için okula gelememiş.
Yukarıdaki cümlede yükleme “neden gelememiş?” sorusunu yönelttiğimizde “hasta olduğu için” cevabını alıyoruz. Yüklemin yapılış sebebi bildirildiği için bu cümle sebep-sonuç cümlesidir.» Okulların açılmasıyla masraflar arttı.
» Seni uyandırmayalım diye radyoyu açmadık.
» Yağmur yağınca maç iptal oldu.
» Malzeme yetersizliğinden inşaat yarım kaldı.

 Neden-sonuç ilişkisi bağımsız iki cümle ile de ifade edilebilir.

Örnek

» Çiçekleri gece sula; daha çabuk büyür.
» Bir daha böyle konuşma; beni üzüyorsun.Bu örneklerde birinci cümlede ifade edilen eylem, ikinci cümlede ifade edilen eylemin nedeni durumundadır. Buna “gerekçe” de denmektedir. Bu tür ifadelerde sebep cümlesi ile sonuç cümlesinin yerleri değiştirilebilir.

Neden-Sonuç Cümleleri ile Amaç-Sonuç Cümleleri Arasındaki Fark

    Neden-sonuç ile amaç-sonuç cümleleri birbirine çok benzemekte bu yüzden sık sık karıştırılmaktadır. Sebep-sonuç cümleleri ile amaç-sonuç cümlelerini ayırt etmek için şu yolu izlemeliyiz:

     Neden-sonuç ile amaç sonuç cümlelerinin karıştırılmasının en büyük sebebi iki tür cümlenin de “neden?” sorusuna cevap verebilmesidir. Eğer bir soruda birden fazla seçenekte “neden?” sorusuna cevap alabiliyorsak, öncelikle “hangi amaçla?” sorusunu sorup eleme yapmalıyız. “Hangi amaçla?” sorusunun cevabı bize amaç-sonuç cümlesini verecektir.

AMAÇ-SONUÇ CÜMLELERİ

Eylemin hangi amaca bağlı olarak gerçekleştiğinin belirtildiği cümlelerdir. Amaç-sonuç cümleleri, eyleme sorulan “hangi amaçla?” sorusuna cevap verir. Bu tür cümlelerde de “için, diye, üzere”gibi edatlardan yararlanılır.

Amaç sonuç cümlelerine örnekler : 

 Sınavı kazanmak için çok çalışmış.
Yukarıdaki cümlede yükleme “hangi amaçla çalışmış?” sorusunu yönelttiğimizde “sınavı kazanmak için” cevabını alıyoruz. Yüklemin yapılış sebebi bildirildiği için bu cümle sebep-sonuç cümlesidir.

Bildiklerini anlatmak üzere karakola başvurdu.
Kilo vereyim diye spor yapıyor.

Yazar, eleştirmene şirin görünmek maksadıyla iki yüzlü davranıyor.
Ona sık sık öğüt verirdi; iyi bir insan olsun diye..

KOŞUL-SONUÇ CÜMLELERİ

    Bir olayın veya durumun gerçekleşmesinin, başka bir olayın veya duruma bağlı olduğunu belirten cümlelerdir. Bu tür cümlelerde birinci bölüm (yan yargı) koşul, ikinci bölüm ise o koşula bağlı olarak ortaya çıkan sonuçtur (temel yargı). Türkçede koşul anlamı asıl olarak “-se” şart ekiyle sağlanır.“ise”, “-ince”, “-dikçe”, “mi”, “ama”, “üzere”, “yeter ki” ile de koşul anlamı sağlanabilir.

    Ödevini yaparsan  oyun oynayabilirsin.
   Bu cümlede koyu renkle yazılmış bölüm, eylemin yapılabilmesinin bağlı olduğu koşulu belirtmektedir. (oyun oynayabilmesi hangi koşula bağlı? → ödevini yapmasına)

Temiz bir dünya istiyorsan  yerlere çöp atma.
Müzik dinleyebilirsin ama sesini fazla açmayacaksın

KARŞILAŞTIRMA CÜMLELERİ

    Aralarında ilişki kurulabilecek iki varlığın, kavramın, nesnenin, eserin veya kişinin ortak ve farklı yönlerini daha anlaşılır hale getirmek için kıyaslamaya karşılaştırma denir.

     Karşılaştırma için mutlaka iki varlığın, kavramın, nesnenin, eserin veya kişinin benzerlik, farklılık, üstünlük gibi değişik bir değer yargısı veya bir ölçünün ortaya konması gerekmektedir. Yani karşılaştırmanın hangi yönden yapıldığı açıkça ortaya konulmalıdır.

      Karşılaştırma cümlelerinde daha çok benzetme ve karşılaştırma edat ve bağlaçları olan –den, de, ile, -e oranla, -e göre, kadar, -den daha, pek çok,  en, en çok, -den çok, -den azkullanılır.

Karşılaştırma cümlelerine örnekler şunlardır :

ÖRNEK 1 “Niğde ile Kırşehir eğitim konusunda her zaman öndedirler.” Bu cümlede Aksaray ile Kırşehir eğitim yönünden kıyaslanmaktadır. Bu kıyaslamadan her ikisi de eş değerde eğitime önem vermektedir anlamı çıkmaktadır.
ÖRNEK 2: Biz en az bu yörenin yemeklerini soframızda bulundururuz.” Bu cümlede sofrada bulundurma yönünden diğer yörelerin yemekleriyle bu yörenin yemekleri kıyaslanmaktadır.
ÖRNEK 3: “Kemal  Ayşe’den az yemek yiyordu.” Bu cümlede yemek yeme yönünden Ali ile Ayşe kıyaslanmaktadır.
ÖRNEK 4 Bu hastane Türkiye’nin en yüksek binasıdır.”  Bu cümlede Türkiye’deki oteller yükseklileri yönüyle kıyaslanmaktadır. Yapılan kıyaslamada bu otelin diğer otellerden daha yüksek olduğu belirtilmektedir.