Osmanlı Devleti Kuruluş Dönemi

OSMANLI DEVLETİ (1299-1923 )

OSMANLI İMPARATORLUĞU 

osmanlı devleti arma

OSMANLI DEVLETİ KURULUŞ DÖNEMİ

PADİŞAHLARI 

1) Osman Gazi (1299-1324)

2) Orhan Bey (1324- 1362)

3) l. Murat (1362-1389)

4) l. Bayezid (Yıldırım) (1389 -1402)

Fetret Devri (1402 – 1413),

5)l. Mehmet (Çelebi) (1413-1421)

6) II. Murat (1421-1444-1451)

OSMANLI DEVLETİ SINIRLARI

KURULUŞ DEVRİ (1299-1453)
Osmanlı Beyliği’nin kurulduğu sırada Anadolu’da var olan güçler:
a. Bizans b. Anadolu Selçukluları c. Trabzon Rum Devleti d. Moğollar e. Kösedağ savaşının ardında Anadolu Selçukluların zayıflamasıyla kurulan diğer beylikler.

OSMAN BEY DÖNEMİ (1281 – 1326)
Ahi Şeyhlerinden Edebali’nin kızı ile evlenerek teşkilâtın desteğini aldı. Osmanlı, Bizans sınırında bulunan valilerin (tekfurların) ellerinden Karacahi-sar, Bilecik, Yeni Şehir, Yarhisar, İnegöl’ü aldı.

Osman Bey Dönemindeki İlkler 

1. Devlete adını vererek, 1299’da bağımsızlığını ilan etmiştir.

2. İlk iş olarak, civar oymaklarla iyi ilişkiler içine girerek desteklerini almış ve çevredeki Rum prensler üzerine saldırılar düzenleyerek gücünü artırmıştır.

3. Halk üzerinde etkinlik, saygınlık kazanmak, maddi gücünü manevi gücü ile desteklemek amacı iie, o zamanın ünlü Ahi Şeyhlerinden, Şeyh Edebali’nin kızı Malhun Hatun ile evlenmiştir.

4. Bursa tekfurunun ordusunu, Koyunhisar (Bafeon) Savaşı’nda yenmiştir (1302).

Önemi:  Bafeon (Koyunhisar)Osmanlının tarihteki ilk savaşıdır.

5. Akhisar, Yarhisar, Geyve, İnegöl ve Bilecik alınmış, merkez Söğüt’ten Bilecik’e taşınmıştır.

6. İlk Osmanlı parası bu dönemde bastırılmıştır. (Gümüş sikke)

7. Asıl amacı olan Bursa üzerine yönelmiş, İmralı adasını alarak Marmara’ya çıkmıştır, ancak Bursa alınmadan ölmüştür.

Osmanlıların İzmit’e yaklaşması üzerine Bizans ile ilk savaş olan Koyunhisar Savaşı yapıldı. Mudanya’yı alıp Marmara Denizi’ne ulaşarak Bursa’nın Bizans’la karadan bağını kesti.

Osman Bey, Bursa’nın kuşatılması sırasında vefat etmiştir.

ORHAN BEY DÖNEMİ (1326 – 1362)
Bursa alınarak başkent yapıldı, iznik kuşatılınca Bizans telaşlandı ve Maltepe Savaşı (Paleka-non savaşı) yapıldı. İznik ve izmit alınarak Kocaeli Yarımadası’nın fethi tamamlandı.
Karesioğulları alındı. Anadolu’da Türk birliğinin sağlanmasına yönelik ilk faaliyettir. Donanması ve komutanları Osmanlının Rumeli’ye geçişini kolaylaştırmıştır. Ankara Ahiler’den alındı. Bizans’taki taht kavgalarından yararlanarak yardım karşılığında Gelibolu’daki Çimpe Kalesi’ni alarak Rumeli’ye geçti.
• İlk düzenli ordu kuruldu. (Yaya ve müsellem ordusu)
• İznik’te ilk medreseyi kurdu.
• İlk vezirlik ve divan kurumu kuruldu.
• Karamürsel’de ilk Osmanlı tersanesi (ilk donanma) kuruldu.

Sultan Ünvanını Kullanan ilk padişah ORHAN BEY’dir.

2014-2015 yılı için basılan lise 2 Tarih MEB kitabına göre SULTAN unvanını kullanan ilk Osmanlı padişahı Orhan Bey’dir. Daha önceden 1.Murat olarak biliniyordu fakat bu bilgi değişmiştir. Not: Sultan unvanını Türk tarihinde ilk kez kullanan kişi Gazneli Mahmut’tur.

OSMANLI DEVLETİNİN RUMELİ’DEKİ İSKAN POLİTİKASI
Osmanlı Devletinin iskân politikasının temel amacı, fethedilen bölgelere Anadolu’dan göçebe Türkmenleri yerleştirip, fethedilen yerlerdeki yerli halktan ayaklanma çıkarma olasılığı olanları Osmanlı toprakları içinde başka bölgelere iskân etmekti. Böylece Balkanlarda Türk nüfusu artıyor, Türk kültürü yayılıyordu. Ayrıca iskâna tabi tutulan ailelerin bütün ihtiyaçları devlet tarafından karşılanıp vergi muafiyeti getirilerek yeni yerlere yerleşmelerinde kolaylık sağlanırdı. Geriye göç olmaması için de geçerli sebepleri olmadan eski yerlerine dönmelerine izin verilmezdi.

I. MURAT DÖNEMİ (1362 – 1384)
Karamanoğullarının teşvikiyle Ahilerin eline geçen Ankara’yı geri alıp Anadolu’da düzeni sağlayarak Rumeli’ye geçti. Çorlu, Keşan, Lüleburgaz, Malkara gibi yerlerin alınmasındaki amaç Edirne’yi fethetmekti. Böylece Lala Şahin Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusu Bizans – Bulgar güçlerini Sazlıdere’de yendi. Bu savaşın sonunda, Edirne alındı. Çatalca’ya kadar ulaşıldı. Gümülcine ve Filibe alındı.
Sırp Sındığı Savaşı (1364): Edirne ve Filibe’nin Türklerin eline geçmesiyle Trakya’daki ilerleyişi üzerine Sırplar ve Bulgarlar, Papa aracılığı ile yardım istediler. Bunun üzerine bir Haçlı Ordusu oluşturuldu. Hacı İlbey komutasındaki keşif kuvvetleri Haçlı Ordusu’nu anî bir baskınla Meriç nehri kıyısında bozguna uğrattı. Bu savaş Haçlılarla Osmanlı Devleti arasındaki ilk savaştı. Sonucunda; Edirne başkent oldu. Bulgar Kralı Osmanlı hâkimiyetini kabul etti. Balkanlar’da hızla ilerlemeye başlandı.
Çimen Savaşı (1371): Trakya’nın fethinin tamamlanarak (1367), Bulgaristan’ın Osmanlı hâkimiyetini kabul etmesi ve Osmanlılar’ın Makedonya’yı ele geçirmek istemesi üzerine Sırplar harekete geçti. Osmanlı ordusu Sırplar’ı Meriç vadisinde bozguna uğrattı. Böylece Makedonya yolu Os-manlılar’a açıldı. Sırp Kralı Osmanlı hâkimiyetini tanıdı.

I. Kosava Savaşı (1389): Savaşın tarafları: Osmanlı – Sırbistan, Bulgaristan, Eflak, Bosna.
Osmanlılar’ın hızla ilerlemesini durdurup, Os-manlılar’ı Balkanlar’dan atmak amacıyla Haçlı ittifakı kuruldu. I. Murat Rumeli’ye geçti. Yapılan savaş sonunda Haçlı Ordusu bozguna uğradı. I. Murat savaş alanını gezerken bir Sırplı tarafından hançerlenerek şehit edildi. Bu zaferden sonra Osmanlılar Balkanlar’da daha büyük hızla ve güçle yayıldı.

I. Murat Anadolu’da siyasî birliği sağlamaya çalıştı. Germiyanoğulları’nın kızını oğlu şehzade Be-yazıtla evlendirerek çeyiz yoluyla Kütahya, Emet, Tavşanlı ve Simav Osmanlılar’a geçti. Hamitoğulla-rından Yalvaç, Karaağaç, Beyşehir ve Seydişehir para ile satın alındı. Candaroğulları’ndaki taht kavgalarına karıştı. Candaroğulları Beyliği Osmanlılar’a bağımlı oldu. Beyşehir’i ele geçiren Karama-noğulları ile savaşarak Beyşehir’i geri aldı. Bu savaş ilk Osmanlı – Karamanoğulları savaşıdır.

I. Murat’ın Yönetim Alanındaki Faaliyetleri: Yeniçeri Ocağı kurularak Pençik (Devşirme) sistemi uygulandı. Rumeli’deki toprakları daha iyi idare edebilmek için Rumeli Beylerbeyliği kuruldu. Malî alanda ilk bütçe yapıldı. Tımar sistemi uygulanmaya başlandı. Tımarlı sipahiler ilk kez oluşturulmuştur. Kazaskerlik ve defterdarlık kurularak vezirlerin sayısı arttırıldı.

I. BAYEZİT (YILDIRIM) DÖNEMİ (1389- 1402)
Balkanlar’a yapılan akınlar sırasında Üsküp ve Selanik alındı, istanbul kuşatıldı. (İstanbul’u kuşatan ilk Osmanlı padişahıdır.) İstanbul’un kuşatılması için Anadoluhisarı (Güzelcehisar’ı) yaptırmıştır.
Niğbolu Savaşı (1396): istanbul’un kuşatılması ve Osmanlı sınırlarının Macaristan’a dayanması üzerine Haçlı ordusu kuruldu.
Fransa, Almanya ve İngiltere’nin de katıldığı Haçlı ordusu, İstanbul kuşatmasını kaldırarak Niğbolu önlerine gelen Yıldırım Bayezit tarafından ağır bir bozguna uğratıldı. Bu zaferin sonucunda; Bulgaristan tamamen Osmanlı topraklarına katıldı.
Osmanlı yönetimine girmemiş Anadolu beylikleri üzerinde Osmanlı Devleti’nin nüfuzu arttı. Osmanlı Devleti’nin islâm dünyasında ünü arttı. Abbasi halifesi Sultan-ı iklim-i Rum unvanını verdi.
Bosna – Hersek Osmanlılara bağlandı. Bizans vergi vermeyi kabul etti.
Anadolu’ya yönelen Bayezit Sinop dışında Candaroğulları’nı, Aydınoğulları’nı, Menteşoğulla-rı’nı Saruhanoğulları’nı topraklarına kattı. Hamito-ğulları Beyliğinin Tekeoğulları kolunu egemenliğine aldı. Germiyanoğulları Beyliği’nin topraklarını alarak Kütahya Merkez olmak üzere Anadolu Bey-lerbeyliği’ni kurdu. Kadı Burhanettin Devleti’ni yıkarak ilk kez Anadolu Türk birliğini sağladı.
Yıldırım daha önce başlattığı ancak Niğbolu Savaşı’ndan dolayı ara vermek zorunda kalınan İstanbul kuşatmasını yeniden başlatmıştır. Ancak bu sefer de, Timur Anadolu’ya girince yine kuşatmaya ara verilmişti. Ankara Savaşı başlamıştır.

ANKARA SAVAŞI (1402) Nedenleri
Timur’un da Yıldırım Bayezit’in de “cihan hakimiyeti” düşüncesi
Her iki devletin sınır komşusu haline gelmeleri,

Çin seferi öncesi Timur’un geride güçlü bir devlet bırakmak istememesi, Yıldırım Bayezit’in ortadan kaldırdığı beyliklerin beylerini kışkırtması, Yıldırım Bayezit’e sığınan beyleri (Karakoyun-lu ve Bağrat Hanı’nı) Timur’un kendisine teslim edilmesini istemesidir.

Osmanlı Ordusu savaşı kaybetti. Bu savaş sonucunda;
Anadolu’da beyliklerin tekrar kurulmasıyla Anadolu Türk birliği bozuldu. Şehzadeler arasında saltanat kavgaları çıktı. Osmanlı 11 yıl süren bir başsızlık dönemi geçmiştir. (Fetret Devri)

FETRET DEVRİ (1402 – 1413)
Ankara Savaşı’ndan sonra taht kavgalarıyla hükümdarsız geçen döneme denir. Yıkılma tehlikesi geçiren Osmanlı Devleti Rumeli’de uygulanan hoşgörülü ve adaletli iskân politikası sonucunda Balkanlar’daki varlığını korumuştur, istanbul’un fethi ve Balkanlardaki ilerleme gecikti. Balkanlardaki topraklarımızda, Anadoludaki topraklarımızdaki kadar fazla kayıp yaşanmamıştır.

I. MEHMET DÖNEMİ (Çelebi Mehmet /1413 -1421)
Kardeşleri arasındaki mücadeleye son vererek başa geçti. İlk dinî, siyasî, ekonomik boyutlu isyan olan Şeyh Bedrettin isyanını bastırdı. Saruhanoğul-ları, Germiyanoğulları, Aydınoğulları’ndan İzmir, Karamanoğulları’ndan Beyşehir ve Akşehir ve Men-teşeoğulları beyliklerini yeniden aldı, Candaroğulla-rı beyliğini egemenliği altına aldı. Mustafa Çelebi Düzmece Mustafa isyanını bastırdı. Mustafa Çele-bi’ye karşı olanlar onun Yıldırım Bayezit’in oğlu olmadığını ileri sürüp Düzmece Mustafa derler. Mustafa Çelebi Bizans’a sığındı. Balkanlarda ise; Eflâk vergiye bağlandı, ilk Osmanlı – Venedik Deniz Savaşı yapıldı ve kaybedildi.
Çelebi Mehmet Osmanlı Devleti’ni dağılmaktan kurtardığı için devletin ikinci kurucusu sayılır.

II. MURAT DÖNEMİ (1421 – 1451)
İstanbul’u kuşattı ama alamadı. Çelebi Mustafa ile kardeşi Mustafa’nın isyanlarını bastırdı. Germi-yanoğullarından vasiyet yolu ile, Aydınoğulları, Ha-mitoğulları ile Menteşeoğulları’nı ise yıkarak toprak aldı. Karamanoğulları ile yapılan mücadelede başarılı olundu. Böylece Anadolu’da siyasi birli! büyük ölçüde yeniden sağlanmış oldu. Balkanlar da Osmanlı ordusu Sırbistan’ın kuzeyine ilerleyip Belgrat’ı kuşatmasına rağmen bazı bölgelerde or dunun yenilmesi üzerine Haçlılar ile Edirne – Sege din (1444) Antlaşması yapıldı.
Edirne – Segedin Antlaşması (1444)
Sırbistan tekrar kurulacak fakat Osmanlılara vergi verecek,
Bulgaristan’ın Osmanlı toprağı olduğu kabul edilecek,
Eflâk Beyliği Macar egemenliğinde kalacak, Osmanlılara vergi vermeye devam edecek,
Antlaşma 10 yıl geçerli olacaktı.
II. Murat tahtı oğlu II. Mehmet’e bırakarak Manisa’ya çekildi. Bu antlaşma batıda imzalanan ilk antlaşmadır.

Varna Savaşı (1444): Osmanlı tahtına küçük yaşta (12 yaşında) bir padişahın geçmesinden yararlanmak isteyen Haçlıları Osmanlı Devleti’ni Balkanlardan atmak için toplandı. Yapılan savaşı Osmanlı Devleti kazandı ve II. Murat tekrar padişah oldu.

II. Kosava Savaşı (1448): Haçlılar Varna yenilgisinin izlerini silip Osmanlı Devleti’ni Balkanlar-‘dan atmak için toplandılar. Kosava’da yapılan savaşı Osmanlı ordusu kazandı.

Sonucunda:
Balkanlar’da kesin olarak Türk egemenliği sağlandı.
+Haçlılar’ın Balkanlar’ı geri alma ümidi son buldu. Bir daha Haçlı İttifakı sağlayamadılar. Eflâk yeniden Osmanlılar’a dahil oldu. Balkanlar’ın Osmanlı toprağı olması kesinleşti.

OSMANLI YÜKSELME DÖNEMİ 

Osmanlı Devleti Yükselme Dönemi 1453 İstanbul’un Fethi ile başlar. 1579’da Sadrazam Sokullu (Sokuloviç) Mehmet Paşa’nın ölümü ile sona erer. Fatih Sultan Mehmet, Kuruluş Dönemi’nin son padişahı, imparatorluğunun yani Yükselme Dönemi’nin ilk padişahıdır. III. Murat Yükselme Dönemi’nin son padişahı, Duraklama Dönemi’nin ise ilk padişahıdır.

Yükselme Dönemi Padişahları

II. (Fatih Sultan) Mehmet (1451- 1481)
II. Bayezit ( 1481- 1512)
I. (Yavuz Sultan) Selim (1512- 1520)
I. (Kanuni Sultan) Süleyman (1520- 1566)
II. (Sarı) Selim (1566- 1574)
III. Murat (1574- 1595)

FATİH SULTAN MEHMET (1451-1512) DÖNEMİ 

Fatih Sultan Mehmet Yani II.Mehmet Dönemindeki İlk önemli gelişme Yüzyıllardı alınmak istenen ama Bizans topraklarında bulunan İstanbul’un Fethi gelişmesidir. İstanbul’un fethi için bir çok sebep gelişme ve sonuç vardır.

İstanbul’un Fethi ile ilgili bilgileri paylaşalım : 

İSTANBUL’UN FETHİ (29 MAYIS 1453) : 

İstanbul’un Fethini gerektiren sebepler : 

Bizans’ın Osmanlı şehzadelerini koruyarak ve kışkırtarak,taht kavgalarına neden olması,
Bizans’ın Osmanlı’ya karşı düzenlenen Haçlı seferlerini teşvik etmesi,
Osmanlı toprak bütünlüğünü bozan bir konumda olması
( Osmanlı topraklarıyla çevrili bir ada görünümündeydi. Osmanlı’nın Anadolu’dan Rumeli’ye, Rumeli’den Anadolu’ya geçişi zordu)
İstanbul’un boğaza hakim bir konumda olması ve bu yüzden Karadeniz Akdeniz su yolunun anahtarı konumunda olması.

Hadis-i Şerif’te Bildirilmesi.

FATİH’in İstanbul’un Fethini Kolaylaştırmak İçin Aldığı tedbirler

1) Bizans’a denizden gelebilecek yardımı önlemek amacıyla Anadolu Hisarı’nın karşısına Rumeli Hisar’ını yaptırdı.
2) Bizans’a Balkanlardan gelebilecek muhtemel Haçlı yardımını önlemek için sınır boylarına akıncı
birlikleri gönderdi.
3) Surlara karşılık, Şahi adı verilen büyük toplar döktürdü.
4) Haliçteki zincire karşılık gemileri karadan yürüterek Haliç’e soktu.

5)Fatih, doğudan ve batıdan gelecek tehlikeleri önlemek için, Karaman ve Mora üzerine sefer düzenledi.

6) Anadolu Hisarı’nın karşısına Rumeli Hisarı’nı yaptı. Surları yıkmak üzere toplar döktürdü.

7)Çanakkale’ye donanma, Balkanlara ordu gönderdi.

İstanbul’un Fethini Kolaylaştıran Sebepler :
1) Bizans ordu ve donanmasının zayıf oluşu,
2) Kuşatma sırasında Avrupa’dan yardım alamaması.
NOT: Bizans kuşatma sırasında sadece Venedik ve Cenevizlilerden yardım alabilmiştir.
NOT: Cenevizliler kuşatma sırasında ticari kaygılarından dolayı hem Osmanlılara, hem de Bizans’a yardım etmişlerdir.

Bizans’ın Aldığı Tedbirler

 Bizans, surlarını tamir ederek silahlarla donattı. Haliç’i kapattı. Avrupa’dan yardım istedi. İmparator, yardım alabilmek için, Katolik ve Ortodoks kiliselerini birleştirmek istedi; fakat, halk buna karşı çıktı.

Papa, haçlı kurulması için çağrıda bulundu. Fakat sadece Venedik, Ceneviz ve Mora’dan yardım alındı. (Bu durum, Papa’nın siyasal gücünün azaldığını gösterir. Venedik ve Ceneviz ise, dini değil, ekonomik kaygılarla yardıma gelmişlerdir.)

Fetihten Önce Bizans İmparatorluğunun Durumu

   Bizans İmparatorluğu sadece İstanbul’da sıkışıp kalmış,parti ve mezhep mücadeleleriyle uğraşıyordu.Avrupa’dan destek sağlamak için imparator Konstantin,Ortodokslarla Katoliklerin birleşmesini savunuyordu.Ancak IV.Haçlı seferinde Avrupalıları iyi tanıyan Bizans halkı bu birleşmeye karşı çıkıyor  ve “İstanbul’da kardinal külahı görmektense ,Osmanlı sarığı görmeyi tercih ederiz” diyorlardı.Karadan ve denizden kuşatılması gereken İstanbul’un konumu ve güçlü surları İmparatora cesaret veriyordu.Ayrıca suda bile yanan Rum ateşi (Grejuva) şimdiye kadar İstanbul’un alınamamasında etkili olmuştur.

İstanbul’ tarihte eşine az rastlanılacak şekilde sert çarpışmalardan sonra 29 Mayıs 1453’te Fethedilmiştir.

İstanbul’un Fethinin Önemi 

İstanbul’un Fethinin Türk Tarihi Açısından Önemi

  • Osmanlı’nın jeopolitik önemi arttı.
  • Askeri, siyasi ve ekonomik açıdan stratejik bir yapıda olan İstanbul başkent yapıldı.
  • Yükselme ve imparatorluk dönemi başladı.
  • Toprak bütünlüğü sağlandı.
  • Boğazların savunması kolaylaştı.
  • Anadolu ebediyyen Türk yurdu haline geldi.
  • Ticaret yollarının kontrolü kolaylaştı.
  • İstanbul önemli bir kültür merkezi haline geldi.
  • Osmanlı’nın İslam dünyasında saygınlığı arttı.
  • Hristiyanlara can ve mal güvenliği sağlandı.
  • Ortodokslar gerçek din hürriyetine kavuştular.

İstanbul’un Fethinin Dünya Tarihi Açısından Önemi 

  • Bin yıllık Bizans İmparatorluğu sona erdi.
  • Ortaçağ kapandı, Yeniçağ başladı.
  • Osmanlı’nın stratejik önemi arttı.
  • Hristiyan birliğinin kurulması önlendi.
  • Batı dünyası önemli bir askeri üssünü kaybetti.
  • Barutun gücünün önemi anlaşıldı. Krallar bu gücü kullanarak derebeylik rejimini yıktılar.
  • Ticaret yollarının Osmanlı kontrolüne geçmesi Avrupa’da, yeni arayışlara yol açtı. Bu durum Coğrafi Keşifler’in başlamasına etki etti.
  • Fatih’in hoşgörüsü, özgür düşünceye saygısı ve bilim adamlarını koruması Avrupa’yı etkiledi.
  • İstanbul’dan Roma’ya giden bilim adamları Rönesans’ın başlamasına etki ettiler.
  • Venedik ve Ceneviz’in çıkarları zedelendi. Bu nedenle, fethe en şiddetli tepkiyi gösterdiler.
  • Kara ve deniz kuvvetlerinin işbirliği yapmasının önemi anlaşıldı.

Fetihten Sonra Alınan Önlemler:

  • Haçlı birliğinin kurulmasına önayak olabilecek Venedik’e bazı ticari imtiyazlar verildi.
  • Bizans’ın mirasına sahip çıkabilecek Mora Despotluğu ve Trabzon Pontus Rum Devleti yıkıldı.
  • Ortodoks Kilisesi himaye edilerek, Hristiyan birliğini önleme, Osmanlı’nın hoşgörüsünü kanıtlama, Ortodoks Kilisesi’ni kontrol altına alma, Katoliklere karşı bir güç oluşturma ve Rumların desteğini sağlama hedeflendi.

FATİH Döneminde Yapılan Fetihlerle ilgili Yorumlar
Fatih Sultan Mehmet fetihlerini rastgele değil, belirli amaçlar doğrultusunda yapmıştır.

Bu amaçları şöyle sıralayabiliriz:

 Karadeniz Ticaretine Egemen Olmak,
Anadolu Türk Birliğini sağlamak,
Anadolu’da Faaliyet Gösteren Devletleri Etkisiz Kılmak,
 Ege ve Akdeniz Ticaretine Egemen Olmak,
 Bizans’ın Yeniden Dirilmesini Önlemek,
 Katolik Roma’yı Ele Geçirmek.

Karadeniz ticaretine SAhip olmak İçin Yapılan Fetihler.
Bosna-Hersek, Eflak-Boğdan, Cenevizlilerden Amasra‘nın alınması, Trabzon Rum İmparatorluğu‘nun fethi ve Kırım Hanlığının Osmanlılara bağlanması bu amaçla yapılan fetihlerdir.(Bu yerlerin hepsi Karadeniz kıyısındadır.

Böylece Karadeniz bir Türk gölü haline gelmiştir.)

Kırım Hanlığının Osmanlı Devleti’ne Bağlanması
Hatırlanacağı gibi Altınorda Devletinin parçalanmasıyla kurulan Türk Hanlıklarından biri de
Kırım Hanlığıdır. Fatih döneminde Kırım Hanının ölümü üzerine oğulları arasında taht kavgaları
başlamış, Kırım Halkı Fatih’ten yardım istemiştir. Fatih Gedik Ahmet Paşa komutasındaki Osmanlı
Donanmasını Kırım’a göndererek bu hanlığı Osmanlılar’a bağlamıştır. Böylelikle:
1- Karadeniz bir Türk gölü haline gelmiştir.
2- Kırım Ordusu Osmanlıların Avrupa’ya yaptığı seferlerde YARDIMCI KUVVET olarak büyük yararlar sağlamıştır.
3- Osmanlı Devleti Kırım Hanlığı sayesinde Orta Asya Türkleriyle temas sağlamıştır.

Fatih Sultan Mehmet Anadolu Türk Birliği İçin Neler yapmıştır ?
Candaroğullarından Sinop’u alarak bu beyliğe son vermiştir. Ayrıca Karamanoğullarından Konya ve Karaman’ı alarak büyük ölçüde Anadolu Türk birliğini gerçekleştirmiştir.

Fatih Sultan Mehmet Anadolu’da ki Beylikleri Etkisiz Kılmak İçin Neler yapmıştır.
IV. Haçlı Seferi sırasında 1204 yılında kurulan Trabzon Rum İmparatorluğunu ortadan kaldırdı. Doğu Anadolu’da hakimiyet kurmak isteyen AKKOYUNLU devletini 1473’te Otlukbeli Savaşında yendi.

D)EGE VE AKDENİZ TİCARETİNE EGEMEN OLMAK İÇİN NERELERİ ALDI?

Ege ve Akdeniz Tİcaretine Egemen Olmak İçin yapılan Faaliyetler
Venedikliler’in elinde bulunan Ege adalarını (İmroz, Taşoz, Limni,Bozcaada,Semadirek,Midilli,Eğriboz)
aldı. Rodos adası kuşatıldı,ancak alınamadı.Akdeniz’deki Kefolonya,Zanta ve Ayamavra adalarını aldı.
Böylece Karadeniz’de faaliyet gösteren Cenevizlilerden sonra, Akdenizde faaliyet gösteren Venedik ticaretine de büyük darbe vurdu.

OSMANLI-VENEDİK DENİZ SAVAŞLARI
Sebepleri: Osmanlıların; İstanbul’u fethetmeleri, Karadeniz ve Ege ticaretini denetimleri altına
almalarının Venedik ticaretine darbe vurması.
Sonuç : Venedik donanmasının Osmanlı donanmasından güçlü olmasından dolayı Venedikliler’e
karşi bir üstünlük sağlanamamıştır.
Fatih olası bir Haçlı ittifakını engellemek amacıyla 1479’da Venedikliler’e ticari ayrıcalıklar vermiştir.
NOT: Osmanlı Devletinden ilk ELÇİ bulundurma hakkını ve ilk ticari ayrıcalıkları elde eden devlet Venedik’dir.

FATİH’İN HIRISTIYANLIK MÜCADELESİ NASILDI?
Hırıstiyanlığın iki merkezi vardı. Biri KATOLİKLİĞİN merkezi ROMA(VATİKAN), diğeri de ORTODOKSLUĞUN merkezi İstanbul(FENER) idi.
Fatih İstanbul’u alarak, buradaki Ortodoks cemaati dini inanç ve ibadetinde serbest bırakmış ve tüm
Ortodoks Hırıstiyanların koruyuculuğunu üslenmiş, böylece hırıstiyan dünyasındaki MEZHEP BİRLİĞİNİ engellemiştir. (İstanbul’un Fethinden önce Katolik ve Ortodoks mezhepleri birleşmeye çalışıyorlardı.)
Fatih Katoliklerin merkezi Vatikan’ı da(Roma) ele geçirmek istiyordu. Bu yüzden GEDİK AHMET PAŞA komutasındaki Osmanlı donanması İtalya’nın güneyine çıkarma yapmış ve buradaki OTRANTO kalesini ele geçirmiştir. Ancak Fatih’in ölümü İtalya Seferinin yarıda kalmasına sebep olmuştur.

Bizans’ın Yeniden Canlanmaması için Fatih’in yaptığı Faaliyetler :
Bizans hanedan üyelerinin kaçtığı Trabzon Rum imparatorluğu’na son verdi,yine Bizans hanedan üyelerinin kaçtığı MORA Yarımadası’nı fethetti.

Fatih’in Batı Siyaseti:

Amaç:

  • Avrupa birliğinin kurulmasını önlemek.
  • Balkanlar’da Osmanlı hakimiyetini pekiştirmek.
  • Sınırları Batı yönünde genişletmek.

Sırbistan, Mora, Eflak, Boğdan, Bosna, Hersek ve Arnavutluk Osmanlı topraklarına katıldı.

Not: Mora, Boğdan ve Hersek üzerinde kesin denetim ancak II. Bayezid döneminde sağlanmıştır.

KISACA FATİH SULTAN MEHMET DÖNEMİNDE FETHEDİLEN YERLER : 

BATIDA FETHETTİĞİ YERLER

         1-Sırbistan    (1459)

         2-Mora         (1460)

         3-Eflak          (1462) Hakimiyete alındı.Kazıklı voyvoda.

         4-Boğdan      (1476) Hakimiyete alındı.

         5-Bosna        (1463)

         6-Hersek       (1465)

         7-Arnavutluk  (1478) İşkodra.

KARADENİZ KIYILARINDA FETHETTİĞİ YERLER

         1- Amasra (1459) Cenevizler.

         2-Sinop     (1461)İsfendiyaroğulları.

         3-Trabzon  (1461)Trabzon Rum İmparatorluğu.

         4-Kırım      (1477)Kırım Türkleri hakimiyete alındı.

 ALINAN EGE ADALARI 

         1-İmroz (Gökçeada)

         2-Taşoz

         3-Semadirek

         4-Bozcaada

         5-Limni

         6-Midilli

         7-Eğriboz

Kanunnamei Ali Osman:

Örfi hukuk yeniden düzenlenerek sistemli bir Kanunname haline getirildi. Padişahın güç ve otoritesi pekiştirildi. Kanunmame’ye göre:

Şahısların değil, devletin sürekliliği önemlidir.

Başa geçen kişi gerekirse kardeşini öldürebilir.

Ölen kişinin yerine, İstanbul’a gelerek devlet adamlarının onayını alan şehzade padişah olur.

II.BAYEZİT DÖNEMİ (1481-1512)

         Fatih’in ölümünden sonra,Amasya valisi olan büyük oğlu Bayezit İstanbul’a gelerek tahta oturmuştur.Konya valisi Cem de padişah olmak istemiştir.

         31 yıl süren II.Bayezit dönemi oldukça sönük geçmiştir.Bunun nedenleri ise;

         *II.Bayezit’in çok yumuşak huylu ve savaştan hoşlanmayan kişiliği

         *Kardeşi Cem Sultan isyanı ile uğraşmak zorunda kalması.

         *Safavi tehlikesi.

         *Çocukları arasında taht mücadeleleri etkili olmuştur.

         Osmanlı-Venedik İlişkileri (1499-1502)

         *İnebahtı,Modon,Koron kaleleri ile Navarin limanları alındı.

         *Otranto seferinden sonra elimizden çıkan Ayamavra ve  Kefalonya adaları alındı.

         Osmanlı-Memluk ilişkileri

         Fatih döneminde bozulmaya başlayan Osmanlı-Memluk ilişkileri bu dönemde daha da bozularak savaşa dönüşmüştür.Sebepleri:

         *Memluklerin isyan eden Cem’i korumaları

         *Dulkadiroğulları ve Ramazanoğulları üzerine saldırmaları

         *Karamanoğullarını desteklemeleri

         *Hicaza giden Türk hacılarından vergi almaları

         *Hindistan hükümdarının II.Bayezit’e gönderdiği hediyelere el koymaları.

          Bu sebeplerden dolayı 1485-1491 yılları arasında aralıklarla devam eden savaş,daha çok Çukurova bölgesinde oldu.Yapılan 5 savaştan 2’sini Osmanlılar;3’nü memlukler kazandılar.Bu savaşlarda her iki taraf da bir başarı elde edemedi.Tunus hükümdarı Sultan Osman’ın araya girmesiyle anlaşma sağlandı (1491)

         *Her iki taraf da eski sınırlarına çekildiler.

         *Çukurova bölgesindeki Türkmen hanedanları ,eskisi gibi Memluklere tabi kaldılar.

         Osmanlı Karaman İlişkileri

         Karamanoğullarının Memluklerle işbirliği yapmaları üzerine beyliğe kesin olark son verilmiştir.(1487)

         Osmanlı-İran (Safavi) ilişkilerinin Başlaması

         II.Bayezit zamanında Akkoyunlu devleti yıkılmış ve bu topraklar üzerinde,aslen bir Türk olan Şah İsmail tarafından Safavi devleti adıyla yeni bir devlet kurulmuştu.(1501).

         Şii mezhebine bağlı olan Şah İsmail,devletini kısa sürede büyüterek güçlendirdi.II.Bayezit’in gevşek politikalarından yararlanan Şah İsmail,Anadolu’yu ele geçirmek amacıyla Anadolu içlerine pek çok şii propagandacı gönderdi.Propagandacılar özellikle Hamideli ve Teke taraflarında etkili oldular.

         Özellikle Teke yöresinde çıkan “ŞAHKULU İSYANI” devlet tarafından güçlükle bastırıldı.Şahkulu yakalanarak idam edildi.

         Anadolu’daki şii faaliyetlerine karşı babası II.Bayezit’in psif kaldığını gören ve tehlikenin büyüklüğünü sezen Trabzon valisi Selim,babasına karşı isyan etti.Büyük kardeşleri şehzade Ahmet ve Korkut’u mağlup eden Selim,1512 tarihinde Osmanlı tahtına padişah olarak oturmuştur.

         NOT:II.Bayezit devşirme kökenli devlet adamlarının desteğiyle padişah oldu.

            Cem Sultan Olayı (1481-1495)

         Fatih’in küçük oğlu Konya valisi Cem Sultan, Türk kökenli devlet adamlarının desteğini alarak ağabeyi II.Bayezit’e karşı isyan etti.Başarılı olamadı.Memluklerden aldığı destekle tekrar isyan etti.Başarılı olamayınca Rodos şövalyelerine sığındı.

         *Olay böylece bir dış sorun haline gelmiştir.

         *Rodos şövalyeleri Cem’i Fransa aracılığıyla Papa’ya teslim ettiler.Papa,Cem’i Osmanlı Devleti’ni parçalamak amacıyla kullanmak istediyse de başarılı olamadı.Cem,İtalya’da öldü.(1495)

         NOT:Cem’in mezarı Bursa-Muradiye’dedir.

            NOT:Cem olayı sebebiyle II.Bayezit Dönemi durgun geçmiştir.1492’de İspanya’daki Müslüman Beni Ahmer Devleti yıkılmış,Müslümanlar ve Yahudiler katliama uğramıştır.II.Bayezit bölgeye yardım göndererek bir kısım Müslümanları ve bazı Yahudileri Osmanlı topraklarına getirip yerleştirdi.

         Boğdan Seferi (1484)

         Kili ve Akkerman kaleleri alınarak doğrudan Osmanlı topraklarına katılmıştır.Kırım’la karadan bağlantı sağlanmıştır.

YAVUZ SULTAN SELİM DÖNEMİ (1512-1520)

         *Babası ve kardeşleriyle mücadele eden Yavuz ,bu mücadelelerde babasına karşı “Karıştıran Ovası’nda” (Çorlu) yaptığı savaşı kaybetmesine rağmen Yeniçeri ve ordunun desteğiyle başa geçmiştir.

         1-Osmanlı-İran İlişkileri

            İran Seferinin Sebepleri:

         1-Yavuz’un padişahlığını Şah İsmail’in tebrik etmemesi.

         2-Şah İsmail’in adamları aracılığıyla Anadolu’da ayaklanmalar çıkarması.

         Çaldıran Savaşı (1514)

         *Safavi Devleti’nin Anadolu’da şii propagandası yaparak kargaşa çıkarmak istemesi ve sonunda Anadolu’ya hakim olmak isteği.

         *VAN-ÇALDIRAN Ovası’nda 20 Ağustos 1514’te yapılan savaşı Osmanlı Devleti büyük bir üstünlükle kazandı.Şah İsmail canını zor kurtarırken,Yavuz da Safavi Devleti’nin başkenti Tebriz’e girdi.

         Savaşta Osmanlı Devleti 100 bin ordu ve 500 top kullanmıştır.

         Savaşın sonuçları

         1-Safavilere büyük bir darbe vurulduysa da tehlike olmaktan çıkarılamadı.

         2-Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri Osmanlı topraklarına katıldı.

         3-Savaş dönüşü Dulkadiroğulları beyliği ile yapılan “TURNADAĞ” Savaşıyla (1515) beylik Osmanlı topraklarına katıldı

         *Dulkadiroğulları beyliğinin alınmasıyla Anadolu Türk birliği kesin olarak sağlanmıştır.(Adana’da bulunan Ramazanoğullarının da bağlılık bildirmesiyle).

         4-Sefer dönüşü 1000’e yakın Azeri sanatçı,bilgin ve şair İstanbul’a getirilmiştir.

         NOT:40.000 ordu ihtiyati kuvvet olarak Kayseri-Sivas arasında bırakılmıştır (Çaldıran Savaşı’nda)

         Mısır Seferi (1516-1517)

         Mısır Memluklu Devleti üzerine yapılmıştır.

         Sebepleri:

         1-Fatih döneminden itibaren devam eden anlaşmazlıklar

         2-Memluklerin Şah İsmail’e destek vermeleri

         3-Yavuz’un Mısır’dan geçen Baharat Yolu’nu alarak ekonomik üstünlük sağlamak istemesi.

         4-Dulkadiroğulları ve Ramazanoğullarının Osmanlılara katılmasına Memluklerin karşı çıkması

         5-Yavuz’un halifeliği ele geçirerek İslam dünyasında birlik sağlama düşüncesi

         *Yavuz Memlukleri Suriye’de Merc-i Dabık  Savaşı’yla (1516);Mısır’da Ridaniye Savaşı’yla (1517).iki kez yenilgiye uğrattı.

         Sonuçları

         1-Memluklu Devleti yıkıldı.Toprakları;Suriye,Filistin,Hicaz ve Mısır Osmanlıların eline geçti.

         2-Mısır’ın zenginliklerinin Osmanlıların eline geçmesiyle Osmanlı hazinesi doldu.

         3-Baharat Yolu Osmanlılara geçtiyse de ,Ümit Burnu Yolu’nun keşfi sebebiyle istenilen ekonomik fayda sağlanılamadı.

         4-Halifelik Osmanlılar geçti.Böylece devletin teokratik özelliği arttı.

         5-Venedikliler Kıbrıs için Memluklere ödediği vergiyi Osmanlılara ödemeye başladılar.

         *Yavuz Sultan Selim 1520’de öldü.

         NOT:Yavuz Sultan Selim Dönemi’nde bütün mücadeleler doğulu devletlerle yapılmıştır.Batılı devletlerle herhangi bir mücadele olmamıştır.

         *Bu dönem batılı devletlerle mücadelenin olmadığı tek dönemdir.

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN DÖNEMİ

(1520-1566)

         *Yavuz’un ölümünden sonra tek şehzade olan Kanuni Sultan Süleyman padişah oldu.

         *Dönemi,Osmanlı tarihinin en parlak dönemidir.

       İÇ İSYANLAR

         Canberdi Gazali (Suriye),Ahmet paşa (Mısır),Kalenderoğlu (Çukurova),Baba Zünnun (Yozgat)

         *Bu isyanlar çok kısa süre içerisinde bastırılmıştır.

        KANUNİ DÖNEMİ BATI SEFERLERİ

         1-Belgrat’ın Fethi (1521)  :Fatih döneminde alınamayan Belgrat’ı (Belgrat Kalesini) savunamayacaklarını anlayan Sırplar kaleyi Macarlara bıraktılar.

         *Macarlar Kanuni zamanında Osmanlıya karşı saldırgan tavır sergilediler.Hatta gönderilen Osmanlı elçisini öldürdüler.Bunun üzerine Kanuni sefere çıktı.Belgrat karadan ve nehirden kuşatıldı ve 1521’de fethedildi.

         *Fetihten sonra Belgrat Kalesi Avrupa seferlerinde üs olarak kullanıldı.

         2-Mohaç Meydan Savaşı (1526)

         *Belgrat’ın fethinden sonra Osmanlı-Macar ilişkileri iyice bozuldu.Bu sırada Kanuni de Avrupa ülkeleri içinde yalnız kalan ve Alman imparatoru Şarlken’e karşı savunmasız kalan Fransa’ya yardım sözü vererek bu ülkeyi yanına çekmek istemiştir.Böylece Fransa’nın bu ittifaka katılmasını önlemiştir.

         *Macarlar Belgrat’ın fethinden sonra  Osmanlıya iyice düşman oldular.1526’da Mohaç ovasında Osmanlı ordusuyla Macar ordusu karşı karşıya geldi. Yapılan savaş sonrasında Osmanlı ordusu tarihin en kısa süren zaferini kazandı.Bu zaferle;

         *Başkent Budin ve Macaristan’ın bir bölümü fethedildi.

         *Macaristan Osmanlıya bağlı ,Avusturya ile Osmanlı arasında tampon bir bölge haline geldi.

         *Osmanlı Devleti’nin orta Avrupa’daki egemenliği güçlendi.

         *Osmanlı-Avusturya ilişkilerinin bozulmasına sebep oldu.

         *Macaristan  1541 yılında tamamen Osmanlı topraklarına katıldı.

         Osmanlı-Avusturya İlişkileri

            I.Viyana Kuşatması (1529)

         *Macaristan’ın fethi Osmanlılarla Avusturyalıları karşı karşıya getirdi.Avusturya kralı Ferdinand,Macar topraklarında hak iddia ediyordu.Osmanlı Ordusu İstanbul’a döndükten sonra Avusturya kralı Ferdinand,Macar kralı Yanoş’a savaş açarak Budin’e girdi.Yanoş’un Osmanlılardan yardım istemesi üzerine Kanuni büyük bir ordu ile Budin’e girdi.Ancak Ferdinand,Kanuni’nin karşısına çıkmaya cesaret edemedi.Avusturya sorununu çözmek isteyen Kanuni,Ferdinand’ı takip ederek Viyana kalesini kuşattı.Ancak Viyana’nın güçlü bir kale olması,ağır topların getirilmeyişi ve kışın yaklaşmasından dolayı Viyana alınamadı.

        Alman Seferi (1532)

         Ferdinand,Kanuni’nin İstanbul’a dönmesinden faydalanarak ,kardeşi olan Alman imparatoru Şarlken’e güvenerek tekrar Budin’i kuşattı.Bu olay üzerine Kanuni,Şarlken’i savaşa çağırarak Alman seferine çıktı.Ancak Şarlken Kanuni’ye karşı koyamadı.Avusturya’nın isteği üzerine anlaşma yapıldı.

         *İSTANBUL ANTLAŞMASI

         *Avusturya kralı protokol bakımından Osmanlı sadrazamına denk sayılacaktı.

         *Ferdinand,Yanoş’un Macar krallığını tanıyacaktı.

         *Avusturya elinde bulundurduğu Macar toprakları için Osmanlılara her yıl 30.000 düka altın vergi ödeyecekti.

         NOT: Bu antlaşmayla Avusturya Osmanlı Devleti’nin üstünlüğünü kabul etmiştir.

     Zigetvar Seferi ve Kanuni’nin Ölümü (1566)

         Ferdinand’ın yerine geçen oğlu Maksimilyen,Osmanlılara vergisini ödemedi ve Erdel’e saldırdı.Kanuni bu olay üzerine çok ihtiyarlamasına rağmen Avusturya üzerine 13. ve son seferine çıktı.Zigetvar kalesi kuşatıldı.Hasta olan Kanuni’nin vefatından bir gün sonra kale alındı.(1566)

         OSMANLI-FRANSIZ İLİŞKİLERİ VE KAPİTÜLASYONLAR

         KANUNİ Sultan Süleyman,Avrupa Hıristiyan birliğini parçalamak amacıyla Fransızlarla anlaşmayı uygun buldu.Kendi aralarında yaptıkları savaşlar sırasında Alman imparatoruna esir düşen Fransa kralı 3.Fransuva’yı Mohaç savaşından sonra esaretten kurtardı.Bu olaydan sonra Osmanlı-Fransız ilişkileri gelişti.

         Kanuni 1535’te Fransa’ya ticaret,gümrük ve hukuk gibi konularda diğer devletlere verilmeyen bazı imtiyazlar verdi.İki devlet arasında yapılan anlaşmaya göre:

         1-Osmanlı topraklarında yaşayan Fransızların hukuki davalarına Fransız yargıçları bakacaklardı.

         2-Her iki devlet birbirlerine ait denizlerde serbestçe dolaşabilecekler ve ticaret yapabileceklerdi.

         3-Kapitülasyonlar iki hükümdar sağ kaldığı müddetçe geçerli olacaktı.

         Kapitülasyon adı verilen bu antlaşmayla Kanuni:

         *Avrupa Hıristiyan birliğini bozmayı

         *Coğrafi keşiflerle önemini kaybeden Akdeniz limanlarını yeniden canlandırmayı

         *Fransa limanlarından faydalanmayı amaçlamıştır.

         NOT: 1740’ta ise kapitülasyonlar sürekli hale geldi.Osmanlı Devleti’nin zayıflamasıyla beraber Osmanlı ekonomisinin bozulmasına neden oldu.

         Rodos’un Fethi (1522)

         Akdeniz ticareti ve deniz yoluyla hac yolculuğunun güvenliği,korsan yatağı haline gelen Rodos’tan dolayı tehlikeye düşmüştü.Bu duruma son vermek için Kanuni döneminde Rodos kuşatıldı.ve 1522 yılında fethedildi.Kanuni şövalyelerin adayı terkine izin verdi.Adayı terk eden Sen-Jan şövalyeleri Şarlken tarafından Malta adasına yerleştirildi.

         NOT:Rodos’un fethiyle Ege denizindeki Osmanlı egemenliği kesinleşmiş ve Ege denizi Türk gölü haline gelmiştir.

         HIZIR REİS (BARBAROS) VE CEZAYİR’İN ALINMASI (1533)

         Aslen Midilli’li bir Türk olan  Hızır Reis Cezayir’i tamamen İspanyollardan arındırmış ve Cezayir’e hükümdar olmuştu. Hıristiyanlara indirdiği ağır darbelerden dolayı Avrupalılar Hızır Reis’e “Barbaros” lakabını taktılar.Yavuz döneminde Mısır’ın fethinden sonra Osmanlı himayesine giren Hızır Reis’in denizcilikteki üstün kabiliyetini anlayan Kanuni Sultan Süleyman O’nu İstanbul’a davet ederek Kaptan-ı Deryalık rütbesi verdi.Hızır Reis aynı zamanda Cezayir Beylerbeyliğine atandı.Böylece Cezayir Osmanlıya bağlanmış oldu.(1533)

         Preveze deniz savaşı (1538)

         Kaptan-ı Derya Hızır Reis Akdeniz’de fetihlere başladı.Kanuni başarılarından dolayı O’na “Hayrettin” unvanını verdi.Barbaros Hayrettin Paşa 1537’de büyük bir donanma ile Akdeniz’e açıldı.Ege’deki  Venedik adalarını alarak Korfu’yu kuşattı.Hayrettin Paşa’nın Akdeniz’deki fetihleri Avrupalıları yeni bir Haçlı birliği kurma zorunda bıraktı.Hayrettin Paşa 1538’de Preveze önlerinde Andrea Dorya komutasındaki Venedik,Malta,Ceneviz,İspanya ve Portekizlilerden oluşan Haçlı donanmasını mağlup etti.

         Sonuçları:

         *Osmanlı Devleti Akdeniz’de üstünlüğü ele geçirdi.

         *Akdeniz Türk gölü haline geldi.

         NOT:*Barbaros Hayrettin Paşa’nın ölümü (1546)

                      *Mimar Sinan’ın Süleymaniye’yi inşası (1550)

                      *Sokulu Mehmet Paşa’nın Vezir-iAzam oluşu (1565)

         Trablusgarp’ın Fethi (1551)

         Batı Akdeniz’de korsanlık yapan Turgut Reis,Kanuni’nin isteği üzerine bu ülkeyi İspanyollardan aldı.Ardından Turgut Reise Trablusgarp Beylerbeyiliği verildi.

         Malta Kuşatması (1565)

         Kuşatma başarısız oldu.Turgut Reis öldü.

         Sakız Adasının Alınması (1566)

         Malta yenilgisini hazmedemeyen Kanuni yeni bir sefer için Donanmayı hazırlatmıştır.Zigetvar seferine çıkmadan önce donanmaya Ege denizine açılma emrini vermiştir.Piyale Paşa komutasındaki Donanma Sakız adasını alarak Ceneviz hakimiyetine son vermiştir.(1566)

         HİNT DENİZ SEFERLERİ (1538-1553)

         Nedenleri

         1-Portekizlilerin Basra Körfezi ve Kızıl Deniz girişlerini ve dolayısıyla Hint ticaret yolunu kapatması.

         2-Portekizlilerin Müslüman tüccar ve gemilerine zarar vermesi

         3-Hindistandaki Gücerat İslam hükümdarının Kanuni’den yardım istemesi.

         4-Kanuni’nin Baharat yolunun güvenliğini sağlamak istemesi.

         *Coğrafi keşiflerden sonra Portekizliler,16.yüzyılın başlarında Hindistan’da sömürgeler kurmuşlar ve  Hint ticaret yollarını ellerine geçirmişlerdi.Portekizlilerin Hindistan’daki Müslümanlara zarar vermesi ve Hint ticaret yollarını kapatmaları üzerine Kanuni zamanında Hint okyanusuna 4 sefer yapıldı.Bu seferleri:

         1.Seferi         :Hadım Süleyman Paşa

         2.Seferi         :Piri Reis

         3.Seferi         :Murat Reis

         4.Seferi         :Seydi Ali Reis yaptılar.

         Sonuçları

         1-Hint Deniz seferlerinden istenilen sonuç elde edilememiştir.Bunun nedeni ise Osmanlı denizcilerinin Hint okyanusunu iyi tanımamaları ve devlet adamlarının karada yapılan savaşları daha karlı görmeleridir.Ayrıca Osmanlı gemilerinin okyanuslara dayanıklı olmaması bu seferlerdeki başarısızlığın diğer bir nedenidir.

         2-Yemen,Aden,Sudan sahilleri ve Habeşistan’ın bazı kısımları Osmanlı topraklarına katıldı.

         3-Kızıldeniz Osmanlı denetimine girdi.

         İRAN SEFERLERİ (1533-1555)

         Nedenleri:

         *Osmanlı orduları batıda Avrupalılarla mücadele ederken İran’ın her defasında doğudan Osmanlı topraklarına saldırması

         *İran’ın Bağdat’ı üs olarak kullanıp,İran’ın politikasını benimsemeyen bir çok Müslüman halkı ve ilim adamını öldürmesi

         Bu Nedenlerden dolayı Kanuni:

         1.Seferi (IRAKEYN)

         *Sadrazam İbrahim Paşa’yı İran’a göndedi(1533).—–Tebriz alındı

         *1535’te Kanuni de sefere çıktı ve aynı yıl Bağdat’ı aldı.

          2.Seferi  1548’de yaptı.

 3.Seferi 1554’te yaptı.—Nahcivan, Azebaycan, Karabağ ve Gürcistan’ı  fethedilerek  geri döndü.

         Osmanlı orduları Amasya’ya geldiği sırada İran elçileri arkadan yetiştiler ve İran Şah’ının anlaşma teklifini Kanuni’ye bildirdiler.Bunun üzerine Osmanlı Devleti ile İran arasında AMASYA ANTLAŞMASI imzalandı (1555).

Bu antlaşma ile İran: Basra,Bağdat,Şehrizor,Van,Bitlis,Erzurum,Kars,Atabegler yurdu,Erivan,Tebriz,Irak ve Doğu Anadolu’nun Osmanlılara ait olduğunu kabul etti.

         *Bu anlaşma 25 yıl sürmüş ve ileriki anlaşmalara zemin teşkil etmiştir.

         Önemi:

         1-Bu anlaşma Osmanlı Devleti ile İran arasındaki ilk antlaşmadır.

         2-Osmanlı Devleti Basra Körfezi’ne kadar ulaşarak Hint okyanusu ile bağlantı sağlamıştır.

SOKULLU MEHMET PAŞA DÖNEMİ (1566-1579)

         Aslen bir devşirme olan Sokulu Mehmet Paşa (Hırvat Devşirmesi) ,Kanuni’nin son dönemlerinde Sadrazam olmuştur (1565).Kanuni’den sonra tahta geçen padişahlardan II.Selim (1566-1574) ve III.Murat (1574-1595) dönemlerinde devlet işlerini yürüten asıl kişi Sokulu Mehmet Paşa olduğundan bu döneme Sokulu Mehmet Paşa Dönemi denir.

         (II.Selim Zamanı:1566-1574)

            1)KIBRIS ADASI’NIN FETHİ (1571)

         Suriye,Mısır ve Doğu ticaret yollarının güvenliği bakımından önemlidir.

         Kıbrıs Adası’na hakim olan Venediklerin;

         —-Osmanlı ticaret gemilerine saldırmaları

         —-Kıbrıs Adası için Osmanlılara ödediği vergiyi kesmeleri

üzerine Sokulu Mehmet Paşa’nın karşı çıkmasına rağmen II.Selim adanın fethine karar vermiş ve Lala Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı donanması 11 aylık kuşatmadan sonra adayı fethetmştir.

         *Doğu Akdeniz’in güvenliği sağlandı

         *Anadolu’dan pek çok Türk ailesi getirilerek adaya yerleştirildi.

         *İnebahtı deniz Savaşı’na neden oldu.

         *Akdeniz ticaret yolunun güvenliği sağlandı.

         NOT:II.Bayezit buradan elde edilen ganimetle Mimar Sinan’a ünlü SELİMİYE CAMİİ’ni yaptırmıştır.

       iNEBAHTI DENİZ SAVAŞI (1571)

         Avrupalıların Kıbrıs gibi önemli bir adayı kaybetmeleri ve papanın kışkırtmaları denizde yeni bir Haçlı birliğinin oluşmasına neden oldu.Venedik,Malta,İspanya,İtalya (Piyemento) devletlerinin katıldığı Haçlı donanmasının başına da Şarlken’in oğlu Don Juan getirildi.

         Haçlı donanması ile İnebahtı Körfezi yakınlarında yapılan savaşı taktik hatası yüzünden Osmanlı Devleti kaybetti.Haçlılar İnebahtı Körfezi’nde bulunan Osmanlı Donanması’nı yaktılar.200 kadar gemimiz batarken 20 bin askerimiz şehit düştü.Yalnızca Uluç Ali Reis bir kısım gemileri alarak İstanbul’a dönebildi.

         *Uluç Ali Reis’in adı Kılıç Ali Reis olarak değiştirilmiş ve Kaptan-ı Deryalığa getirilmiştir.

         *Osmanlı Devleti’nin aldığı ilk büyük deniz yenilgisidir.

         *Bu yenilgi Osmanlı Devleti’ne herhangi bir yer kaybettirmemişse de ,Türklerin yenilmezliği inancını yıkmıştır.

         *Bu savaşta bir çok Osmanlı Denizcisinin ölmesi ileriki dönemde Osmanlı denizciliğinin gerilemesine neden olmuştur.

         *Bu savaş Osmanlı Devleti’nin Akdeniz egemenliğini sarsmıştır.

         *Osmanlı Donanması Sokullu’nun emriyle bir kış içerisinde çok daha güçlü bir şekilde yeniden oluşturulmuştur.

    TUNUS’UN FETHİ (1574)

         İnebahtı yenilgisinden sonra oluşturulan donanma,Kılıç Ali Reis komutasında Akdeniz’e açıldı.Haçlı Donanması Osmanlıların karşısına çıkmaya cesaret edemedi.

         Kılıç Ali Paşa İspanyolların elinde bulunan Tunus’u Osmanlı topraklarına kattı.Tunus Beylerbeyliği oluşturuldu.

         Böylece Fas dışındaki Kuzey Afrika tamamen Osmanlı toprağı oldu.

         Tunus’un fethi,hem Osmanlı-İspanya savaşlarını,hem de İspanyolların Kuzey Afrika’daki işgal politikalarını sona erdirmiştir.

         *II.Selim 1574 yılında öldü.

        NOT :  *Ordunun başında savaşa gitmeyen ilk Osmanlı padişahıdır.

        

(III.Murat Zamanı:1574-1595)

          LEHİSTAN (Polonya)’IN HİMAYESİ (1575)

         Lehistan Osmanlı himayesine alındı.(1575).Böylece Osmanlı hakimiyet alanı Batlık denizine ulaşmış oldu.

         Lehistan’da iç karışıklıklar çıkması üzerine Osmanlı Devleti Erdel Beyi’ni Leh kralı seçtirdi.

       FAS SULTANLIĞI’NIN OSMANLI HİMAYESİNE ALINMASI (1577)

         *Fas üzerinde Osmanlı-Portekiz hakimiyet mücadelesi

         *Osmanlıların Cebeli Tarık boğazına hakim olma isteği

         1577 yılında Fas’ta çıkan taht kavgaları üzerine bir kısım Faslılar Portekiz kralından;bir kısmı da Osmanlı padişahından yardım istediler.

         Sokulu Cezayir Beylerbeyi Ramazan Paşa’yı Fas üzerine gönderdi.Portekizlilerle yapılan “VADİ ÜS SEYL” savaşıyla Portekizlilere çok ağır bir darbe vurularak Portekiz ordusu kralı ile birlikte imha edildi.Fas Osmanlı himayesine alındı.

         *Bu olaydan sonra Portekizlilerin denizlerdeki etkinlikleri azalmıştır.

         *Osmanlı hakimiyet alanı Atlas okyanusuna ulaşmış oldu.

         SOKULLU DÖNEMİ KANAL PROJELERİ

          DON-VOLGA KANAL PROJESİ

         Bu proje ile Karadeniz’e dökülen DON Nehri ile ,Hazar Denizi’ne dökülen VOLGA ırmakları birleştirilerek Karadeniz’den Hazar Denizi’ne ulaşılmak istenmiştir.

         Amaçları;

         1-Orta Asya Türkleri ile bağlantı kurmak

         2-İran’la yapılacak savaşlarda donanma gücünü kullanmak

         3-Rusların güneye inmesini engellemek

         4-İpek yolu ticaretini canlandırmak

         *Kanal açma çalışmaları başladıysa da proje tamamlanamadı.

      SÜVEYŞ KANALI PROJESİ

         Bu projeyle Kızıldeniz ve Akdeniz birleştirilerek,Baharat yolunun canlandırılması amaçlanmıştır.

       İZNİK-SAKARYA-SAPANCA PROJESİ

         Bu proje ile Marmara’dan Karadeniz’e yeni bir su yolu açılmak istenmiştir.Bolu Dağı ormanlarından yararlanılmak istenmiştir.

         *Bu projeler başarıya ulaşmamışsa da ,devletin ileriye yönelik politikalar izlediğini göstermesi açısından önemli

Anadolu Selçuklu Devleti

TÜRKİYE SELÇUKLU DEVLETİ(1075-1308)

ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİ (1075-1308)

anadolu selçuklu devleti

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Anadolu Selçuklu Devleti’nin Kurucusu ve kuruluşu

Büyük Selçuklu Devleti’ne adını veren Selçuk Bey’in torunlarından Kutalmışoğlu Süleyman Şahtarafından kuruldu. Kendisi Malazgirt Zaferi’nin ardından Anadolu’nun fethiyle görevlendirilmişti. İç karışıklar yaşayan Bizans’ın zayıflığından yararlanarak İznik’e kadar ilerledi ve burayı başkent yaparak Türkiye Selçuklu Devleti’ni kurdu (1075).

I.Kılıç Arslan Dönemi

Avrupa’nın farklı devletlerinin bir araya gelerek oluşturdukları kalabalık Haçlı ordusu Anadolu’yu kolayca geçebileceklerini düşünüyordu. Ancak I. Kılıç Arslan, Danişmentlilerin de desteğini alarak Haçlı ordusuna büyük kayıp verdirdi (1097). Fakat başkenti İznik’ten Konya’ya taşımak zorunda kaldı. Haçlı ordusu buna rağmen Anadolu’yu geçerek Kudüs’e ulaştı ve şehri ele geçirdi.

II.Kılıç Arslan Dönemi

I.Kılıç Arslan’ın ölümünden sonra da Türkiye Selçukluları Haçlı Seferleriyle mücadele etmek zorunda kaldılar. Bir yandan Haçlılarla mücadele eden Selçuklular bir yandan da Anadolu’nun tamamında kendi hâkimiyetlerini sağlamaya çalıştılar. Mücadele ettikleri devletlerden biri de Bizans’tı.

Miryokefalon Savaşı (1176)

Neden: Türkiye Selçuklularının kuvvetlenmesinden endişe eden Bizans’ın Haçlı Seferlerinden faydalanarak büyük bir ordu ile Türkleri Anadolu’dan çıkarmak için harekete geçmesi.

Selçuklu ordusu Bizans ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı (1176).

Sonuç: Bu zafer Bizans’ın Anadolu’yu geri alma ümitlerini tamamen ortadan kaldırdı. Bizans, Anadolu’nun Türk yurdu olduğu gerçeğini kabul etmek zorunda kaldı. Yani savaş ANADOLUNUN KESİN OLARAK TÜRK YURDU OLDUĞUNU İSPATLADI.

Alaaddin Keykubad Dönemi

Türkiye Selçuklu Devleti Alaaddin Keykubad’ın hükümdarlığı zamanında en güçlü dönemini yaşadı. Anadolu’da ticaret, sanat, bilim ve kültür merkezi olan büyük şehirler inşa edildi. Bu şehirleri kale, cami, konut, han, hamam, medrese ve türbe gibi mimari eserlerle donattılar.

Kösedağ Savaşı (1243)

Neden: Alaaddin Keykubad’ın ölümünden sonra ülke içinde karışıklıklar baş göstermesi ve Asya’nın büyük bölümünü ele geçiren Moğollar, Anadolu’yu ele geçirmek istemesi.

Selçuklu ve Moğol orduları Sivas’ın doğusunda Kösedağ Savaşı’nda karşılaştılar. Selçuklu ordusu sayıca daha kalabalık olmasına rağmen Moğol ordusunun saldırısı karşısında dağıldı (1243).

Sonuç: Kösedağ Savaşı’ndan sonra Anadolu’da Moğol hâkimiyeti başladı. TÜRKİYE SELÇUKLU DEVLETİ YIKILMA SÜRECİNE GİRDİ. Moğollar, Anadolu’ya gönderdikleri vali ve komutanlarla ülkeyi yönetmeye başladılar. Son Selçuklu hükümdarı II. Mesud’un ölümü ile Türkiye Selçuklu Devleti son buldu (1308).

HAÇLI SEFERLERİ

  1. ve 13. yüzyıllar arasında Avrupalılar tarafından değişik nedenlerle Müslüman dünyasına yapılan seferlere denir. Haç Hıristiyanlığın simgesidir. Bu yüzden bu seferlere Haçlı seferleri, katılan askerlere de Haçlı askerleri denir.1096-1270 yılları arasında değişik zamanlarda toplam 8 tane Haçlı seferi olmuştur. Haçlı seferlerinin nedenleri şunlardır:

Haçlı Seferlerinin Dini nedenleri

*Hıristiyanlar tarafından kutsal sayılan Kudüs, İznik gibi kentlerin Müslümanların elinde olması.

*Hıristiyan din adamlarının krallardan Müslümanlara saldırmalarını istemesi

Haçlı Seferlerinin Ekonomik nedenleri

*Yoksulluk içinde olan Avrupa’nın Doğu ülkelerinin zenginliğinden yararlanmak istemesi.

*Doğu ülkesini gezen gezginlerin buları gezdikten sonra Avrupa’ya dönerek buraları anlatmaları.

Haçlı Seferlerinin Sosyal ve siyasal nedenleri

*Türklerin akınlarından bunalan Bizans’ın Avrupa’dan yardım istemesi.

*Avrupa’daki toprak sahiplerinin Doğu ülkelerinden de toprak kazanmak istemeleri.

HAÇLI SEFERLERİ

Birinci Haçlı Seferi (1096-1099):

Bu ordu Anadolu Selçukluların başkenti İznik’i kuşattı. Şehri, I.Kılıç Arslan’ın kardeşi Davut savunuyordu. Davut, kuşatmaya fazla dayanamadı ve şehri Haçlılara teslim etti. Antakya’yı ele geçiren Haçlılar buradaki Müslüman halkı öldürdüler. 1099 yılında Kudüs’e ulaştılar ve burasını ele geçirdiler. I. kılıçarslan Başkenti İznikten Konyaya taşımıştır

İkinci Haçlı Seferi (1147-1149):

Musul Atabey’i İmalettin Zengi Antakya’yı Haçlıların elinden aldı. Bunun üzerine Avrupalılar burasını geri almak için ikinci Haçlı seferini başlattılar. Bu Haçlı seferine Alman İmparatoru 3. Konrad ve Fransa Kralı 7.Lui de katıldı. Anadolu Selçuklu Sultanı Mesut Haçlılara büyük kayıplar verdirdi. Büyük kayıplar veren Haçlılar Şam’ı kuşattılar. Ama başarılı olamayarak 1149 yılında geri çekildiler.

Üçüncü Haçlı Seferi (1189-1192):

Eyyubilerin kurucusu Selahattin Eyyubi, 1187 yılında Kudüs’ü Haçlılardan geri aldı. Gelişme üzerine Haçlılar Kudüs’ü kurtarmak için Üçüncü Haçlı seferini başlattılar. Bu sefere de Alman İmparatoru Frederik Barbaros ve İngiltere kralı Aslan Yürekli Rişar katıldı. Anadolu’yu geçerken Anadolu Selçuklu Devleti Sultanı II. Kılıç Arslan onlara büyük kayıplar verdirdi. Kudüs’e ulaşan Haçlılar burayı almayı başaramadılar. Geri dönmek zorundalar.

Dördüncü Haçlı Seferi: (1202-1204):

Bu haçlı seferi de Eyyubilerin Filistin’deki ve Suriye’deki bazı şehirleri ele geçirmesi üzerine düzenlendi. Fakat bu haçlı seferi için gelenler İstanbul’a ele geçirip burada bir krallık kurdular.

Diğer seferler

Bu dört Haçlı seferlerinden başka dört tane daha Haçlı seferi vardır. Diğer dört haçlı seferi Anadolu üzerine yapılmamış, farklı yerlere yapılmıştır. Haçlılar bu seferlerde de başarısız oldular. 14 tane haçlı seferi yapıldığı bilinmektedir.

SONUÇLAR

  • Dini Sonuçlar:
  • 1-Hıristiyan din adamlarına duyulan güven azaldı.
  • 2-Kudüs, Antakya vb. kutsal kentler Müslümanların elinde kaldı.
  • Siyasi Sonuçlar:
  • 1-Haçlılarla başarı ile savaşan Türklerin, İslam dünyasındaki saygınlığı arttı.
  • 2-Bizans, Anadolu üzerindeki hâkimiyetini iyice kaybetti. Ama ömrü uzadı.
  • 3-Avrupa’da Feodalite zayıfladı.
  • Ekonomik Sonuçlar:
  • 1-Haçlılar dönerken yanlarında Müslümanlar da gördükleri barut, pusula, kâğıt, matbaa gibi icatları da götürdüler. Bu durum Coğrafi Keşiflere, Rönesans ve Reforma ortam hazırlamıştır.
  • 2- Akdeniz limanlarının önemi arttı.

Ananolu Selçuklu Devletinden Kurulan Beylikler 

Kösedağ Savaşı’ndan sonra Anadolu’nun büyük bölümü Moğol hâkimiyetine girdi. Böylece Anadolu’da siyasi birlik parçalandı; yeniden beylikler dönemi başladı

Bu beylikler şöyledir: Karamanoğulları

Germiyanoğulları

Karesioğulları

Candaroğulları

Menteşeoğulları

Ramazanoğulları

Saruhanoğulları

Hamitoğulları

Dulkadiroğulları…

Anadolu’da Kurulan lk Beylikler

Türklerin Anadolu’yu Yurt Edinmesinin Nedenleri

  • 1-Anadolu’da güçlü bir devletin olmaması
  • 2-Anadolu’nun göçebe yaşayan Türkler için bolca su kaynaklarına ve otlaklara sahip olması
  • 3-Anadolu’nun iklimin uygun olması

Malazgirt Savaşı (1071):

  • Neden: Anadolu üzerinde hâkimiyetini kaybetmeye başlayan Bizans, Türkleri buradan çıkarmak istiyordu. Bu amaçla imparator Romen Diyojen kalabalık bir ordu ile harekete geçti.
  • Selçuklu ordusu Bizans ordusunu yenilgiye uğrattı (1071). Bizans imparatoru esir alındı.
  • Sonuçlar:
  • A) ANADOLU’NUN KAPISI TÜRKLERE AÇILDI.
  • B) Anadolu’da İlk Türk Devletleri kuruldu.
  • C) Türkiye Tarihi başladı.
  • D) Bizans’ın Anadolu’yu savunma gücü kırılmıştır

Anadolu’da İlk Türk Devleti ve Beylikler Kuruluyor

Alp Arslan komutanlarına; “Bugünden itibaren Bizans ile barış sona ermiştir, artık Anadolu fethedilecektir.” emrini vererek onları fetih ve gaza ile görevlendirdi. Malazgirt Zaferini izleyen 5-6 yıllık sürede Anadolu’nun büyük bölümü Türk hâkimiyetine girdi.

Anadolu Türk Yurdu Haline Gelmesi

Anadolu’nun Türk yurdu olmasında askerlerin başarısının yanında bu yeni vatana gelen bilim insanları, sanatkârlar, tüccar ve esnaf grupları ile şeyh ve dervişlerin de önemli katkıları oldu. Halkın eğitiminde, Anadolu’yu vatan olarak benimsemesinde önemli rol oynayan bu kişiler arasında Mevlana, Hacı Bektaşi Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran-ı Veli’yi sayabiliriz. Malazgirt Zaferi’nden sonra Anadolu’nun fethiyle görevlendirilen Danişment Ahmet Gazi, Saltuk, Artuk, Mengücek, Süleyman Şah gibi beyler, Bizans, Gürcü ve Haçlılar ile mücadele ederek Anadolu’ya Türklerin yerleşmesini sağladılar. Hâkim oldukları bölgelerde cami, medrese, han, kervansaray, hastane, köprü gibi dinî ve sosyal kurumlar inşa ederek ülkenin imarına katkıda bulundular. Aynı zamanda Anadolu’da yaşayan farklı milletlere inanç özgürlüğü tanıyarak Anadolu’ya barış ve huzur getirdiler..

Anadoluda-Kurulan-ilk-Turk-Beylikleri-Haritasi

Anadolu’da İlk Türk Devletleri ve Beylikler

  • SALTUKLULAR (1072-1202)
  • Kurucusu: Alp Arslan’ın komutanlarından Ebulkasım Saltuk Gazi tarafından kuruldu. Başkentleri Erzurum’du.
  • Siyasi gelişmeleri: Gürcüler ve Haçlılarla mücadele etmişlerdir.
  • Bıraktıkları Eserler:*Erzincan’da Saltuklu hükümdarlarından Mama Hatun Külliyesi içinde kervansaray, hamam, mescit ve türbe bulunmaktadır.
  • MENGÜCEKLİLER (1080-1228)
  • Kurucusu: Yine Alp Arslan’ın komutanlarından Mengücek Gazi tarafından kuruldu. Erzincan ve çevresinde faaliyet gösteriyorlardı.
  • Siyasi gelişmeleri: Bizans ve Gürcülerle mücadele etmişlerdir.
  • Bıraktıkları Eserler:*Mengücekler zamanında inşa edilen Sivas’taki Divriği Ulu Camisi ve Darüşşifası (Hastanesi). Taş 
  • işlemeleri ile ünlü eser UNESCO’nun (Unesko) korunması gereken dünya mirası listesine alınmıştır.
  • DANIŞMENDLİLER (1080-1178)
  • Kurucusu: Büyük Selçuklu komutanlarından Danışmend Ahmet Gazi tarafından Sivas ve çevresinde kuruldu.
  • Siyasi gelişmeleri: Danişmentliler
  • Haçlı, Bizans ve Ermenilerle savaşarak Anadolu’nun Türk yurdu olarak kalmasına hizmet ettiler.
  • Bıraktıkları Eserler:Yaptıkları eserlerle Anadolu’nun Türkleşmesine katkıda bulundular.
  • *Danişmentlilerin, Tokat Niksar’da açtıkları Yağıbasan Medresesi Anadolu’daki ilk medresedir. Burada tıp eğitimi veriliyordu.
  • *Niksar Ulu Cami, Danişmentliler Dönemi eseri olup Anadolu’nun sağlam olarak ayakta kalabilen ilk camilerinden biridir.
  • ARTUKLULAR (1102-1409)
  • Kurucusu: Büyük Selçuklu devletinin komutanlarından Artuk Gazi’nin oğulları tarafından Mardin, Hasankeyf ve çevresinde kuruldu
    Siyasi gelişmeleri: Hasankeyf, Harput ve Mardin olmak üzere üç kol halinde geliştiler.
  • Bıraktıkları Eserler:
  • Sınırları içindeki diğer halklara iyi davrandılar. Bilim insanlarını korudular. Artuklular Döneminde inşa edilen Diyarbakır’daki Malabadi Köprüsü dünyanın en büyük taş kemerli köprüsüdür.
  • ÇAKA BEYLİĞİ (1081-1093)
  • Kurucusu: Çaka Bey tarafından kurulmuştur.
  • Siyasi gelişmeler: Çaka Bey Oğuz Türklerindendi. Bizans’a düzenlenen bir akın sırasında onlara esir düşmüştü. Esirliği boyunca Bizanslılardan denizciliği öğrendi. İstanbul’dan kaçıp İzmir’e geldi ve burada Çaka Beyliğini kurdu. (1081) Kurduğu donanma ile Midilli, Rodos, Sakız vb. adaları aldı. Bizans donanmasını yenilgilere uğrattı.
  • ÇAKA BEY İLK TÜRK DENİZCİSİDİR.

İlk Türk Devletlerinin Anadolu’nun Türkleşmesine Katkıları;

  • *Türkmenlerin Anadolu’ya göç edebilmesi için uygun ortam hazırladılar,
  • *Anadolu’da yen şehirler kurdular, eski şehirleri imar ettiler,
  • *Şehirlere, köylerde, dağlara, göllere, ovalara, ırmaklara Türkçe isim verdiler,
  • *Bizans, Ermeni, Gürcü ve Haçlılarla mücadele ederek Anadolu’da Türk varlığının güçlenmesini sağlamışlardır,
  • *Anadolu’ya pek çok cami, medrese, külliye, han, hamam, köprü, kervansaray inşa etmişlerdir

Büyük Selçuklu Devleti

BÜYÜK  SELÇUKLU DEVLETİ

büyük selçuklu devleti

Büyük Selçuklu devleti, Türk milletinin en büyük kollarından biri olan Oğuzlar tarafından kuruldu. Oğuz kelimesi, “boylar” anlamına geliyordu. Bizanslılar Oğuzlara Uz, Araplar Guz,Ruslar ise Tork veya Torki diyorlardı. Oğuzlar; Bozoklar ve Üçoklar olmak üzere iki kola ayrılmışlardı. Her kol kendi arasında 12 boya bölünmüştü. Toplam 24 Oğuz boyu vardı. Her boyun sembolü ayrıydı.

Göktürk devleti döneminde Oğuzlar, devletin batı tarafını oluşturuyordu. Bu devletin yıkılmasından sonra Oğuzlar X. yy da Aral gölünün kuzeyinde Oğuz Yabgu Devletini kurdular. Bu devletin ordu komutanı (subaşı) olan Selçuk Bey, Oğuzların Üçokların Kınık boyundandı. Selçuk Bey’in Oğuz Yabgu devletinden ayrılarak kendine tabi olanlarla Cent şehrine geldi. Burada İslamiyet hızla yayılıyordu. Selçuk Bey yanındakilerle birlikte müslüman oldu. Oğuzlarla savaşması ününü arttırdı.

B.Tuğrul ve Çağrı Beyler

Bir müddet Maveraünnehirde kaldılar. Daha sonra Gaznelilere ait olan Horasan topraklarına girdiler. Gazne sultanı Mesut’dan , burada yerleşmek izin istediler. Ancak Sultan Mesut kabul etmedi. Bu yüzden Horasan için Selçuklular ile Gazneliler arasında mücadele başladı. Genelde Selçuklular galip geliyordu. 1040yılında Dandanakan Savaşı Selçuklu Devletinin kuruluş tarihi olarak kabul edilir.

Tuğrul Bey adına hutbe okutup liderliğini ilan ettikten sonra fetih hareketlerine başladı. İran ve Azerbeycan’ı ele geçirdi. Devletin merkezini Nişapur‘dan Rey‘e taşıdı.Doğu Anadolu’ya akınlar düzenledi. 1048 yılında Bizans ile yapılan Pasinler Savaşını Selçuklular kazandı.Tuğrul Bey, Bağdat’daki Abbasi halifesi ile iyi ilişkiler kurdu. İslam dünyasındaki etkisi arttı. Çağrı Bey’de doğuda Karahanlılar ve Gaznelileri yendi. Harzem ülkesini ele geçirdi.

C.Alparslan Dönemi

Tuğrul Beyin çocuğu yoktu. Onun yerine Çağrı Beyin oğlu Alparslan tahta geçti.Nizamülmülk‘ü kendine vezir atadı. Özellikle Anadolu akınlarına önem verdi. Gürcistan’ı fethetti. Alparslan 1070 yılında Kafkasya’dan Anadolu’ya girdi. Bizans ve Selçuklu orduları 1071 yılında Malazgrit ovasında Malazgirt Meydan Muharebesiile Anadolu kapıları Türklere açıldı. Alparslan Anadolu’nun fethi için komutanlarını görevlendirdi.

D. Melikşah Dönemi

Alparslan’ın ölümünden sonra oğlu Melikşah sultan oldu. Büyük Selçuklu Devleti onun zamanında en parlak zamanını yaşadı. Başkenti Rey’den İsfahan‘a taşıdı. Büyük Selçuklulara bağlı Anadolu ve Suriye Selçuklu Devletleri ile Anadolu’da ilk beylikler (Danişmentliler, Mengücekliler, Saltuklular, Artuklular) onun zamanında kuruldu. Devletin sınırları Ege kıyılarından Tanrı dağlarına, Kafkas dağlarından Basra körfezi ve Hint okyanusuna kadar uzanıyordu.

 Fetret (Bunalım) Devri

Vezir Nizamülmülk ve arkasından Melikşah öldü.(1092). Taht kavgaları görüldü. Devlet zayıfladı. Avrupa’dan gelen haçlı ordularına karşı gerekli tedbir alınmadı. 1118 yılında Selçuklu Devletinin başına Sancar geçti. Başkenti tekrar Merv‘e taşıdı. Devletin istikrarını tekrar sağladı. Karahanlılar ile Gaznelileri tekrar bağlı hale getirdi. Devletin bu durumu doğuda gelen Karahitay saldırısına dek sürdü. Sancar 1141 yılında Katvan’da Karahitaylılar ile olan savaşı kaybetti. Selçuklu devleti Oğuz isyanı ile yıkıldı. Bu devletin yıkılmasıyla çeşitli atabeylikler ortaya çıktı.Bunlar Selçuklu ailesinden olmayan vali ve komutanlıklarca kurulmuşlardı.Devletin yıkılmasın Batınilik akımının zararlı çalışmalarının da çok büyük etkisi vardı

Orta Asya Göçleri

ORTA ASYA’DAN GÖÇLER :

Türkler ilk yurtları olan ORTA ASYA  ‘dan zamanla çeşitli sebeplerle ve farklı zamanlarda yüzyıllar süren  göçler etmişlerdir.

Anayurttan Göçler

Türklerin ilk yurdu Orta Asya’ydı. Burada boylar halinde yaşıyorlardı. Yaşadıkları yerin bozkır olması ve iklim koşulları nedeniyle geçimlerini hayvancılıktan sağlıyorlardı. Hayvanlarına otlak bulmak için yaylak ve kışlaklar arasında konargöçer bir yaşam sürdürüyorlardı. Bir süre sonra göç etmek zorunda kaldılar.

Türklerin Orta Asya’dan göç etme sebepleri 
  • Nüfus artışı ve toprakların yetersiz kalışı,
  • Olumsuz iklim şartları(Kuraklık, şiddetli kışlar) 
  • Kendi aralarında ve diğer kavimlerle olan mücadeleler
  • Salgın hastalıklar
  • Türklerin Cihan hâkimiyeti düşüncesi. (Güneşin doğduğu yerden, battığı yere kadar her yeri fethetme arzusu)
  •  Atı evcilleştirmeyi başaran Türkler Orta Asya’nın de­ğişik yerlerine gitmişlerdir. 
Türklerin Göç Ettiği Yerler
  • Kuzeye Gidenler; Sibirya’ya
  • Doğuya Gidenler; Çin ve UzakDoğu ülkelerine
  • Güneye Gidenler; Hindistan, Afganistan ve Çin’e
  • Batıya Gidenler; İki yol izlemişlerdir:
  • Bir kısmı Hazar Denizinin kuzeyinden Karadeniz’in kuzeyine ve Avrupa’ya;
  • Diğer kısmı ise Hazar Denizinin güneyinden İran, Irak, Suriye, Mısır ve Anadolu’ya göç etmişlerdir.

Orta Asya Göçlerinin Sonuçları

Orta Asya Kültür ve Medeniyeti dünyanın değişik bölgelerine taşınmıştır.

Göç etmeyip, Orta Asya’da kalan Türkler, ilk Türk Devleti olan Asya Hun Devleti’ni kurmuşlardır.

Göç eden Türk boyları gittikleri yerlerde yeni Türk Devletleri kurarlarken, oralardaki bazı devletleri de yıktılar.

Türklerin de anavatanı olan Orta Asya’da oluşmuş olan bazı kültürlerin önemli noktalarına kısaca değinelim:

* Anav Kültürü: Aşkabat yakınlarında tarım ve hayvancılıkla uğraşıp, madeni süs eşyaları ve tuğladan evleri bulunan ve yerleşik hayatın yaygın olduğu kültürdür.

* Andronova Kültürü: Türklerin ilk ataları olarak kabul edilmektedir. Bu Kültürdeki insanlar atı kullanabilmektedirler. Ayrıca savaşçı bir kültür olduğu bilinmektedir.

* Karasuk Kültürü: Demiri bularak işleyen bu kültür insanlarının yapılan araştırmalarda tekerlekli araba kullandığı da bilinmektedir.

* Tagar Kültürü: Silah üzerine hayvan figürleri işleyen bu  kültür insanları daha çok süs eşyalarına yönelmişlerdir.

Aslında yukarıda bulunan bu kültürler Kpss sınavı açısından İslamiyet öncesi Türk Tarihi bilgileri arasında bizi çok ilgilendirmemektedir. Ancak aklımızda bulunması iyi olacaktır.

Burada verilen temel bilgilere ek olarak şunu söyleyebiliriz ki tarih konularını temelden ne kadar iyi alırsak, ileriki konuları üstüne daha rahat ekleyebiliriz ve bilgileri organize edebiliriz, bu yüzden temelimizi sağlam tutmaya çalışalım. Böylece ezber değil de mantık çerçevesinde konuları birbirine rahatça bağlayabileceğiz. İslamiyet Önce Türk Tarihi konusuna ”İlk Türk Devletleri” konusuyla devam edilecektir.

Türklerin İlk Anayurdu

ORTA ASYA’DAN GÖÇLER :

Türkler ilk yurtları olan ORTA ASYA  ‘dan zamanla çeşitli sebeplerle ve farklı zamanlarda yüzyıllar süren  göçler etmişlerdir.

Anayurttan Göçler

Türklerin ilk yurdu Orta Asya’ydı. Burada boylar halinde yaşıyorlardı. Yaşadıkları yerin bozkır olması ve iklim koşulları nedeniyle geçimlerini hayvancılıktan sağlıyorlardı. Hayvanlarına otlak bulmak için yaylak ve kışlaklar arasında konargöçer bir yaşam sürdürüyorlardı. Bir süre sonra göç etmek zorunda kaldılar.

Türklerin Orta Asya’dan göç etme sebepleri 
  • Nüfus artışı ve toprakların yetersiz kalışı,
  • Olumsuz iklim şartları(Kuraklık, şiddetli kışlar) 
  • Kendi aralarında ve diğer kavimlerle olan mücadeleler
  • Salgın hastalıklar
  • Türklerin Cihan hâkimiyeti düşüncesi. (Güneşin doğduğu yerden, battığı yere kadar her yeri fethetme arzusu)
  •  Atı evcilleştirmeyi başaran Türkler Orta Asya’nın de­ğişik yerlerine gitmişlerdir. 
Türklerin Göç Ettiği Yerler
  • Kuzeye Gidenler; Sibirya’ya
  • Doğuya Gidenler; Çin ve UzakDoğu ülkelerine
  • Güneye Gidenler; Hindistan, Afganistan ve Çin’e
  • Batıya Gidenler; İki yol izlemişlerdir:
  • Bir kısmı Hazar Denizinin kuzeyinden Karadeniz’in kuzeyine ve Avrupa’ya;
  • Diğer kısmı ise Hazar Denizinin güneyinden İran, Irak, Suriye, Mısır ve Anadolu’ya göç etmişlerdir.

Orta Asya Göçlerinin Sonuçları

Orta Asya Kültür ve Medeniyeti dünyanın değişik bölgelerine taşınmıştır.

Göç etmeyip, Orta Asya’da kalan Türkler, ilk Türk Devleti olan Asya Hun Devleti’ni kurmuşlardır.

Göç eden Türk boyları gittikleri yerlerde yeni Türk Devletleri kurarlarken, oralardaki bazı devletleri de yıktılar.

Türklerin de anavatanı olan Orta Asya’da oluşmuş olan bazı kültürlerin önemli noktalarına kısaca değinelim:

* Anav Kültürü: Aşkabat yakınlarında tarım ve hayvancılıkla uğraşıp, madeni süs eşyaları ve tuğladan evleri bulunan ve yerleşik hayatın yaygın olduğu kültürdür.

* Andronova Kültürü: Türklerin ilk ataları olarak kabul edilmektedir. Bu Kültürdeki insanlar atı kullanabilmektedirler. Ayrıca savaşçı bir kültür olduğu bilinmektedir.

* Karasuk Kültürü: Demiri bularak işleyen bu kültür insanlarının yapılan araştırmalarda tekerlekli araba kullandığı da bilinmektedir.

* Tagar Kültürü: Silah üzerine hayvan figürleri işleyen bu  kültür insanları daha çok süs eşyalarına yönelmişlerdir.

Aslında yukarıda bulunan bu kültürler Kpss sınavı açısından İslamiyet öncesi Türk Tarihi bilgileri arasında bizi çok ilgilendirmemektedir. Ancak aklımızda bulunması iyi olacaktır.

Burada verilen temel bilgilere ek olarak şunu söyleyebiliriz ki tarih konularını temelden ne kadar iyi alırsak, ileriki konuları üstüne daha rahat ekleyebiliriz ve bilgileri organize edebiliriz, bu yüzden temelimizi sağlam tutmaya çalışalım. Böylece ezber değil de mantık çerçevesinde konuları birbirine rahatça bağlayabileceğiz. İslamiyet Önce Türk Tarihi konusuna ”İlk Türk Devletleri” konusuyla devam edilecektir.

Türklerin Ortaya Çıkışı

TÜRKLERİN ORTAYA ÇIKIŞI

Türk Kimliğinin Ortaya Çıkışı ile Türklerin kendilerine Türk demeye başlaması, Türk Kelimesinin anlamını ve İlk Türk toplumları hakkında araştırma notları.

Türk’lük kavramının ortaya çıkışı bugün Türk olarak tanımladığımız toplumların tarih sahnesine çıkması ile neredeyse yaşıttır. Bunun yanında “Türk” ifadesinin nasıl ve ne zaman kullanılmaya başlandığı ile ilgili yoğun bir handikap ve bilgi kirliliği mevcuttur. Araştırılması ve bu araştırmaların arkeolojik çalışmalarla teyit edilmesi çok zor olan Asya tarihi maalesef kimi tarihçilerin keyfe keder yorumlarlarıyla ciddiyetsiz bir hal almış durumdadır. Günümüzde yapılan detaylı araştırmalarda ve Türk’lerin ilişkide bulunduğu toplumların tarihlerinde kendi Tarihimizin izlerine rahatlıkla ulaşabiliyoruz.
Türk toplumlarını teşkil eden “Amerind – Beyaz Irk” melezi Ön Türk’ler,  tarih sahnesine iki koldan (Aral Gölü ve Tanrı Dağları) çıkmış, bu iki kol 4.000 Yıl önce ÖTÜKEN’de birleşerek yeni bir toplum oluşturmuştu. M.ö. 2.000 li yıllarda ortaya çıkan bu toplum artık Kendisine “Türk” demeye başlamıştır. Zira Aral’dan gelen Ön Türk kolu, buraya göç etmeden önce kendilerine “Türk” demekteydiler. Aral Kolundan gelen Ön Türk’lerin kendilerine Türk demeleri, Tanrı dağlarındaki buluşmadan 1000 yıl önce başlar. Dolayısıyla Türklük kavramının kaynağına ulaşmamız için Kendilerine ilk Türk diyen Aral’lı Ön Türk kolunun üzerinde yoğunlaşmamız gerekecektir.
Aral’lı Ön Türk’ler tarih sahnesine -8.000’li yıllarda çıkmışlardı. Kuzeyden inen Amerind’ler ile Aral Gölünün yerlileri olan Beyaz Irk mensubu iki toplum burada akrabalık bağı kurarak uzun yıllar yaşamış ve en eski Ön Türk toplumunun temellerini oluşturmuşlardı. Kendilerine henüz “Türk” demeyen bu toplum, binlerce yıl yaşadıkları Aral Gölü, Hazar Denizi ve Doğu Kafkasya bölgelerindeki müstakil yaşantılarını şartların gereği olarak medeni yaşama dönüştürmeye başladılar. Boylar ve Aşiretler halinde yaklaşık 4 Bin yıl yaşayan bu toplumlar yaşamın kaynağı olan sulak bölgeler üzerinden göç hareketlerine giriştiler. Bu göç hareketleriyle birlikte ulaştıkları Mezopotamya’da yeni bir otoriter sistem inşa ettiler. M.ö. 4.000’li yıllarda giriştikleri bu göç hareketi ile Dünya Medeniyetin temellerini atan Sümer Devletler topluluğunun kurucu unsuru oldular.
Sümerleri tek başına bir ülke yada müstakil bir toplum olarak değerlendirmek yanlış olacaktır. Kuzeyden gelen Ön Türk kolları, bu bölgede Mezopotamya’nın yerli unsurları ile birlikte yaşayarak teşkilatlı bir yönetim düzeni oluşturdular. Bu tarihe kadar Mezopotamya’da bir medeniyet kurulmamıştı ve belli bir toplumun vatanı olarak kabul edilmemekteydi. Daha önce Devlet ve Medeniyet tecrübesi olmayan bu toplumlar bir nevi Birleşmiş Milletler halinde kurallara dayalı, birbirleri ile iyi komşuluk ilişkilerini esas almış bir ortak yönetim biçimi oluşturdular. Tarihçiler, günümüzde bu yönetime “Site Devletleri” adını verirler. Bu yönetim biçiminde her toplum kendi Şehrinde yaşıyor, kendi Kralı tarafından yönetiliyor ve diğer toplumların yönetimlerine karışmıyordu. Bunun yanında tüm Sümer Şehir Devletleri aynı dini inanışlara sahip, aynı dili konuşan, aynı toplumsal kurallar ve birbirine çok benzeyen yaşayış şekilleri ile varlıklarını devam ettirmekteydiler. Bu yönetim biçimi binlerce yıl ayakta durmuş, medeniyetin temeli olan Yazıyı keşfetmiş ve kullanmaya başlamış, toplum olarak güçlendikçe sayıları hızla artmıştır.
Pek çok tarihçi Sümer Devletinin kurucularının Asya’lı olduğunu kabul eder. Asya’dan göç ettikleri ve Beyaz Irk’a mensup Yuvarlak Başlı (Brakisefal) bir ırk olduğu kesin olarak tespit edilen Sümer toplumunun Türk Alfabesi ve Türkçe ile çok yakın bağıda Sümerlerin Ön Türk kökenli bir devlete sahip olduğunu açıkça ortaya koyar.
Kuzeyden inen Ön Türk toplulukları da bu Site Devleti içerisinde Kurucu Unsur olarak yer almış ve varlıklarını Sümer Medeniyeti içerisinde devam ettirmişlerdir. Bu toplumun kendisine TÜRK demesi de, Sümer Site Devletlerine katılmasından birkaç yüz yıl sonra gerçekleşir. Zira Sümerlerin son dönemlerinde TÜRKİ adlı bir Şehir Devletinin var olduğu ortaya çıkmıştır. Sümer Devletini yıkan Akadların (Arapların Ataları) Kralı Naramsin, Sümer Devletlerine açtığı savaşta mücadele ettiği Şehir Devletlerinin ve Krallarının isimlerini yazıya dökerek kayıt altına almıştı. Bu kayıtlarda TÜRKİ adlı bir Şehir devleti olduğu, Kralının adının İL-şu Nail olduğu belirtilir. Hem ülkenin isminin TÜRKİ olması, hemde Kralın unvanının Türkçe olması bu şehir devletinin ilk TÜRK devleti olduğunu ortaya çıkartmaktadır.
Sümerlerdeki TÜRKİ adlı Site devletinin varlığı ve halkının Türkçe konuşuyor olması bu toplumun ilk Türk Devleti olduğunu ortaya koyuyor. Peki Sümerlerin son dönemlerinde varlığı kesin olarak ortaya çıkan TÜRKİ Devleti ne zaman vücut buldu ve tarih sahnesine çıktı?
Sümer araştırmacıları, Sümerlerin kurulduğu ilk dönemlerde TÜRKİ adlı bir Şehir Devletinin var olmadığını belirtiyor. Yani Sümerlerin ortaya çıktığı -3.500 lü yıllarda TÜRKİ adlı bir toplum yoktu. Aral boylarındaki Ön Türkler, Sümer devletinin kuruluşunda asli unsur olarak rol oynadığında kendisine TÜRK unvanı vermemişti. Bu unvanı birkaç yüz yıl sonra Büyük Tufan sonrasında edindiler.
Sümerler, kurulduktan yaklaşık 500 yıl sonra Mezopotamya topraklarında büyük bir Tufan meydana gelmişti. Bu tufan, geniş bir coğrafyada etkili olmuş, çok sayıda insan sular altında kalarak ölmüş, medeniyetler ve şehirler önemli ölçüde yok olmuştu. Bulgulara göre bu Tufan -3.000 yılları civarında gerçekleşti. Zira Tufan’a ait bilgiler Tufanın Sümerler döneminde yaşandığını ortaya koymaktadır. Tufandan ilk bahseden yazılı kayıtlar -2.500 yılına aittir. Yani Tufan -2.500 lü yıllardan daha önce meydana gelmiştir. Sümerlerin yazıyı -3.200 lerde kullanmaya başladığını ve pek çok yazılı eser bıraktığını düşünürsek Tufanın yaklaşık olarak -3.000 yıllarında meydana gelmiş olduğu sonucuna varabiliriz. Bu Tufan, aslında pek çok kişinin bildiği Nuh Tufanıdır. Zira Tufan ile ilgili destanlar, hikayeler ve kayıtlar Kuran’da belirtilen Nuh Tufanı ile birebir örtüşmektedir.
Yaşanan Tufan sonrası Sümer Devletler topluluğu halen ayaktaydı ve güçlü bir yapıya sahipti. Düşünülen odur ki, Aral gölünden Mezopotamya’ya inen Ön Türk’ler burada kurdukları Şehir Devletini Tufan sonrasında yeni bir inanışa göre yeniden adlandırdılar. -3.000 lerde yaşandığı düşünülen Tufan’dan sonra Hz. Nuh, çocuklarını toplumların başına Lider olarak göndermişti. Arap Tarihçilerinin bu konuda yaptıkları araştırmalar oldukça ilginçtir. Bu araştırmanın sonuçları bizi Aral Gölünden Mezopotamya’ya göç eden toplumların tufandan sonra kendilerine TÜRK ünvanı verdiği gerçeğine ulaştırıyor.
Nuh Tufanına ait bilgiler hem kulaktan kulağa yayılan ve masallaştırılan efsanelerde, hem Tarih araştırmacılarının elde ettiği muhtelif tespitlerde, hem Tevrat ve İncil’de, hem de Kur-an’ı Kerim’de geçmektedir. Bu kaynaklardan elde edilen bilgiler Hz. Nuh’un oğullarından yeni nesiller türediğini belirtiyor. Burada “Türemek” kavramı muhtemeldir ki hem kendi soyunu devam ettirmek hem de toplumların liderliğini üslenmek olarak edebi bir dille ifade edilmiş. Zira Tufandan önce varolan kavimlerin birçoğu Tufandan sonrada varlıklarını devam ettirmiştir. Arap tarihçi ve yazar Said bin El-Müseyyeb Nuh’un Ham, Sam ve Yafes adında üç oğlunun olduğunu ve bu oğullarının soylarından kavimler meydana geldiğini belirtir. Bunun yanında Nuh’un oğullarının soyundan gelenlerin isimleri de bu araştırmalarda ulaşılan önemli bilgilerdendir. Bu bilgiler bize hem Türk toplumunun hem de komşusu olan diğer toplumların nasıl kimliklerini kazandıklarına dair önemli ipuçları verecektir.

Türk Kelimesinin Anlamı

       Türk Nedir ?

  • Türk adına çeşitli kaynak ve araştırmalarda türlü manalar verilmiştir. Çin kaynakları Tu-küe (Türk)’ü miğfer olarak , İslam kaynakları ise ses benzetmesine dayanarak terkedilmiş,olgunlukçağı ve benzeri manalar vererek yeni anlamlar üretmiştir.
  • XIX. asırda A. Vambery’nin ilmi izaha yakın olan fikrine göre ise Türk kelimesi “TÜREMEK”ten gelmektedir. Zira Gökalp bunu “TÜRELİ” yani kanun ve nizam sahibi olarak açıklamıştır.

Ancak Türk sözünün cins isim olarak GÜÇ-KUVVET” manasında olduğu, buradaki Türk kelimesinin milletin adı olan “Türk” kelimesi ile aynı olduğu A.V. Le Coq tarafından ileri sürülmüştür. Bu iddia Kök-Türk kitabelerinin çözücüsü olan V. Thomsen tarafından kabul edilmiş,aynı iddia G. Nemeth’in tetkikleri ile de ispat edilmiştir.

Ayrıca Türk kelimesinin cins isim olarak “ALTAYLI (Ceyhu ötesi Turanlı) kavimlerini ifade etmek üzere 420 yıllarına ait bir Pers metninde, daha sonradan 515 hadiseleri dolayısıyla “Türk-Hun”(Kudretli-Hun) tabirlerinin de geçtiği bilinmektedir.

İran kaynaklarında Türk sözü “Güzel İnsan” karşılığında kullanılırken, XI. yy’da Kaşkarlı Mahmut “Türk adının Türkler’e Tanrı tarafından verildiğini ” belirterek, “Gençlik,kuvvet,kudret ve olgunluk çağı” demek olduğunu bir kez daha belirtmiştir. Tarihçiler ise Türk kelimesinin “Güçlü-Kuvvetli” anlamına geldiğini kabul etmektedirler.

Orhun yazıtları’ındaki anlamı bir ırk adından çok, “düzenli” bir kavimdir. yazıtlarda “türük budun” (düzenlenmiş, bir araya getirilmiş topluluk) olarak geçiyor. sonradan “oğuz” olmaktan çok milliyetçilik akımıyla birlikte (biraz da eski dönemlerdeki yabancıların bize türk demesi sayesinde) millet olarak bu ismi benimsedik.

Orta asyada güç ve kuvvet anlamlarından türeyen gerçek söylenişte türük olarak da telaffuz edilen sözdür.

Tatarca’da ise “törük” sözcüğü (türk sözcüğü ile bağlantısı olduğu tartışmalı) güçlü, kuvvetli anlamına geliyor.

Son olarak Türk ırkının çok eski olması nedeniyle Türk adının nerden geldiği hakkında birçok iddia ve görüşler ileriye sürmüşlerdir. Buna göre,

  • -Heredotos’un doğıu kavimleri arasında zikrettiği TARGİTAB‘lar.
  • -İskit topraklarında doğdukları söylenen TYRKAE‘ler
  • -Tevratta adı geçen Togarma‘lar.
  • -Eski Hint kaynaklarında tesadüf edilen TURUKHA‘lar veya THRAK‘lar
  • -Esiki Ön Asya çivili metinleride görülen TURUKKU‘lar.
  • -Çin Kaynaklarında MÖ. I.yy’da rol oynadıkları belirtilen TİK veya ‘ler
    Bizzat “Türk” adını taşıyan Türk kavimleri olarak gösterilmektedir.

Türk Tarihinde Yolculuk-Türk Tarihi

TÜRK KELİMESİNİN ANLAMI

Çeşitli kaynaklarda ve değişik uygarlıkların kaynaklarında TÜRK  ismi ile ilgili çeşitli anlamlar vardır. Türkler’in köklü ve çok zengin bir tarihe ve kültüre sahip olması nedeniyle birçok bilim adamı “Türk” adının nereden geldiği hakkında araştırmalar yapmış, bu araştırmalar neticeside Türk adı ilk defa MÖ. XIV. yy’da “Tik” vveya “Tikler” adıyla geçmeye başlamıştır.

Türk Nedir ?

  • Türk adına çeşitli kaynak ve araştırmalarda türlü manalar verilmiştir. Çin kaynakları Tu-küe (Türk)’ü miğfer olarak , İslam kaynakları ise ses benzetmesine dayanarak terkedilmiş,olgunlukçağı ve benzeri manalar vererek yeni anlamlar üretmiştir.
  • XIX. asırda A. Vambery’nin ilmi izaha yakın olan fikrine göre ise Türk kelimesi “TÜREMEK”ten gelmektedir. Zira Gökalp bunu “TÜRELİ” yani kanun ve nizam sahibi olarak açıklamıştır.

Ancak Türk sözünün cins isim olarak GÜÇ-KUVVET” manasında olduğu, buradaki Türk kelimesinin milletin adı olan “Türk” kelimesi ile aynı olduğu A.V. Le Coq tarafından ileri sürülmüştür. Bu iddia Kök-Türk kitabelerinin çözücüsü olan V. Thomsen tarafından kabul edilmiş,aynı iddia G. Nemeth’in tetkikleri ile de ispat edilmiştir.

Ayrıca Türk kelimesinin cins isim olarak “ALTAYLI (Ceyhu ötesi Turanlı) kavimlerini ifade etmek üzere 420 yıllarına ait bir Pers metninde, daha sonradan 515 hadiseleri dolayısıyla “Türk-Hun”(Kudretli-Hun) tabirlerinin de geçtiği bilinmektedir.

İran kaynaklarında Türk sözü “Güzel İnsan” karşılığında kullanılırken, XI. yy’da Kaşkarlı Mahmut “Türk adının Türkler’e Tanrı tarafından verildiğini ” belirterek, “Gençlik,kuvvet,kudret ve olgunluk çağı” demek olduğunu bir kez daha belirtmiştir. Tarihçiler ise Türk kelimesinin “Güçlü-Kuvvetli” anlamına geldiğini kabul etmektedirler.

Orhun yazıtları’ındaki anlamı bir ırk adından çok, “düzenli” bir kavimdir. yazıtlarda “türük budun” (düzenlenmiş, bir araya getirilmiş topluluk) olarak geçiyor. sonradan “oğuz” olmaktan çok milliyetçilik akımıyla birlikte (biraz da eski dönemlerdeki yabancıların bize türk demesi sayesinde) millet olarak bu ismi benimsedik.

Orta asyada güç ve kuvvet anlamlarından türeyen gerçek söylenişte türük olarakta telaffuz edilen sözdür.

Tatarca’da ise “törük” sözcüğü (türk sözcüğü ile bağlantısı olduğu tartışmalı) güçlü, kuvvetli anlamına geliyor.

Son olarak Türk ırkının çok eski olması nedeniyle Türk adının nerden geldiği hakkında birçok iddia ve görüşler ileriye sürmüşlerdir. Buna göre,

  • -Heredotos’un doğıu kavimleri arasında zikrettiği TARGİTAB‘lar.
  • -İskit topraklarında doğdukları söylenen TYRKAE‘ler
  • -Tevratta adı geçen Togarma‘lar.
  • -Eski Hint kaynaklarında tesadüf edilen TURUKHA‘lar veya THRAK‘lar
  • -Esiki Ön Asya çivili metinleride görülen TURUKKU‘lar.
  • -Çin Kaynaklarında MÖ. I.yy’da rol oynadıkları belirtilen TİK veya ‘ler
    Bizzat “Türk” adını taşıyan Türk kavimleri olarak gösterilmektedir.

Ülkemizde Nüfus

ÜLKEMİZDE NÜFUS

A)Nüfus ve nufüsün dağılışı

İnsanlar, tarih öncesi devirlerde doğal ortamın etkisiyle göçebe olarak yaşamışlardır. Zamanla yerleşik hayata geçerek yaşadıkları ortamın kaynaklarını kullanmaya başlamışlardır. Bazı ihtiyaçlarını karşılamak için diğer insan grupları ile ilişki kurmuşlardır. Birbirleri ile mücadelelerinde sayıca çok ve nitelikli olmanın önemi nüfus kavramını ortaya çıkarmıştır. Nüfus, günümüzde de tüm dünya ülkeleri için önemli güç kaynağı ve devamlılıklarını sağlamada gerekli bir unsurdur.

Ülkemiz nüfusunun hızla artmasıyla her geçen gün birim alana düşen insan sayısı da artmaktadır. Ülkemizin coğrafi özellikleri bölgeden bölgeye hatta aynı bölge içerisinde bile farklılık göstermektedir. Bu farklılıklar, yerleşme ve nüfus dağılışını etkilemektedir. Hem kıyı kesimler ile iç kesimler arasında hem de batı ve doğu bölgeleri arasında belirgin farklar vardır. Bir yerde nüfusun az ya da çok olmasında çeşitli faktörler etkili olur. İnsan yaşamı ve çeşitli faaliyetlerine elverişli alanlar nüfus bakımından daha kalabalıkken elverişli olmayan alanlar ise daha seyrek ve az nüfusludur.

Nüfus

Belirli bir tarihte ve sınırları belli bir alanda yaşayan insan sayısıdır.

Nüfus Yoğunluğu

Bir kilometrekarede yaşayan insan sayısıdır. Ülkemiz “nüfus yoğunluğu haritası” incelediğinde nüfus yoğunluğunun düzensiz şekilde değiştiği görülür.

Nüfus yoğunluğu şu formülle hesaplanır.

Nüfus Yoğunluğu= Yaşayan İnsan Sayısı/Yüz ölçümü

Nüfus Dağılışını Etkileyen Faktörler

Ülkemizde nüfusun dağılışını etkileyen etkenleri iki grupta incelebiliriz. Bunlar doğal ve beşerietkenlerdir.

DOĞAL ETKENLER

  • İklim: Kıyı bölgelerimizde denizlerin iklim üzerinde ılıtıcı etkisi vardır. Genel olarak sıcaklık şartlarının daha elverişli olduğu kıyı kuşağında nüfus yoğunluğu fazladır. Buna karşılık kuraklığın etkili olduğu ve kışların sert geçtiği karasal iklim alanlarında nüfus yoğunluğu daha fazladır.
  • Yer şekilleri: Ülkemizde yüksek ve engebeli alanlarda ulaşım zor, ekonomik faaliyetler alanları kısıtlı olduğu için nüfus azdır. Buna karşın yüksekliği fazla olmayan düzlüklerde nüfus daha yoğundur.
  • Bitki Örtüsü: Gür ormanların bulunduğu alanlarda insanların yerleşmesi ve çeşitli faaliyetlerde bulunması zordur. Karadeniz Bölgesinin doğusunda ve batısında nüfusun seyrek olmasında ormanların geniş yer kaplamasının etkisi fazladır.
  • Su kaynakları: Su, yaşamın temel ihtiyaçlarından birisidir. Suyun bol olduğu yerlerde yerleşmeler ve nüfus daha yoğundur. İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde su kaynaklarının az olduğu yerlerde nüfus seyrektir.

BEŞERİ (İNSANA DAYANAN) ETKENLER:

  • Sanayi: Sanayi tesislerinin çok olduğu yerde iş imkânları da çoktur. Bu durum sanayileşmiş alanların göç almasına neden olur. İstanbul-Kocaeli-Sakarya illerinde bulunan sanayi tesisleri bu yörenin kalabalık nüfuslu olmasına neden olmuştur.
  • Tarım: İnsanların en eski ekonomik faaliyetlerinden birisidir. İklim şartlarının da uygun olduğu, yılda birden fazla ürün alınan ve çok çeşitli ürünlerin yetiştiği kıyı ovalarımızda nüfus yoğundur.
  • Turizm: Turizm giderek gelişen bir ekonomik faaliyettir. Hizmet sektöründe çalışanlara iş imkanı sağlar, ticareti canlandırır. Bu nedenle deniz turizminin yoğunlaştığı Akdeniz ve Ege kıyılarımızda nüfus fazladır.
  • Ulaşım: Konumu nedeniyle önemli ve işlek yolların kavşak noktalarında kurulan yerleşmeler daha hızlı gelişir. İstanbul bu durumun en güzel örneğidir. Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan boğazın iki yakasında kurulması kara, deniz, demir ve hava yolları ile önemli merkezlere bağlı olması kentin gelişimini hızlandırmıştır. Ayrıca deniz kenarında yer alan Mersin, Antalya, İzmir, Samsun, Trabzon gibi kentlerimizin iç kesimlerle kara ve demir yolu bağlantısı vardır. Bu kentlerin gelişmelerinde ve nüfuslarının artmasında kara ve demir yollarının önemi büyüktür.
  • Yer altı kaynakları: İşletmeye açılan maden yatakları ve enerji kaynaklarının bulunduğu yerlerden iş imkânları oluşur. Bu durum nüfusu artırır. Ülkemizde Zonguldak, Manisa, Batman gibi kentlerin gelişmesinde enerji kaynakları zenginliği etkili olmuştur.
  • Sosyal ve kültürel etkenler: Üniversite ve diğer eğitim kurumları, sinema, tiyatro gibi kültürel faaliyetler, spor, sergi fuar organizasyonları ile hastaneler nüfusu artıran diğer etkenlerdir. Büyük kentlerimiz bu etkinliklerin yapıldığı yerlerdir. Kalabalık nüfusları ile ticaretin canlı olduğu bu merkezlerin gelişmesinde, sosyal ve kültürel faaliyetler önemli rol oynamaktadır.

ÖZET: Doğal, beşeri ve ekonomik özellikler insanların yerleşimini ve nüfusun dağılışını etkiler. Türkiye’nin coğrafi özelliklerinin farklı olması nüfusunun dağılışının karmaşık ve düzensiz olmasına yol açmıştır. Şartların ekonomik faaliyetlere uygun olduğu yerlerde nüfus kalabalık, kısıtlı olduğu yerlerde seyrektir.

B)Türkiye Nüfusunun Özellikleri

türkiyenin nufus haritası

Şehirleşme: Özellikle sanayinin gelişmesi sonucu nüfusun şehirlerde toplanması ve şehir alanlarının genişlemesi süreci.

  1. Tablo ve grafiklerden yararlanarak, ülkemiz nüfusunun özellikleri ile ilgili verileri yorumlar.

Ülkeler, yirminci yüzyılın ortalarına kadar dünyada güçlü olmak için nüfus sayılarının fazlalığını yeterli ve gerekli görüyorlardı. Ancak günümüzde nüfusun sayısal fazlalığından çok nitelikleri üzerinde durulmaktadır. Bu nedenle ülkeler, sınırları içinde ne kadar insan yaşadığını ve bu insanların ne gibi özelliklere sahip olduğunu tespit etmeye ihtiyaç duyarlar.

Tarihte özellikle asker alınacak ve vergi verecek nüfusu belirlemek için nüfus miktarı bilinmek isteniyordu. Bu amaçla Osmanlı Devleti’nde ilk nüfus sayımı II. Mahmut döneminde 1831 yılında yapılmıştı.

Günümüzde nüfus sayımları neden yapılır?

Günümüzde asker ve vergi amaçlarına ek olarak nüfusun sayısı, artışı-azalışı, kır-kent nüfusu, çalışma durumu, gelir düzeyi, doğum ve ölüm oranları, eğitim durumu, yaş ve cinsiyet gibi özellikleri tespit etmek için nüfus sayımı yapılmaktadır. Çünkü ülke kalkınma planlarının yapılması ve uygulanabilmesi için ülke nüfusunun hangi özelliklere sahip olduğunun bilinmesi gereklidir.

A-Nüfus Sayımları ve Nüfus Artışı

Ülkemizde Cumhuriyet ilanından sonra ilk nüfus sayımı 1927 yılında yapılmıştır. Daha sonraki nüfus sayımı 1935’te ve bundan sonra sonu sıfır ve beş ile biten yıllarda yapılmıştır. 1990 yılından sonra 10 yılda bir sayım yapılması kararlaştırılmıştır. Ancak ihtiyaca bağlı olarak 1997 yılında ara sayım, 2000 yılında son kez genel sayım yapılmıştır. 2007 yılından itibaren de Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne (ADNKS) geçilmiştir. Artık nüfusumuzun özellikleri TC Kimlik Numarası ile elektronik ortamda tespit edilmektedir.

Bir ülke nüfusunun artmasında veya azalmasında doğumlar ve ölümler belirleyici rol oynar. Eğer bir ülkede doğumlar ve ölümler fazla olursa nüfus artar. Bu doğal nüfus artışıdır. Göçler de nüfusun artmasına veya azalmasına neden olur. Nüfus artışında kadın başına düşen doğum sayısı yani doğurganlık önemlidir. Doğurganlık arttıkça nüfus artış hızı da artar. Geri kalmış toplumlarda doğurganlık yüksektir. Eğitim düzeyi yüksek ve gelişmiş toplumlarda doğurganlık daha azdır. Ülkemizde kır ve şehir yerleşmeleri arasında doğurganlık oranları farklıdır. Şehirde yaşayan kadın, çalışma hayatının içindedir. Çalışarak çocuk büyütmenin zorlukları nedeniyle az çocuk yapma eğilimindedir. Köylerde ise insan gücüne dayalı ekonomik faaliyetler yaygın olduğu için fazla çocuk yapma isteği ön plana çıkar.

İlk sayımdan günümüze kadar nüfusumuz devamlı artmıştır. Aşağıdaki grafik ve tabloda görüldüğü gibi artış miktarı değişik nedenlerle değişikliğe uğramıştır.

türkiyede yillara gore nufus degisimi

B-Türkiye’de Nüfusun Yaş ve Cinsiyeti’ne Göre BilgilerÜlkeler için nüfus özelliklerini bilmek birçok bakımdan önemlidir. Özellikle geleceğe yönelik planlamaların yapılmasında, nüfusun cinsiyete göre yaş dağılışı bilinmelidir. Çünkü farklı yaş ve cinsiyette olanların istek ve ihtiyaçları, potansiyelleri birbirinden farklıdır. Örneğin, bir yerde yaşayan nüfusun çoğunluğu çocuk yaşta ise orada yapılacak yatırım planları ile nüfusun çoğunluğunun gençlerden veya yaşlılardan oluştuğu yer için yapılacak yatırım planları farklı olacaktır. Çocukların çoğunlukta olduğu yere öncelikle okul ve oyun alanı, gençlerin çoğunlukta olduğu yere ise öncelikle yüksekokul, iş imkânı sağlayan yerlerin veya spor tesislerinin, yaşlıların olduğu yere ise huzurevi veya dinlenme alanlarının yapımına öncelik verilir. Bir ülkenin iş gücü miktarı da nüfusun yaş yapısıyla doğrudan ilgilidir. Yaş ve cinsiyete göre nüfus sayısı nüfus piramidi adı verilen grafiklerle gösterilir. Nüfus piramitlerinin yorumlanmasıyla önemli bilgiler elde edilir. Ülkemizin nüfus piramidi şöyledir:

türkiye nufus piramidi

Nüfus piramidi ve tablo incelendiğinde

  • Türkiye’de kadın ve erkek nüfus miktarlarının birbirine yakın olduğu,
  • Nüfus piramidinin taban kısmının geniş olmasından dolayı Türkiye’de doğurganlığın yüksek olduğu,
  • En fazla nüfusun kadın ve erkeklerde 10-14 yaş grubunda toplandığı,
  • Nüfusumuzun yarıdan fazlasının 30 yaşından küçük olduğu,
  • Yaşlı nüfus oranının düşük olduğu,
  • Türkiye nüfusunun genç ve dinamik bir yapıya sahip olduğu görülür.

C-Kır ve Kent Nüfusu

Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızlı bir şehirleşme hareketi yaşanmaktadır. Cumhuriyetin ilan edildiği ilk yıllarda nüfusumuzun çoğu kırsal kesimde yaşamaktaydı. Günümüzde 1950’li yıllardan itibaren kent nüfusunda belirgin bir artış olmuştur. 1985 yılında ise ilk kez kent nüfusu, kır nüfusu oranını geçmiştir. 2010 yılında ise ilk sayım sonuçlarındaki kır ve kent nüfusu oranları yer değiştirmiştir.

Şehirlerdeki nüfus artışı doğal artıştan çok göçlerle olmaktadır. Kırsal kesimde özellikle tarımda makineleşme, ekilebilir arazilerin miras yoluyla parçalanması işsizliğe neden olmuştur. Kentlerin sahip olduğu geniş imkânlar, köyden kente göçü hızlandırmış, büyük kentler çok göç almıştır. Şehirleşme ülkemizin her yerinde aynı hızda olmamak- tadır. Bölgelere göre kent nüfusunun dağılışı değerlendirildiğinde, en çok kentli nüfusun Marmara Bölgesinde bulunduğu görülür. Bölgede kentli nüfusun fazlalığının temel nedeni sanayi faaliyetlerinin yoğun olmasıdır.

D-Nüfusun Eğitim Durumu

Nüfusun önemli özelliklerinden biri de eğitim durumudur. Bir ülkede her alanda eğitilmiş insan sayısının fazlalığı o ülke için önemli bir güç kaynağıdır. Bu nedenle ülkeler, insanların eğitime önemli miktarda kaynak ayırarak yatırım yaparlar. Gelişmiş ülkelerde nüfusun tamamına yakını okuma yazma bilir ve yükseköğrenim görenlerin oranı da fazladır. Bu ülkelerde eğitim için ayrılan kaynak büyüktür.

Türkiye’de, Cumhuriyetin ilanından sonra eğitim görmüş insan sayısını artırmak amacıyla hızla yatırım yapılmıştır. O yıllarda okuryazar oranı çok düşüktü. Yeni alfabenin kabulü ile yandaki fotoğrafta görüldüğü gibi 1928 yılında okuma yazma seferberliği başlatılmıştır. Daha sonraki yıllarda ise eğitim alanında önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze, nüfusumuzun okuryazarlık oranı artmış ve eğitim seviyesi yükselmiştir.

Günümüzde zorunlu eğitim süresi dört yıl ilkokul, dört yıl ortaokul ve dört yıl lise eğitimi olmak üzere toplam 12 yıldır. Ülkelerin gelişmesinde ve dünya ülkeleri arasında ön sıralarda yer alması iyi yetişmiş vatansever insanlarla sağlanabilir. Ülkemiz, Atatürk’ün başlattığı eğitim ve öğretim çalışmalarıyla bu yönde hızla ilerlemektedir.

türkiyede cinsiyete göre okuryazarlık durumu

E-Nüfusun Çalışma Durumu

İnsanlar yaşamlarını devam ettirebilmek için üretmek ve ekonomik faaliyetlerde bulunmak zorundadır. Bu ekonomik faaliyetler tarım, sanayi ve hizmet sektörleri olarak üç grupta toplanmaktadır.

Bir ülkede 15-64 yaş grubu nüfusun fazla olması, o ülkede çalışma çağındaki nüfusun da fazla olduğu anlamına gelir. Ülkemizde bu yaş grubu nüfus çok fazladır. Gelişmiş ülkelerde çalışan nüfusun büyük bölümü tarım dışı sektörlerde çalışır. Ülkemizde de tarım sektöründe çalışan nüfus oranı giderek azalmaktadır. Aşağıdaki grafikte görüldüğü gibi günümüzde ülkemizde çalışanların çoğu hizmet ve sanayi sektöründedir.

Yıllara Göre Türkiye’de Çalışan Nüfusun İş Kollarına Göre Dağılımı

calisma alani

Ülkemizde sanayi tesisleri genellikle büyük şehirlerin yakınlarında toplanmıştır. Ticaretin de canlı olduğu nüfusu kalabalık olan şehirlerimizde, sanayi ve hizmet sektörlerinde çalışanların sayısı fazladır. Köylerimizde tarım ve hayvancılık en önemli ekonomik faaliyettir. Bu nedenle kır nüfusunun çoğu tarım sektöründe çalışmaktadır.

ÖZET: Nüfusumuzun miktarını ve özeliklerini belirlemek için çeşitli kayıtlar tutulur. Nüfusumuzun genel özelliklerini herkesin kolay anlayabilmesi için grafik ve tablolardan yararlanılır. Nüfusumuzun cinsiyet, yaş grubu, okuryazarlık, çalışan, kır-kent nüfusuna göre dağılımını grafik ve tablolarını inceleyerek yorumlayabiliriz.

C)Göçün neden ve sonuçları

Göç: İnsanların çeşitli sebeplerle geçici bir süre veya daimi olarak yaşadığı yeri değiştirmesi.

İnsanlar İlk Çağlardan beri yerleşmek için yaşam şartlarının daha iyi olduğu yerleri aramışlardır.Ekonomik, siyasi, dinî, sosyal nedenler ve doğal afetlere bağlı olarak yaşam yerlerini değiştirmişlerdir.

Göç kendi içerisinde ikiye ayrılır. İÇ GÖÇ VE DIŞ GÖÇ.

İÇ GÖÇ:

Ülke sınırları içinde göç yapılıyorsa iç göç olarak adlandırılmıştır. İç göç yurt içinde nüfusun dağılışını etkiler. İç göç kendi içerisinde ikiye ayrılır:

Sürekli Göç: Ülke içinde sürekli olarak yapılan yer değişikliğidir. Memurların atamaya bağlı göçü, iş bulunup yapılan göçler bu göçe örnektir.

Mevsimlik Göç: Belli mevsimlerde çalışma amacıyla bazı bölgelerimizden diğerlerine geçici işçi göçleri de yapılmaktadır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizdeki pek çok aile, hasat zamanlarında tarım işçiliği yapmak için diğer bölgelerimize gider, hasat bitince memleketine gidip hasat bitince de memleketine dönmektedir. Turizm veya hayvancılık yapmak için yürütülen yaylacılık faaliyetleri de geçici göçtür.

İç Göçün Nedenleri:

Kırsal kesimde temel ekonomik faaliyet tarımdır. Doğal nüfus artışının yüksek olması, tarımda makineleşme, toprakların miras yolu ile bölünmesi, köylerde geçimi zorlaştırmakta ve işsizliği artırmaktadır. Ayrıca şehirlerdeki ekonomik, sosyal ve kültürel imkânlar da köyde yaşayanların ilgisini çekmektedir. Kendine, ailesine ve çocuklarına daha iyi gelecek kurmak isteyenler şehirlere göç etmektedir. Bu durum, kentlerde nüfus artışını hızlandırmaktadır.

İç Göçün Sonuçları:

Nüfusun kitleler hâlinde yer değiştirmesine sebep olan göç, beraberinde bazı sorunları da getirir. Kırdan kente yapılan göçler, şehirlerde nüfusun çok fazla artmasını sağlar. Nüfusun hızlı artışı, konut yetersizliğine neden olur. Göç sonucu yerleşim alanı büyür, sanayi tesisleri şehrin merkezinde kalır. Yakın çevredeki tarım alanları farklı amaçlar için kullanılmaya başlar. Soldaki fotoğrafta görüldüğü gibi trafik yoğunlaşır. Okullar, hastaneler ihtiyaca cevap veremez duruma gelir. Nüfusa yönelik yatırımların yapılması ülke ekonomisine de yük olur.

DIŞ GÖÇ:

Sürekli veya geçici olarak yapılan yer değiştirme, ülkeler arasında yapılıyorsa dış göç olarak adlandırılmıştır. Dış göç ise nüfus miktarını etkiler.

Dış Göçün Nedenleri: Ülkeler arasındaki gelişmişlik farkı, savaşlar, sınır ve rejim değişiklikleri, nüfus değişim anlaşmaları, etnik ve dinî baskılar da göçe sebep olabilir. Örneğin; Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye ve Yunanistan arasında nüfus değişimi (mübadele) sözleşmesi imzalanmıştır. Buna göre Türkler Yunanistan’dan ülkemize, Rumlar da ülkemizden Yunanistan’a göç etmiştir. Rejim, etnik ve dinî baskılar sebebiyle Balkanlarda yaşayan çok sayıda soydaşımız Anadolu’ya göç etmiştir. Ülkemizden 1960’lı yıllardan itibaren Avrupa ülkelerindeki işçi ihtiyacını karşılamak için göç edenler olmuştur. Bu amaçla Almanya ile 1961 yılında işçi alım anlaşması imzalanmıştır. Bu gün yurt dışına işçi olarak giden ve orada yaşayan vatandaşlarımızın sayısı oldukça fazladır. Bunların bir kısmı o ülkede kendiişlerini kurmuşlardır.

Dış Göçün Sonuçları: İşçi göçü, ülkemizdeki işsizliğin azalması ve ekonomimize döviz kazandırması açısından önemlidir.

Beyin göçü: Dışgöçün bir çeşididir. Yükseköğrenim görmüş, nitelikli, alanında uzman kişiler daha gelişmiş ülkelere göç etmektedirler. Özellikle geri kalmış veya az gelişmiş ülkelerin kalkınma umudu, yetiştirdikleri uzmanlardır. Bunlar, daha iyi şartlarda çalışma ve yaşama imkânlarını gelişmiş ülkelerde aramaktadırlar. Beyin göçü olarak adlandırılan bu olay, geri kalmış ülkelerin gelişmesini daha da geciktirmektedir.

D)Eğitim ve Çalışma Hakkı

Hak: Bireyin diğer insanlarınkine müdahale etmeden kendi hayatına yön verme özgürlüğü ve hukuk düzeninin kişilere sağladığı yetkidir.Eğitim ve öğrenim hakkı ve bu hakkın nasıl kullanılacağı, yasal düzenlemeler ile ayrıntılı olarak belirlenmiştir. Yasalarımıza göre eğitim herkes için önemli bir hak- tır. Ülkemizde eğitim bütün çocuklar için 12 yıl zorunlu olup devlet okullarında parasızdır. Devlet, yardıma muhtaç başarılı öğrencilerin eğitimini tamamlayabilmeleri için burs ve benzeri yardımlar yapar. Özel eğitime ihtiyacı olan çocukları topluma kazandırmak için gerekli önlemleri alır. Anayasamızın 42. maddesi bu hakları düzenleyerek güvence altına almıştır. Devletimiz, her seviyede eğitim kurumu açarak vatandaşlarının hizmetine sunmuştur. Bunun yanı sıra hayırsever vatandaşlarımız ve sivil toplum kuruluşları da eğitim ve öğretim hizmetlerine katkı sağlamaktadırlar. Vatandaşlarımız, devlete karşı ödev ve sorumlulukları kapsamında sahip olduğu imkânları diğer vatandaşlarımızla paylaşarak okul, derslik, laboratuar, spor salonu gibi tesislerin yapımını üstlenmektedirler. Ayrıca ver- dikleri öğrenim bursları ile maddi durumu yetersiz olan öğrencilerin eğitimini tamamlamalarını sağlamaktadırlar.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI MADDE 42- Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır.Devlet, maddî imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar. Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır.

Nüfusumuzun genç ve dinamik bir yapıya sahip olduğunu, ülkemiz nüfusunun %67’si çalışabilir durumda olduğunu belirtmiştik. Yasalarımızın sağladığı önemli haklardan biri de çalışma hakkıdır.

Anayasamızın 49, 50 ve 60. maddeleri ile çalışma hakkı güvence altına alınarak sosyal güvenlik ile ilgili hususlar düzenlenmiştir.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI MADDE 49- Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.

  1. Çalışma şartları ve dinlenme hakkı

MADDE 50- Kimse, yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz.

Küçükler ve kadınlar ile bedenî ve ruhî yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar.

Dinlenmek, çalışanların hakkıdır.

Sosyal güvenlik hakkı

MADDE 60- Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.

Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar

Herkes, çalışma ve işini özgürce seçme hakkına sahiptir. Ancak ülkemizin en önemli sorunlarından biri de işsizliktir. Çalışabilir nüfusumuzun iş talepleri, devlet ve özel sektör yatırımları ile karşılanmaya çalışılmaktadır. Ülkemizde çalışma hayatını düzenleme ve yürütme görevi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na verilmiştir. Bakanlık, işçi, esnaf, çiftçi, memur ve işverenlerin birbirleri ile ilgili ilişkilerini düzenler ve yönetir. Bu amaçla; çalışanların sosyal güvenliğinden sorumlu olarak Sosyal Güvenlik Kurumu kurulmuştur. Ülkemizde işsizliğin önlenmesi, iş bulma ve iş imkânlarının geliştirilmesi görevini Türkiye İş Kurumu yapmaktadır. Güneydoğu Anadolu Bölgemizde kadınların toplum içindeki yerini geliştirmek amacıyla çalışan Çok Amaçlı Toplum Merkezleri (ÇATOM) faaliyettedir.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çalışma hayatının en önemli sorunlarından biri de çocuk yaşta işçi çalıştırılmasıdır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, dünya çocuklarının korunması için hazırlanmıştır. Türkiye, bu sözleşmeyi 1994 yılında imzalayarak belirlenen şartları uygulamayı kabul etmiş ve yasal düzenlemeleri yapmıştır. Ülkemizde de çocuklar, aşağıda verilen, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 32. maddesinde belirtilen şartlarda çalıştırılabilirler.

“1. Taraf Devletler, çocuğun ekonomik sömürüye ve her türlü tehlikeli işte ya da eğitimine zarar verecek ya da sağlığı ve bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ya da toplumsal gelişmesi için zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılmasına karşı korunma hakkını kabul eder.

  1. Taraf Devletler özellikle şu önlemleri alırlar:
  2. a) İşe kabul için bir ya da birden çok asgari yaş sınırı tespit ederler.
  3. b) Çalışmanın saat olarak süresi ve koşullarına ilişkin uygun düzenlemeleri yaparlar.”

ÖZET: Ülkemizde herkese eğitim hakkı sağlanmıştır. Genç ve dinamik nüfusun fazla olması okul ve iş ihtiyacını arttırır. 12 yıllık eğitimin yasalarla zorunlu olduğu yurdumuzda eğitim seviyesi hızla yükselmektedir. Fazla olan iş gücü, bölgeler ve ülkeler arasında işçi göçlerine neden olmaktadır. Ülkemizde herkes işini özgürce belirleme hakkına sahip olup çalışan hakları gelişmiş ülkeler seviyesindedir.

E)Yerleşme ve Seyehat Özgürlüğü

Yerleşme: İnsanların boş bir bölge- ye ekonomik fayda sağlamak için konut yapması ve yaşama yeri olarak seçmesi.

Kazanım:

  1. Yerleşme ve seyahat özgürlüğünü açıklar.

İnsanlar, farklı amaçlar için bir yerden başka yerlere seyahat etmektedirler. Beslenme, barınma ve yaşam için yeni yerler aramak amacıyla başlayan ilk seyahatler günümüzde daha sık yapılmaktadır. Dünya nüfusunun artması ve ulaşım teknolojisindeki gelişmeler, seyahatin önem kazanmasına sebep olmuştur.

Vatandaşlarımız ülke sınırları içinde istedikleri yere gidebilir ve yerleşebilirler. İnsanlar hayatlarını en kolay ve rahat sürdürebilecekleri ortamları tercih etmektedir. Yükselti, engebe, su kaynaklarının varlığı, tarım toprakları, iklim özellikleri gibi fiziki şartlar ile madencilik, sanayi, ticaret, turizm ve ulaşım gibi ekonomik faaliyetler bu seçimi etkileyen faktörlerdir. Ülkemizin doğal özellikleri genellikle yerleşmeye uygundur. Bununla birlikte yüksek ve engebeli alanlar, iklim özellikleri bazı yerlerde yerleşme ve seyahati zorlaştırır. Ulaşım ve tarım imkânlarının kısıtlı olduğu engebeli alanlarda yerleşmeler küçük ve az nüfusludur. Türkiye’de 35 binden fazla köyün bulunması bu yüzdendir. Fiziki şartlar nedeniyle yerleşmelerin az nüfuslu ve dağınık olması ulaşım maliyetini yükseltir, seyahati zorlaştırır.

Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Devlet; adaletli bir hukuk düzeni ile kişilerin özgürlüklerini korur ve onlara eşit haklar verir. Verilen haklar, anayasa ve yasalarla güvence altına alınır. Anayasamızın 23. maddesine göre herkes yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir. Bu madde, vatandaşlarımızın yerleşme ve seyahat hakkını düzenlemekte ve kullanış biçimini açıklamaktadır. Belirtilen bu haklar ve sağlanan özgürlükler, anayasada belirtilen durumlarda kısıtlanabilir. Kısıtlamaların uygulanması, çıkarılan yasalar ve mahkeme kararlarına bağlıdır.

ÖZET: Vatandaşlarımız ülke içinde istedikleri yerlere seyahat edebilir ve yerleşebilir. Bu hak, yasalarla güvence altına alınmıştır. Ancak b

İletişim ve İnsan İlişkileri

İLETİŞİM VE İNSAN İLİŞKİLERİ

İLETİŞİM: karşılıklı bilgi alışverişi amacına yönelik bütün etkinliklere denir.
*Bir insan karşısındakinin sözlerini yanlış anlarsa yada onun söyledikleri ile ilgili olmayan bir tepki verirse, bu durumda iletişim çatışması yaşanmış olur.Olumlu İletişim Kurmak İçin: Yapılması Gerekenler
1-Haksız eleştiri yapmamalı
2-Hatanızı kabul edin
3-Gereksiz tartışmaya girmeyin
4-Konuyu anlamadan itiraz etmeyin
5-Kendinizi büyük görmeyin
6-Görünüşünüze dikkat edin

7-Jest ve mimikleriniz doğal olsun
8-İyimser olun
9-Sevgiye ve saygıya önem verin
10-Karşınızdakini dinlemeyi bilin
*Beden dili iletişimde %60 oranında etkilidir.
11-İletişimde açık ve net olun
12-Dili iyi kullanın
13-Empati kurmayı unutmayın
14-Konuşurken ya da dinlerken göz teması kurun
15-Hoşgörülü olun *İletişim çatışmasında yaş, kültür seviyesi, ekonomik duru, yetişme ortamı, psikolojik yapı, eğitim yapısı etkendir.

KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI
Televizyon, internet, radyo, gazete, dergi
TRT: 1964 yılında kuruldu. 1968’de ilk televizyon yayınlarına başladı. İlk genel müdürü Adnan ÖZTRAK’ dır.
Ülkemizde en etkili kitle iletişim aracı televizyondur. İnsanların giyim tarzını, konuşma şeklini, hayata bakışını, olaylar karşısında duygularını, diğer insanlar hakkındaki düşüncelerini etkilemektedir.

*Kitle iletişim araçları toplumun geniş kesimlerine ileti (mesaj) dağıtan araçlardır. Yazılı olanlar gazete, dergi, broşür, kitap; görsel olanlar televizyon, bilgisayar (internet), CD, film, sinema, radyodur.
*Televizyonun iyi yanları: TV dünyaya açılan bir penceredir. Dünyada ki birçok olayı anında öğrenebiliyoruz. Aile bütünlüğünü sağlar. Aydınlatıcı ve eğlendiricidir.
*Televizyonun kötü yanları: pasif bir etkinliktir. Hareket gerektirmez. Şiddet programları çocukları etkilemektedir. Komşuluk ilişkilerini öldürür.

*Temel Haklar ve Ödevler
20. Madde: Özel Hayatın Gizliliği: herkes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.

*1994 yılında Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) kurulmuştur. RTÜK yayın ilkelerine aykırı yayın yapan kanalları cezalandırır.

21. Madde: Konut Dokunulmazlığı: Kimsenin konutuna dokunulamaz. Hakim yada yetkili kılınmış makamın emri olmadan bir kişinin konutuna girilemez, arama yapılamaz.
Başlıca Temel Haklar:
1)Yaşama hakkı(17.)
2)Kişi dokunulmazlığı hakkı(17.)
3)Sağlık hakkı(56.)
4)eğitim hakkı(42.)
5)Dilekçe hakkı(74.)
6)özel yaşam gizliliği hakkı(20.)
7)Konut dokunulmazlığı hakkı(21.)
8)Seçme ve seçilme hakkı(67.)

Başlıca Temel Özgürlükler:
*Düşünce kanaat ve ifade özgürlüğü(26.)
*Basın özgürlüğü(28.)
*Din ve vicdan özgürlüğü(24.)
*Haberleşme özgürlüğü(22.)
*Yerleşme ve seyahat(23.)
*Toplantı hak ve seyahat özgürlüğü(23.)
*Bilim ve sanat özgürlüğü(27.)
Temel hak ve özgürlükler savaş.seferberlik,sıkı yönetim,olağan üstü hal,kamu sağlığı ve kamu güvenliği durumlarında devlet tarafından kısıtlanabilir.

Atatürk ve İletişim
*Sivas Kongresi sonunda alınan kararları halka duyurmak amacıyla İrade-i Milliye adlı gazete çıkarıldı. (Atatürk benim gazetem demiştir.)
*10 Ocak 1920′ de Yunus Nadi ve Halide *Edip tarafından Anadolu Ajansı (AA) kuruldu.
*7 Ekim 1920:İlk resmi gazete (Ceride-i Resmiye) yayın hayatına başladı.
*18 Kasım 1927 Ankara Radyosu yayına başladı.

Tekzip: Bir kişi ya da kurum hakkında gerçeğe aykırı yayın yapıldığında, yayınlanması istenen düzeltme ve cevap yazısıdır.
*Kitle İletişim Araçlarının Amaçları:
1-Haber verme
2-Eğitim
3-Reklam
4-Denetim ve eleştiri
5-Eğlendirme
6-Kamuoyu oluşturma

İletişim Niçin Gereklidir?
*İnsan toplumsal bir varlıktır. Ve sürekli iletişim ihtiyacı içerisindedir.
*İletişim kültürünün oluşumunda ve gelişiminde önemli bir rol oynar.
*İletişim insanlar arasında ki bilgi alışverişini sağlar.
*İletişim toplumsal düzenin oluşmasında önemli bir rol oynar.
ETKİLİ İLETİŞİM
Toplumsal barış ve huzurun sağlanmasında kişiler arası iletişim çok önemli bir yer tutmaktadır.
Etkili iletişim yöntemini benimsemek ve bunu ilişkilerimizde doğru olarak kullanabilmek için iletişim engellerini bilmekte yarar vardır. İnsanlar arası etkileşim ve olumlu iletişimi engelleyen etmenleri şöyle sıralayabiliriz:

Kendi düşünce fikirlerimizi tek doğru olarak benimsemek, başkalarının fikir, düşünce ve duygularını önemsememek ve saygı göstermemek. İnsanların birbirleriyle yaptıkları iletişimde televizyonda ki tartışma programlarında bunu görmek mümkündür. Birçok insanın kendi fikirlerini tek doğru olarak anlattığını, karşısında ki insanın fikir ve düşüncesine değer vermediğini saygı göstermediğini görmekteyiz. Böyle bir durumda ise kişiler arasında olumlu ve etkili iletişimden söz edilemez.

2016 TEOG Sınavı Ne Zaman?

2016 TEOG SINAVI TARİHLERİ 

2016 TEOG ortak sınav takvimi açıklandı.2015-2016 eğitim öğretim yılında;

Temel eğitimden Ortaöğretime Geçiş sistemi kapsamında 8. sınıf öğrencilerinin gireceği merkezi ortak sınavlar, birinci dönem 25-26 Kasım 2015 ikinci dönem ise 27-28 Nisan 2016′da yapılacak.

TEOG 2016 SINAVINDA SORULACAK TOPLAM SORU SAYISI

TEOG SINAVINDA TOPLAM SORU SAYISI

Birinci oturumda Türkçe, matematik, din kültürü ve ahlak bilgisi, ikinci oturumda ise fen ve teknoloji, T.C. inkılap tarihi ve Atatürkçülük ile yabancı dil ders yazılıları gerçekleştirilecek. Her ders yazılısında, 20 sorunun yanıtlanması için öğrencilere 40’ar dakika süre verilecek. Dinlenme süresi ise 30’ar dakika olacak.

Özel eğitime ihtiyacı olan öğrencilere ise alacakları sınav hizmetinden dolayı, her bir ders için sınav süresi 55’er dakika, dinlenme süresi ise 15’er dakika verilecek.

Ortak sınavlarda A, B, C ve D Kitapçığı olmak üzere 4 kitapçık verilecek. Her bir ders sınavı için salonlara 20’şer öğrenci yerleştirecek, öğrencilerin sıralara tek tek oturtulması sağlanacak.

TEOG deneme testlerine Milli Eğitim Bakanlığının (odsgm.meb.gov.tr/test/) adresinden ücretsiz olarak ulaşılabiliyor

TEOG sınav takvimine göre ikinci dönemde sınavlar 27 ve 28 Nisan 2016’da yapılacak. Ardından 14 ve 15 Mayıs 2016 tarihlerinde ise mazeret sınavları gerçekleştirilecek. Sınav sonuçları ise Haziran ayında açıklanacak.

 TEOG ikinci dönem sınav sonuçları Haziran ayında açıklanacak. TEOG sınav sonuçları Haziran ayında MEB (https://e-okul.meb.gov.tr/) adresinden açıklanacak.

Animals (Hayvanlar) (1)

ANIMALS (HAYVANLAR) 

Animals (Hayvanlar)

Ciflik-Hayvanat-Bahçesi

Bu ünitemizde  daha önce öğrendiğimiz ( Animals) hayvanların günlük yaşamlarında normal olarak yapabildikleri davranışları öğreneceğiz.

Onları nasıl göstereceğimizi kaç tane olduğunu ev hangilerinden hoşlanıp hoşlanmadığını da öğreneceğiz

Şimdi Animals ( hayvanlar )  ünitemizde  öğreneceğimiz kelimelerle başlayalım : 

cow : inek
goat : keçi
giraffe : zürafa
crocodile : timsah
snake : yılan
kangaroo : kanguru
horse : at
chicken : tavuk, piliç
sheep : koyun(lar)
rabbit : tavşan
lion : aslan
elephant : fil
monkey : maymun
tiger : kaplan
donkey : eşek
duck : ördek
hippo : hipopotam
zebra : zebra
bird : kuş

Like__ Kalıbı  ile sevip hoşlandığımız davranışlar ve nesneleri anlatırız.. Don’t / Doesn’t Like ile beğenmediğimiz veya başkalarının da beğenmediği nesneler ve davranışlar anlatılır

Like/  Does’nt like ve Don’t Like ile ilgili örnekleri inceleyelim :

I like fish, but I don’t like whales.
(Ben balıkları severim, fakat balinaları sevmem.)
I like cats, but I don’t like mice.
(Ben kedileri severim, fakat fareleri sevmem.)

I like monkeys, but I don’t like snakes.
(Ben maymunları severim, fakat yılanları sevmem.)

I like hippos, but I don’t like crocodiles.
(Ben hipopotamları severim, fakat timsahları sevmem.)

Can Kalıbı 

I can skateboard ( ben kayak yapabilirim
I can walk. (Ben yürüyebilirim.)
I can speak English. (Ben İngilizce konuşabilirim.)

I can swim. (Ben yüzebilirim.)
I can run. (Ben koşabilirim.)

I can play basketball ( ben basketbol oynayabilirim) gibi.

Şimdi hayvanların rahatça yapabilecekleri kendilerine ait davranışları örneklerle inceleyelim :

A cat can climb the trees. (Kedi ağaca tırmanabilir.)
A fish can swim. (Balık yüzebilir.)
A bird can sing. (Kuş ötebilir.)
A parrot can talk. (Papağan konuşabilir.)A dog can bark. (Köpek havlayabilir.)

CAN’T Kalıbı

Yapılamayacak davranışları anlatır.

CAn’t kalıbı ile ilgili örnekler : 

A cow can’t fly. (İnek uçamaz.)
A fish can’t walk. (Balık yürüyemez.)
A tiger can’t swing. (Kaplan sallanamaz.)
A horse can’t climb the trees. (At ağaca tırmanamaz.)
A monkey can’t speak. (Maymun konuşamaz.)

BUT kalıbı

Olumlu ve olumsuz eylemleri birbirine bağlar. Örnekleri inceleyiniz.

A snake can creep, but it can’t walk. (Yılan sürünebilir, fakat yürüyemez.)
A fish can swim, but it can’t walk. (Balık yüzebilir, fakat yürüyemez.)
A tiger can hunt, but it can’t fish. (Kaplan avlanabilir, fakat balık tutamaz.)

An elephant can walk, but it can’t fly. (Fil yürüyebilir, fakat uçamaz.)
A cow can run, but it can’t swing. (İnek koşabilir, fakat sallanamaz.)

Fruits Meyvalar – How Many / Let’s(1)

Fruits ( Meyvalar)

FIRUITS  ( Meyvalar)

LET’S

IMPERATIVES

HOW MANY

THE SIMPLE PRESENT TENSE

Bu Ünitemizde günlük olarak yediğimiz meyvelerin ingilizcedeki anlamlarını , kaç tane olduğunu , niçin yediğmizi  ve bu meyvelerin renklerini öğreneceğiz.

Bu kelimeleri kesinlikle öğrenmeliyiz.

Şimdi konumuzda kullanacağımız meyve isimlerini örnek olarak yazalım .

toplu meyve

apple : elma strawberry : çilek cake : kek
pizza : pizza banana : muz melon : kavun
lemon : limon grapefruit : greyfurt grapes : üzüm; üzüm tanesi
orange : portakal watermelon : karpuz peach : şeftali
broccoli : brokoli ; karnıbahar water : su honey : bal
milk : süt cheese : peynir fruit juice : meyva suyu
sandwich : sandviç chocolate : çikolata ice-cream : dondurma
cherry : kiraz pineapple : ananas kiwi : kivi
apricot : kayısı plum : erik mango : mango

 These are ____ They  are ___  Kalıbı

Bu kalıp, çoğul sebze ve meyvaların adını ve rengini söylememize yarar.

Örnekleri inceleyiniz.

These are oranges. They are orange. (Bunlar portakallar. Onlar turuncu renkte.)
These are grapes. They are green. (Bunlar üzüm. Onlar yeşil renkte.)
These are lemons. They are yellow. (Bunlar limonlar. Onlar sarı renkte.)

– WHAT IS THİS? & WHAT ARE THESE? –

Bu soru kalıpları ile (yakındaki) tekili ve çoğul nesnenin ne olduğu öğrenilir. Örnekleri inceleyiniz.

– What is this? / – It is an cake. (- Bu nedir? / – O bir kek.)
– What is this? / – It is a broccoli. (- Bu nedir? / – O bir karnabahar (brokoli))
– What are these? / – They are strawberries. (- Bunler nedir? / – Onlar çilekler.)
– What are these? / – They are sandwiches. (- Bunlar nedir?) / – Onlar sandviçler.)
 IMPERATIVES (EMİR CÜMLELERİ) 

Kişi veya kişilere yapmaları gereken eylemi anlatan cümleye imperative (emir cümlesi) denir. Bu yapı verb (fiil) ile başlar.

Örnekleri inceleyiniz.

Show me apples! (Bana elmaları göster!)
Smell the melons! (Kavunları kokla!)
Give me a banana! (Bana bir muz ver!)
Make fruid salad! (Meyva salatası yap!)
Cut the peaches! (Şeftalileri kes!)
Eat the grapes! (Üzüm ye!)
Colour the lemons! (Limonları (Limon resimlerini) boya!)
Buy a watermelon! (Bir tane karpuz satın al!)

HOW MANY _________ ? –
Bu kalıp, bir yerde bulunan nesnenin kaç tane olduğunu öğrenmemizi sağlar.

Örnekleri inceleyiniz.

 How many toasts? (- Kaç tane tost var?)
There are six toasts. (- Altı tane tost var.)
How many pizzas? (- Kaç tane pizza var.)

 How many bananas? (- Kaç tane muz var?)
There are two bananas. (- Üç tane muz var.)
How many apples? (- Kaç tane elma var?)
There are four apples. (- Dört tane elma var.)
There is a pizza. (- Bir tane pizza var.)

-THE SIMPLE PRESENT TENSE (BASİT GENİŞ ZAMAN) –

Hergün yaptığımız – tekrarladığımız – eylem(ler)i anlatır.

Örnekleri inceleyiniz.

I eat an apple every day. (Ben hergün bir elma yerim.)
I eat a banana every day. (Ben hergün bir muz yerim.)
I like sandwiches. (Ben sandviçleri severim.)
He / She ile başlayan olumlu cümlede verb (fiil) – s veya – es eklerinden birini alır. Örnekleri inceleyiniz.
Rose eats oranges. (Rose portakal yer.)
Erdal drinks milk every morning. (Erdal her sabah süt içer.)
Sally always eats a toast every day. (Sally hergün daima bir tost yer.)
Cümlede don’t varsa, yapı olumsuzdur. Örnekleri inceleyiniz.
I don’t eat three apples every day. (Ben hergün üç elma yemem.)
I don’t like lemons. (Ben limonu sevmem.)
I don’t love fruid salad. (Ben meyva salatasını çok sevmem.)
Cümlede doesn’t varsa, yapı olumsuzdur. Örnekleri inceliyiniz.
Hakan doesn’t drink tea every morning. (Hakan her sabah çay içmez.)
Mary doesn’t have a sandwich every morning. (Mary her sabah sandviç yemez.)
He doesn’t like grapefruits. (O greyfurt sevmez.)

Do veya Does ile başlayan cümleler soru halindedir. Olumlu cevaba Yes, olumsuza No ile başlanır.

Örnekleri inceleyiniz.
– Do you eat bananas? (Sen muz yer misin?)
– Yes, I do. (Yes, I eat bananas.) (Evet, ben muz yerim.)
– Do you drink milk every morning? (Sen her sabah süt içer misin?)
– Yes, I do. (Yes, I drink milk every morning. (Evet, ben her sabah süt içerim.)
– Do you drink tea every morning? (Sen her sabah çay içer misin?)
– No, I don’t. (No, I don’t drink tea every morning.) (Hayır, ben her sabah çay içmem.)
– Do you like pears? (Sen armut sever misin?)
– No, I don’t. (No, I don’t like pears.) (Hayır ben armut sevmem.)
– Does Erdal drink milk every morning? (Erdal her sabah süt içer mi?)
– Yes, he does. (Yes, he drinks milk every morning. (Evet, o her sabah süt içer.)
– Does Sally eat a toast every morning? (Sally her sabah tost yer mi?)
– Yes, she does. (Yes, she eats a toast every morning. (Evet, o her sabah bir tost yer.)
– Does Teddy like honey? (Teddy bal sever mi?)
– No, he doesn’t. (No, he doesn’t like honey.) (Hayır, o bal sevmez.)
– Does Rose drink tea every morning? (Rose her sabah çay içer mi?)
– No, she doesn’t. (No, she doesn’t drink tea every morning.) (Hayır, o her sabah çay içmez.)

Örüntü ve Süslemeler(1)

ÖRÜNTÜ VE SÜSLEMELER

 Örüntü Nedir?
Belirli bir kurala göre düzenli bir şekilde tekrar eden veya genişleyen şekil ya da sayı dizisine örüntü denir. Örüntüler eş yada benzer çokgenler kullanılarak oluşturulur.

Örneğin, kağıttan birbirine eş bir sürü üçgen şeklini kestiniz.
Bunlarla bulmaca gibi balık, kuş,ev,halı,kare,dikdörtg en gibi farklı desenlerde yeni şekiller meydana getirebilirsiniz.İşte bu oluşturduğunuz yeni şekillere örüntü adı verilir.

Örüntü ile ilgili örnek sorular :

örüntü örnek

örüntü 2

PETS Konu Anlatımı : WHAT & WHERE & ON / IN / UNDER / NEAR & THERE IS / ARE & HOW MANY & HAVE / HAS GOT (1)

PETS  Konu Anlatımı :

WHAT & WHERE & ON / IN / UNDER / NEAR & THERE IS / ARE & HOW MANY & HAVE / HAS GOT …

Bu Ünitemizde ingilizcede PETS anlamına gelen evlerde beslediğimiz evcil hayvanların ve diğer hayvanların  neler olduğunu onların nerede olduğunu , kaç tane ve hangi nesnenin neresinde olduğunu öğreneceğiz

pets

PETS (Evlerde Beslenen Evcil Hayvanlar ve Diğer Hayvanlar )

Frog : kurbağa

Dog : köpek

Snake : yılan

Donkey : eşek

Hamster : cırlak sıçan

Sheep : koyun

Butterfly : kelebek

Bird : kuş

Fish : balık

Rabbit : tavşan
Mouse : fare

Duck : ördek

Turkey : hindi
Hen : tavuk

Cat : kedi

Turtle : kaplumbağa

Cock : horoz

Parrot : papağan
Horse : at

frog : kurbağa

Snake : yılan
Butterfly : kelebek

cat : kedi dog : köpek turtle : kaplumbağa
bird : kuş fish : balık rabbit : tavşan
mouse : fare duck : ördek turkey : hindi
hen : tavuk cock : horoz parrot : papağan
horse : at donkey : eşek hamster : cırlak sıçan
sheep : koyun frog : kurbağa snake : yılan
butterfly : kelebek aquarium : akvaryum

What is this? sorusu ile ile yakındaki nesne veya canlının ne olduğu öğrenilir. Örnekleri inceleyiniz.

What is this? (Bu ne?) / This is a turtle. (Bu bir kaplumbağa.)
What is this? (Bu ne?) / This is a fish. (Bu bir balık.)
What is this? (Bu ne?) / This is a rabbit. (Bu bir tavşan.)

What are these / those? sorusu ile yakındaki / uzaktaki nesnelerin ve canlıların ne olduğu öğrenilir. Örnekleri inceleyiniz.

What are these? (Bunlar ne?) These (They) are horses. (Bunlar (Onlar) atlar.)
What are those? (Bunlar ne?) Those (They) are snakes. (Şunlar (Onlar) yılanlar.)
What are these? (Bunlar ne?) These (They) are donkeys. (Bunlar (Onlar) eşekler.)

My favourite pet is __________ . kalıbı ile kişinin en sevdiği evcil hayvan belirtiler.

My favourite pet is a dog. (En sevdiğim hayvan köpektir.)
My favourite pet is a frog. (En sevdiğim hayvan kurbağadır.)
My favourite pet is a donkey. (En sevdiğim hayvan eşektir.)

Where ile nesne veya canlının nerede olduğu öğrenilir. Örnekleri inceleyiniz.

Where is the dog? (Köpek nerede?) / The dog is on the table. (Köpek masanın üzerinde.)
Where is the cat? (Kedi nerede?) / The cat is in the box. (Kedi kutunun içinde.)
Where is the rabbit? (Tavşan nerede?) / The rabbit is under the table. (Tavşan masanın altında.)
Where is the horse? (At nerede?) / The horse is near the donkey. (At eşeğin yanında.)

There is / There are ile bir yerdeki tekil veya çoğul nesnenin / canlının varlığını anlatılır. Örnekleri inceleyiniz.

There is cock in the room. (Odada (Odanın içinde) bir horoz var.)
There is a frog on the table. (Masanın üzerinde bir kurbağa var.)
There are two cats under the bed. (Yatağın altında iki kedi var.)
There are three hamsters near the mouse. (Farenin yanında üç hamster var.)

How many ile nesne veya canlının kaç tane olduğu öğrenilir. Örnekleri inceleyiniz.

– How many cock are there in the garden? (Bahçede kaç tane horoz var?)
– There is a cock in the garden. (Bahçede bir horoz var.)
– How many frogs are there on the table? (Masanın üzerinde kaç tane kurbağa var?)
– There is a frog on the table. (Masanın üzerinde bir tane kurbağa var.)
– How many cats are there under the bed? (Yatağın altında kaç tane kedi var?)
– There are two cats under the bed. (Yatağın altında iki tane kedi var.)
– How many hamsters are there near the mouse? (Farenin yanında kaç tane hamster var?)
– There are three hamsters near the mouse. (Farenin yanında üç hamster var.)

Evimizdeki hayvanların renklerini söylemeyi de öğreniyoruz. Örnekleri inceleyiniz.

The turtle is brown. (Kaplumbağa kahverengidir.)
The rabbit is white. (Tavşan beyazdır.)
The parrot is blue. (Papağan mavidir.)
There is a white rabbit. (Beyaz bir tavşan var.)
There is a grey cat. (Gri renkli bir kedi var.)

Have got / has got kalıpları ile kişi veya kişilerin sahip olduğu nesneler anlatılır. Örnekleri inceleyiniz.

I have got a brown horse. (Ben, kahverengi bir ata sahibim.)
I have got a long snake. (Ben, uzun bir yılana sahibim.)
Rose has got a clever parrot. (Rose, akıllı bir papağana sahip.)

Simple PresenT Tense / Like /Love/ Let’s(1)

IN THE PLAYGORUND Konu Anlatımı :

LET’S & THE SIMPLE PRESENT TENSE

LIKE & LOVE

Simple Present Tense  ( şimdiki zaman )

Bu ünitede hergün veya günlük yaptığımız hareketler veya davranışlar anlatılacaktır. Bazı bilmediğimiz kelimeleri de öğrenmiş olacağız

Öğreneceğimiz yeni kelimelerden bazıları şunlardır : 

jump

play

run

walk 

drink 

smile

dance

play football

play basketball

play golf 

play tennis 

LETS__! 

Yapacağımız bir hareketi yapılmasını önermek için kullanılan kelime LETS__! olur.

Örneklerle bunu anlatalım 

Let’s dance! (Dans edelim!)

Let’s run! (Koşalım!)

Let’s walk! (Yürüyelim!)

Let’s sing! (Şarkı söyleyelim!)

Let’s play football! (Futbol oynayalım!)

Let’s skip a rope! (İp atlayalım!)

Let’s fly a kite! (Uçurtma uçuralım!)

Let’s ride a bicycle! (Bisitlete binelim!)

Let’s climb a tree! (Ağaca tırmanalım!)

Let’s play hide and seek! (Saklambaç oynayalım!)

Sürekli ve sık sık yaptığımız hareketler  anlatmak için I (ben )  kelimesini kullanırız.

Bu yaptığımız hareketler sürekli yaptığımız için simple present tense ( geniş zaman ) zamanıdır

Örnekler 

I sing. (Ben şarkı söylerim.)

I swing. (Ben salıncakta sallanırım.)

I play leapfrog. (Ben birdirbir oynarım.)

I play hide and seek. (Ben saklambaç oynarım.)

I ride a bicycle. (Ben bisiklet binerim.)

I sing. (Ben şarkı söylerim.)

I walk. (Ben yürürüm.)

I skip a rope. (Ben ip atlarım.)

I run. (Ben koşarım.)

Yaptığımız hareketler her zaman sıklıkla yaptığımız hareketler ise  ALWAYS  (herzaman ) , OFTEN ( sıklıkla ) , SOMETIMES  ( bazen )  kelimelerini kullanırız.

I always run. (Ben daima koşarım.)

I sometimes play football. (Ben bazen futbol oynarım.)

I often jump. (Ben sık sık zıplarım.)

I often talk ( ben sık sık konuşurum )

I often play tennis  ( ben sık sık tenis oynarım )

Kendimizi tanıtmak için ise I am Çiğdem ,  I dance kalıbını kullanırız.

I am Gülay  I play basketball. (Ben Gülay . Ben basketbol oynarım.)

I am john   I play basketball. (Ben  John  . Ben basketbol oynarım.)

Do you __________ ? Kalıbı bir eylemin – sizin tarafınızdan – yapılıp yapılamadığını sorar.

Do you dance? (Sen dans eder misin?)

Do you run? (Koşar mısın?)

Do you play hide and seek? (Sen saklambaç oynar mısın?)

Do you skip a rope? (Sen ip atlar mısın?)

Do you walk? (Sen yürür müsün?)

Do you play volleyball? (Sen voleybol oynar mısın?)

Do you play bowling? (Sen bowling oynar mısın?)

Do you sing? (Sen şarkı söyler misin?)

Do you climb a tree? (Sen ağaca tırmanır mısın?)

Sorulan hareketi yapıyorsanız, Yes, I do. şeklinde cevap verirsiniz.

Do you swing? (Sen salıncakta sallanır mısın?)

Yes, I do. (Evet, ben salıncakta sallanırım.)

Do you run? (Sen koşar mısın?)

Yes, I do. (Evet, ben koşarım.)

Sorulan hareketi yapamıyorsanız, No, I don’t. şeklinde cevap verirsiniz.

Do you dance? (Sen dans eder misin?)

No, I don’t. (Hayır, ben dans etmem.)

Do you play hide and seek? (Sen saklambaç oynar mısın?)

No, I don’t. (Hayır, ben saklambaç oynamam.)

LIKE (like )  Kalıbı 

LOVE  (love ) Kalıbı 

 Sevdiğimiz ve hoşlandığmız şeylerden bahsetiğimz zaman kullandığımız kelime kalıbı LIKE veya LOVE  kalıbıdır.

Mesela ben okulu severim deriz. Bunun ingiizce karşılığı I like school .

Like kalıbını örneklerle açıklayalım 

I like football. (Ben futbol severim.)

I like hide and seek. (Ben saklambaç severim.)

I like tennis. (Ben tenis severim.)

I like ice cream  ( ben dondurmayı severim )

I like flowers ( ben  çiçekleri severim )

I love run ( ben koşmayı severim )

I love jump ( ben zıplamayı severim

I love film ( ben film severim ) gibi.

I don’t like / dislike __________ . kalıbı ile sevilmeyen bir şey belirtilir.

I don’t like football. (Ben futbol sevmem.)

I don’t like films. (Ben filmleri sevmem.)

I don’t like seesaw. (Ben tahterevalli sevmem.)

I dislike golf. (Ben golf sevmem.)

I dislike hide and seek. (Ben saklambaç sevmem.)

I dislike tennis. (Ben tenis sevmem.)

Do you like / love__________ ? Soru kalıbı ile bir şeyi sevip vermediğiniz sorulur.

Do you like football? (Sen futbol sever misin?)

Do you like the Internet? (Sen internet sever misin?)

Do you like films? (Sen filmleri sever misin?)

Do you like hide and seek? (Sen saklambaç sever misin?)

Do you love table tennis? (Sen masa tenisi sever misin?)

Do you love volleyball? (Sen voleybol sever misin?)

Do you love leapfrog? (Sen birdirbir sever misin?)

Sorulan şeyi seviyorsanız, Yes, I do. şeklinde cevap verirsiniz.

Sorulan şeyi sevmiyorsanız, No, I don’t. şeklinde cevap verirsiniz.

 

Numbers Konu Anlatımı(1)

NUMBERS  Konu Anlatımı :

NUMBERS & A / AN & THERE IS / THERE ARE & HOW MANY

numbers-ingilizce-sayilar-konu-anlatimi

İngilizcede de Türkçede olduğu gibi sayılar vardır. Şimdi bu sayıları ve Türkçe karşılıklarını öğrenelim 

1 – One (Bir)
2- Two (iki)
3- Three (Üç)
4- Four (Dört)
5- Five (Beş)
6- Six (Altı)
7- Seven (Yedi)
8- Eight (Sekiz)
9- Nine (Dokuz)
10- Ten (On)
11- Eleven (Onbir)
12- Twelve (Oniki)
13- Thirteen (Onüç)
14- Fourteen (Ondört)
15- Fifteen (Onbeş)
16- Sixteen (Onaltı)
17- Seventeen (Onyedi)
18- Eighteen (Onsekiz)
19- Nineteen (Ondokuz)
20- Twenty (Yirmi)
10- Ten (On)
20- Twenty (Yirmi)
30- Thirty (Otuz)
40- Forty (Kırk)
50- Fifty (Elli)
60- Sixty (Altmış)
70- Seventy (Yetmiş)
80- Eighty (Seksen)
90- Ninety (Doksan)
100- A Hundred (Yüz)
1st – First (Birinci)
2nd- Second (İkinci)
3rd- Third (Üçüncü)
4th- Fourth (Dördüncü)
5th- Fifth (Beşinci)
6th- Sixth (Altıncı)
7th- Seventh (Yedinci)
8th- Eighth (Sekizinci)
9th- Ninth (Dokuzuncu)
10th- Tenth (Onuncu)

NUMBERS ( SAYILAR )

Bir nesnenin Kaç tane olduğunu ifade etmek için NUMBERS  (sayılar ) kullanılır.

One desk – two desks (bir sıra – iki sıra),

One board – five boards (bir yazı tahtası – beş yazı tahtası),

One book – six books (bir kitap – altı kitap) …

A/AN

A-an isimlerin önüne gelir ve onların bütün benzerleri içinden “ herhangi bir “ tanesi olduğunu belirtmeye yarar.
Örneğin bir keçi sürüsünden hiç ayrım yapmadan bir tanesini seçelim. Bu seçtiğimiz keçi herhangi bir özelliği olmayan, bütün benzerleri içinden sadece herhangi biridir.

İsimler sessiz bir harf ile başlıyorsa önüne (a), sesli bir harf ile başlıyorsa (an) getirilir.

A ve AN  kelimesi eşyanın isminden önce gelir 

Örnekler 

a pencil (bir kalem)

a book (bir kitap)

a teacher (bir öğretmen)

an apple (bir elma)

an engineer (bir mühendis)

an inspector (bir müfettiş)

a house

an animal

THERE is___ kalıbı 

Tek bir  eşyanın varlığını anlatmak için THERE IS __ kalıbını kullanırız.

There is ile ilgili örnekler 

There is a book ( bir kitap var )

There is a cleaner ( bir silgi var )

There is a teacher (bir öğretmen var. )

There is a desk  ( bir masa var )

There is a phone ( bir telefon var )

There is a printer ( bir yazıcı var )

There is a glasses ( bir gözlük var )

There is a bag ( bir çanta var )

There is an umbrella. (Bir şemsiye var.)

There is an apple. (Bir elma var.)

There is one board. (Bir yazı tahtası var.)

There Are___ Kalıbı

Bir yerdeki birden çok ise  There are __________ . kalıbı kullanılır.

Örneklerimize bakalım : 

There are two crayons. (İki (tane) renkli tebeşir var.)

There are three pencils. (Üç (tane) kurşun kalem var.)

There are three umbrellas. (Üç (tane) şemsiye var.)

There are four apples. (Dört (tane) elma var.)

There are two boards. (İki (tane) yazı tahtası var.)

There are ten books. (On (tane) kitap var.)

How many __________ ? Soru kalıbı

Bir nesnenin kaç adet olduğunu soran kalıp HOW  MANY ? kalıbıdır. HOW MANY  yerine HOW MANY ARE THERE  kalıbını da kullanabiliriz.

Örneklerle açıklayalım : 

How many pencils? (Kaç tane kurşun kalem var?)

Three pencils. (Üç (tane) kurşun kalem var.)

How many umbrellas are there? (Kaç tane şemsiye var?)

There are three umbrellas. (Üç (tane) şemsiye var.)

How many apples? (Kaç tane elma var?)

Four apples. (Dört (tane) elma var.)

How many boards are there? (Kaç tane yazı tahtası var?)

Five boards ( 5 tane yazı tahtası var )

Nesne veya nesnelerin nerede oldukları, in the classroom (sınıfın içinde), in your bag (çantanın içinde), on the table (masanın üzerinde) gibi yer bildiren eklerle belirtilir.

There are two crayons on the table.

(Masanın üzerinde iki tane renkli tebeşir var.)

There are two boards in the classroom.

(Sınıfın içinde iki yazı tahtası var.)

There are three apples in your bag.

(Çantanda üç tane elma var.)

Öğretmeniniz sayıyı bir panoda gösterip sorduğunda What is this? (Bu nedir?) kalıbını kullanabilir. Cevap ise, This is __________ . ile verilir.

What is this? (Bu nedir?)

This is One. (Bu, birdir.)

What is this? (Bu nedir?)

This is Ten. (Bu, ondur.)

What is this? (Bu nedir?)

This is Six. (Bu, altıdır.)

Kişinin yaşı, How old are you? (Kaç yaşındasın?) sorusu ile öğrenilir.

Cevapta ise I am __________ . yapısı kullanılır.

How old are you? (Kaç yaşındasın?)

I am seven. (Yedi yaşındayım.)

How old are you? (Kaç yaşındasın?)

I am ten. (On yaşındayım.)

How old are you? (Kaç yaşındasın?)

I am five. (Beş yaşındayım.)

Kişinin telefon numarası, What is your telephone number? (Senin telefon numaran ne?) sorusu ile öğrenilir. Cevapta ise It is __________ . kalıbı kullanılır.

What is your telephone number? (Senin telefon numaran ne?)

(410 24 53)

It is four – one – zero – two – four – five – three.

What is your telephone number? (Senin telefon numaran ne?)

(924 86 75)

It is nine – two – four – eight – six – seven – five.

What is your telephone number? (Senin telefon numaran ne?)

(523 46 87)

It is five – two – three – four – six – eight – seven.

in The Classroom Konu Anlatımı COMMANDS & REQUESTS & THAT IS & WHAT …

in The Classroom  Konu Anlatımı COMMANDS & REQUESTS & THAT IS & WHAT …

IN THE CLASSROOM (SINIFTA)

Bu ünitede sınıfımızın içindeki eşyaları kullanmayı  öğretmenimizin bizden istedikleri ve yapmasını istediği eylemleri ve sınıf içindeki eşyaları kullanmayı ve  o eşyaların neler olduğunu öğreneceğiz

İsterseniz örnek birkaç cümle ile başlayalım

Close the door! (Kapıyı kapatınız!)

Shut the door!(Kapıyı kapatınız!)

Open the door! (Kapıyı açınız!)

Sit down! (Oturunuz!)

Stand up! (Kalkınız!) vb…

Öğretmenimiz bu emirlerin yapılmasını bizden isterse yapmalıyız. Bu cümlelere Command diyoruz.

Örnekleri başka cümlelerle daha yapalım

Be quiet! – (Sessiz olun )

Listen to the teacher – )Öğretmeni dinleyin)

Do your homework – (Ödevinizi yapın)

Emir cümlelerinın önünde veya sonunda please (lütfen!) kelimesi varsa, bu yapıya da request (rica cümlesi) adı verilir.

Please, close the door! (Close the door, please!) (Lütfen, kapıyı kapatınız!)

Please, shut the door! (Shut the door, please!) (Lütfen, kapıyı kapatınız.)

Please, open the door! (Open the door, please!) (Lütfen, kapıyı açınız!)

Please, sit down! (Sit down, please!) (Lütfen, oturunuz!)

Please, stand up! (Stand up, please!) (Lütfen, ayağa kalkınız!)

Sınıfımızın içinde en çok hangi cümleleri kullanıyoruz.En çok kullandığımız bu cümlelerle ilgili örnekler verelim :

Glue the yam! (İpi yapıştırınız!)

Find the scissors! (Makası bulunuz!)

Follow the path! (Yolu takip ediniz!)

Look at the pictures on the left! (Sol taraftaki resimlere bakınız!)

Give me the book! (Kitabı bana ver!)

Draw a picture! (Resim çiziniz!)

Cut the paper! (Kâğıdı kesiniz!)

Clean the board! (Tahtayı siliniz!)

Open the window! (Pencereyi açınız!)

Close the window! (Pencereyi kapatınız!)

Be quiet ! ( sessiz olunuz )

Sınıfa bilerek veya bilmeyerek geç kaldığımızda öğretmenimize ve arkadaşlarımıza  EXCUES ME  demeliyiz. Yani özür dilerim demeliyiz.

Başka bir özür dileme cümlsi de I am sorry, teacher. I am late. ( üzgünüm , geç kaldım  ) demeliyiz.

Bir konuyu anlamadıysak I don’t underdtand  , Please repeat again ( lütfen tekrarlar mısınız ? demeliyiz.

Sınıf içindeki bazı aktiviteler için kullanılan emir cümlelerini kullanırsanız daha başarılı olursunuz. Bu Cümleler aşağıdaki gibidir. : 

Read! (Oku(yunuz)!)

Write! (Yaz(ınız)!

Speak (Talk)! (Konuş(unuz)!)

Underline! (Altını çiziniz!)

Circle! (Daire içine alınız!)

Paint (Colour)! (Boyayınız!)

Match! (Seçiniz!)

Draw! (Çiziniz!)

Ask! (Sorunuz!)

Birisinin söylediği sözü ifade etmek için Örneğin : 

Murat says ,open the window ( murat ”pencereyi açın” diyor ?

Merve says , please give me your pen ( Merve ”kalemini lütfen verir misin”, diyor ?

Arda says ,clean the board  ( Arda ” tahtayı siliniz ” diyor )

This is a …  Kaıbı

Şimdi sıra sınıf içindeki eşyaları tanımaya geldi. Bir eşyayı tanıtmak için this is a…  kalıbını kullanmalıyız.

Şimdi Bunu örneklerle açıklayalım :

This is a book ( bu bir kitap )

This is a cleaner  bu bir silgi )

This a pen ( bu bir kalem)

This is a bag ( bu bir çanta )

That is a sharpener ( bu bir kalem traş )

Tihs is a desk ( bu bir masa )

Tihs is a chair ( bu bir sandalye )

That İs a…  Kalıbı

Yakınımızda olmayan ama uzağımızda olan nesneler için That İs a _____  kalıbını kullanmalıyız.

That is a___  ile ilgili  örnekler aşağıdaki gibidir.

That is a pencil case. (Şu bir kalem kutusu.)

That is a desk. (Şu bir sıra.)

That is a notebook. (Şu bir defter.)

That is a sharpener. (Şu bir kalem tıraş.)

That is a ruler. (O bir cetvel.)

What is this ? Soru Kalıbı

Yakınımızda bulunan tek varlıklar için kullandığımız soru kalıbı  What is This soru kalıbıdır.

What is this ? sorusu  ile örnekler : 

What is this? (Bu nedir?) It is a chair. (O bir sandalye(dir).)

What is this? (Bu nedir?) It is a board. (O bir yazı tahtası(dır).)

What is this? (Bu nedir?) It is a desk. (O bir sıra(dır).)

What is this ? Soru Kalıbı

Uzağımızda  bulunan tek varlıklar için kullandığımız soru kalıbı  What is That ? soru kalıbını kullanmalıyız

What is that ? sorusu  ile ilgili örnekler :

What is that? (Şu nedir?) It is a book. (O bir kitap(dır).)

What is that? (Şu nedir?) It is a pencil. (O bir kurşun kalem(dir).)

What is that? (Şu nedir?) It is a ruler. (O bir cetvel(dir).)

What is that? (Şu nedir?) It is a board ( o bir tahtadır )